Hikayeler

Nükte Yüklü Fıkralar-7 (61 - 70)
Okunma: 80
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


61) VAAZ VERMEK KOLAY MI?

Birgün, Delikanlı İmam'ı yolda yürüyordu. Onu gören camaat, önünü kesti. Dediler ki, ''Hocam, bugün cuma. Bize namaz öncesi biraz vaaz ver.''

Delikanlı İmam cevap verdi:

''Ben vaaz veremem!''

Cemaat diretti. Ona, ''Verirsin İmam Efendi, verirsin'' dedi. ''Hem öyle verirsin ki gönlümüzü bile ferah edersin!''

İmam baktı ki kurtuluş yok;

''Eh. Peki o zaman!'' dedi kafasını eğip. Sonra ''Namaz öncesi buyrun camiye!'' deyip onları davet etti.

Cemaat namaz öncesi camide toplanmıştı. Delikanlı İmam mihraba geçti; başladı konuşmaya.

''Ey camaatimüslimiin!'' dedi önce İmam. Sonra, arka arkaya sıralamaya başladı:

''Allah birdir, ondan başka tanrı yoktur. Muhammed O'nun resulüdür. Tevrat, Zebur, İncil ve Kur'an adında dört kitap gelmiştir. Kur'an bizim kitabımızdır! ...''

Biraz durdu İmam. Karşısında oturan biri;

''Ne güzel konuşuyorsun Hocam. Bizi ihya ediyorsun'' dedi.

İmam, Adam'a bakıp;

''Yok Efendi! Siz değil, şeytan ihya oluyor!'' dedi. ''Ve o şeytan, kafadaki sabit şeyler, ancak bu kadar güzel onaylanır deyip, kıkır kıkır da gülüyor!''

* * *

62) GELDİĞİN YERE!..

Delikanlı İmam, görevindeki bir kaç haftayı geride bırakmıştı. Camiye ihtiyaç sayılabilecek bir kaç kalem malzemeyi tesbit etti. Cuma namazındaki hutbede;

''Ey cemaatimüslimiin!'' diyerek konuyu açtı. ''Camimizin şu ihtiyaçları için yardımınız gerek. Tedarik edilirse hayırlı bir iş yapılmış olur!'' Sonra, şevk vermek için, ''Ne verirsen elinle, o gelir seninle!'' dedi.

''Cemaatin içinden biri;

''Peki ben nereye gideceğim Hocam?'' demesin mi!

Delikanlı İmam, çenesini sıvazlayıp;

''Geldiğin yere tabi ki!'' diyerek cevap verdi. ''Aradan geçen bunca zamandan sonra, değişiklik olmuş mudur, onu bilemem!''

* * *

63) İMAMI NASIL BİLİRSİNİZ?

Ertesi cuma günü idi. Bu sefer imam, istek olmadan vaaz vermeye geçti mihraba. Yüzünü cemaate döndü. Rahleyi önüne çekti ama, üzerine hiç birşey koymadı.

Mihraptan cemaate, ''Sağlığınız önemli'' diyerek ihtar çekti imam. Ve, ''Sigarayı tüttürmeseniz iyi olur. Eğer tüttürecekseniz, ailenizin, çocukların, ve kapalı yerdeki toplumun içinde tüttürmeyiniz. Aksi hareket ederseniz devletin size para cezasını keseceğini bilin!'' diyerek de devam etti.

İmam, bu minval üzere vaazını bitirdi. Namaz kılındı. Cemaat dışarı çıkarken kapıda bekleyen biri sordu;

''İmam efendi'yi nasıl bilirsiniz? İmanlı mıdır ha, imanlı mıdır?!''

Cemaatten bazıları, asık suratıyla;

''Devletin adamı mıdır nedir?!'' diyerek cevap verdi. ''Bize, Kur'an'dan değil, ha bire yasadan bahsetti!''

* * *

64) SİGARA İÇEN TÜRK İLE FRANSIZ

Sigara tüttürmeye meraklı bir Türk, ülkesinin dışında da ülke görmek istemişti. Yola çıktı. İlk Fransa'ya uğradı. Bir Fransız vatandaşıyla ahbap olduğunda Fransız, Türk'ün sigarasever biri olduğunu anladı. Cebinden tek bir sigara çıkarıp;

''Buyrun Bayım!'' dedi. ''Keyfiniz kıyak olur umarım!''

Türk, sigarayı aldı. Teşekküre bile gerek duymadan dudaklarının arasına koyup yaktı.

Aradan biraz zaman geçmişti. Dostluğu ilerletmek isteyen Türk, cebinden paketi çıkardı. Alt tarafından fiskeyi vurdu. Uçları çıkan sigaraları Fransız'a uzatıp;

''Buyrun Mösyö!'' dedi. ''Şimdi de sizin keyfiniz kıyak olsun!''

Fransız, kafasını iki yana sallayıp;

''Alamam Bayım!'' dedi. ''Yürürlüğe giren yasa gereği, bulunduğumuz yerde sigara içmek yasak!''

Türk, bir garip oldu. ''Aah benim Memleketim!'' deyip iç geçirdi. ''Sende iken yasak-masak dinlemez, tüttürüverirdik!''

* * *

65) SİGARA İÇEN TÜRK İLE AMERİKALI

Sigara tüttürmeye meraklı Türk, Amerika'ya gitti bu sefer. Orada bir Amerikan vatandaşıyla tanıştı. Amerikalı, sohbet arasında, Türk'ün sigarasever olduğunu anladı. O da elini cebine soktu. Çıkardığı tek adet sigarayı uzatıp;

''Buyrun Beyefendi!'' dedi. ''Bu, dostluğumuzun nişanesi olsun!''

Türk, Fransız'ın karşısındaki davranışı sergilemedi. Amerikalı'nın uzattığı sigarayı teşekkür ederek aldı. Dudaklarının arasına koyup yaktı.

Amerikalı, dost memnun etmenin huzurunu yüzündeki gülümseme ile belli ediyor, Türk'ün içine çektiği dumanı, gösterişli biçimde bırakmasını seyrediyordu.

Aradan zaman geçtiğinde karşılık vermek istedi Türk. Cebinden paketi çıkardı. Alt taraftan vurduğu fiskeyle dışa fırlayan sigaraları uzatıp;

''Buyrun Mistır!'' dedi. ''Şimdi de bu, dostluğumuzun nişanesi olsun!''

Amerikalı elini kaldırdı âniden. İşaret parmağını sağa-sola sallayıp;

''No. No!'' dedi. ''Biz, sigaranın zararını anlayıp uzak kalmaya çalışanlardanız!''

Türk, Amerikalı'ın önünde boynunu büküp;

''Aah Memleketim!'' dedi. ''Paketlerin üzerine kocaman ZARARLI mührünü vursan da tınlamıyordum ki!''

* * *

66) SİGARA İÇEN TÜRK BELÇİKA'DA

Avrupa'ya geri dönmüştü sigara tüttürmeye meraklı Türk. Belçika'ya uğradı. Yılbaşını iki gün geçmişti. Karnı acıktığından restorana girdi. Yemeğini yedi. Sonra da sigarasını yakıp dumanını, şöyle yukarı doğru üfürmeye başladı.

Bütün Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Belçika da, sigarayla ilgili yasayı yürürlüğe koymuştu. Polis, Türk'ün sigara tüttürdüğünü görünce yanına yaklaştı. Çantasından makbuz koçanını çıkarıp;

''Cezalısınız Bayım!'' dedi. ''Yasaklanmış yerde sigara tüttürdüğünüzden, şu kadar Frank ceza vereceksiniz!''

Polis, makbuzu yazarken, Türk itiraz etti. Ayağa kalkıp diklenmeye başladı. Belçikalılar'ın kendisine haşin baktıklarını farkedince, makbuzu aldı. Polis'e;

''Haklısınız Memur Bey!'' dedi. ''Kestiğiniz cezayı ödeyeceğim!''

Belçika Polisi memnun, vatandaşlar sakin olmuştu. Türk, bitkin hâlde iskemlesine otururken;

''Aah Memleketim!'' dedi. ''Sende de sigara yasaklama yasası çıkar ama, anlaşılacak hâle gelemiyor deyü tehir edilirdi! Bir yıl mı, bir buçuk yıl mı, daha uzun zaman mı desem!..''

* * *

67) HAC DA SİGARA YASAĞI

Sigara tüttürmeye meraklı Türk, hacca gitmeye karar vermişti. Hac zamanı geldiğinde gerekli işlemleri tamamlayıp Cidde'ye uçtu. Yanında götürdüğü paketler oraya vardığında bitmek üzereydi. Sigara satılan yer aradı. Bulamayınca Suudi Polis'e sordu:

''Ya Seyyidî! Dumanını tüttüreceğim nesneyi nerede bulabilirim?''

Suudi Polis;

''Bulamazsın Efendii!'' diyerek cevap verdi. ''İdaremiz, sigara denen zararlı şeyin satışını yasaklamıştır!''

Türk, şaşırıp kalmıştı. Sigarasızlığın başına vurduğu sıkıntıyla;

''Aaaaah Memleketim!'' dedi. ''Bana, hac farizasının bir rükün arttırıldığını neden bildirmedin ki?!''

* * *

68) ÇUŞ DEMELİ

Sigara tüttürmeye alışık Türk, hacda değişikliğe uğramıştı. Eski hâlini terk etmiş, Suud Yönetimi'nin, ''Yasak yüzünden en çok Türkler sigarayı bırakıyor'' dediklerinden olmuştu. Kutsal beldenin manevi havasıyla yurda döndüğünde, cadde kenarındaki bir büfeye yaklaştı. Gazoz içmek istiyordu canı. Büfenin başındaki çocuğun bir paket sigara aldığını gördü. Meclis'in çıkardığı yasayı hatırladı. Büfeci'ye;

''Yasaya aykırılığın sebebi ne, Efendi?!'' diye çıkıştı. ''Bu zararlı şeyi çocuğa sattığından dolayı sana ne demeli?''

Adam'ın Büfeci'ye fırça atışı çocuğun hoşuna gitmişti. Neşeli ifade ile;

''Çuş demeli Amca, çuşşş!'' diyerek cevap verdi. ''Memleketimi seviyorum deyip yasa tepikleyene, bu ad verilir!''

* * *

69) MESAJ YANLIŞ YERE GELMİŞ

Kadın, çirkinceydi. Evleneli de epey olmuştu. Mahkemeye gitti. Hakim'e;

''Kocamdan boşanmak istiyorum Hakim Bey!'' dedi.

Hakim sordu:

''Kocandan şikayetin nedir Hanım?''

Kadın, elindeki telefonu uzattı. Ağlamaklı hâl alıp;

''Tacizde bulundu Hakim Bey!'' dedi. ''İşte bakın, mesajlar burada. Seni seviyorum... aşkım... bi tanem... diye saymış dökmüş.

Hakim, tebessüm edip;

''İyi ya Hanım!'' dedi. ''Ne güzel! Bak, sana iltifatta bulunmuş!''

Kadın, kızdı. Hakim'e;

''Nasıl inanayım Hakim Bey!'' diyerek karşılık verdi. ''Bir sefercik de, gelsin yüzüme söylesin!''

* * *

70) GENÇ YAŞLILAR

Yaşları yetmişi aşmış politikacı ile gazeteci sohbet ediyordu. Her ikisi de yaşları geçtiği için köşelerine çekilmesi istenenlerdi. Ama ikisi de 'genciz' diye diretiyor, yerlerini arkadan geleceklere bırakmıyorlardı.

Bir gün, genç olduklarının ispatını yapmaya karar verdiler. Dostlarıyla bir yere toplandıklarında Gazeteci;

''İşte size ispatı!'' dedi. Ayağa kalktı. Pantolonunu çıkarıp giydi.

Gazeteci yerine otururken;

''Şimdi sıra sende!'' dedi Politikacıya. ''Genç olduğunun ispatını yap bakalım!''

Politikacı, ''Hay hay'' dedi. O da Gazeteci gibi ayağa kalktı. İki ayağından çorapları çıkarıp tekrar giydi.

Mekanda toplananlar;

''Yapmayın arkadaşlar! diyerek itiraz ettiler. Ayakta pantolon ve çorap çıkarıp giymekle ne kadar genç olunur ki!''

Politikacı;

''Bizi beğenmeyenleri susturabilecek kadar!'' diyerek cevap verdi. ''Gayemiz, kendimize, 'yaş yetmiş, iş bitmiş' dedirtmemek!''

İbrahim Faik Bayav
(12.01.2008) 



İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6328
2 Firari Fırtına 4390
3 Mustafa Ermişcan 3773
4 Hasan Tabak 3480
5 Nermin Gömleksizoğlu 3145
6 Uğur Kesim 3014
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2880
8 Sibel Kaya 2861
9 Enes Evci 2570
10 Turgut Çakır 2268

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1151 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com