Denemeler

İNTİHAR GÜNLÜKLERİ
Okunma: 255
Kerem TEĞİN - Mesaj Gönder


Oysa o jileti tıraş olmak için yanıma almıştım. Boğazımı kesmek gibi bir niyetim yoktu. Aynadaki tanıyamadığım yüz ve beni korkutan ela gözler bana ait değildi sanki. Boğazımdaki keskin sızı ve bir anda göğsüme akan kanlar fanilamı kıpkırmızı ederken aniden düşen tansiyonum ve biraz da ne olacak korkusu ayaklarımı yerden kesmiş, iki seksen yere düşmüştüm. Sonrası çok önemli değil. Hatırlıyorum da hüngür hüngür ağlarken iki buçuk litrelik çamaşır suyunu ağzımdan döküle döküle içtiğimde ve neredeyse gözlerim yuvalarından çıktığında da neden böyle bir şey yaptığımı bilmiyordum. Varoluşsal bir sancı değil cevapsız bir soru. Dört katlı evin balkonundan apartmanı çevreleyen sivri uçlu direklerin üzerine atlamak istediğimde de gerçekten neden bu durumda olduğumu bilmiyordum. İki arkadaşımın beni fark etmesi ve korkuyla koluma girip beni yatağa yatırmaları üçüncü intihar girişimini de başarısızlıkla geçirmemi sağlıyordu. Sana enteresan bir bilgi vereyim mi Stefan? Tam donanımlı bir denizaltının maliyeti ile Papua Yeni Gine’deki tüm insanların yıllık gıda ihtiyacının maliyeti aynı. Yani koca ülke ancak bir denizaltı kadar ediyor. Senin gönderdiğin resimleri sürekli yanımda taşıyorum. Gezdiğin yerler, yediğin yemekler ve arkadaşların sanki elimi uzatsam tutabilecekmişim gibi yakında. Ama aslında kilometrelerce uzak. Ve bu beni kahrediyor. Güzel bir söz var. Galiba Charles Bukowski’nin. “Bir insan intihara karar verdiyse intihardan önce ölmüş demektir.” Nasıl, güzel değil mi? Sana da saçma gelmiyor mu hayat olan bir gezegeni çöplüğe çevirip yaşamın olmadığı Mars’ta hayat aramak? Bütün ülkeler –seninki de dahil- yaptıkları silahlarla övünüyor. Oysa silahlar birilerini öldürmek için yapılmıyor mu? Dünya kim daha çok insan öldürebilir diye yarışıyor sanki. Daha büyük silahlar...Daha çok ölümler... Biliyor musun ben hiç avakado yemedim. Aslında markette var, gidip alabilirim. Ama senin gibi Meksika’da yemek istiyorum ki bir anlamı olsun. Ne saçma şey şu sınırlar! Allah seni yeryüzüne gönderiyor ama sen insanların belirlediği sınırlar yüzünden kendi sınırının ötesine geçemiyorsun. Ama ben nerde değilsem orayı özlüyorum. Ve bu da beni kahrediyor. Ne kadar da çok kahroluyorum öyle? Dostoyevski muhtemelen temporal lob epilepsi hastası olduğunu bilmiyordu. Ama sürekli nöbet geçiriyordu. Galiba benim nöbetler de o cinsten. Fakat öğrenmek istemiyorum. Çünkü öğrenmek acı veriyor. Kanser olduğunu bilmeyen ama sürekli yatalak olan bir hasta eminim ki kanser olduğunu bilerek yaşayan hastadan daha mutludur. Sizin ülkenizde şalgam var mı bilmiyorum, muhtemelen yoktur. Bence mutlaka tatmalısın. Ben tek seferde üç litre içebiliyorum. İsmini anınca bile yanaklarım mayıştı. Sen hiç intihar etmeyi düşündün mü Stefan? Yani böyle lafta değil, kendini ölüme hazırladın mı? Geçmek bilmeyen bir mide bulantım var. Ama yemeklerden değil. Neden bilmiyorum ama yemeklerden olmadığına eminim. Ne oldu bu gece bana böyle? Oysa daha demin antrenman yapmış temiz kar havasını içime çekmiştim. En iyisi gidip tavuk sote yapmak. Bu gece beni ciddiye alma Stefan. Amata’ya selam söyle. 



Kerem TEĞİN



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6465
2 Firari Fırtına 4508
3 Mustafa Ermişcan 3979
4 Hasan Tabak 3637
5 Nermin Gömleksizoğlu 3263
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3134
7 Uğur Kesim 3107
8 Sibel Kaya 2974
9 Enes Evci 2674
10 Turgut Çakır 2349

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:3983 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com