Hikayeler

Yılbaşı Ağacı
Okunma: 38
gonca ramogl - Mesaj Gönder


Baharı sevmemin doğum günüme denk gelmesi dışında bir sebep buluyorum, önümüzdeki bahara kadar. Yani bunu bir anlamda onaylıyor, bir diğer bakış açısıyla ise buna karşı çıkıyorum. Bütün seçenekler tek bir kaynaktan doğuyor. Hayatımı lezzet üzerine kuruyorum. Şimdi nasıl yemek yapabilirim? Bizi yemeğe götürecekmiş ve şimdilik veda ediyorum. Bitki çayı ile günü geçirip her an her yerde bulunabilir olduğuma seviniyorum kendimce. Neden sadece 'sakin ol' yazmam kafi gelmiyor? Nerede çoğu zaman huzurla başlayan öyküler? Onu göreceğime ölürüm daha iyi! Son gittiğimizde somon salatası yerine masaya saksı çiçeğini koyup saatlerce bekletip sonra da onun yerine içinden taş çıkan bir kek dilimi getirmişti. O hoo, hem saat yedide hem sekizde... Ama hangisi daha iyi: dünyadan Mars'ı izlemek mi, Venüs'ten Venüs'ü mü? İnsanlara zorla bir şey satmaya çalışıp, bunu asla becerememekten korkuyorum. Ne varmış, ben de tere yerine keten tohumunu anlatmışım ama işin asıl yüzü öyle değil. Yazmayın diyorum, yüzüğüm var. Koca dünya odama sığıyor da bende her amacı özetleme eğilimi var.

Bugün misafir beklemiyorum: kendini evinde hisset. Evet, ne hissediyorum? Hiç, aynı, biraz çalışır mıyım acaba? Bedenim özgür, ruhum genç, daha on altı yaşına basmadan öncesi gibi utanıyorum. Bu tarz bir durum var mı dünyada? Hayatım harcandı gitti, ben yine de memnunum. Bu nasıl bir uyarlama? Ben istemeyince aynı anda tüm karakterler aynı tepkiyi veriyor. Nasıl daha iyi olur? Her mutlu sonda bir kelebek uçmuyor. Nefesimdeki nötr denge, siyah, beyaz ve gri renklerle hayallerime ortak oluyor. Beş kadın çarpı bir, beş diğer kadında aynı işlevi yüklenebilir. Peki, kumarhanede olmasınlar? Kimse arkadaşının evinde hediyelerini unutmamış gibi görünüyor ama bunlar niye? Buraya kadarı yine beni ilgilendirmiyor. Yine de bazı soru-cevap ilişkilerinde öğrenmek daha kolay olabilirdi. Fotoğraflar üstüme yürüyor, netlik bozulduğunda daha iyisini görmüştüm, netleştiğinde onları bulalım kızlar! Derdimi anlatamıyorum.

Gün oldu ben de ameliyat geçirdim, on gün yıkanamadım. Bu kitap değil mi? Bu kitap değil! Evet, ev, normal ev! Ben de insandım. Bıyığınız çorba olmuş hastanenin bir odasında. Topu topu kaç his var zaten? Ben hayata dair bir şey düşünemez durumdaydım ama sözlüğüm vardı. Siz kendiniz kadar inançsız ancak bizzat amaçladığınız birini bulsanız da benim yerime onu yerleştirebileceğiniz bir yapısı yok. Keza gürültü de öyle geliyorum demez ama bir gün dünyada bir kişi olsun birine ''geçmiş olsun'' diyecek. Hastaneye hasta olarak iş başvurusunda bulunmadım elbette. Bir gün evvel yüzümde olduğu iddia edilen sivilce hakikaten de bir gün sonra arada değil! Hastabakıcı ''boşuna beklemesin burada'' derken, soru neydi? Şimdi öyle bir kitap olsa okurdum. Sizinle hiç üzümlü barbunya yemiş miydik? Hayır, diyeceksiniz çünkü bence de yemedik. Başka sorum yoktu. Barbunyanın faydaları ise bu düzende kişiden kişiye değişir. Görmek istemediğim tablolar da öyle! Biri duvarda asılıydı. Dekor cansız, düşlerin yüzü perde arkasında...



gonca ramogl



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6221
2 Firari Fırtına 4283
3 Mustafa Ermişcan 3500
4 Hasan Tabak 3365
5 Nermin Gömleksizoğlu 3059
6 Uğur Kesim 2946
7 Sibel Kaya 2782
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2665
9 Enes Evci 2483
10 E.J.D.E.R *tY 2230

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1493 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com