Denemeler

MARABA
Okunma: 53
Tolga Emrah ÖZCAN - Mesaj Gönder



Örümcek ağına yakalanmış sinek kadar tedirgindi. Kıpırdayamıyor, çaresizliğin girdabına
tutulmuşçasına perişan hissediyordu kendini. Silkelenip kendine gelmeli, olumlu
düşünmeli, çözüm için adımlar atmalıydı. Biliyordu ama büyük bir yılgınlık
vardı üzerinde.
Bahaneler üretmek işin en kolay yanı. Kolaya kaçmak varken, akıbeti değiştirmek için neden çaba sarf edip kendini yorsun. İçinden de gelmiyordu zaten. O işi başarsa, şu işi
bitirse, bu işin üstesinden gelse, becerilerini sıralasa ne yazardı ki. En fazla,
sırtını sıvazlayan bir iki kişi çıkardı. “Yapmış lavuk”, “Kim arka çıktı puşta
acaba?” tarzı yaklaşımlarla karşılaşması da cabası. Ne bekliyordu peki, madalya
takmalarını mı?
 
Başarılarının manevi getirilerini yadsıyor diyelim, ya maddi getiriler… Kendini kandırmanın anlamı yok, 20 yıl öncesinde yaşamıyoruz. Eline bir şeyler geçse bile devede ancak
kulak kalır. İki kuruş para için de o kadar efor sarf etmenin manası var mı?
Dedik ya, “bahaneleri sıralamaya görmesin” diye. Bu konuda hayal gücü epey iyi çalışıyor.
 
Sık sık yan çiziyor ama elle tutulur bir şey de yok yani. Azıcık didinip dursa muvaffak
olacak lakin nerde onda o şevk, o heyecan! Tükenmişlik sendromu 21’inci
yüzyılda icat olmuş, bunalımın artist lügatındaki karşılığı işte. Amcamlara
sorsan, tıbbi deyimi o şekildeymiş. Millet, hastalığıyla dahi hava atma
derdinde anasını satayım.
 
O, hava atıyor, beriki caka satıyor, öteki boş atıp doluyu tutturmanın peşinde… Hiç mi doğal insan kalmadı yeryüzünde? Hiç değilse kendisi dürüst, kimseyi kandırmaya çalışmıyor
bazı zavallılar gibi. Umut kelimesini bir yerlerden hatırlıyor, ama onu taze
tutmak için hangi işlemleri yapacağını hatırlamıyor.
 
Hafızayı diri tutmak gerek farkında, bu nedenle lüzumsuz gördüğü bilgileri saklamıyor belleğinde. “Unut, hemen unut, çok çabuk unut” şeklinde çalışıyor beyni şu sıralar. Şarkıda
değindiği gibi “Her şeyi unutarak yaşanmıyor aga.” Bu gerçeğin farkına varması
biraz zaman aldı. “Zararın neresinden dönülse kardır” tesellisine sığınıyor zaman
zaman. Yine de unutmayı tercih ediyor çünkü hayat hatırlamaya değecek çok az
şey sunuyor insana. Yok yok, en iyisi unutmak. Kafan daha rahat olur hem öyle.
 
Kendisini amele başka bir deyişle maraba gibi görüyordu. Vasıfsız işçinin önde gideni yani. Böyle düşünüyordu, ama hor gördüğü adamların beşte biri kadar çalışmıyor ve
çabalamıyordu. Ekmek elden su gölden yaşıyordu hayatı. Mirasyedi, yedi de
nereye kadar yiyecek birader, değirmenin suyu nereye kadar akacak böyle? Parası
bittiğinde ne halt yiyecek? Elin adamı altın tepside sunmuyor tek tek sana
fırsatları…
 
Elbette mangırları tükenecek, bunu iyi biliyor. Mirası da iyi değerlendiremedi zaten. İş işten
geçmedi de, sermayeyi kim kaybetti ki o bulsun! Para getirecek işlere imza
atmalı. Ne kadar da dile kolay deyimler bunlar. Bu devirde para getiren iş mi
kaldı diye sorarlar adama. Risk almaya değmez yani…
 
O olmaz, bu olmaz, şu olmaz… Ne kadar da karamsar bir adamsın yahu. Bu kadar negatif düşünüp durursan, olumlu şeyler beklemen de abes kaçar haliyle. At şu ölü toprağını üzerinden, harekete geç. Başarıya giden yola bir koyul da sonuç hüsran olsa bile avuntu
kaynağı olur verdiğin çaba. Yok bundan da memnun kalmayacaksan hayata veda et
bari, ne diye yaşıyorsan zaten.
 
Yaşama sevinci böyle böyle yok oluyor insanın içinde. “Yapamayacağım, edemeyeceğim, yüzümün gülmesini istemiyorlar, herkes bana düşman…” Sürüyle düşman edinecek kadar
talihliysen bir deve kesmelisin önce. Onlarca kişi seni kaale almış demektir
bu. Potansiyel var sende ama farkında değilsin demektir. Elalem sendeki cevheri
görüyor sen ise kafanı kuma gömüyorsun. Devekuşlarından farkın, o kadar kilolu
olmaman değil sadece, bunu unutma.
 
Yeri gelmişken belirtmekte fayda var. Devekuşu eti yenecek bir meret değil, sen bakma onun
bunun lafına. Kanguru eti de keza öyle. Konu Avustralya’nın şirin hayvanlarına
kadar nereden geldi bilemiyoruz, kafayı kuma gömmek, karın acıktırıyormuş demek
ki. Kanguru sandığımız kadar sevimli bir mahlukat değil mi? Zoolog muyum hacı
ben nereden bileyim, çocukken seyrettiğimiz çizgi filmlerin yalancısıyım sadece.
 
Hayatı, çizgi film ya da belgesellerden öğrenecek kadar sığ değilim elbette. Bol bol kitap da
okuyoruz, internette sörf de yapıyoruz. İnanmayacaksın ama sosyal medyayı kedi
videosu izlemek için kullanmıyorum yalnızca, arada sırada ilginç videoları da
takip ediyorum. Kuş logolu olana pek takılmıyorum, “kibir beyan platformu”na da
kırk yılda bir fotoğraf koyuyorum. Hikaye kısmı 24 saat çok fazla kaçmış, 24
dakika yapsalarmış keşke. Adamların anıya da saygısı kalmamış, mazi kalbimde
yaradır mesajı var sanki.
 
Olası ve potansiyel hasımlarından bahsederken konu epey bir dağıldı, toplamaya ne kürek yeter ne de hafriyat kamyonu. İnceldiği yerden tel kopar, ip kopar lakin konu kopup gitmemeli. Duygu karmaşası bir yana akıl tutulması yaşanır sonra. Böyle böyle cinnet getiriyor insan; kaldı ki delirmemek işten değil şu aralar.
 
“Gidişat iyi değil” sözünü oldum olası duyarsın.  Sık sık
kulak ardı da ettin, gel gör ki durum bu kez epey iç karartıcı. Piyasada ne iş
var ne de para. İşletmeler tek tek kapanırken, iş kuracak kadar hödük olamazsın
değil mi? Risk alınır da bir yere kadar alınır. Görünen köy kılavuz istemezken,
senin durumun karamsarlıkla falan açıklanamaz. Aksini kanıtlayacak biri
çıkarsa, o hayalindeki işi ertesi gün kurarsın zaten söze gerek yok.
 
“Sermaye yok” diyordun. Banka kredileri… Emin ol, onlar da sana çalışıyor. Geri ödeme planı ne olacak, günler su misali geçiyor biliyorsun. Ya işler umduğun gibi gitmezse…

Rolleri mi değiştik, kötümser ben mi oldum? Gerçekçi düşünmeye çalışıyoruz şurada, körü körüne de bir hayalin peşinden koşulmaz ki. Evet, eşeğini sağlama alacaksın bu zamanda.
Hangi zamanda eşekler sağlam kazığa bağlanmadı ki? Şimdi eşek mi kalmadı? O halde “Otomobilini geniş ve emniyetli otoparka çek” diyeyim sana. Deyimler bile devire göre değişiyor bu menfaat dünyasında. Sonra da bana karamsar diye kızıyorsunuz, dünya geoid’likten çıkmış iyice yuvarlaklaşmış aga görmüyor musunuz?
 
Dünyanın şekli “geoid”tir bilgisini, 23 yıl muhafaza edip en gerekli yerde kullandığını sanıyorsun. Ahkam kesme ihtiyacı, nasıl en gerekli an oluyor, onu da anlamış değilim. “Alem göt olmuş” diyemeyip kibarlığa vuracaksan işi, yazma birader. Yazar ya da yazar
adayı dediğin biraz yürekli olur, kelimelerinden çekinmez.
 
Sözcüklerden çekinmez ama vara yoğa da iddialı benzetmeler kullanmaz yazar kısmı. Taşı gediğine koymuyorsa şayet, yutar kimi kelimeleri. Ona buna caka satacağım diye boyundan
büyük işlere kalkışmamalı. Sonuç zaten pek de iştah açıcı olmuyor. Nobel ödülü
bile alsan 1 milyon tane satmıyor bu ülkede kitabın.
 
Orhan Pamuk’un kitaplarının İngiltere’de ülkemizden daha çok satmasına atıfta bulunuyorsun anladık. “Herkes Orhan Pamuk olamıyor”u geçtik, “kalemin çok çok iyi olsa da değerini vermez”lere geldik. Böylesi ani yolculuklar, midenin tutmasına mı
neden oluyor? Bu kadar hassas olma Allah aşkına, neticede o yolları yürüyerek aşındırmıyorsun.
 
Bacakların sağlıklıyken vasıta kullanmak sana yakışmaz mı? Kaç kişinin iş yeri, evinin
yakınında sorarım sana? Talihli olduğunu sağır sultana bile duyurmak istiyorsun,
ama Gebze’de oturup Beylikdüzü’ndeki işine giden adamlar mevcut İstanbul denen
kozmopolit diyarda…
 
Yine daldan dala atladık mevzu nerelere geldi! İpin ucunu kaçırmayı geçtik, ortada ne ip kaldı ne de düğümü. Karamsar ya da iyimser değilsin, onu çaktık. Orta halli
takılıyorsun, o gerçeğe de muvaffak olduk. O zaman biraz gayret göster sen de. “Armut
piş, ağzıma düş” devri gerilerde kaldı. Şu sıralar ekmek, aslanın ağzından midesine
doğru kaydı. Öyle acayip bir deyim ki tahayyül etmesi bile epey güç değil mi?
İşin çok zor yani, aslında kimin kolay ki?
 
Bir kısır döngü sarmalına girersek… Silkelen ve kendine gel. O ilk adımı at ve başarı
kasırgasına tutulmaya bak. Fırtına sonrası sessizlik, seni ihya edecektir. Yeter
ki umudunu kaybetme.



Tolga Emrah ÖZCAN



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6306
2 Firari Fırtına 4369
3 Mustafa Ermişcan 3741
4 Hasan Tabak 3454
5 Nermin Gömleksizoğlu 3125
6 Uğur Kesim 2999
7 Sibel Kaya 2843
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2839
9 Enes Evci 2551
10 Turgut Çakır 2255

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1253 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com