Hikayeler

Nükte Yüklü Fıkralar-6 (51 - 60)
Okunma: 77
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


51) POLİTİKACI YOLU

Geri kalmış ülkelerden birinde seçim hazırlığı vardı. Parlamentoya girmek için adaylığını koyan politikacılardan biri, halkın arasında durmadan dolaşıyor, çekinmeden, karakterini belli edecek konuşmalar yapıyordu. Halk da dinliyordu; ''Bundan bize fayda gelecek'' diyerek.

Yine bir topluluğun arasına karıştı Politikacı. O topluluğa, hakikaten seçimi kazanacakmış da parlamentoya girecekmiş hissini verip;

''Sevgili vatandaşlarım! Eğer yanlış yapıyorsam, beni tenkid edin; bana yol gösterin!'' dedi.

Topluluk, sordu:

''Sana, ne zamana kadar yol gösterelim?''

Politikacı, gayet pişkin;

''Parlamento kapısına kadar, ey benim güzel vatandaşlarım!'' diye cevap verdi. ''Sonrasında, merak etmeyin, ben yolumu bulurum!'' (1995)

* * *

52) HÜKÜMETİN KAZI

Normal vergilerini toplayamadığından, ekonomisini ek vergilerle yürütmeye çalıştığı bir devir geçiriyordu ülke. Durmadan ek vergi istenmesine, iş dünyasının önemli bir ismi kızdı. Kendisinin kaz yerine konulduğunu imâ edip;

''Artık yolunacak tüyüm kalmadı!'' dedi.

Gitti mi bu söz hükümetin kulağına. Üyelerden biri, toplantı ânında, işadamının söylediği sözü masaya koydu. Tedirgin olmuş hâlde;

''Şimdi ne yapacağız Sayın Büyüğümüz?'' diye sordu.

Hükümetin başı;

''Hiiç!'' diyerek cevap verdi. ''Keseceez... pişireceez...yiyeceez! (1995)

* * *

53) TEMEL HANIMINI KIZDIRDI!

Temel'in gönlü politikacı olmak istemiş parti kurmuştu. Seçim heyecanı ülkeyi sardığında, propaganda yapmaya karısından başladı. Onun karşısına geçip;

''Senin oyunu alacağum değil mi, Hanimcuğum?'' dedi.

Karısı, elini kendi başının üzerine koydu:

''Elbette Temelciğum!'' diyerek cevap verdi. ''Senin, tepemde yerin vardur da!''

Temel, iskemlesine yaslanmıştı. Gözlerini bir noktaya mıhlayıp;

''Diğer birçoklarinun da oylarinu alacağum, Hanimcuğum!'' diye laf etti.

Karısı bu sözü duyunca içerledi. Kaşlarını çatıp;

''Uy Temelciğum... Temelciğum!..'' diyerek söylendi. ''Benim tepemdeki yerinu az görüp Başkalarinun da tepesine kurulmak isteyesun ha!'' (11 Nisan 1995)

* * *

54) TÜRKİYE-MALEZYA

Çocuk, ödevini yapmaya çalışıyordu. Gazetesini okuyan babasına;

''Malezya adında bir ülke varmış baba!'' diye seslendi. ''Onunla bizim aramızdaki fark ne?''

Baba, başını gazeteden kaldırıp;

''O ülkenin, Türkiye olurmuyuz diye endişe edeni yok Çocuğum!'' diyerek cevap verdi. ''Bu ülkenin ise, 'Malezya'ya mı benzeyeceğiz?' diye şaşıranı çok. (21.10.2007)

* * *

55) BÜYÜKLER ELEŞTİRİDEN KORKMAZ

Baba, Allah'ın kendisi için açtığı kapılardan geçmiş, devletin üst kademelerine kadar çıkmıştı. Fakat, alttan alttan kendisine, tazyikli ekleştiriler geliyordu. Çocuk buna dayanamadı. Yanına gelip;

''Baba!'' diyerek seslendi. ''Durmadan eleştiriye uğradığın halde rahatsız olmuyor musun?''

Baba;

''Hangi eleştirilen kişi, eleştiriden rahatsız olmaz ki Oğul?!'' diyerek cevap verdi. ''Ama benim, kullanacağım bir aklım var olduğundan, eleştiriden yararlanacak imkanım da var demektir!'' (21.10.2007)

* * *

56) BABA'NIN DEVLET FELSEFESİ

Baba, çiftliğindeki elemanları toplamış, vatandaşlık görevi hakkında bilgi veriyordu. Onlara;

''Bakın ha arkadaşlar!'' diyerek hitap etti. ''Bu çiftliğin içinde bana karşı görevleriniz var; onu yerine getiriyorsunuz. Bu çiftliğin dışında olduğunuzda da, devlete karşı görevleriniz var; onu da yerine getirmelisiniz!''

Eleman;

''Bir sorum var Baba!..'' diyerek öne atıldı. ''Devletin hiç kabul etmediği sıkıntılı olaylar ortaya çıkıyor. Onlarla karşılaştığımızda hâlimiz ne olacak?''

Baba, 'Haklısın' dercesine kafasını salladı. Sonra;

''O sıkıntılı olaylar dün vardı... bugün var... yarın da olacak Arkadaş!'' diyerek cevap vermeye çalıştı. ''Bilin ki o sıkıntılı olayların, devletin kurulu düzenini bozmaya gücü yetmez!''

Eleman, 'dün', 'bugün', 'yarın' sözcüklerinden pek bir şey anlamamıştı. Kafasını kaşıyıp;

''Ya düzen kurulu değilse, Baba!..'' diye sordu.

Baba, gözlüğünün üzerinden Eleman'a baktı. O'na;

''İşte o zaman kötü!'' diyerek cevap verdi. ''Devletin, o sıkıntılı olaylara karşı durmaya gücü yetmez!'' (21.10.2007)


* * *

57) BİR BUÇUK MİLYAR MI?!

Baba, çocuklarını İslam hakkında bilgilendiriyordu. Onlara;

''İslam'ın barış dini olduğunu biliniz, çocuklar!'' dedi. ''Dünya'da bir buçuk milyar insan İslamiyeti kabul etmiş durumda. Ama, İslam kisvesi altında barışı sabote edenler çok var!''

Çocuk, Baba'ya sordu:

''Onlar kaç kişidirler Baba?''

Baba, biraz düşündü. Kafasını kaşırken;

''Onlar kayda geçmiyor ki Çocuğum!'' diyerek cevap verdi. ''Onun için, dolandırıcısı da, soyguncusu da, vurguncusu da, bozguncusu da, 'Ohh' çekip rahat nefes alıyor!'' (21.10.2007)

* * *

58) BABA'NIN BABALIĞI

Baba, ileri gelen dostlarıyla sohbet ederken, O'na sordular:

''Çocuklarının, canını sıktığı zamanlar oluyor mu Baba?''

Baba, başını aşağı yukarı sallayıp;

''Tabi ki oluyor!'' dedi. ''Bazen elimi kaldırıp Yumruk yapasım bile geliyor!''

Dostları heyecanlanmıştı. Biri;

''Sonra da pata küte girişiyorsun değil mi Baba!'' deyip ileri atıldı.

Baba;

''Ne münasebet!'' diyerek cevap verdi. ''Kalkmış elimi indirip cebime sokuyorum; şeker çıkaracağım diye hepsi kuzu oluyor!'' (21.10.2007)

* * *

59) İMAM OLACAK DELİKANLI

Küçük bir caminin cemaati, imamsız kalmaktan şikayetçiydi. Müftülüğe başvursalar da, beklemeleri isteniyordu. Delikanlı bir kişi bunu fırsat bildi. Müftülüğe, ''Beni oraya atayın Hocam'' dedi. Müftü baktı, şartlar yeterli. İmamlar hakkında bazı olumsuzluklar kulaktan kulağa dolaşıyordu. Müftü, işi sağlam tutmak istedi. Hayrına imamlık yapmak isteyen Delikanlıya sordu:

''İmamlıktan ne anlıyorsun Delikanlı?''

Delikanlı;

''Her gün beş vakitte, cübbeyi giyip, sarığı takınıp camide saf tutmuşların önüne geçmeyi!'' dedi.

Müftü, afallamıştı. Böyle de cevap mı olurdu yani? Bozuntuya vermedi. Delikanlı'ya;

''İyi de Delikanlı!'' dedi. ''Camide saf tutmuşların önüne cübbe ve sarıkla geçmek yetiyor mu?''

Delikanlı ''Cık!'' etti:

''Hayır, yetmiyor Hocam. Cemaatin önüne geçtiğimde ayakta durup tekbir getireceğim ilk önce. Sonra zammısure okuyacağım... sonra rükuya, sonra secdeye varacağım... son kade oturuşundan sonra da tesbih çekip görevi bitireceğim!''

Müftü, şaşkınlıktan çıkamamış hâliyle;

''Ya hu, adını koysana şu dediklerinin!'' diye çıkıştı. ''Yaptığın ettiğin, başlıbaşına namaz olacak değil mi?''

Delikanlı;

''Bunları ben, hele bir yapayım Hocam!'' diyerek cevap verdi. ''Bulunduğumuz ortamda namaz adını alır mı, Yaradan karar versin!''

* * *

60) HERKESİN GÖREVİ

Delikanlı, 'İmam isteriz' diye diretenlerin küçük camisine atanmıştı. Saf tutanlar orta yaşlı olmakla beraber, vakitlerini sigara dumanına boğulmuş mekanda geçiren kimselerdi.

''Bismillahirrahmanirrahim'' diyerek göreve başladı Delikanlı. Beş dakika içinde namazı bitirdi. Bu ilk namazdan sonra, cemaatin tebriğiyle karşı karşıya kaldı. Önce, ''Hoş geldin İmam Efendi!'' dedi cemaat. Sonra merak edilen soruyu sordu:

''Bundan böyle beş vakitteki namazımızı sen kıldıracaksın değil mi?''

Delikanlı İmam;

''Hayır, siz bana uyup namazınızı kılacaksınız!'' diyerek cevap verdi. ''Musalla taşına konduğunuzda, çaresiz, ben kıldıracağım!''

İbrahim Faik Bayav
(10.12.2007) 



İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6328
2 Firari Fırtına 4390
3 Mustafa Ermişcan 3773
4 Hasan Tabak 3480
5 Nermin Gömleksizoğlu 3145
6 Uğur Kesim 3014
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2880
8 Sibel Kaya 2861
9 Enes Evci 2570
10 Turgut Çakır 2268

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1095 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com