Hikayeler

MÜHÜR
Okunma: 86
Aycan Selçuk - Mesaj Gönder


MÜHÜR Özet Ural Çetin işini severek yapan, işinin ehli bir baş komiserdir. Gece eğlencelerini ve gezip tozmayı seven Ural en yakın iş arkadaşının evliliğe veda partisini kutlamak için arkadaşlarıyla beraber bir gece kulübüne giderler. Eğlencenin dozunu biraz fazla kaçıran Ural ve arkadaşları ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ederler. Ama bu Ural için geçerli değildir. Ural o gece, hayatının hatasını yaparak hayatının tamamen mahvolmasına neden olacaktır. ... Yumruğunu bir kez daha yerde yatan yüzü gözü morarmış perişan bir şekilde yatan adamın çenesine geçirdi. Sabahtan beri bu adamla uğraşmıştı ve artık çok sıkılmıştı. Adam ne konuşuyor ne de korku belirtisi gösteriyordu. Dizini yerde yatan adamın karnına geçirerek bir kez daha bağırdı. “Konuş lan! Konuş öldüreceğim seni konuş!” Adam tek kelime etmezken Ural sinirinden çıldırmak üzereydi. “İstersen etlerimi doğra. Benden tek kelime alamayacaksın.” Bu sabrının son demleriydi ve artık sabredemiyordu. Bu adamı öldürmeliydi. Sinirden attığı çığlığı, soğuk ve az ışıklı lambanın zorla aydınlattığı sorgu odasında yankılandı. Dizini bir kez daha yerdeki adamın karnına geçirerek adamı bayılttıktan sonra burnunu çekerek ayağa kalktı. “Kendine geldiğinde bana haber ver. Daha bu itle işim bitmedi.” “Peki başkomiserim.” Yanındaki sıska, uzun boylu, sarı saçlı polis memuru Ersin, başını sallayıp cevap verince bir hışımla sorgu odasından çıktı. Bir yanıp bir sönen bozuk floresanın zorla aydınlattığı hafif karanlık olan uzun koridorda ilerledi. Sinirliydi ve sinirini atması gerekiyordu. Ne zaman asabı bozulsa yaptığı tek şey olan atış için poligona doğru ilerledi. Hedef kağıdını delik deşik etmesi gerekiyordu. Siniri anca böyle geçerdi. Poligona girdiğinde bir iki saniye durup soluklandı. Çok sinirli ve çaresiz hissediyordu. Aylardır izini sürdüğü çetenin bir üyesini bulmuştu. Biricik kız kardeşinin kimin kıyıp öldürdüğünü bulmasına az kalmıştı. Kimsesi yoktu Ural ve kız kardeşinin. Annesi ve babası o daha küçükken bir trafik kazasında vefat etmişti. Onları babaannesi büyütüp bu yaşa getirmişti. Ona çok şey borçlulardı. Kaybettiği annesi ve babasının yerine koyduğu babaannesi ve kız kardeşiyle mutluydu. Fakat bu mutluluğu uzun sürmemişti. Gecenin bir yarısında kız kardeşinin ölüm haberini alınca dünyası başına yıkılmıştı. Kız kardeşinin ardından babaannesini de kaybetmişti. Yaşlı kadın, bin bir zorlukla büyüttüğü torununun ölüm haberini aldığında üzüntüden fenalaşmış kalbi bu üzüntüye dayanamamıştı. Geçirdiği bu kötü günlerin ardından enkaza dönmüş ruhu ve bedeniyle severek yaptığı işine devam etmişti. Buna mecburdu aslında. Müdürü ona istediği kadar izin vermiş olsa da, yaşadığı evdeki duvarlar ayaklanıp üzerine gelmeye başlayınca dayanamamış kendini işine vermişti. Ama her şeyden önce şu biricik kız kardeşine kıyanları bulması gerekiyordu. Birini ele geçirmiş olsa da bu yetmezdi. Bir uyuşturucu çetesine kurban gitmişti kardeşi. Kardeşinin sevdiği adam bir uyuşturucu çetesinin lideriydi ve bu kişi kardeşini zehirlemişti. Bütün bunları Ural en son öğrenmişti. Kardeşi saklamayıp birini sevdiğini söylemiş olsaydı, o kişiyi Ural en ince detayına kadar araştırır, bir hatasını bulduğunda da kardeşini uyarırdı. Koruyamamıştı kardeşini. Kendini işine öyle çok vermişti ki, kardeşiyle ilgilenmeyi unutmuştu. İhmal etmişti. Suçluydu. Dolaylı yoldan babaannesinin ölümüne de neden olmuştu. Şimdi yapması gereken tek şey içeride döverek bayılttığı adamdan çetenin diğer üyelerinin nerede olduğunu öğrenmekti. Onları bulduğunda ise hepsinin tek tek anasından emdiği sütü burnundan getirecekti. Yemin etmişti. Daldığı düşüncelerinden sıyrılarak atış için gerekli hazırlığını yaptı. En son kulaklığını taktığında hazırdı. Şarjörü doldurdu. Namluyu sürdü. Nişan aldığında hedef tahtasına kaydı gözleri. Karşısında kardeşini öldüren adamın görüntüsü vardı. Elleri titremeye başlarken düşürmek üzere olan silahını tekrar kavradı ve ateş etti. İkinci şarjörde bittiğinde delik deşik olmuş hedef kağıdına baktı. Üçüncü kez şarjörü doldurmaya niyetlendiğinde omzuna birinin dokunduğunu hissetti. “Abi yeter.” En yakın arkadaşı Selim, sorgu odasından çıktıktan sonra bir anda kaybolan arkadaşı Ural’ı, nerede bulacağını çok iyi bildiğinden direk poligona gelmişti. Arkadaşı ve aynı zamanda baş komiseri olan Ural gene kendisini şaşırtmamıştı. Ural sıkıntıyla kulaklığı ve gözlüğü çıkartıp attıktan sonra arkadaşına döndü. “Yetmez. Günlerdir gözüme uyku girmiyor. Onları bulmadan bana huzur haram.” “Sana söz vermedim mi? Beraber bulacağız onları demedim mi? Az kaldı dayan.” Bir süre arkadaşının öfkeden titremesini izledikten sonra sözlerine devam etti. “Adam uyandı.” Öfkeyle tısladıktan sonra arkadaşı Selim’in omzunu pat patladıktan sonra poligondan çıktı. Arkada kalmış olan arkadaşı Selim Ural’a yetişmişti. “Müdür tamam. Kameraları kapattım. İş sende.” “Eyvallah.” Yarı karanlık koridorda ilerlemeye devam etti. Toplantı odasının yanındaki kişisel dolapların bulunduğu personel odasındaki kendi kişisel dolabını açıp içinden kalınca bir sopa çıkardı. Bu kez bu işi bitirecekti. Kız kardeşinin ölümüne sebep olanları bulup öldürerek yok etmek istiyordu. Sopayı sinirle sıkıca kavrayıp dolabı kapattı. Odadan çıkıp yarı karanlık koridordan sorgu odasına indi. “Komiserim iyi misiniz?” Ersin boncuk boncuk terlemiş sinirden şakaklarındaki damarları fırlamış olan baş komiserine baktı. “Değilim. Hiç iyi değilim.” Elindeki sopayı diğer eline hafifçe vurarak sorgu odasına girdi. İçerideki yüzü gözü yara bere içinde, üstü başı perişan, bir gözü neredeyse kapanmış olan adam korkuyla duvara sindi. Zaten yeni dayak yemişti. Yeniden dayak yemek istemiyordu. Bu sinir problemi olan adamdan çekeceği vardı. “Bu son şansın. Şimdi söylüyor musun? Söylemiyor musun? Beş dakikan var. Ve başladı.” Bileğindeki gümüş saate bakarak konuştu. Elindeki kalın sopayı diğer eline hafifçe vurmaya başladı. Saatine bakarak dakikaları sayarken sabrının son dakikalarını yaşıyordu. “Üç dakikan kaldı. Yazık olacak sana. Seni şu an öldürebilirim. Beynini dağıtabilirim. Bunu büyük bir zevkle yaparım. Kimsenin umrunda olmaz. Öldüğünle kalırsın. Ölmek istemezsin değil mi?” Dişlerini sıkarak beklemeye devam etti. Adam korkuyla duvara sinip ağlamaya başlayınca sabrının taştığını hissetti. Kalın sopayı sıkıca kavradığı gibi adamın sırtına indirdi. Perişan haldeki adamın acı çığlığı tüm odayı inletmişti. “Yeter vurma. Söyleyeceğim. Söyleyeceğim. Dur. N’olursun.” Yerdeki perişan haldeki adamın başka çaresi yoktu. Söylemek zorundaydı. Dayak yemekten mahvolmuştu. Ölmek istemiyordu. “İtlerin nerede?” Kıpkırmızı suratıyla ağzından tükürükler saçarak bağırmıştı. “E-eski tren ga-garında. N’olursun bırak beni a-artık.” Mahvolan adam zar zor konuşarak mekanı söylediğinde Ural bir ok gibi fırlamıştı odadan. ... “Abi bunlar hazır.” Sakallı, esmer, kara kaşlı, kara gözlü çetenin üyelerinden Ergin kod adlı Melih paket yaptığı uyuşturucuları gönderilmek üzere Salim kod adlı çete lideri Erdal’a uzatmıştı. Daha paketlenecek çok uyuşturucu vardı ve karanlık çökene kadar bu işi bitirmesi gerekiyordu. Hemen diğer malları paketlemek üzere diğer odaya gitti. “Çabuk ol lan. Polis ensemizde. Karanlık çökene kadar burayı terk etmemiz gerek.” “Abi kepçe-” Çeteye sonradan katılan Serkan kod adlı Nazif korkarak konuşmuştu. Kepçe kod adlı Arif’i o çeteye dahil etmişti ve bu sebeple liderin kendisini öldürmesinden korkuyordu. “Seni şu an gebertmemem için tek bir sebep söyle.” Lider, adamın konuşmasına izin vermemiş boğazına sarılarak duvara çivilemişti. “A-abi yapma.” “Büyük bir zevkle geberteceğim seni.” Lider duvara yapıştırdığı adamın boğazını bütün gücüyle sıkarken dışarıda gözcülük yapan çeteye ilk katılan Nazif kod adlı Semih büyük bir telaşla içeri girmişti. “Abi! Polis.” Lider hala bütün gücüyle boğazını sıktığı rengi kırmızıdan mora dönmüş göz bebekleri kaymış adamın ölüsünü yere fırlattığı gibi koşarak gardan çıkacağı zaman, yakalamak için doğru zamanı bekleyen Baş Komiser Ural Çetin ve ekibi kaçmaya çalışan çete liderini ve üyelerini yakalamıştı. Kısa süreli çıkan çatışmada çete üyelerinden Serkan ölürken diğer çete üyeleri ağır yaralanmıştı. Çete liderini ise Baş Komiser kolundan vurmuştu. Şimdi bir tarafta çete lideri Erdal diğer tarafta da Baş Komiser Ural Çetin ve ekibi ellerinde silahlarıyla pozisyon almış bekliyorlardı. Kaçacak hiçbir yeri olmayan liderin kaybedecek hiçbir şeyi yoktu. Artık yolun sonuna gelmişti. “Baş komiser Ural Çetin. Vay vay vaay. Sonunda karşı karşıya geldik haa. Doğrusu tebrik etmek isterim seni. Sonunda beni yakalamayı başardın.” “Sen benim kız kardeşimi öldürdün! Onu zehirledin! Ne istedin lan kardeşimden! Ne istedin! Ne yapayım şimdi seni ha! Ne yapayım!” Sanki çok komik bir şey olmuş gibi kahkahalarla gülen çete lideri bir anda gülmesini keserek nefretle konuştu. “Benim kaybedecek hiçbir şeyim yok Komiser. Arkamdan ağlayacak hiç kimsem de yok. Ama sen kaybedeceksin. Önce işini ve saygınlığını, sonra da her şeyini kaybedeceksin. Şimdi düşündüm de sana bir kıyak yapabilirim. O ilik gibi kız kardeşine senin bir notunu iletebilirim. Söyle bakalım ne diyeceksin. O güzeller güzeli kız kardeşine. Söyle söyle çekinme.” Sinirden kriz geçirme noktasına ulaşan Ural büyük bir çığlık atarak liderin karnına nişan alıp ateş etti. Aldığı yarayla yere yığılan liderin başında dikilen Ural liderin suratına tükürdükten sonra acıyla kıvranan liderin kulağına eğildi. “Seni öldürmeyeceğim. Onun yerine daha iyi planlarım var.” Bu sırada Ural’ın en yakın arkadaşı Selim, kendini kaybeden Başkomiser ve en yakın arkadaşı Ural’ın kolundan tutup kaldırdı. “Abi ba-” “Selim karışma!” Ural Selim’in konuşmasına izin vermeyerek elinden kurtulduktan sonra Selim’e sinirle bağırmıştı. Biricik kız kardeşine kıyan bu adamı savcıya vermek istemiyordu. Savcının bu adamı serbest bırakıp bırakmayacağından emin değildi. Bu işi kendi bitirmeliydi. Selim Ural’ın kolundan yeniden tuttuktan sonra elinde tuttuğu telsizle merkeze ambulans çağırmaları için emir verdikten sonra kolunu tuttuğu Ural’ı sürükleyerek arabaya götürmeye çalışınca Ural bağırarak Selim’i ittirmişti. “Ne yaptığını sanıyorsun sen.” Ambulansın kulak yırtan sesi tüm garda yankılandığında Ural sinirle yanındaki duvara yumruğunu peş peşe geçirmişti. Hızını alamayınca bir yumruk daha geçirmeye kalktığında içerideki inceleme işini bitiren Ersin elindeki uyuşturucuları çaylak polis Akif’e verdikten sonra sinir krizine girmiş olan Baş Komiserinin yanına koşmuştu. “Komiserim. Ural Başkomiserim. Durun yapmayın.” Elini mosmor yapıp kanatmış olan Ural sedye ile ambulansa taşınan liderin sesini duyduğunda daha da delirmişti. “Başkomiserim. Ural Başkomiserim. Geçmiş olsuna beklerim. Gelmezsen çok üzülürüm.” Ersin kendini kaybetmiş olan Baş Komiserini zorla tutarken Selim diğer taraftan telsizle müdürle konuşuyordu. “Müdürüm. Burası tamam. Fakat Ural abi iyi değil. Zor tutuyoruz.” “Selim topla orayı gel. Ural’ı da bana getir.” “Peki Müdürüm.” Selim ekibi toplayıp gönderdikten sonra kanlı elleriyle duvar dibine çömelip başını da dizlerine gömmüş sessizce ağlayan Ural’ın yanına gitmişti. Herkesin hakkından gelen Baş Komiser Ural Çetin yenilmişliği kabul etmiş gibi oturup ağlaması onu yaralamıştı. Benim kız kardeşim olsa ve haince bir uyuşturucu çetesi tarafından zehirlenip öldürülse ne yapardım diye de düşünmeden edemedi. “Abi İyi misin? Hadi kalk. Hastaneye gidelim. Hadi abi.” Yüzü gözü kıpkırmızı elleri kan içinde olan Ural Selim’in yardımıyla zorlukla ayağa kalkarak arabaya bindi. ... “Biraz daha vurmuş olsaydın. Liflerin kopabilirmiş. Zaten nasıl kopmamış hayret ettim. Bir süre elini kullanma ve sargılarını değiştirebilmemiz için hastaneye uğra. Hadi geçmiş olsun.” Ural’ın arkadaşı olan doktor işini bitirmiş gitmeye hazırlanıyordu. Ural’ı en son öldü sanılıp yol kenarına atılan bir genç kızın durumunu öğrenmek için hastaneye geldiğinde görmüştü. Gayet cool ve sert duruşuyla içten içe kıskandığı arkadaşı şimdi mahzun, kırılmış ve öfkeli halini hiç beğenmemişti. “Bir kez de işin düşmeden gel şuraya.” Doktorun sesiyle kendini gelen Ural dışarıda bekleyen Selim’i kontrol ettikten sonra işaret parmağıyla gel işareti yapmıştı. Doktor ne oldu dercesine kaşlarını çatarak Ural’a yaklaştıktan sonra, Ural doktoru şaşırtan o konuşmasını yapmıştı. “Bana yardım edeceksin.” (Devam edecek...)



Aycan Selçuk



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6328
2 Firari Fırtına 4390
3 Mustafa Ermişcan 3773
4 Hasan Tabak 3480
5 Nermin Gömleksizoğlu 3145
6 Uğur Kesim 3014
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2881
8 Sibel Kaya 2861
9 Enes Evci 2571
10 Turgut Çakır 2268

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2239 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com