Hikayeler

KiMSE NEVZAT ABİ'Yİ SEVMİYOR
Okunma: 117
Kerem TEĞİN - Mesaj Gönder


-Sözüm söz! İki maaşı biriktirebilirsem seninle beş yıldızlı bir otelde tatil yapacağız.
Kırk yaşında, önden iki dişi eksik, gözlerinde kayma var, bir yere sabit baktığı zaman bir gözü Şam’a bir gözü Bağdat’a bakan, günde üç paket sigara içip beş demlik çayı yuvarlayan garip bir adam Nevzat Abi. Kendisi kaporta ustası ama dükkanı yok. Kaportacı dedim ama arabanın elektrik, motor ve diğer tüm aksamlarından anlar. Bazen orda bazen burda çalışır. O kadar çok sigara içiyor ki benim gibi burnunuzdan koku alma sorununuz yoksa yanına yaklaşamazsınız. Burnum iyi koku almaz. Ama ben bile dayanamıyorum o tütün kokusuna. Hayatımda gördüğüm en yetenekli insan. Benim nesil için söyleyeyim: Adam bildiğin Mcgaywer! Ne zaman arabam bozulsa ve ben sanayiye gidip bir sürü masraf çıkacağını öğrensem onu aradığımda “Yanında tel veya çivi gibi bir şey var mı?” diye sorar ve Allah sizi ninandırsın ne yapar, nasıl yapar bilmiyorum ama o arabayı mutlaka yapar. Ustaların yüzlerce lira dediği işleri “Yav onların çoğu şerefsiz ,bakma onlara sen!” diyerek iki çivi , iki telle yapar. Bir kere bile onun yaptığı işlerden dolayı sıkıntı yaşamadm. Pavarotti’yi kıskandıracak kalitede bir sese sahip ve ben Türk sanat müziğini onun kadar güzel söyleyen görmedim. Kahta’nın Zeki Müren’i. Dört çocuklu, beşincisi yolda olan bir ailenin babası. Üstelik çocuğunun biri bedensel özürlü ve yürüyemiyor, oturamıyor. “Abi zaten geçinemiyorsun, neden hala çocuk yapıyorsun?” diye sorduğumda verdiği cevap ibretlik.
-Bir kazadır oldu işte.
En kötü huyu babama benzemesi. İnanılmaz derecede saf. Tepesine vur ekmeğini al, gelen kandırır, giden kandırır. Arabasını tamir ettiği arkadaşlarından da prensip gereği para almaz. Bu yüzden de her ayın on beşinde “Hoca maaşımızı çektin mi?” diye sorar ve para ister. Ama borç değil. O borç almaz ve vermez. Verdiği parayı asla geri istemez. Saçma ama kendine göre kuralları var. Dünyalar iyisi bir eşi var ve o adama hala nasıl dayanıyor bilmiyorum. Aileleri hep şen şakrak. Yoksulluk ve çaresizlik içinde nasıl gülebiliyorlar ve hep neşeliler hala bilmiyorum.Yazın memleketteyim ve arabanın şarj dinamosu kablosu koptu. O da o sıralar Mersin’deydi. Ta ordan Tarsus’a gelip sorunu çözüp gitti beş para almadan. Üstelik arefe günü. Sadece bir gün sonra arabanın aks başı kopmasın mı? Breket versin arabayı yeni çalıştırmıştım ve sadece yirmi metre yol almıştm. Hızlansaydım o zaman ne olurdu bilmiyorum. Bayramlıklarını giymiş, daha kimsenin bayramına gitmeden, bayram günü araba bize lazım olur diye tekrar Mersin’den Tarsus’a bir saat içinde geldi. Bayramlıklarıyla o tozlu yolun ortasına yattı ve gene bir çiviyle sanayiye yetiştirecek kadar arabanın işini halletti. Sonra utangaç bir edayla,
-Hoca lan paran var mı? diye sordu.
Tabi ya! Bayram günü adamın beş kuruşu yok. Benim de hiç aklıma gelmedi ona para vermek. Kim bilir ne zordur ailesinin ihtiyaçlarını görememek bayram günü. Ama maaş yattığı gibi kardeşimin dershane taksidi, babamın hastane masrafları ve ev ihtiyaçlarına gitmişti. Yetmiş lira vardı cebimde. Dedim elli onun olsun, yirmi lira bekar adama yeter.
-Abi bu kadar param var. Al sen şu elli lirayı öbür ay sana daha çok veririm.
Elimdeki paraya baktı, sonra elini cebine atıp cüzdanını çıkardı.
-Ben tahmin etmiştim paran olmadığını. Benim çocuğun özürlü maaşı dün yattı. Sen al şu üç yüz lirayı. Bayramda harçlıksız kalma.
Önce büyük bir utangaçlık sonrasında ise büyük bir duygusallık. Ulan sen ne güzel bir adamsın öyle? Zaten arabayı tamir için para istesen donumu alıp gitmen lazımdı. Bu kadar iyiliğin üstüne bir de bu babalığı her delikanlı yapmaz. Gidip sarıldım.
-Sözüm söz! İki maaşı biriktirebilirsem seninle beş yıldızlı bir otelde tatil yapacağız.
dedim. İşte bu yüzden tam bir sene sonra Nevzat Abi ile Antalya’ya doğru yola çıktık. Önce o parayı ailesine mi versem diye düşündüm. Onlara biraz harçlık ayırdık. Ne olursa olsun bu tatile çıkalım dedik. Çünkü hayat sürekli mantıki hesaplarla yaşanmazdı. Üniversitede vardı öyle bir arkadaşım. Bir yerde çay içmeye gitsek “Bu parayı buraya verceğimize gidelim bana bir demlik çay içelim paramız bizde kalsın.”, yemek yemeğe gitsek “Malzemeleri alsak evde yapardık daha karlı olurdu.” diye söylenirdi. Ben öyle olmak istemiyordum. Teypten açtığımız şarkılar eşliğinden Anamur’u yeni geçiyorduk. Nevzat Abi’nin heyecanı gözlerinden okunuyordu.
-Ulan hoca orda havuza girecek miyiz?
-Tabi gireceğiz abi.
-Bir sürü karı da vardır orda cıbıl cıbıl.
-Yok abi ne karısı. Bizim gittiğimiz otelin havuzu karma değil. Kadın erkek ayrı.
Öylesine kızgın ve şaşırmış halde baktı ki gözlerime korktum.
-Nasıl yani? Havuzda karı olmayacak mı? Niye?
-Bilmem, ben utanırım ya.
-Sana bir şey demiyorum hoca. Sen bu yüzden hep bekar kalacaksın. Mal bu adam ya!
Onun kafasındaki saç kadar kitap okudum, abim psikiyatrist ama benim ruh halimi en iyi özetleyen bir oto kaportacısıydı. Yol boyunca surat astı. Ben ona bir iki kelime de olsa İngilizce öğretmeye çalışıyor, lazım olur diye düşünüyordum. O ara ara “Neden utanyorsun ki? Yanlış bir şey mi yapıyorsun? Şimdi utanırsan hep utanırsın. Korkunu yenmelisin. Sen hocasın ulan hocasın! Hocalar utanmaz ,korkmaz!” diyor, aynı cümleleri noktası, virgülüne tekrarlıyordu.
-O zaman Nihan Yenge’ye -eşi- söyleyelim karışık havuza gideceğimizi.
dediğimde susuyordu. Antalya il sınırlarına yeni girmiştik ki otoyol kenarında muz satan bir manavın önünde durduk. Nevzat Abi tüm ısrarıma rağmen arabadan inmedi. Meyve alıp su içip yola devam edecektik. Bir erkek, iki kız turist bekliyordu. Erkek olan bana yaklaşıp gideceğimiz yere kadar onları da götürüp götüremeyeceğimizi sordu. Bir saniye müsaade isteyip Nevzat Abi’nin yanına gittim.
-Abi bunlar turistmiş. Bizimle Antalya’ya kadar gelmek istiyorlar. Gelsinler mi?
Gözleri fal taşı gibi açıldı. Şort giymiş, başlarında geniş şapka olan iki kıza bakıyordu.
-Gelsinler tabi. Senle iki sap nereye kadar sohbet edeceğiz?
İçimden gülmüştüm. Hangi dille konuşacak diye geçirdim içimden. Turistleri aldık yanmıza. O yabancı dil bilmeyen Nevzat Abi başımıza profesör kesildi.
-Ay em Nevzat, ay em kaporta ustasıyım. Dis iz Kerem. Dis iz Öğretmen, muallim muallim.
Güya İngilizce bilen bendim ama İsveçli oldukları dışında isimlerini bile öğrenemedim. O ise sürekli konuşuyor, şarkı söylüyor, gülüyordu. Turistler onu çok sevmişti belli ki. Dişlerinin olmaması ve o şekilde şarkılar söylemesi gerçekten hem güzel hem komikti. Nevzat Abi’nin hiç bitmesini istemediği yolculuk Antalya’ya varınca bitti. Hepsi Nevzat Abi’ye sarılıp öpüp gittiler. Erkek turist bile. Arkalarından uzunca baktı.
-Kimse Nevzat’ı sevmiyor, dedi.
-Neden o kadar eğlendiniz. Ayrılırken bir ağlamadığınız kaldı, dedim.
-Ben neden zengin değilim,diye sordu.
-Çünkü çalışmıyorsun. Ayrıca Allah ilmi isteyene malı istediğine verir.
-Tamam işte, bana niye vermek istemiyor? Bu kadar fakirlik, sıkıntı çektiğimiz yetmez mi? Ben de böyle gezmek istiyorum, dünyayı dolaşmak istiyorum. Çocuğun hastalığı, evin geçimi hiç bitmeyecek mi?
Harbi üzülmüştüm. Ama tatile gelmiştik, üzülmeye değil. “Hadi bir şarkı söyle otele gidene kadar.” dedim. Beş günlük tatilin her dakikası benim için ayrı komik ve eğlenceliydi. Valizleri görevliye taşıtmaması, masaj yaptırırken Endonez masörle girdiği komik diyalog ve bana “Ula hoca kadın masajcı yok mu?” diye sorması beni hatırladıkça güldürüyordu. Akşam yemeğinde eşini arayıp
-Nihan, hoca ile kebap yiyoruz. Adam olduk da kebap yiyoruz bak, deyişi dram ve komediyi bir arada barındırıyordu. Akşam vakti kumsalda söylediği şarkılara bir iki sevgilinin tempo tutması sonrası
-Yav bir tane de Kürtçe söylesem ayıp olmaz di mi? diye sorması ve onay alınca “Hasrete dılemin çu arşı ala...” diye yanık yanık türküyü okuması zannediyorum onun için de hatırlamsı güzel anılardan olacaktır. Kızarak geldiği tatilin her dakikasını eşine anlattı. Yüzünü yakan güneşten, otelin büyüklüğünden ve açık büfe yemeklerden... Dişleri olmadığı için gülümsediğinde çok komik görünüyordu ama gülmek herkes gibi ona da yakışıyordu. Ne diyim. Güzel adamsın Nevzat Abi.



Kerem TEĞİN



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6307
2 Firari Fırtına 4369
3 Mustafa Ermişcan 3743
4 Hasan Tabak 3456
5 Nermin Gömleksizoğlu 3125
6 Uğur Kesim 3000
7 Sibel Kaya 2844
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2841
9 Enes Evci 2552
10 Turgut Çakır 2256

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:109 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com