Denemeler

İSLAM TOPLUMUNUN ANARŞİSTLERİ-ZINDIKLAR
Okunma: 111
Mustafa Eser - Mesaj Gönder


   Anarşizm wikipedi’de şöyle tanımlanmış:(Antik Yunanca'da an"-sız,olumsuzluk eki" ve archos "yönetici" sözcüklerinden türetilmiştir, yöneticisiz anlamına gelir) toplumsal otoritenin, tahakkümün, erkin ve hiyerarşinin tüm biçimlerini bertaraf etmeyi savunan çeşitli politik felsefeleri ve toplumsal hareketleri tanımlayan sosyal bir terimdir.Anarşizm, her koşulda her türlü otoriteyi reddetmektir.
   Başlığı okuyunca belki biraz şaşırmış olabilirsiniz.Meramımı şöyle izah edeyim.Hepimizin malumudur ki,Mutlak otorite Yaratıcı olarak Allah-ü Teala’dır.Yüce Rabbimiz insanlar içinde otorite olarak Peygmberleri ve son peygamber olarak ta Peygamber Efendimizi(sav)
göndermiştir. Vahyettiği Kur,an’ı Kerim’de kendisini sevmenin şartı olarak Peygambere itaat etmeyi şart koşmuştur. 
   Asrı Saadet’ten sonra ortaya çıkan irtidat(dinden ayrılma)hareketleri,zendeka da denilen Zındıklık hareketlerini Anarşizmden başka başka bir kelimeyle izah edemiyorum. İrtidat, ilhad,zındıka hareketlerinin özelliği İslam dininin kurallarına karşı çıkmaktır.Yani otoriteyi reddetmektir.
   Zındık kelimesi Diyanet İslam Ansiklopedisinde;Âlemin kadîm olduğunu ileri süren, Allah’ı yahut Allah’ın birliğini ve âhireti inkâr ettiği halde inanmış gibi görünen kimseleri
ifade eden bir terim olarak tanımlanmış.
   Zındıklığın,yazının ilerleyen satırlarında Ahmet Yaşar Ocak’ın Osmanlı Toplumunda Zındık ve Mülhidler kitabında yaptığı tanımla benzer olduğunu göreceksiniz.İlk gençlik çağlarımda zındık kelimesini sık sık duyardım.Çevremdeki bazı insanlar bazılarına zındık diye kızarlarken bazan da çık sinirlendiklerinde birilerine Yezit derlerdi.
   Malumunuz hayatımızdaki pek çok kelimeyi gerçek anlamlarının dışında yeni manalar yükleyerek kullanıyoruz.Bu kelimelerden biri zındık kelimesi iken bir diğeri de Bidat Ehli kelimesidir.
   Zındık kelimesinin çok eski bir tarihi var.A.Y.Ocak’ın yazdığına göre(Osmanlı Toplumunda Zındık ve Mülhidler) Araplar arasında Zendi(Zende inanan anlamındaki Zendi kelimesinden değişerek zendik,zindik(çoğlulu zenadika veya zenadik) kelimesine dönüşmüş.
İbni Kemal’ın tarifine göre ise Zındık -bugün kullanılan anlamıyla” aslında Allah’a ve her hangi bir dine inanmamakla beraber bunu gizleyen kişi” dir.(İbni Kemal;Risale fi ma
yete’allaku bi tashihi lafziz zindik,İst.1316) Bildiğim kadarıyla İslam terminolojisinde Alla’a inanmamakla ilgili birbirinden farklı kavramlar bulunur ki hepsinin anlamı ve dindeki hukuki
karşılıkları farklıdır.(Mürted,Mülhid,Kafir,Münafık vs.)
   Yukarıdaki tanıma göre Zındık’ın İslam terminolojisindeki tam karşılığı Münafık’tır. Malumunuzdur Peygamber Efendimiz(sav)Medine’ye yerleştiğinde Medine’deki -bilhassa Yahudiler-bazıları Müslüman olmuş gibi davranmaya başladılar. Müslümanların yanında iken Müslüman olduklarını söyleyen,yalnız kaldıklarında ve kendi gibilerin yanında ise Peygamber Efendimiz ve Müslümanlar hakkında alaycı konuşmaya devam ediyorlardı. Münafıkların durumu Bakara Suresi 13-16.cı ayetlerinde şu şekilde anlatılmaktadır:(Onlara,
"İnsanların inandıkları gibi siz de inanın"denildiğinde ise, "Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?"derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir,fakat bilmezler. Bakara:13 İman edenlerle karşılaştıkları zaman,"İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz" derler.Bakara:14 Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir. Bakara:15 İşte onlar, hidayete
karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır. Bakara:16) Münafıklar bu şekilde davranırken büyük bir hamle yaptılar,asıl niyetlerini gizleyerek Kuran’daki ifadesiyle Dırar Mescidi’ni
kurdular.Maksatları kendilerine bir üs oluşturmaktı.Tevbe Suresinin 107-110.cu ayetlerinde bu mescidden bahsedilir.(Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, mü'minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır.Bunlar, "Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok"
diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar. Tevbe:107 Onun içinde asla namaz kılma. İlk günden temeli takva (Allah'a karşı gelmekten sakınmak)üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi), içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır.Allah da tertemiz onları sever. Tevbe:108 Binâsını takva (Allah'a karşı gelmekten sakınmak) ve onun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını çökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup, onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez. Tevbe:109 Kurmuş oldukları binaları, (ölüp de) kalpleri paramparça olmadıkça yüreklerinde sürekli bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Tevbe : 110)
   Dırar Mescidi bu ayetlerin nazil olmasından sonra Peygamber Efendimiz(sav) tarafından yıktırılmıştır.
   Daha önceki yazılarımda belirttiğim Kelam ilmi ve Sufilik(Sufi ise sadece bir hayat tarzı olarak tasavvufu yaşayanları ifade eder.A.Y.Ocak) Peygamber Efendimiz(sav) zamanında ilim veya yaşam tarzı olarak olmadığı gibi ihtiyaç ta yoktu.Başlangıçta Maniheist ve Mazdehistleri tanımlamak için kullanılan Zındık veya Zendeka terimi ilerleyen zamanda Sunnilik dışı bütün fikirleri(İslam dışı inançlar ve sefih hayat yaşayanlar) kapsayan bir kavrama dönüştü. Zındıklığın ortaya çıkışı Kelam ilmi ve Tasavvufun ortaya çıkışıyla
aşağı yukarı eş zamanlı gibi gözükmektedir.1 asır içinde büyük bir coğrafyayı egemenliğine alan İslam İmparatorluğu bünyesindeki sonradan müslüman olan toplumların akaid tartışmaları sonucunda Kelam ilmi doğdu.İlk zındıklık hareketinin başlangıcı da belirtilen zamanlar.A.Y.Ocak’ın yazdığına göre zendeka’nın belirme zamanı hicri 2.asır(miladi 8 asır) dır.Yani Kelam ilminin ve Ehli Sünnet tasavvufunun ortaya çıktığı zamanlar.
   Nitekim Hamilton Gibb’in çok yerinde ifadesiyle Amaçları İslam İmparatorluğunu yok etmek değil,fakat İlam kültürünü antik Sasani kültürünün hükümlerine göre yeniden
biçimlendirmekti.Zira bu onların gözünde en yüksek değerleri temsil ediyordu.İşte zendeka hareketi esasen özellikleri itibarıyle zaten sosyal bir tepki niteliği taşıyan Mazdekizm ve Maniheizm gibi dinlere mensup oldukları halde görünürde Müslümanlaşmış bu Fars kökenli Mevali(Arap olmayan müslümanlar) kesiminin,yeni dine ve onun temsilcilerine karşı dolaylı yoldan yürüttükleri gizli ve sürekli bir mücadele olarak yahut Mevali tabakası içindeki eski inançlarına bağlı kesim ile hakim Arap yönetici sınıfı arasındaki,inanç görünümlü,ama temelde sosyal nitelikli bir kavga olarak algılanabilir.Başka bir deyişle,zendeka  hareketleri, sanki İslam topraklarının ve Arap hakimiyetinin tam ortasında kültürel bir var olma savaşıdır denebilir.A.Y.OCAK 
   Buna göre tasavvufun sözü edilen İslam öncesi mistik kültürlerle hiçbir ilgisi yoktur; bilakis tasavvuf, Kur'an ve Sünnet'e dayalı olarak bizzat İslam'ın kendi deruni boyutunun geliştirilmesiyle ortaya çıkan bir vakıadır.Aslında tasavvufu açıklamaya çalışan her iki bakışın da ihmal ettiği tarihi gerçek ise şudur: İslam tarihine bakıldığında tasavvufun, hayatlarını Hz.Muhammed'le birlikte, onu örnek alarak yaşamaya çalışan Ashab-ı Suffe(msl.
Ebuzerr el- Gıfari) benzeri ilk kuşak Müslümanlarının ortaya koydukları yoğun bir dini hayat tarzı olarak başladığı doğrudur.
   Ancak tasavvuf böyle kalmadı. Bu hayat tarzı daha sonra Hz.Muhammed'in vefatını müteakip devam eden İslam fetihlerini sevk ve idare eden ve o fetihlerin önlerine açtığı yeni lüks hayat tarzını tanıyıp benimseyen, ama aynı zamanda siyasal otoriteyi ellerinde bulunduran ikinci genç kuşağa karşı bir toplumsal protestoya,tepkiye dönüştü. Bu tepkiyi veren eski kuşak Müslümanlar, kendilerini yavaş yavaş bu yeni hayat tarzının içinden çekmeye ve uzleti tercih etmeye başladılar. Böylece İslam ortaçağında bir zühd (İslami asetizm) hareketi doğdu.Bu harekete mensup Hasan el-Basri, Herem b. Hayyan, Üveys el-Kareni ve Rabi'atü'l-'Adeviyye gibi zahidler (zühhad) bu tepkiyi kendi köşelerine çekilerek daha yoğun bir dini yaşantı biçimine dönüştürdüler.
   
   Bu yazının hazırlanmasında A.Y.Ocak'ın Osmanlı Toplumunda Zındık ve Mülhidler isimli kitabından faydalanılmıştır. 



Mustafa Eser



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6328
2 Firari Fırtına 4390
3 Mustafa Ermişcan 3773
4 Hasan Tabak 3480
5 Nermin Gömleksizoğlu 3145
6 Uğur Kesim 3014
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2881
8 Sibel Kaya 2861
9 Enes Evci 2571
10 Turgut Çakır 2268

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2054 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com