Denemeler

Son Saatler Bölüm 15 / Cesur ve Güzel 5 - Kaşık Çatal -
Okunma: 179
Huseyin CAN - Mesaj Gönder


16 Ağustos 1985.. Saat 08:20.. Afganistan, Kandahar bölgesi civarı..
 
Merve konuşmayı kesti ve saatine baktı. " Neredeyse geldik, birazdan kampa varırız" dedi Serdar'a. 5 kişi yavaş yavaş atlarıyla dağların arasından geçiyordu. Önlerindeki yolun kenarından gidiyordular, bir anda yolun yanındaki büyük kaya parçasının arkasından biri yola atıldı;
- Duuur !!
Karşılarında uzun boylu yapılı biri duruyordu fakat hafif sis yüzünden kim olduğunu seçemediler. Fakat Serdar bu sesi tanımıştı. Karşısındaki kişiye seslendi.
- Cemil ! Cemil Çatalcı ?? Sen misin ?
- Haayır ! Cemal, Cemal Kaşıkcı !!
 
Serdar duyduğu sesten emindi fakat sisten dolayı tanıyıp tanımadığını kestirememişti. Atını birkaç adım ileri sürdü ve kendilerini durduran adamın yanına geldi. Cemil'in sesi gibi gelmişti ama karşısındaki duran kişi hiç de Cemil'e benzemiyordu. Önünde ak saçlı, uzun sakallı, karga burunlu biri duruyordu. Önündeki adama eğildi ve konuşmaya başladı;
- Sesiniz bana çok tanıdık birini hatırlattı. Hatta isminiz bile.
- Kimi hatırlattı efendi ?
- Çok yakın bir arkadaşımı.
- Demek çok yakın bir arkadaşınıza benzettiniz beni.
- Hayır, sadece uzaktan sesiniz ve boyunuz ona benziyordu. Ha bir de isminiz.
- Yapma yaa, kimmiş bu merak ettim şimdi ?
- Cemil Çatalcı isminde gazeteci bir arkadaşım. Sizin de isminiz Cemal Kaşıkcı olunca, bir an için şey zannettim...
- Ne zannettiniz ?
- Yani şeyy.. Neyse boşverin bunları, sizi kim gönderdi buraya ?
- Asame bin Maden sizi karşılamam için yolladı.
 
Merve konuşulanları dinliyordu. Asame bin Maden'in ismini işitince konuşmanın arasına daldı;
- Serdar bırak şimdi adamın özgeçmişini çıkarmayı, Asame bizi karşılaması içn göndermiş. Vakit kaybetmeden yanına gitmemiz lazım onun. Hadi kısa kesin de hareket edelim.
- Tamam Merve tamam..
Serdar'ın karşısındaki adam bir anda kahkayı bastı;
- Serdar komutan sen bizi zamandır görmesende sesimizi unutmamışsın !
- Biliyordum ! Biliyordum !
- Yuttun aslında ama neyse..
- Seni var ya !! Şu atın arkasına bağlayıp kampa kadar sürüklemek lazım !!
Serdar bir anda bindiği attan aşağıya atladı ve karşısındaki adamı sıkıca kucakladı;
- Sen var ya.. Helal olsun beni bile kandırdın !!
- O kadar da olsun artık.. İşimiz gereği..
Merve o esnada olan biteni anlamaya çalışıyordu.. Az önce tanımadığı adamla Serdar şu anda birbirlerine sarılıyorlardı. Merve dayanamadı ve sordu ;
- Serdar neler oluyor ? Bu adamı tanıyor musun ?
- Tanımaz olur muyuz Merve ? Karşında Ce. !!
Cemil parmaklarıyla sus işareti yaparak sessizce ikisine birden konuştu;
- Sessiz olun, burada yerin hem kulağı hem de gözleri var..
Serdar Cemil'e döndü;
- Nasıl yani ?
- Şimdilik biraz daha sessiz tondan konuşmamız gerek Serdar.
- Ben birşey anlamadım..
Cemil Serdar ve Merve'nin atlarının arasında girdi ve sessizce konuştu;
- Şu anda benim adım Cemal Kaşıkcı. Ama aslında ben Cemil Çatalcı'yım. Cemal Kaşıkcı olayına gelince orası biraz karmaşık.
Cemil Merve'ye döndü ve bir reverans yaptı ;
- Saygılar hanımefendi..
- Merhaba..Hmm, anladım.
Serdar Merve'nin yanına gitti ve Cemil'le Merve'yi tanıştırdı;
- Cemi... Öhm, Cemal Kaşıkcı, seni bu güzel bayanla tanışmadın. Tanıştırayım, kendisi benim güzel eşim ve ayrıca çok değerli birisidir.. Merve.
Cemil başını eğdi;
- Memnun oldum Merve..
- Ben de..
- Yalnız geç kalıyoruz, artık yola koyulalım Serdar komutan.
- Tamam.. Gidiyoruz.
 
Şimdi 6 kişi olan grup Cemil'in önderliğinde atlarını yavaştan yürüttüler. Merve Cemil'i baştan aşağıya süzdü.. Gerçekten çirkin gözüküyordu, hatta bazı gerillalardan daha çirkin.. Fiziki yapısı düzgün biriydi ama suratına bakılacak gibi değildi. Karga burunlu, yüzü pislik içinde, saçları sakallarına karışmış bir adam vardı karşısında. Ayrıca birazcık da at pisliği kokusu geliyordu üzerinden. Merve yolda giderken Serdar'a döndü ve dalga geçermişcesine bir tonla konuşmaya başladı ;
- Serdar senin şu anlata anlata bitiremediğin arkadaşın bu mu ?
- Nolmuş ona ?
- Ay baksana ne çirkin şey öyle. Gargamel gibi.
- Öyle mi  düşünüyorsun Merve ?
- Gerçekten bu kadar çirkin birini görmemiştim daha önce.. Hem çok pis bir koku geliyor üstünden, at boku mu nedir sanki !
- Şişştt duymasın adma ayıp olur, hem aslında böyle görünmüyor..
- Ne demek böyle görünmüyor ?
 
Konuşulanları dinleyen Cemil, aniden atını yavaşlattı ve Merve'yle Serdar'ın yanına geriledi. Artık üçü yan yana gidiyorlardı. Cemil Serdar'ın yanında atını yürütüyordu, aniden konuşmaya girdi;
- Bakın bayan, o at bokudur doğru bildiniz. Tam bir gün boyunca ben o bokların arasında gizlendim.
Serdar yan gözle Cemil'e baktı;
- Nasıl yani ?
- Şimdi Serdar, iki gün önce Kabil'e girmem gerekti. Bazı fotoğraflar çekip gerillalara ulaştıracaktım ama şehre giriş çıkış çok sıkı olduğundan dolayı bir yol bulmam lazımdı. Bir at tüccarının şehirde tarımla uğraşanlara gübre sağladığını öğrendim. Ruslarla da arası iyiydi bu adamın, fazla uğraşmıyordular onunla. Son gübre teslimatını yapacağı gün boklarla dolu at arabasının içinde gizlendim ve böylelikle şehre sızdım. Şansa bak ki fotoğrafları çekmem gereken kişiler ve mekanlar da bu tüccarın arabaki bokları boşalttığı arazinin yakınında çıktı. Tam bir gün orada kaldım. Aç, susuz.. Ve sadece bok, hem de bir sürü bok.. İşim bitince gece yarısı sessizce oradan ayrıldım. Dün Asame'nin kampına geldim. Dayımdan bir haber gelmişti. Sizin Asame'nin yanına geleceğinizi, kampta rusların hesabına çalışan birileri olabileceğini ve gerekirse kampa benimle girmenizi istediğini söyledi. Ayrıca, eşin olduğunu bilmiyordum, Merve isminde organizasyonumuzun bir görevlisinin de geleceğini ve ona göz kulak olmamı dayım bizzat benden istedi. Ben de yıkanmaya bile fırsat bulamadan şu önünüzdeki üç atlıyla beraber gece kamptan ayrıldım ve sabaha karşı sizin kampınıza vardık.
Merve Cemil'in konuşmasını kesti ve bazı sorular sıraladı ardı ardına;
- Nasıl yani ? Sen de bu adamlarla beraber miydin ? Neden peki ilk başta göstermedin kendini ? Hem sen niye adını sorduğumuzda Cemil Çatalcı yerine Cemal Kaşıkcı dedin ?
Cemil konuşmasına devam etti;
- Sakin olun Merve hanım, şu anda sorgulama yapmıyoruz. Herşeyi anlatacağım. Siz sessiz birine benziyor gibiydiniz lakin şu anda hiç sessiz değilsiniz.
- Ne yani bana geveze mi diyorsun ?
- Bilmem ben öyle bişey  mi dedim ?
- Münasebetsiz..
- Neyse Merve hanım konumuz bu değil. Kampınızdan çıktıktan sonra sizi takip ettim güvenliğiniz için.
Serdar araya girdi;
- Peh, benim olduğum yerde hiçbir zaman güvenlik zaafiyeti olmaz olamaz !!
Cemil konuşmasına devam etti;
- Serdar komutan tamam anladık, alınmadık bröve, girilmedik operasyon, çatışma bırakmadın ama bu işler Avrupa'da Alp Ateş Çaltılı'yla Ermeni suikastcileri avlamaya benzemez. Burası Afganistan Afganistaaan !! Şu dağların tepelerindeki şahinler bile kafanıza bomba atmayı biliyor !!
Merve Alp Ateş ismini duyunca şaşırdı;
- Sen Alp Ateş Çaltılı'yı nereden tanıyorsun ?
- Tanıyorum bir yerlerden.. Sen nereden tanıyorsun ?
- O benim dayım olur.
- Hadi bee ! Demek ki ajanlık sizin ailenizde var.
- Benim ailem yok.. Sadece dayım var ailem olarak.. Ha bir de sizin dayınız Mednan Bey !!
Cemil hüzünlü bir ses tonuyla Merve'den özür diledi ve konuşmasına devam etti;
- Afedersiniz hanımefendi bilmiyordum. Hatta Alp Ateş'in bir yakını olduğunu bile bilmiyordum, en azından bana hiç bahsetmedi..... Herneyse arkadaşlar, burası cehennemin dünyadaki versiyonu. Her tarafta elinde silahlı insanlar var. Kimisi savaşcı gerilla, kimisi haydut eşkiya. Ruslara hiç girmiyorum bile. Sizi biraz da denemek için açık yoldan yürüttürdüm arkadaşlara. Bakalım hanginiz duruma uyanıp başka bir yoldan gitmek isteyecektiniz ama bakıyorum da çok rahatsınız.
Serdar biraz öfkeli bir ses tonuyla araya girdi;
- Beni biliyorsun  !! Kimseden korkmam, ne çatışmalardan sağ çıktık biz !!
- Seni biliyorum da sen buraları bilmiyorsun. Hem yanındaki bayan eşin, biraz daha tedbirli olmalıydın. Bak kaç yıl oldu hala daha öğrenemedin mi yabancı bir yere gittiğinde, hele de görevdeysen, açıklıkta gözükmeyeceksin..
- Ama ben zannettim ki gelenler sağlam adamlar. Hem Merve de istihbaratı sağlam yerden almıştı.
Cemil Serdar'ın dibine kadar sokuldu. Kulağına uzandı ve fısıldadı;
- Nereden biliyorsun bu adamların sağlam olup olmadığını ya Merve'nin aldığı istihbaratın doğruluğunu ? Burada savaş var dostum, yokluk ve açlık var. Para burada herkesi ve herşeyi satın alabilir.. Sadece davasına ve görevine sadık insanlar haricinde tabii.. Şimdi sen bu adamlara güvenerek onların arkasına takıldın, belki sizi pusuya doğru götürüyorlardı, hatta şu anda pusuya doğru gidiyoruz !!!
 
Serdar duydukları üzerine Merve'ye baktı ve belindeki tabancaya doğru elini attı ama Cemil araya girdi;
- Sakin ol.. Serdar bana bırak herşey kontrolümde.
- Nasıl yani ?
- Öndeki üç kişi ikili oynuyor. Az sonra anlarsın.
- Cemil neler oluyor ?
Serdar bu soruyu sorduğu anda yola birisi atıldı. Üzerinde rus askeri kamuflaj, elinde de AK-47 Kalaşnikov vardı. Silahı gelen gruba doğru kaldırdı ve konuştu;
- Durun !!
Öndeki 3 atlı durdu ve silahlarını yere attılar. Serdar atını Merve'nin önünde sürdü elini belindeki tabancasına attı fakat Cemil onu yine durdurdu ;
- Bekle Serdar bekle.
- Neyi bekleyeyim !! Pusuya düştük !!
- Bekle.
 
Cemil bu arada Merve'yi süzüyordu, Merve'yle göz göze geldiler. Merve'de hiçbir panik veya tedirginlik belirtisi yoktu. Sadece sessizdi kıpırdamıyordu. Rus askeri konuşmaya başladı;
- Herkes bulunduğu yerden çıksın !
Bir anda ortalık on tane Rus kamuflajı giymiş askerle doldu. Her birinin ellerinde AK - 47'ler vardı ve etrafları kuşatılmıştı. Serdar kızgın bir sesle Cemil' küfretti ;
- Senin yaptığın yapacağın işi s....im !
- Sakin ol Serdar sakin ol..
- Lan neresini sakin olacam ! Adamlar bizi kurşuna dizecek şimdi..
- Noldu ölmekten mi korkuyorsun Serdar ?
- Ölmekten asla korkmam ama bu şekilde ölmek.. Aslında benim derdim Merve.. Cesedimizi bile bulamayacaklar.
- Ne zaman ve nasıl öleceğini sadece Yüce Allah bilir dostum. Ve Allah büyüktür azizim.
Rusların lideri gibi duran adam bağırdı;
- Heey kesin konuşmayı !! Şimdi size soruyorum, biz bir kaçağı arıyoruz. İsmi Cemil Çatalcı.. Rus General Vladimir Zakarov'un öldürülmesinden sorumlu. Uzun zamandır arıyoruz. Bulana ya da hakkında bilgi verene büyük ödül var. Şimdi size soruyorum böyle birisini hiç duydunuz mu veya karşılaştınız mı ?
Öndeki atlılardan birisi konuştu ;
- Bilmiyorum efendim, en azından ben bilmiyorum.
İkinci atlı da konuştu;
- Ben de bilmiyorum efendim.
Rus ekip lideri silahını üçüncü atlıya doğrulttu ;
- Peki ya sen pis afgan ?
- Ben.. Ben bilmiyorum ama duydum ismini.
Üçüncü atlı rus komutanlar konuşurken bir yandan da kaşlarıyla arkasındaki üç kişiyi işaret etti;
- Peki ya bu arkadakiler kim ?
- Onlar gazeteci efendim.. Ama bir tanesinin ismi sizin aradığınız adamın ismine benziyor..
- Neymiş ismi ?
- Cemal Kaşıkcı..
- Hmmm.. Bak sen şu işe.. Çatalcııı Kaşıkcııı, Çatalcıııı Kaşıkcıııı... Anladım.
Rus komutan üçüncü atlıya göz kırptı ve arka tarafa Cemil'in grubuna doğru yürüdü. Serdar kızgınlıka bağırdı;
- Şerreffsiiizz !!
Rus komutan silahının namlusunu Serdar'ın karın boşluğuna dayadı ve sordu;
- Hanginiz Cemal Kaşıkcı ? Bağırdığına göre sen olmalısın..
Cemil araya girdi;
- Hayır o benim.
- Attan aşağı in çabuk !!
 
Cemil attan aşağı atladı, elleri yukarıda bir şekilde rus komutanın karşısına geçti. Rus komutan cebinden çıkardığı bir kağıda baktı. Serdar bu esnada rus komutanın elindeki kağıdı gördü. Cemil'in fotoğrafı vardı, fakat Cemil'in şu andaki haline hiç benzemiyordu.  Rus komutan Cemil'le soru cevap halide bir diyaloğa başladı;
- Adın ne senin ?
- Cemal Kaşıkcı efendim.
- Nerelisin ?
- Kandahar bölgesinde Haşput köyündenim efendim.
- Burada ne arıyorsun ?
- Ben buraları iyi bilirim efendim. Afganistan'a gelen gazetecilere güvenli geçiş yolları sağlarım efendim. Bu insanları da Kabil'e götürüyorum efendim.
- Peki sen ajan mısın ?
- Hayır efendim, tipimden anlaşılmıyor mu, ben.. Ben sadece bir afgan bedevisiyim.
- Bunu bilemeyiz. Ama şu tipine bakınca da hani tanrım beni affetsin gördüğüm en çirkin afganlardan birisin.. Hem de en pis kokanlardan..
- Doğrudur efendim, kimse benimle evlenmek istemiyor. Kokuya gelince at bokunun içine düştüm efendim..
- Hahaha ! Nasıl oldu bu iş söyle bakalım pis bedevi..
- Efendim dün Kabil yakınlarında bir Rus kampına kadın götürdüm, karşılığında da sizin askerlerinizden bir şişe vodka aldım. Hepsini içtim zannedersem, tam hatırlamıyorum, ama uyandığımda kendimi kampın yanındaki birikmiş at pisliğinin içinde buldum.
- Bak sen şu işe, bizim bedevi iş adamı olmuş. Pezevenklik de yapıyor, hahaha !! Bence seni bizim askerler atmıştır o bokların içine!
- Olabilir efendim.
 
Rus komutan bir anda konuşmayı kesti, Serdar ve Merve'ye yöneldi;
- Siz ikiniz inin aşağıya, eller yukarıda olsun !
Merve ve Serdar attan aşağı atladılar. Rus komutan sorular sormaya başladı;
- Önce sen çam yarması.. Sen kimsin ve ne arıyorsun burada ?
- Adım Serdar Yılmaz. Türkiye'den geliyorum ve savaş muhabiriyim.
- Hangi gazetede ?
- Türkiye'de gazetelere bilgi sağlayan bir haber ajansında çalışıyorum. Anadolu ajansı.
- Belgelerin yanında mı ?
- Evet.
Serdar ismine düzenlenmiş olan sahte belgeleri Rus komutana uzattı. Komutan belgeleri alıp bir cebine koyduktan sonra Merve'ye döndü;
- Peki siz bayan, kimsiniz ?
- İsmim Merve Gül.. Arkadaşla aynı ajansa çalışıyorum. Hem muhabirim hem de tercümanım.
- Hmm, sizin gibi güzel birinin burada ne işi olur acaba ? Tehlikeyi çok mu seviyorsunuz ?
- Evet çok seviyorum.
- Ben de tehlikeliyim, beni de sever miydiniz acaba ?
Serdar ve Cemil göz göze geldiler. Cemil kaşlarını kaldırdı ve Serdar'a " sakin ol " işareti yaptı. Serdar yine de dayanamayıp konuştu;
- Hadi kısa kes be adam, derdin neyse söyle !!
 
Rus komutan Serdar'a döndü;
- Beş saniye kadar önce derdim başkaydı ama artık başka. Bu güzel bayan beni çok etkiledi, hem savaş muhabiriymiş de.. Ben ona istemeyeceği kadar savaş haberi yaptırırım. Sizinle bir işim kalmadı artık. Zaten bu tiyatroya da son vermem lazım çok uzadı.
Cemil'in yüzünde pis bir sırıtma belirdi. Bunu gören Serdar yüksek sesle Cemil'e küfretti;
- Cemil senin .......... !! ............. !!
Cemil ismini duyan komutanın kaşları kalktı ve konuştu;
- Demek Cemil haaa !! Demek Cemil !!! Noldu Cemil , bak gördün mü arkadaşın ele verdi seni.. Bir de bana diyordun " Serdar komutan çok sağlamdır, kolunu kessen konuşmaz, daha iki dakika oldu yanınızdaki kıza asıldım ağzından adını çıkarıverdi.. Hem de yaşlı annenle beraber... Çok kıskançmış bu yaa..
Rus komutanın konuşmasını duyan Serdar şaşkınlığını gizleyemedi;
- Cemil neler oluyor Cemiiil !!
- Bekle Serdar birazdan anlayacaksın..
 
( Devamı gelecek bölümde)



Huseyin CAN



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6465
2 Firari Fırtına 4508
3 Mustafa Ermişcan 3979
4 Hasan Tabak 3637
5 Nermin Gömleksizoğlu 3263
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3135
7 Uğur Kesim 3107
8 Sibel Kaya 2974
9 Enes Evci 2675
10 Turgut Çakır 2349

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:4877 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com