Romanlar

FURİSAN GRİBİ
Okunma: 72
Gülşah Özgün - Mesaj Gönder


                                                        1.BÖLÜM 
1 YIL ÖNCE 
-Ha...Hakan?
-Alo. Nasılsın baba?
-Vaktim yok. Şifre, kapı şifremizle senin doğum yılın.
-Ne diyorsun? Ne şifresi? Sesin niye kesik kesik geliyor? Koşuyor musun sen?
-Açık..Açıklayacak vaktim yok. Canan T.' yı bul. Her şeyi sana o anlatacak.
-Baba, Canan kim Allah aşkına! Dalga mı geçiyorsun benimle. ( Gülümsedi. )
-Kapatıyorum. Seni seviyorum oğlum. Annene ve kardeşlerine iyi bak.
-Ba..(Telefon kapanır.) Ba.
1 YIL SONRA
XN HABER: Samanya şehrinde furisan gribi 38 insanın hayatını daha aldı. 1 yıl içinde 27 bin insanın ölümüne neden olan bu gribe karşı hala yeni bir aşı geliştirilmiş değil. Hükûmet, sessizliğini bozmamakta ısrarlı. X Partisinin Genel başkanı Vuslat K. nın "Hükûmetin sessiz kalması kabul edilemez! Ölümler bir an önce çözüme ulaştırılmalı, halk bu konuda daha da bilinçlendirilmeli." sözleri dikkat çekti. Karantinaya alınan Samanya Şehrine giriş-çıkış yasağı hala devam etmekte...
-Anneeee! Abimin çalıştığı şehirde 38 kişi daha ölmüş.
 
Selvi hanım haberi duyar duymaz telefonu eline alır, oğlunu arar. Dıııtttt... dıııttttt... İki, üç defa daha uzunca çaldırdıktan hemen sonra yüreği ağzında televizyona koşar. İçinden, bildiği ne kadar dua varsa okumaya başlar. Vefat eden kişiler listesinde oğlunun adını görmemesi yüreğini hafifletse de ölen insanlara ve ailelerine üzülür. Derin bir nefes alır, yavaşça pencerenin önündeki uzun, beyaz kanepenin üzerine uzanır. Birkaç dakika sonra Selvi hanımın telefonu çalar, arayan oğlu Hakan'dır.
 
Hakan: Efendim Anne?
 
Selvi Hanım: Oğlum, seni çok merak ediyorum. Telefonlarımı bir daha açmamazlık yapma. Her ölüm haberi duyduğumda yüreğim ağzıma geliyor.
 
-Beni merak etme iyiyim. Özgeyle Gözde nasıl? İyiler mi?
 
-İyiler oğlum. Öğretmenleri ödev vermiş. Gözde ödevlerini bitirdi, televizyon izliyor. Özge ödevlerini yapmamak için direniyor her zaman ki gibi. Sen bizi boş ver, biz iyiyiz. Burnumda tütüyorsun 8 aydır. Virüs olduğunu bile bile neden gittin oralara. Hiç sözümü dinlemiyorsun aynı baban gibi inatçısın.
 
Derin bir sessizlik oluşur.
 
1 yıl önce babası da aynı hakan gibi ailesinin tüm diretmelerine rağmen Samanya şehrine kimyager olarak çalışmaya gitmiş. Çok geçmeden virüse yakalanıp öldüğü haberlerde duyulmuştu. Eşinin cenazesini bile alamayan Selvi Hanım aynı endişeyi oğlu için duymaktaydı.
 
Sessizliği bozan Selvi Hanım: Neyse tamam oğlum. Aklım sürekli sen de. Her gün beni ara olur mu? Seni seviyorum.
 
-Görüşürüz anne. Ben de seni seviyorum.
 
Odasının penceresini açtı. Rüzgarın esintisini iliklerine kadar hisseden Hakan, kendisini derin düşünceler içinde buldu. Babasıyla ilgili düşüncelere dalarken aynı zamanda etrafı gözlemliyor, yaklaşık 5 aydır kaldığı ruhu ölmüş olan bu şehir içinde nefes almaya çalışıyordu. Bu ölü şehre virüs için değil, babasının öldürüldüğü gerçeğini doğrulamak için gelmişti. Hakan'a göre babası virüs yüzünden değil, geliştirmekte olduğu aşı yüzünden öldürülmüştü. Telaşlı, nefes nefese kalmış babasıyla son konuşmalarını 1 yıl geçmesine rağmen daha dün gibi hatırlıyordu. Babasının sesini son kez o gün duymuştu. Ona, ben de seni seviyorum bile diyememişti, veda edememişti. Oktay Bey, Hakan için babadan öteydi. Arkadaştı, sırdaştı, Hakan'ın gölgesiydi. Naaşı alamadıkları için mezara boş tabut gömdüler. İçi boş tabut önünde cenaze töreni yapılmıştı. Annesi Selvi Hanımın kalp ağrılı gözyaşlarının zamanla buruk tebessümlere dönüşmesi uzun zaman almıştı. İlkokul ikinci sınıfa yeni başlayan ikiz kız kardeşleri Gözle ile Özge küçük olduklarından babalarının ölümünü idrak edememişlerdi. Annesi toparlandıktan 4 ay sonra babasının bahsettiği gizli şifreyi ve Canan denen kızı bulmak için Samanya şehrine, çalışma bahanesiyle bir üniversite de Kimyager öğretim görevlisi olarak gitmişti.
Kapı çalar. Derin düşüncelerinden hemen sıyrılan Hakan kapıya doğru bakarak "Girin." diye seslenir.
 
Yirmili yaşlarda  sarı saçlarıyla ve giydiği topuklu ayakkabılarla kıvrımlı ve işveli bir şekilde kapıdan giren genç kız, dudaklarını büzerek Hakan'ın masasına ödevini bırakır.
-Geçen hafta verdiğiniz ödev hocam. (Der gülümser.)
 
-Son teslim tarihi dündü diye hatırlıyorum.
Genç kız, ellerini masaya hafifçe koyarak eğilir. Giydiği dekolte tamamiyle açılmış, sütyen renginden desenine kadar her şeyi belli oluyordu.
-Sınıfta teslim etmek istemedim. Bizzat yanınıza gelerek vermek istedim.
Son derece umursamaz bir tavır Hakan:
-Anladım teşekkürler, gidebilirsin o halde der.
 
Hakan'ın umursamaz tavırları genç kızın daha da hoşuna gitti.
 
-Gömleğiniz çok yakışmış. Özellikle rengine bayıldım. Siyah en sevdiğim renk üstelik bugün giydiğim sütyen rengiyle çok uyumlu bakın der ve açılan dekoltesini daha da açıp Hakan'a göstermeye çalışır. O esnada kapı açılır. Odaya girmesiyle "Aşkımmmmmm" diye seslenen kıza bakışları kayar Hakan'ın ve gülümser.
Genç kız, yaslandığı masadan hemen doğrulur. Giren kızı inceler, Hakan'a sinirli bir bakış attıktan sonra hızlı adımlarla kapıyı çarpıp gider.
 
-Geç kaldın yine.
 
Canan çantasından çıkardığı elmayı yiyerek masanın önünde bulunan siyah deri koltuğa oturur, bacak bacak üstüne atar.
 
-Seni kız öğrencilerinden kurtarmak bıktım. Ne buluyorlarsa sen de anlamıyorum der alaycı bir gülümsemeyle.
 
Hakan da alaycı bir gülümsemeyle karşılık verir.
 
-Ukalalığın üstünde her zaman ki gibi.
-Gerçekler canım.
Hakan soğukkanlı, konuşmayı sevmeyen biri olmasına rağmen 1.90 boylarında, kumral tenli, kömür gözleri ve keskin bakışlarıyla okulun gözde öğretmenleri başında geliyordu. Gizemli ve umursamaz tavırlarıyla kız öğrencilerinin daha da dikkatini çekiyor, erkek öğrencilerinin nefretini kazanmaya devam ediyordu.
 
-Hallettin mi bizim işleri?
 
Elmasından ısırık alıp biraz çiğnedikten sonra Canan cevap verir.
 
-Biraz işler ters gitti. Babanın katili sanırım beni öğrendi. Peşime adam takmış olmalı. Takip edildiğimi farkettiğim an buraya geldim.
 
-Laboratuvara gitmemen iyi olmuş. (Derin düşüncelere dalar.)
 
5 ay önce yer altında kurdukları gizli laboratuvarları onların çalışma yeri olmuştu. Bu şehre geldikten hemen sonra Canan'ı bulması hiçte zor olmamıştı. Çünkü Kimyager olarak çalışmaya geldiği üniversite de son sınıf öğrencisiydi Canan. Hakan'ı gördüğü an tanımıştı.
 
-Seni öğrenmeleri de an meselesi. Ne yapmayı düşünüyorsun?
 
-Saldırıya geçmenin vakti geldi.
 



Gülşah Özgün



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6281
2 Firari Fırtına 4345
3 Mustafa Ermişcan 3708
4 Hasan Tabak 3431
5 Nermin Gömleksizoğlu 3106
6 Uğur Kesim 2983
7 Sibel Kaya 2825
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2798
9 Enes Evci 2532
10 E.J.D.E.R *tY 2245

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1304 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com