Hikayeler

Bilgiç Dayı'dan Nükteler-6 (51 - 60)
Okunma: 74
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


51) HÜRLÜK FAZLA OLUNCA...

Bir evde kiracı olarak oturan kadın, kocası ölünce sıkıntıya düşmüştü. Çalışarak geçimini temin etse de, kirasını ödemede zorlanıyordu.

Evini kiraya veren, bir kaç aylık kiranın biriktiğine kızdı, kadıncağızın uyuduğu sırada, evinin dış kapısını dışarıdan zincirledi.

Kadının imdat istemesiyle eve gelen polis zincirleri kırıp kadını kurtarmış olsa da, vatandaşlar, aptal bir vaziyet alıp Bilgiç dayı'ya geldiler. O'na;

''Ev sahibi olacak adam, kiracısını nasıl olur da zircirler Bilgiç Dayı?'' diye sordular:

Bilgiç Dayı;

''Zincire vurulmanın ne demek olduğunu bilmediğinden!'' diyerek cevap verdi. ''Ya da, sahip olduğu hürriyetin fazlalığından!''


52) ANLAŞILAMAYAN YAZAR

Kadıköy Belediyesi'nin düzenlediği kitap fuarının açılışına Yaşar Kemal de gelmişti. Bir okuru, O'nu konuşturmaya başlayınca, içine hüzün çöktü; ''Bugüne kadar, Nobel kazanırım aşkıyla kırk adet kitap yazdım; yazdıklarımın hiçbiriyle anlaşılamadım'' dedi.

Vatandaşlar, merak edip Bilgiç Dayı'ya sordular:

''Yaşar Kemal niçin anlaşılamamış Bilgiç Dayı?''

Bilgiç Dayı, tebessüm edip;

''Kitaplarının satırları anlaşılamayacak karakteri yansıttığından her halde!'' diyerek cevap verdi. ''Ya da, anlayacak olanların pek çoğu Avrupa içlerinde bulunduğundan!''


53) NOBEL, AYAĞIMIN BAĞI OLMASIN

Kitaptan, yazıdan söz açıldığında, vatandaşlardan biri, Bilgiç Dayı'ya;

''Söylesene Bilgiç Dayı!'' diyerek laf attı. ''Gençliğinde iyi traktör kullanırken yazar olsan... yazsan da yazsan... umduğunu bulamasan... o vaziyette ölsen... sonra yeniden dünyaya gelsen ne yaparsın?''

''Bilgiç Dayı, cebinden kalemini çıkarıp;

''Kaldığım yerden yazmaya devam ederim elbette!'' diyerek cevap verdi. ''Öğrenmeye bir ömür yetmediği gibi, yazmaya da bir ömür yetmemiş, diyerek!''


54) KESİLİR ELBET BİR GÜN!

Diyarbakır'dan, töre adı altında işlenen cinayet haberi geliyordu. Adam, berdel birlikteliği yapmış kadını, izinsiz evden çıktı diye kovalamış, pompalıyla, saklandığı yere kadar gidip kurşun yağmuruna tutmuştu.

Adam, yakalanıp hakim karşısına çıkarıldı; ömür boyu hapis istemiyle yargılanmasına başlandı. Vatandaşlar da, Bilgiç Dayı'ya gelip;

''Bunun sonu ne olacak Bilgiç Dayı?'' diyerek sordular: ''Töreymiş, berdelmiş diye işlenen cinayetlerin ardı arkası kesilmiyor!''

Bilgiç Dayı, başını, üzüntüsünü gösteren tavırla salladı. Onlara;

''Kesilir elbet bir gün!..'' diyerek cevap verdi. ''Devlet, bünyemde böyle saçmalıkları istemiyorum ültimatomu verdiği zaman!''


55) KONUK NE DİYECEK?

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, muhalefet grubuna mensup vekil, konuşuyordu. Konuşma süresini geçmesine rağmen heyecanını firenleyip sözünü bitiremedi. Katip üye, uyarınca, vekil kızdı, grubunun desteğini ardına alıp hışımla onun bulunduğu kürsüye yürümeye kalktı. Tabi, küfürler eşliğinde.

Endonezya Halk Meclisi Başkanı Dr. Hidayet Vahit, Bülent Arınç'ın konuğu idi ve meclis'teki manzarayı seyrediyordu. Şaşırdı. Şaşırınca da, Arınç, ''Üzgünüm Ekselans! Ama, demokrasimiz böyle işliyor'' dedi.

Meclisimizin, bir konuk önünde böyle görüntü vermesinden vatandaşlar da mahcup olmuştu. Bilgiç Dayı'ya geldiler;

''Eyvah! Rezil olduk Bilgiç Dayı!'' dediler. ''Konuk Meclis Başkanı, ülkesine gidince bizim hakkımızda ne diyecek?''

Bilgiç Dayı, tebessüm edip;

''Değişik bir demokrasi şekli gördüm diyecek herhalde!'' diye cevap verdi. ''Becerisi küfürbazlık olanlar dahi 'vekil'den sayılıyordu, sözünü ekleyerek!''


56) HARAM PARA VE KURBAN

Diyanet, yaklaşan kurban bayramı sebebiyle, fetva yayınlamıştı. Haram parayla kurban kesilmesine önce, ''Evet'' dedi. Tepki alınca değiştirdi; ''Haram parayla kurban kesilmesi caiz değildir'' dedi.

Vatandaşların da kafası karıştı. Bilgiç Dayı'ya sordular:

''Haram para nasıl oluyor Bilgiç Dayı?''

Bilgiç Dayı, gözleri onların üzerinde cevap verdi:

''Çok kolay oluyor arkadaşlar! Diyanet, Millet'e sıkılmadan anlatabilirse, öğrenirsiniz!''


57) HUKUKA YALAN GİRERSE...

Vatandaşlar, bir kaza sonucu oluşan yanlış hukuk değerlendirmesini duymuşlar, anlam veremeyip Bilgiç Dayı'nın yanına gelmişlerdi. O'na;

''Söylesene Bilgiç Dayı!'' diyerek konuşmaya başladılar. ''Bir kimse, birinin suçlu olduğunu anlasa, onu sevdiğinden dolayı suçu başkasına atsa ne olur?

Bilgiç Dayı, cevap verdi:

''Ayıp denen lezzeti, diliyle tatmış olur!''

Vatandaşlar, birbirine bakındılar. Kafalarını olumlu sallayıp yine sordular:

''Bunu diyen önemli biriyse ne olur Bilgiç Dayı?''

Bilgiç Dayı, yine cevap verdi:

''Düpedüz, masum kişiye ftira atmış olur!''

Soru soranlar, yine birbirlerine bakışıp kafalarını salladılar. Sonra;

''Peki Bilgiç Dayı!..'' deyip biraz beklediler. ''Bunu yapan, avukat bilinen biri ise ne olur?''

Bilgiç Dayı, o anda yüzünü astı. Onlara;

''İşte bu çok kötü!'' diyerek cevap verdi. ''Hukukun, en azından bir parçasına, şeytanını katmış olur!''
 
 
58) İŞ VE AŞ

Mehmet Ağar, DYP adlı pir partinin başında iken, eski bir vekilin partisine katılışına sevinmiş, ileriye dönük temennisini dile getirmişti. Demişti ki; ''İktidara geldiğimizde Türkiye, işin ve aşın olduğu ülke olacak!''

Bilgiç Dayı'ya sordular:

''Türkiye, ne zaman işli ve aşlı olur Bilgiç Dayı?''

Bilgiç Dayı, eliyle çenesini sıvazlayıp cevap verdi:

''İş yapmayı bilenler, bildiği işi yapmaya başladıkları zaman!''


59) NE TATLI VAAD!

Anavatan Partisi Başkanı Erkan mumcu, seçim atmosferine yaklaşıldığını fark etmiş, vaadler sunmaya başlamıştı. Döktürdüğü incilerden biri de şuydu: Biz iktidara geldiğimizde, çalışanlara acıyacağız, onların en düşük maaşını şimdikinin bir buçuk misli yapacağız!

Dört yüz lira maaşla çalışan vatandaşlar, 'oley' sesleriyle seviçlerini belli edip Bilgiç Dayı'ya geldiler. O'na;

''Önümüzdeki seçimde, Erkan mumcu'nun partisine oy verelim mi Bilgiç Dayı?'' diye sordular.

Bilgiç Dayı;

''Gönlünüz yatıyorsa veriniz, arkadaşlar!'' diyerek cevap verdi. ''Amma, sakın ola ki, maaşınızı bir buçuk misli arttıracak diye sevinmeyin. O zaman kendinin vekil maaşı da bir buçuk misli artar, herşey, 'eski tas-eski hamam' olur.''


60) ÇANKAYA YOKUŞU DİK İMİŞ

Cumhurbaşkanlığı makamına, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın oturacağı söylentileri yayılıyor, Anamuhalefet Partisi CHP'nin Genel başkanı'nı çileden çıkarıyordu. Tam o sırada, Başbakan rahatsızlanmasın mı! Rahatsızlığa, bel fıtığı zannedilen 'bel spazmı' teşhisi kondu; kendisinden bir müddet istirahatte kalması istendi.

Bu olay, CHP Genel Başkanı'nın coşmasına yetti. Meclis'te kürsüye geldi; ''Hey cumhurbaşkanlığı meraklıları! Çankaya'nın yolu diktir; fıtıkla çıkılmaz!'' deyiverdi.

Vatandaşlar, cumhurbaşkanlığı makamıyla ilgiliydiler. Bilgiç Dayı'ya gelip;

''Şimdi ne olacak Bilgiç Dayı?'' diye sordular. ''Başbakanımız, Çankaya Köşkü'ne varmak için o yokuşu nasıl tırmanacak?''

Bilgiç Dayı;

''Allah Allah'' deyip söylendi. ''Çankaya'nın yokuşu, ne zamandan beri yürüyerek çıkılıyor ya hu?!''

İbrahim Faik Bayav
((29.03.2007) 




İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6352
2 Firari Fırtına 4412
3 Mustafa Ermişcan 3806
4 Hasan Tabak 3519
5 Nermin Gömleksizoğlu 3168
6 Uğur Kesim 3031
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2924
8 Sibel Kaya 2879
9 Enes Evci 2591
10 Turgut Çakır 2284

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1268 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com