Denemeler

TEK KELİME
Okunma: 64
Mahmure AYDIN - Mesaj Gönder


Son zamanlarımın en büyük derdi tek kelime olması hem gülünç, hem de derinliği bakımından çok büyük.
İnsan...
Bir kelime ile insan nasıl uzaklara gider, nasıl kendini kaybeder, nasıl derin düşünceler içinde kaybolur, nasıl acı çeker baktığınız zaman anlıyorsunuz. Tabi sadece olumsuz duygular tabii değildir. Olumluda olabilir fakat tahmin ediyorum ki çoğu insanın, başka bir insanda bıraktığı acı bir iz tartışmaksızın vardır. 
Bu yüzdendir ki, kelimeye baktığınız da küçük, ama anlamı bir o kadar derin.
Sağımıza solumuza baktığımız da , acı veren, kendi kendine bir sürü şey var eden, yok eden, yapan, yapmaya çalışan, üzülen sevinen ,   mutlu olan mutlu etmeye çalışan bunlar gibi yığınla yazılabilecek şeyleri yapan tek bir kelime var "insan".
Ben bu kelime içinde kendini kaybedenlerdenim. Çoğu zaman kendimi bu kelimenin tesirinden çıkartmaya çalışıyorum fakat onlarca milyonlarca kişilik kimlik arasından nereye nasıl kaçabilirim ki?
Nasıl tek başıma bir hayatı göze alıp o kelimeden uzaklaşabilirim. Bunu yapabilen insanlara çok özeniyorum. Çünkü son zamanlarda tek idtediğim bu. Bir söz vardır,"İnsanın insana yaptığını başka hiç bir canlı yapmaz" gibi  bir şeydi. Tam olarak bunun yükümlülüğünü yaşıyorum.
Kafamda onlarca şey varken, bu kelimeyi anlatıyor olmamda biraz gariptir tabi. Lakin, susturamadığım düşüncelerimin arasından elime bunlar geliyor ve bunları yazıyorum.
 
Bir zamanlar benim zorum "hayat" la ilgiliydi. Tek sorunum hayata küsmek, hayata kızmak hayata yazmak, hayatı bayağılaştırmak, hayatı yok saymaktı. Ama bir zaman sonra görüyorsunuz ki hayat insanların indirgenmiş hali. Ve biz ona buna kızmaktansa hayata kızmayı tercih ediyoruz. Büyüdükçe, bedenimizin değişmesi gibi ruhumuzun da kelimelerimizin de değiştiğini görerek söylüyorum. Hayat değil, asıl insanlardır hayatı zorlaştıran. 
İçimin öldüğünü görüyorum, ve bunu da insanların yapmış olması o kadar korkunç ki.
İnsanın içinin ölmesi mümkün mü?
Nasıl olabilir böyle bir şey?
Bu düşünceler beni her zaman evimizin yanındaki derenin kenarından geçerken tırmalıyor beni. Oradan her sene geçtiğimde farklı düşüncelere sahip olmam da ayrı şaşırtıcı.
Değişiyoruz. Fark etmeden,  ayrı ayrı, kimse birbirini bilmeden, kendimizi görmeden.
Kendiliğimizden verdiğimiz ödünler yüzünden, bizler değişiyoruz. 
Ve bunu yapanda insanlar.
Onlara verdiğimiz tavizler, onlarla yaptığımız konuşmalar, onlarla bakışmalarımız, küçük bir çocuğa gülümsemek ya da ne kadar değiştiriyor insanı bir düşünsenize!
Bir gün çok iyi hatırlıyorum, fena haldeyim, ağlıyorum konuşmuyorum, sahile çıktım, başımı alıp sahile gittiğim  bir gün, pembe kıyafetli, kıvırcık saçlı, dişleri henüz yeni çıkmaya başlamış minicik bir kızın bana doğru gülümsemesi beni kendime getirmişti. Masumluk vardı çünkü, menfaat yoktu, hüzün yoktu, saflık vardı ve tanımadığı bilmediği kendisinden boyca çok büyük olan birine yaptığı gülümseme bilmez ki neler değiştirdi.
Bu yüzden bazen çıkıp insanlar arasında dolaşmayı seviyordum, bir gülümseme iyi geliyordu. Ama sonraları öyle olmadığını fark ettim. İnsanların arasında olmak beni yalnızlığa itmekten başka işe yaramıyordu. Çünkü ben herkesin derdini dertlenecek bir duruma gelmiştim. Karşıdan karşıya geçen teyzenin, geçebilecek mi yardım  mı etsem düşüncelerimin arasında onu beklerken buluyordum kendimi. Ya da bir işçi babanın kızının ne kadar geveze, ne kadar hayata kendini kaptırmış olabileceğini düşünüyordum. Dedeler zaten beni her zaman çok etkileyen hadiseler olmuştur. Hatta geçen dolmuşta, hava buz gibi, yanıma yaşlı teyze oturdu, üstünde hırka vardı o soğukta, o an kadına şalımı vermek istedim, ama cesaret edemedim, yada sonra vermek istemedim bilmiyorum. Ben insanlara ne zaman kendimi yakın hissetsem, ne kadar hayatta kalabilmenin tek yolu, insanlarla yakınlıktan geçtiğini düşünsem de çoğu zaman bu durumdan itildiğimi fark ettim. Ben yaklaştıkça insanlar beni bir şekilde ittiler.
Kendini kalabalık içinde  yalnız hissedenleriniz olmuştur. Ben de sizden biriyim.
Bazen arkadaşlarla oturduğumuzda, sadece bakıyorum çünkü anlamıyorum. 
Bazen de gülüp geçip, anlam yüklememeye çalışıyorum.
Anlam yüklemek.. Sanırım tek olay bitiyor, ben insanlara , insanlığa çok anlam yüklüyorum.  Ama bunu yapmazsak insan olduğumuzu nasıl hatırlarız?Unuturuz ve sanırım etrafımız bunu unutmuş insanlarla dolu.Ve kendini kalabalıkta yalnız hisseden insanlar olarak, insanlığını bir yerler de hala taşıyoruz.
Buna sevinmek üzülmek ayrı bir konu.
Gerçi benim için şuan her şey ayrı bir konu.
Tek bildiğim, yazarak kendimi daha çok konuşturabildiğim.  
 


Bir kelime sizi hem derinlere götürebilir, hem de yüzeye çıkarabilir...
Mahmure AYDIN



Yorumlar (2)
Kubilay Kınalı 29.12.2018 04:57
"Hep kendimi dünyanın en garip insanı olarak düşünürdüm. Fakat sonra dünyada ne kadar çok insan olduğunu düşünmeye başladım. Bu kadar çok insan arasında elbet benim gibi biri olmalıydı, kendini benzer yönlerden tuhaf ve kusurlu hisseden. Sonra onu hayal etmeye başladım. Bir yerlerde oturmuş onun da beni düşünüyor olduğunu hayal ettim. Yani eğer bir yerlerdeysen ve bunu okuyorsan ve bunu biliyorsan, evet, bu doğru ben buradayım ve en az senin kadar garibim." diyor Kahlo , ne kadar da haklı baksanıza.

Mahmure AYDIN 29.12.2018 05:03
F. Kahlo'yu okudukça bazen sosyal medyalarda ne kadar da "ben" diyorum. Yorumunuz da bunu doğrulamış oluyor. Teşekkür ederim, okuyup güzel yorumunuzu esirgemediğiniz için.


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6235
2 Firari Fırtına 4299
3 Mustafa Ermişcan 3602
4 Hasan Tabak 3381
5 Nermin Gömleksizoğlu 3071
6 Uğur Kesim 2955
7 Sibel Kaya 2793
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2709
9 Enes Evci 2496
10 E.J.D.E.R *tY 2233

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:690 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com