Romanlar

Karganın Yolculuğu (Fragman 19)
Okunma: 68
Karga Kara - Mesaj Gönder


Gel zaman git zaman krallarla da karşılaşacaktım burada. Bunlardan en ilginçleri Sumanguru ve Sunjata idi. Sumanguru üç baykuş fetişi olan kötü bir kraldı: zalim, hırslı ve kan dökücü. Sunjata ise sağduyulu ve adildi. Sumanguru ve Sunjata’nın savaşları uzun bir hikayedir ama en nihayetinde savaş meydanında sonunun geldiğini Sumanguru’ya ben haber verdim güneşin üstünden geçerek. Nihayet Sunjata’nın oku Sumanguru’yu öldürüp gücünü yok ettikten sonra onun fetişleri olan Baykuşlar da yerde dolaşmaya başladılar. Bu olaydan sonra baykuşlar gündüzleri terk edip gecelerde uçabileceklerdi ancak. Bu yüzden güneş doğduktan sonra uçan bir baykuş görmezsiniz. Çünkü gündüzlerin sahibi ben olmuştum bundan böyle.

İşte bu yüzden bir gece gözümü açıp baykuşun kocaman apaçık gözlerini gördüğümde tamamen hazırlıksızdım. Minerva’nın kuşu böyle öldürdü beni.

Nice karanlıklardan ve göremediğim belki kaç tufandan sonra anılarımla tekrar uyandığımda kuzeyde bir yerlerde Morrigan’dım: Şekil değiştirme, Savaş, Kader, Kehanet ve Ölümün Tanrısı.

Kanlı savaşlardan her iki tarafta beni çağırırdı yardımım için ve ben onları üzerinde güneşi önünden geçip savaş alanını karanlıkta bıraktığımda bütün ordular, bütün askerler beni kendilerinden yana sanırdı. Oysa bu bok ve kan kokan eski savaş meydanları benim beslendiğim yerlerdi ki belki bu yüzden adım savaş tanrısı Morrigan’a çıkmıştı.

Belki çöllerden, bozkırlardan ve beslenme alışkanlıklarımdan dolayı ölümün kokusunu alabiliyorum, gerçekleşen ya da yaklaşan ölümün. Bu yüzden ölümün gelmekte olduğu evlerin önünde beklerken bulurum çoğu zaman kendimi. Bunu insanlar da anlamıştı. Onlar için ölümün habercisi, kehanet kuşuydum ben. Bu yüzden ölümün konaklayacağı savaş meydanlarının üzerinde uçardım ben ve savaşa giden ordular bayraklarına beni koydular sembol olarak. Savaşın ne olduğunu çok iyi bilen bir bilge ise şöyle demişti: “Kara kuzgun, savaş koşumlu savaşçılarımızın cesetleri üzerinde iştahla çığlık atacak; kurt ölüleri parçalayacak.”

Ölürken gördüğüm insanların ruhlarını karanlığa, belleksizliğe taşıdım. Fakat bazı ruhlar arkalarında bıraktıkları yüzünden öyle kederli ve acı dolu olurlardı ki bir türlü karışamazlardı hiçliğe. Bu ruhları dünyaya geri getirirdim bir süre için bırakıp gidemedikleri ne varsa doymaları için, ödemeye zaman bulamadıkları bedelleri ödemeleri için, telafi edebilecekleri büyük hatalarını düzeltmeleri için. Bunu da biliyordu insanlar ki sadece kehanet kuşu değil; hayat ve ölüm arasında uçan kuş da bendim.

Kuzeyde şifacıları, nehirleri, gölleri ve tatlı suları gözettim asırlarca. Karanlığa karışabilmek aydınlığı taşıma gücü veriyordu bana. Burada, bu vahşi kuzeyde yine saygı duydular bana. Orada o soğuk buz diyarında muhteşem kızıl saçlı insan kadınları tanıdım ve aşık oldum onlara. Çünkü onlar o bembeyaz güzelliklerini sözleriyle süsleyip erkekleri kuklaya çevirebilen cesur kadınlardı. İnsana dönüşüp konuştuysam da hemen fark ediyorlardı kuzgun olduğumu. Nasıl oluyorsa görünüşler kandırmıyordu o kadını. Ama kuzgun olduğumu bilse de reddetmedi beni kuzey ormanlarının o güzel kadını. Doğuştan yeteneği vardı açıkgörüşlülüğe ama sırları bilmiyordu. O sırları benden öğreneceğini biliyordu. Belki de bu yüzden beni güvenilir bir tanıdık, bir rehber olarak kabul etti. Ben ise onun erkeği olmak için

Güç ve yeteneklerini karanlık ve hiçlikle sınaması için klavuzluk ettim ona. O ki benden doğacak kızların ve oğulların annesi olacaktı. O kızlar cadı soyunun, oğullar ise şaman soyunun başlangıcı olacaktı bu barbar kavimlerde.

Şamanlığa ve cadılara özenen başka insanlar da vardı, bunun için kanımdan gelmeleri gerektiğini bilmeyen. Ne var ki ben sadece kendi soyumdan olanlara, içinde kuzgun ruhumdan parça taşıyanlara verecektim bir şamana gerekli olan cesaret, bilgelik ve dönüşme gücümü. Bilinçsiz bir boşluktan ve karanlığın içinden bilince anlayışa, iç karanlıktan kurtulmayı öğretmeye çalıştım onlara, bu benim pek çok kez deneyimlediğim bir şeydi çünkü. Bu yüzden durugörü yeteneği olanların koruyucusu rolünü üstlendim onlar için. Zamanla kızlarımın peşine düşeceklerdi insanlar bilinmeyenden korkularından. O zaman dönüşüm yeraltındaki ve göklerdeki karanlıktan getirdiği dönüşüm sırlarını kullanıp kuzguna dönüşerek kaçacaklardı kızlarım ormanların derinliklerine. Bu yüzden neredeyse her ormanın derinliklerinde yalnız bir cadının kulübesi olacaktı, insanlardan gizli.

Benim takipçim olmaya özenen insanlar da Zerdüşt gibi tüylerimi kutsal bildiler. Onurlarını korumak için benim kana bulanmış tüylerimi saklarlardı kavanozlarda. Siyah tüylerimin gizemli olduğunu ve öte aleme geçecek yolu göstereceğime inanıyorlardı. İnsanlar ölümden sonrasının gizeminin sonsuz bir karanlık olduğuna inanmak istemiyorlardı. Oysa buydu tüylerimin siyahlığındaki gizem: hiçlik.

Tanrıların kuşu olmak burada da kaderim olacaktı. Önce Votan’ın sonra Odin’in omuzlarında tüneyecektim. Şöyle demişti Odin: “Odin, Vili ve Ve, dünyanın ortasında kendilerine aileleriyle birlikte yaşamak İçin Asgard denilen bir korunak inşa ettiler. İki kuzgun, Hugin (Düşünce) ve Munin (Bellek) omuzlarında oturur. Odin her gün şafakta onları dünyanın üzerinde uçmaya gönderir. Onlar da döndüklerinde Odin’e gördüklerini ve duyduklarını anlatırlar.”

Yani Odin’in Hugin’i yani düşüncesi ve Munin’i yani hafızası da bendim. Yani aslında Odin bendim. Her gün şafakla dünyayı dolaşmaya çıkar akşam dönünce gördüklerimi Odin’e anlatırdım. Ki Odin diğer Tanrılarla değil benimle yerdi akşam yemeklerini. Bu yüzden Odin’İn adı ‘kuzgunların tanrısı’na çıkacaktı. Ya da aslında tıpkı Apollon gibi Odin de bendim de diğer Tanrılara insan kılığımda yani Odin olarak görünürdüm. Çünkü Odin ve ben o kadar çok birbirimize dönüştük ki sonunda ben mi Odin’im yoksa Odin mi ben anlaşılmaz olmuştu benim için; yani Odin için. Yani kuzey Tanrıları’nın arasına karışmak için ilk Odin’e dönüşen ben miydim, yoksa hiçliğin karanlığına girmek için bana ilk dönüşen Odin miydi, başka dünyaların zamanlarının arasında pek de net hatırlamıyorum artık.



Karga Kara



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6202
2 Firari Fırtına 4264
3 Mustafa Ermişcan 3483
4 Hasan Tabak 3346
5 Nermin Gömleksizoğlu 3039
6 Uğur Kesim 2934
7 Sibel Kaya 2766
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2591
9 Enes Evci 2468
10 E.J.D.E.R *tY 2226

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:172 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com