Romanlar

ismini vermek istemeyen duygular silsilesi
Okunma: 1108
Tapsirma Mahlas - Mesaj Gönder



Özledim seni kavuşmayı hiç tatmamış olsam da;bekledim seni gelince ne yapacağımı bilmesem de; ve sevdim seni,beni sevmediğinden koksam da…
Yine de vazgeçmedim özlemekten ,beklemekten,sevmekten belki de vazgeçemedim.O gün de dün gibi seni sevmeye uyanmıştım oyun içinde oyun gibi yaşam içinde ayrı bir yaşam olmuştu seni sevmek. Yürürken, gülerken, ağlarken ,çalışırken,-kenlerin yorgunluğundan bitap düşmüşken.Mola vermeden sevmiştim seni pişman olmadan diyemem pişman olmuş,düşünmüş,vazgeçmiştim.Sonra belki bir bakışın ya da sözünle tekrar denemiştim sevmeyi.Yılmış tekrar tekrar pişman olmuştum ama vazgeçebilmiş miydim? Hayır! Pişman mıydım?Bilmiyorum….
Fazla düşünüyordum,karmaşıklaştırıyordum hayatı.İnsanlar uyurlar ve uyanırlardı işte ! Uyanmayı bile seninle ilişkilendirmek anlamsızdı.Hayat sadece o saniye yaşanıyordu .O an vardı ve bitiyordu sonra gerisi hayaldi.Benim sorunum ise istediğim anın yaşadığım değil hayalimdeki an oluşuydu.
Aceleyle dışarı çıktım. Arkadaşımla buluşmam gerekiyordu ve yine geç kalmıştım. Hava berraktı,insanların telaşı ve kalabalık beni bir oyunda figüran olmaya davet ediyordu.Hayatım içinde bir hayat demiştim ya seni düşünmek için,artık bir virüs gibiydi hayatla bağlarımı koparıyordu ve sadece seni sevmeyi bırakıyordu hayatımda.Bundan korkuyordum deli gibi…
Biri sarıldı boynuma,Senem,sımsıkı sarılıyor başka bir şey düşünmeye izin vermiyordu.
-Yine geciktin!! Diyerek hakkettiğim azarımı işittikten sonra küçük bir cafe’ye geçtik.
-Nerelerdesin sen?Telefonun günlerdir kapalı .Ofise uğramıyorsun..
Zaman kazanmak umuduyla kahvemden bir yudum aldım.
-Biraz kendimi dinlemek istedim.Bildiğin orkestra insan.Dinledikçe arkadan farklı tınılar,karışmış sesler duyuluyor.Durmuyor da sürekli….
-Peki beraber niye dinlemedik bana niye anlatmıyorsun?
-İkilemdeyim.Senle dertlerin hakkında konuşmak isteyenler ya ben daha kötüsünü de gördüm diye kendini anlatma derdinde ya da sadece merak.Sen sadece benim mutluluğumla ilgilenirsin biliyorum ama bu tepkiler beni o kadar soğuttu ki şu an dertleşmek bilmediğim bir lisan gibi…
-Tarzanca konuşalım.Bu lisanı beraber öğrenelim sorun neyse birlikte aşalım.
-Olmuyor,dünya bu kadar can çekişirken kendi yüreğimin kabuğunda yaşamayı kabullenemiyorum.
-Armina anlamalısın bir soun varsa bu başladı.Artık mümkün değil bunu yok sayman eğer dertleşmiyeyim diyorsan da önce konuşup aşmalı çözmeliyiz ki sorun küçükken aşabilelim.Yoksa bu keşmekeş halinle ne dünyası kendine bile zerre faydan olmayacak.
-Şu denize baksana.Mükemmel bir süre izleyelim konuşmayalım.

Deniz neden benim üstümde bu derece bir etkiye sahip bilmiyorum. Terapi mi? Şarap mı? Müptelası olduğum bir hayal mi bilmiyorum.Ben denizde bulabiliyordum kendimi.Arada Senem’e kaçamak bakışlar atıyordum.Yüzü denize dönüktü ama gözleri bulutlu gibiydi,nasıl bir sıfat bilmem bu “bulutlu”ama bulutlu dedikleri şey buna benziyordur. Benim hakkımda endişeleri vardı.Belki de haklıydı,sorunluydum.Ama sorunum tek değildi,net değildi,çözülebilir de değildi.Ne yapabilirdim?
Zaman kavramı önemini yitirmişti.Biraz zaman geçtikten sonra Senem benim evime geçmeyi ,yolda sevdiğim makarnalardan alıp sevdiğim soslarla bana sunmayı önerdi.Kabul ettim ama ilk defa makarnaları değil Senem’in iyi niyetini düşünerek.
Evime yaklaştık.Küçük lüksten yoksun ama sevimli bir evim vardı.Üniversiteyi kazandığım yıl,pek çok burs da kazanmıştım ve her zaman hayal ettiğim gibi çatı katı ve deniz gören bir ev kiralamıştım.Boğazın en güzel yerinde değildi ama teras ve deniz isteğimin karşılanması yeterliydi.Küçük bir antrem vardı.Beyaz cilalı modern görünümlü bir masa sandalye takımı üsünde telefon not defteri telefon ve biblolar vardı.Duvarda ilk kez yağlıboya yapmaya çalıştığımda yarattığım şahaserim duruyordu.Büyük bir meşe ağacı çizmiştim sonra bir şeye benzemediğini keşfedip sağına soluna boya parçaları atmıştım.Sürrealist bir çalışma.Rahat bir oturma odam vardı duvarlar sadece kitaplıklardan olusuyordu.Küçük bir yatak odası ve evimin nuru başımın tacı terasım.Terasta mini bir buzdolabı bir projeksiyon,yaz geceleri az mı film izleriz Senemle burada,bazen yemek bazen çalışma masam olan bir köşe ve çiçekler saçma eşyalar dağılmıştı.Senem evimi bilmiyormuş gibi incelememi bölerek;
-Acısını bol yapıyorum senin için iyisin diye seslendi.
-Seni yanarken görmek keyifli olacak.
Mindere oturup duvara yaslandım.Duvarımda sevdiğim bir şiirn kıtası yazıyordu;
“Sen gitikten sonra yalnız kalacağım
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da
Ya canım ellerini tutmak isterse…”
Daha beter daldım.Bu arada Senem iki tepsi hazırlamış bize yanımızda da cips paketleri.Gel seninle bir film izleyelim dedi.The Clockwork Orange’ı seçtik.Alakasız ama onun da amacı buydu.Yönümü
iyice saptırmak.Bu filmde de bir karizma vardı gerçekten.
****



Tapsirma Mahlas



Yorumlar (2)
ikiters1duz . 12.08.2010 16:29
Güzel...Tebrik ederim

Arzu . 12.08.2010 16:53
Ben de beğendim, devamını bekleyeceğim


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6465
2 Firari Fırtına 4508
3 Mustafa Ermişcan 3979
4 Hasan Tabak 3637
5 Nermin Gömleksizoğlu 3263
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3134
7 Uğur Kesim 3107
8 Sibel Kaya 2974
9 Enes Evci 2674
10 Turgut Çakır 2349

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:3953 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com