Hikayeler

adı bende saklı
Okunma: 53
Yasemin Sema - Mesaj Gönder


sene 1998. aylardan mayıs . altı ayı aşkın süredir mektuplaştığı uzak deniz kaptanıydı tayfun. yirmibir  
yaşındaki genç bir kadının hayallerini süslediğini biliyordu.
uzun deniz seferinden dönünce heyecanla aradı mektuplaştığı genç kadını. bu kez bir ay kalacağım
istanbulda. ben gitmeden gelmeni istiyorum istanbul'a. 'bitsin artık bu içimdeki tarifsiz özlem. iki büyük
aşkımla buluşayım' dedi kadına. kadın soldu sarardı iki büyük aşk sözcüğünü duyunca.. fotograflarından
tanıdığı adamın telefonun öbür ucunda tatlı kahkahasını duydu.. ah benim tatlı sevgilim.. -iki büyük aşkımın
biri sensin biri istanbul dedi. kadının yüreğindeki hüzün biraz hafifledi. ama yinede tam olarak
anlamlandıramadı bir adamın bir kadına aşkı gibi bir şehri sevmesini..
belki biraz kıskandı. çünkü adam mektuplarında istanbulu bir masal diyarı gibi uzun uzun anlatıyordu. sanki
dokununca şehir canlanacakmış gibi hayal etti kadın. adamın tasvirlerinde kadının gerdanlığıydı boğaz
köprüsü. ışıklar içinde capcanlı diyordu. -sende istanbul gibisin kadınım. onun içinde hissettiğim hazzı sana
sarıldığımda da hissedeceğimden eminim..
adam günlerce belki aylarca uzak kaldığı zamanlarda istanbula duyduğu hasretliği kadının beyninede
betimlemişti iyice mektuplarında. büyük gün yaklaştıkça kadının minik yüreği kafesteki bir kuş gibi
çırpınıyordu..
özgürlüğe, hayallerinin aşkı olduğuna inandığı adama kavuşmak için. yaşadığı şehrin tutuculuğundan
uzakta istanbulda istediği şekilde bir yaşam sürebilecekti. geri dönmemek üzere gidecekti. yanına onun için
gerekli olan tüm resmi belgeleride almıştı. yinede içinde bir yerlerde ya bir şeyler ters giderse endişesi vardı.
cep telefonlarının yeni çıktığı zamanlardı . tayfunu ilk kez cep telefonundan aradı. uzun uzun çaldı telefon
ama karşı taraftan cevap alamadı. çok sürmedi . tayfun aradı kadını ev telefonundan. arkada çocuk sesleri.
kadın merhaba dedi sonra sordu nasılsın diye?
adam duraksamadan teşekkür etti.
çocuklar kim? dedi kadın.
adam çocuk parkındayım dedi.
sesten duymamışım senin aradığını.
kadın kendi endişesinden olsa gerek 'neden çocuk parkındasın ' diye sormadı.
- tayfun, ben senden bir şey rica edebilir miyim?
adam tabii ki ne istersen söyle çekinme dedi.
kadın uçak biletinin sadece özgürlüğe hayallerine gidiş olarak kalmasını istemiyordu. bir de her ihtimale
karşı dönüşü olsun. adama endişelerinden bahsetmedi.
-dönüş biletini de şimdiden alabilir miyiz? dedi.
adam telefonun öbür ucunda sessiz kaldı bir süre . sonra - tamam alırız dedi.
ertesi gün istanbula hem gidiş hemde dönüş bileti alınmıştı. hemde aynı gün için. kadın bu kadar hızlı
herşeyin hallolmasına sevindi. biletin gidiş dönüş olarak neden aynı güne alındığını sormak gelmedi aklına.
yolculuk günü geldi. küçük bir sırt çantası ile hazırdı .hayallerine kavuşmak için önünde bir saat on beş
dakika süreceğini öğrendiği uçak seyahatı vardı..
uçağa ilk kez binecek olmanında heyecanı yüreğinin sürekli hızlı ritimde atmasına ve başının dönmesine
sebep oluyordu. çocukluğundan beri şarkılarını severek dinlediği sezen aksu yeni bir albüm çıkarmıştı.
"Adı bende saklı" albümündeki 'Ben sende tutuklu kaldım' şarkısı diline dolanmış olarak heyecanını
yenmeye çalışıyordu. yeni aldığı sony marka walkmande kaseti sürekli ileri geri sarıyor aynı şarkıyı defalarca
dinliyordu. uçakta business ayrıcalığı ile seyahat etti.
istanbul havalimanında inince ilk yaptığı şehre seslenmek oldu.
'hoş geldim sevgilimin sevgilisi beni de sarıp sarmala' .
sonra ankesörlü telefondan tayfunun cep telefonunu aradı. - ben geldim.
adamın sesinden anlaşılıyordu ne kadar mutlu olduğu ve sesinin titrediğini.. uzak ülkelerde geçen
zamanlarda konuştuğu yabancı dillerden dolayı türkçedeki ses uyumlarına tam olarak vurgu yapamadığını
kadın ilk kez telefonda konuştuklarında fark etmişti. birazdan o sesin sahibi, yüreğinin yerinden çıkacak
kadar çok atmasına sebep olan o adam; tayfun sarılacaktı ona.
yeşilköyde içhatlar çıkış kapısından dışarı çıktığında tamda fotoğraflarındaki sarışınlıkta, mektuplarında
yazdığı boyu posu ve  sıcacık gülümsemesiyle sevdiği adam karşısındaydı.
sanki kırk yıldır tanışıyorlardı. öyle sıkı sarıldılar ki kadının göğüs kafesi sıkıştı .
aşk bu muydu ?
içinde hissettiği sıcaklıktan kulaklarına kadar kızardığını hissediyordu kadın.
aralarındaki boy farkı nedeniyle ayaklarının yere tekrar basması için tayfuna - beni yere bırakırmısın dedi.
gülüştüler.. mutluluğu her ikisininde gözlerinde görebilirdiniz.
adam,-  açmısın dedi.
kadın, -hayır canım uçakta kahvaltı ikram ettiler, teşekkür ederim dedi.
adam hadi o zaman seni diğer sevgilimle tanıştarayım dedi.
İstanbul rüya gibi göründü kadının gözlerine.. ilk önce adamın iş yerine, sonra boğaz turuna, acıktıklarında
ise yıldız parkındaki Malta köşküne yemeğe gittiler. herşey çok güzel ilerliyordu.
kadının aklına akşam nerede kalacağı geldi yemeklerini beklerken. ve adamın gözlerine bakarak sordu.
adam önce  cevap vermedi.
sonra yemekten sonra sarıyer sırtlarında güzel bir yere gideceğiz orada konuşalım dedi. yemek bitti yıldız
parkında kısa bir gezintiden sonra araçla sarıyere doğru yol aldılar.
kadın walkmanındaki kaseti çıkarıp araç teybine takmıştı. yol boyunca yine 'ben sende tutuklu kaldım'
şarkısını bir çok kez dinlediler.
adam ilk karşılaştıkları enerjisini kaybetmişti.
boğaza hakim manzarası ile emirgan korusuna gittiler. sırayla beyaz, sarı ve pembe köşkü gezdiler. zaman
çok hızlı ilerliyorlardı. kadın yorulduğunu hissetti .
biraz 'istanbulu dinlemek' istiyorum dedi. en yakın banka oturdular.
kadın gözlerini kapatıp duyularının bütün yoğunluğunu kulaklarına yönlendirdi.
önce martı seslerini, vapur düdüklerini, uzaktan gelen araç kornalarını ve insanların koşuşturan ayak
seslerini , sonra yakınındaki adamın nefes alış verişlerini duydu. yedi tepeli istanbulun her bir tepesinden
semaya yükselen ezan sesi de eklendi.
tüylerinin diken diken olduğunu farketti kadın. gözlerini açıp adamın gözlerine baktı. nemliydi. adam yine de
gülümsedi ve kadının ellerini avuçlarının içine aldı.
kadın o zaman farketti adamın yüzük parmağındaki yüzük izini. kendini çok mutlu eden adam, mutlu değildi.
keder akıyordu şimdi yanaklarından. usulca anlattı. 9 yıldır evli olduğunu , bir oğlu olduğunu, parktaki çocuk
seslerini sorduğunda aslında herşeyi anlatmak istediğini.
kadın o zaman anladı geri dönüş için istediği biletin neden aynı günün akşamına alındağını .
sabah onda indiği istanbuldan gece 22 de uçağa binip gitmeden önce defalarca dinlediği 'ben sende tutuklu
kaldım' şarkısını bir daha dinlemeyeceğini...
parktan sessizce kalktılar emirgandaki deniz otobüs durağının yanına park ettileri arabaya doğru ilerlediler.
kadın üşüdüğünü söyledi.
kadının yaşadığı şehirde mayıs ayında havalar çoktan ısınıyordu. oysa istanbulda mayıs ayında geceler hala
soğuktu.
emirgan çay bahçesine oturup birer bardak dumanı tüten bergamot aromalı iki çay içtiler. kadın kendini daha
iyi hissetti.
şimdi ne zaman bergamot aromalı çay içse bir de sezen aksu'nun 'adı bende saklı ' şarkısını dinlese oniki
saat süren ve ona rüya gibi gelen istanbul gelir aklına.
dün akşam eski fotograf albümlerini karıştırıyordum. bir fotografa bakıp kaldım. arkasında sene 1998-
emirgan, sarıyer, İstanbul yazıyordu.

Yasemin Sema, 12 Eylül 2018, Adana.



Yasemin Sema



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6182
2 Firari Fırtına 4249
3 Mustafa Ermişcan 3463
4 Hasan Tabak 3328
5 Nermin Gömleksizoğlu 3025
6 Uğur Kesim 2921
7 Sibel Kaya 2750
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2515
9 Enes Evci 2451
10 E.J.D.E.R *tY 2220

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1451 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com