Romanlar

MANKURT 3
Okunma: 60
Mustafa Eser - Mesaj Gönder


   Beş dakika sonra geri gelip kavanozun içinden makası aldı adama doğru ilerledi.
-Başını hareket ettirmemeye çalış.
   Bandajı ağır ağır kesip adamın yüzünü ortaya çıkardı. Biraz geriye çekilip adamı seyretti.
-Önceki yüzünü bilmiyorum ama bu da hiç fena sayılmaz dedi kıkırdayarak.Sert ve acımasız görünüyorsun.Yüzündeki kesik karizmanı artırmış. Dikişleri almamı ister misin?
   Adam gözlerin açıp kapattı. Sarışın kadın adamın yüzünü oksijenli suyla temizledi. Yarısına kadar alkol dolu kavanozun içinden aldığı pensetle tüm dikkatini vererek adamın yüzündeki dikişleri temizledi. Tüm dikişleri temizlediğine emin olmak için adamın yüzünü iyice inceledi. Poşetinden çıkardığı steril gazlı beze tentürdiyot dökerek yüzüne sürdü. Tentürdiyot’u temizleyip pansuman malzemelerini toplayarak mutfağa götürdü.Kavanozdaki alkolle malzemeleri yıkayıp temizledi karton kutuya koyup valize yerleştirdi.Antredeki valizinin içinden çıkardığı laptop’ı açıp kanepeye oturdu. Cebinden çıkardığı sigarayı yaktı.
-Seni tanımıyorum ama beklediğim gibi çıktın.Evde subaya yaptığını beğendim. Az kalsın altına yapacaktı.Sir Aleksander’ın bizi istediği zaman bulacağını biliyorsun değil mi?
   Adam başını evet manasında öne eğdi. Kaldırdı.Kanepeye uzanan adam gözlerini kapattı. Sarışın kadın sıkılıp bilgisayarı kanepenin kenarına bırakıp yerinden kalktı. Evi dolaşıp
dolapların birinde bulduğu battaniyeyi adamın üstüne örttü.Battaniyeyi ağzına kadar çekti.Kendisini izleyen adama:
-İçeriyi havalandıracağım. Her yer osuruk kokuyor. Boğazını üşütme.Karnın aç mı?
   Adam gözlerini kapatıp açtı.
-Bir şeyler bulabilirsem…
   15 dakika sonra bir tepsiyle geri geldi. Tepside iki kupa çay ve bisküvi vardı. Çayını alıp tekrar bilgisayarının başına geçti.Bilgisayarda sayfaları gezerken bir taraftan da göz ucuyla
adamı izliyordu. Mesajlaşma programından gelen mesajı okuyup adama döndü.
-Tosun diye birini tanıyor musun?
-Hı hı
-Bizi almaya geliyormuş.
   Kapının zili çalınca ayağa kalktı. Baldırından çıkardığı silahı elinde kapıyı açmaya gitti.İçeri giren adam gerçekten adına layık biriydi. İki metreye yakın boyunda kilolu kafasına göre küçük kalan kepçe kulakları yuvarlak küçük gözleri vardı.Çekinmeden kanepeye oturdu.
-Sekreter,Bayan Eva.
-Sekreter’mi?Sekreter’lerin özellikle kadınlardan seçildiğini zannederdim diye kıkırdadı kadın.Silahını elinden bırakmamıştı.Tosun gülmedi, nezaket olsun diye sırıtmadı bile. Ayağa kalkarken kısa ve net konuştu.
-Önce doktora ardından yeni evinize gideceğiz. Sir Aleksander’in emri.Dışarıda bekliyorum.
   Tosun”Sekreter” diye hitap ettiği adama başıyla selam verip çıktı. Eva nezaketten nasibi olmayan Tosun’un hareketinden bozulmamıştı.Gülümsemeye devam ediyordu. Valizleri kapatıp çıkmaları apartman girişinde kendilerini bekleyen camları siyah IFSASO logolu arabaya binmeleri fazla zamanlarını almadı.Sekreter’in başına sardığı kaşkol’dan sadece gözleri görünüyordu.
   Tosun Sekreter’le Eva’yı önce doktora ardından alışverişe götürdü. Gelen hastayı evindeki özel ofisinde muayene eden 60 yaşında gösteren sevimli yaşlı doktor, Sekreter’in ses
tellerinde, boğazında hiçbir sorun bulamadı. Sekreter’in hafif sararmış dişlerini görünce bu aralar fazla sigara içmemesini tembihledi. Kibarca “Ses tellerinize zarar verebilir” diye
mırıldandı.
   Alış veriş merkezine girerlerken Tosun “ Özel eşyalarınızı kalacağınız eve yerleştirdik” dediği için öylesine dolaşıp çıktılar.Başkent’in merkezi caddelerinden birinde site içindeki
apartmanın 4.ncü kat 16 nolu dairenin kapısına geldiklerinde saat 19.10 u gösteriyordu. Eva kibarca Tosun’u içeriye kahve içmeye davet etti. Sekreter kendisine bakan Tosun’a gözlerini kapatıp açınca hep birlikte içeri girdiler.
   Tosun’un Sekreter’e saygılı davranması Eva’nın dikkatinden kaçmamıştı.Mutfakta hazırlayıp getirdiği sütlü kahveleri içerken konuşmadılar.
-Komutanı kızdırmışsınız dedi Tosun.Kapının önüne konulmak çok zoruna gitmiş. Sanırım sizi Lord KillRose’a şikâyet edecek.
   Eva kıkırdadı oturduğu koltukta. 
-Başıma silah dayansaydı benim de zoruma giderdi.
   Tosun bir an şaşaladı.
-Adamın başına silah mı dayadınız?
-Evet,itaat etmeseydi Sekreter sıkacaktı büyük ihtimalle.
   Tosun bakışlarının karşısındaki ikili kanepede oturan Sekreter’e çevirdi bir an. Sekreter ilgisiz kahvesini içiyordu.
-Komutanı tanırım. Kibirli ve Kindar biridir. Sir Aleksander’ı da hiç sevmez. Başınıza iş açabilir.Dikkatli olmanızı tavsiye ederim.
   Sekreter’in boğuk hırıltılı sesi duyuldu.
-O zaman İskender’e söyle bizi bu adama ezdirmesin.
-Merak etmeyin Sekreter. Gerekli ayarlamalar yapıldı.
   Sekreter’in ilgisizliği devam ediyordu. Cevap vermedi. Onun yerine Eva cevapladı.
-Başımızın çaresine bakarız yine de uyardığın için teşekkürler Tosun.
   Kahvesinden son yudumu içen Tosun teşekkür edip ayağa kalktı. Başıyla Sekreter’i selamlayıp çıktı.Eva Tosunu uğurladıktan sonra geri gelip üçlü kanepeye oturdu. Dizlerini karnına çekip bilgisayarını açtı. Sekreter’in bakışları açılan baldırına takıldı. Başını çevirdi. Eva beyaz dişlerini göstere göstere güldü.
-Sir Aleksander’in gözünde seni bu kadar değerli yapan nedir?
   Sekreter’den kısık ve hırıltılı bir ses çıktı.
-Benim hiçbir değerim yok.İskender kendisinden başka kimseye değer vermez. Mecbur kalmasa kimse cesedimi bile bulamazdı. Ben bir piyonum. Sen de.
   Sekreter Eva’nın konuşmasını beklemeden kalktı. Evi dolaşmaya başladı.İki yatak odası ve bir salondan oluşan bir daireydi burası. Yatak odalarında klozetli küçük bir banyo bulunuyordu. Duvara monte edilmiş ahşap dolaplara eşyaları özenle yerleştirilmişti.
Dolaptaki açık mavi üniformaların İki Şerit ve iki yıldızlı ortada CCFIAF yazılı apoletlerine aynı ilgisizlikle baktı. Bu üniformayla CCFIAF (ULUSLAR ARASI YARDIM FONU KOORDİNASYON MERKEZİ) ve IFSASO (ULUSLARASI YARDIM FONU STRATEJİ VE DESTEK OFİSİ) çalışanlarının tamamına yakınına emir verebilecekti. Emir veremeyecekleri de kendisine karşılık veremezlerdi.
   Dolabın alt tarafındaki çekmecenin içine tutuklanmasının ardından evinden toplanan özel eşyaları konmuştu.Sigara,çakmak, tütün tabakaları,kâğıt,kalem,cüzdan,cep telefonu, şarj cihazı, bir sürü flash disk bunun gibi bir sürü ıvır zıvır. Kılıfı içinde silahı yanında dolu şarjörler.10 paket Mermi. Yüzünü buruşturdu. Paketten aldığı sigarayı yaktı. Mutfağa geçti.
   Isıtıcıya su doldurup açtı. Isıtıcıdan gelen cızırtıları dinlerken balkona çıktı. Isıtıcıdan gelen fokurtuları duyunca sigarasını söndürüp içeri geçti.Dolapları karıştırdı. Bulduğu hazır çorbayı büyük bir kupaya boşalttı. Üzerine su ilave etti.Bir tutam karabiber, bir tutam tuz
ekledi. Karıştırdı. Buzdolabının alt gözündeki poşet içindeki kepekli ekmekten bir dilimi küçük küçük parçalayıp kupanın içine attı.Küçük bir tepsiye kupayı koyup salona geçti.Eva bıraktığı gibiydi. Bilgisayarda uğraşıyordu.
-Aç olduğunu söyleseydin yemek yapardım.
   Sekreter’in kupadaki çorbanın içinde yumuşamış ekmekleri kaşıkla ağır ağır yemesini göz ucuyla seyretti bir süre tekrar internette gezinmeye devam etti. 



Mustafa Eser



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6320
2 Firari Fırtına 4383
3 Mustafa Ermişcan 3762
4 Hasan Tabak 3470
5 Nermin Gömleksizoğlu 3137
6 Uğur Kesim 3009
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2866
8 Sibel Kaya 2856
9 Enes Evci 2565
10 Turgut Çakır 2264

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1049 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com