Denemeler

BİR KELLE-PAÇACIDAN HÜZÜN NOTLARI
Okunma: 159
Kerem TEĞİN - Mesaj Gönder


      Başlığa aldanmayın! Sadece kelle-paça satan bir yer değil, bildiğiniz esnaf lokantası. Tüm anlatacaklarım bu minvalde dinlenilmeli. Kişilik olarak değişikliği sevmem. Standart yaşamayı ve standartlarımı, değişmeyen alışkanlıklarımı severim.Ama değişimin gerekli olduğunu da inkar etmiyorum. Yıllar önce ilk doğu görevine giderken mola verdiğim bir yerde yemek yemiştim. Yıllar geçti ve ben o yemek yediğim tatlı küçük ilçeye tayin oldum. Nedense geçmişe karşı pek bir özlem duyarım. Galiba geri gelmeyeceğini bildiğim içindir. Mazi bende çok kıymetlidir ve belki de maziyi anmadığım zaman yoktur. Bu sebeple o lokantaya gitmeye başladım. Zaten bekarım, evde yemek kolay kolay pişmez. Tavanla konuşmaktan, bilgisayarda saatlerimi harcamaktan fırsat bulup yemek yaptığım anlar çok azdır. Sadece kitaplarıma zaman ayırırım. Tek istisnamdır onlar. Her neyse, bu lokantaya gide gele bazı standartlarım ve değişmezlerim oldu. İnanır mısınız bilmem kaçıncı kezdir gidiyorum ve lokantada sadece ben varım. Şöyle kafasını uzatıp "Abi Kuşbaşın var mı?" diye soran da yok. Hatta adres soran, yolunu şaşırıp bir anı seyyale kapının önünde duran da... Bazen, bana, içinde hapsolduğum ve mahkumiyetinden hoşnutluk duyduğum Alcatraz'a benzer, zamanda kaybolmuş bir hapishaneyi andırıyordu. Lokantanın girişinde "Eleman aranıyor!" yazısı var olmasına rağmen kaç zamandır eleman falan görmedim orda. Yusuf Atılgan'ın Anayurt Oteli kitabında anlattığı gibi melankolik havası olan bir yer. Orta yaşın biraz üstünde bir karı-koca işletiyor.Küçük bir kızları var ve sürekli dükkanın içinde bisiklete biniyor. Nedendir bilinmez hep de kendi kendine konuşuyor. Anne-babası kızın sorduğu sorulardan usanmış olacak ki küçük kızın sorduğu hiçbir soruya cevap vermiyor.
-Baba ben de kola istiyorum.
-...
-Baba bana gelinlik alacak mısın?
-...
-Baba bu mendilleri yere atayım mı?
-...
-Baba sen bir salaksın!
 
Yok,yok sonuncusu şakaydı. Kızın eline verdikleri kendisinden büyük bir akıllı telefonla kızdan kurtulmaya çalışmışlar ama pek başaramamışlar. Benim standartlara gelince... Her şey çok basit. Dükkana giriyorum, olduğunu bilmeme rağmen usulen kelle-paça var mı diye soruyorum, o var diyor, ve ben girişte sağdan üçüncü masaya yüzüm ana yola dönük olacak şekilde oturuyorum, o çorbayı getiriyor, ben içip hesabı ödüyorum, teşekkür ediyorlar ve ben çıkıyorum. Bunlar kaba taslak olanlar. Gide gele daha farklı şeyler keşfettim. Mesela hep aynı saatte orta yaşın üstünde hafif göbekli  ve pos bıyıklı bir adamla türbanlı genç bir kız-kızı veya karısı yorum yapmıyorum- dükkanın önünden geçiyorlar. Adam benden siparişi alınca karısına "... bir kelle-paça  yap!" diyor. Kadın hemen kolları sıvıyor. Zaten tek müşteri benim, zorlanmıyor da. Adam hep önce suyu getiriyor, sonra rengi atmış beyaz bir tabakta dört adet sivri biber ve çeyrek soğan sonrasında ise kelle-paça. Ben çorbamı içerken onlar sürekli televizyondan bir mafya dizisinin özetini izliyorlar. Beni her gördüklerinde gene geldi bizimki havaları beni hem gülümsetiyor hem de gururumu okşuyordu. Sanki bir aile olmuştuk. Dükkanda daha bir sürü yemek vardı ama ben hep kelle-paça istiyordum ve günlerimiz mutlu mesut şekilde geçiyordu.
       Nöbetçi eczaneyi bulamadığım bu yağmurlu gecede gördüğüm her şeye küfredecek kadar sinirlenecek ne vardı bilmiyorum. Oysa gerçekten derin bir nefes alınca her şey daha kolay hallediliyormuş. Bunu fark etmem de güzel. Sinirli sinirli arabamı sürerken bari bir kelle-paça içeyim de karnım doysun diye lokantaya yaklaştığım sırada beni şok edecek bir şey oldu. Hakikaten gözlerime inanamadım. Benim kutsal mekanım Haçlılar tarafından işgal edilmişti. O unutulan, hatta hiç görülmeyen dükkanın dışardaki iki masası da doluydu. Oysa iki hafta önce bir arkadaşım bana "O adam kele-paça malzemelerini mezbahanenin artıklarından yapıyor." dememiş miydi? Ben de galiba insanlar bu yüzden buraya gelmiyor diye düşünmemiş miydim? Peki şimdi bu müşteriler de nerden çıktı? Adımlarım şaşkınlıkla yavaşladı ve ben dükkanın kapısından içeri girdiğim esnada top sakallı, omuzları üstünden başlayıp boğazına kadar çıkan siyah dövmeli bir genç "Hoş geldin abi, ne alırdın?" diye sormasın mı? O kadar afallamıştım ki ne diyeceğimi şaşırdım. Ağzımdan "Kuşbaşı alayım." sözü çıkmasın mı? Ne kuşbaşısı lan? "Ben buraya sizin o kokmuş kelle-paçanızı yemeğe geldim." demem gerekirdi. Kuşbaşı da nerden çıktı? Ondan sonra olanları anlatmasam daha iyi galiba.  İçeride iki masa daha doluydu ve maalesef biri benim oturduğum masaydı. Adam tezgahın arkasından hiç çıkmadı. Kim bilir belki de benden utanıyordu. O ailevi ortamı bozduğu için kahroluyordu, yüzüme bakacak hali yoktu. Ya da diğer müşterilere yemek hazırlamakla meşguldü. Her zaman ordan geçen adam, bu sefer yalnız geçti. Yanındaki kıza ne oldu bilmiyorum. Eleman aranıyor yazısı yağmurdan ıslanmış ve yere düşmüştü, dükkana en az on kişi girip çıktı, küçük kız ortalıkta yoktu, her zaman hesabı alan adam bu sefer karısının almasını söyledi, Her şey allak bullak olmuştu, her şey değişmişti. Ne kötü bir duyguydu bu ya? Ne denilebilirdi ki? Yağmur şiddetini arttırdı ve ben bir kez daha değişime yenilerek benim için kelle-paçacı olan ancak artık bir esnaf lokantasına dönüşen o yalancı cennetten yağmur damlalarına basa basa bir daha da arkama bakmayarak çıktım.



Kerem TEĞİN



Yorumlar (2)
faux masques 24.10.2018 00:01
Tebrik ediyorum.bir solukta okuyorum yazilarini.devamini bekliyoruz..

Huseyin CAN 24.10.2018 10:28
Güzel olmuş, tebrikler. Devamını getirmenizi dilerim.


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6340
2 Firari Fırtına 4399
3 Mustafa Ermişcan 3788
4 Hasan Tabak 3504
5 Nermin Gömleksizoğlu 3155
6 Uğur Kesim 3023
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2898
8 Sibel Kaya 2870
9 Enes Evci 2580
10 Turgut Çakır 2276

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:3640 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com