Hikayeler

Nükte Yüklü Fıkralar-8 (71 - 80)
Okunma: 46
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


71) TRAFİK CEZASI

Avrupalı ile Türk, trafik konusunu görüşüyordu. Avrupalı;

Bizde, alkollü araba kullanmak yasaktır; direksiyonda telefonla konuşmak yasaktır; kırmızı ışıkta durmamak yasaktır...

Türk;

Hay babana rahmet!'' diyerek lafını kesti. ''Bizde de, alkollü araba kullanmak yasak, direksiyondayken telefonla konuşmak yasak, kırmızı ışıkta durmamak ise hepten yasaktır!''

Avrupalı;

''Ama bizde bunları yapanlara acınmaz ki Dostum!'' dedi. ''Ehliyet belgeleri ellerinden alınır, oto sürücülüğünden mahrum edilirler!''

Türk;

''Biz, sizin gibi, vatandaş küstürenlerden değiliz Dostum!'' diyerek karşılık verdi. ''Bizde, aykırılık yapanların ehliyetleri kendilerine bırakılır, 'cezalısın' denip paraları alınır! Tabi, öbür tarafa geçmeye fırsat bulamamışlarsa!''


72) NEDEN ACABA?

Üniversite sıralarında dirsek çürütenler, mezun olup da askere gittiklerinde kötü sürprizle karşılaşmamaları için uyarılıyorlardı. Deniyordu ki: ''Yüz kızartıcı suç işlemeyin. Yoksa, askerliğinizi, yedeksubay yerine, er olarak yaparsınız''

Öğrencilerden biri, memleketinden uzak öğrenci evinde kaldığından, cebinde de para tutmasını bilmediğinden, elektrik faturasını ödeyemiyordu. Kolayını buldu. Elektriğe ihtiyacı olduğundan, dairenin içinden trafo tarafına gizli kablo çekti. Masrafsız vaziyette elektriği kullanmaya başladı. Bir zaman sonra durum anlaşıldı. Üniversitenin Rektörü bilgilendirildiğinde, Rektör, öğrenciyi çağırdı:

''Suç işledin Delikanlı! Mezun olduğunda askerliğini er olarak yapacaksın!''

Öğreci, karşılık verdi:

''O sizin dediğiniz, yüz kızartıcı suçlar için değil miydi Hocam!''

Rektör, kaşlarını çatıp;

''Aynen öyleydi, Delikanlı!'' dedi. ''İşte bu yaptığın, yüz kızartıcı suç sınıfına giriyor!''

Öğrenci, hafiften kasıldı. İki eliyle de yüzünü sıvazlayıp;

''Hayret bi şi ya!..'' diyerek cevap verdi. ''O zaman, benim yüzümde niye kızarıklık yok?!''


73) KONTROL ET TEMEL!

Temel ile Karısı, canları sıkıldığından, politikacılık oyunu oynamak istediler. Karısı;

''İdare bendedur haa!'' diyerek çıkıştı Temel'e. ''Sen benum muhalefetum olacağsun!'' diyerek de sözünü perçinledi.

Temel, ne yapsın? Kabul etti çaresiz.

Fadime de, Temel de, 'Gümrük Birliği' diye bir söz işitiyorlardı ara sıra. Memleket, o birliğin içine girdiğinde menfaat sağlayacakmış. Fadime, Temel'i karşısına aldı. O'na;

''bakasun ha Temelciğum! Ne olursa olsun Cumruk Birliğune gireceğum da!'' diyerek tavrını koydu.

Temel, muhalefet vasfını belli etmek için;

''Bak ha Hanımciğum!..'' diyerek itiraza yeltendi. ''Cumruk Birliğu, büyük bir havuza benzer. Amma, belli değildur ki, içinde su var midur, yok midur?''

Fadime, Temel'e yan gözle baktı. Elini de O'na doğru sallayıp;

''Allah iyiliğuni versin Temelciğum!'' dedi. ''Koymuşsun kafana ille de muhalefetluk, havuzu kontrol etmeyi aklına getirmeyesun!'' (12 Mart 1995)


74) ALDATMANIN SINIRI

Politikacı çok kişi, seçmenlere yaptıkları vaadlerle idare kademelerine geliyorlardı. Böyle bir kaç devre üst üste idareye gelenler bile vardı. Ama vaadlerini unutuyorlar, oy istedikleri seçmeni hayal kırıklığına uğratıyorlardı. Yine bir seçim devresi geldiğinde Politikacı, halkın karşısına çıktı. Vaadlerini sıraladığı sırada, öndeki vatandaş ileri atılıp;

''Aldatmanın da bir sınırı vardır değil mi Beyefendi?'' diye çıkıştı. ''O sınırı ne zaman anlayacaksın?''

Politikacı;

''Bilemiyorum Sayın Vatandaşım, bilemiyorum!'' diyerek cevap verdi. ''Aldananların, aldanma sınırını anladıkları zaman herhâlde!'' (15.04.1995)


75) POLİTİKAYI POLİTİKACI YAPSIN

İşadamlığından politika adamlığına geçen kişi, muhalefet etme gücünü göstermeye çalışıyordu. Öyle çıkışlar yaptı ki, gündemin ön sıralarına gelsin, nazarlar kendine çevrilsin! Ama olmadı. Son defa bir toplantıya katıldı. Bezginleşen hâliyle;

''Politika bana bir şeyler öğretti arkadaşlar!'' dedi. ''Duyduklarınızın hiç birine inanmayacak, fakat, gördüklerinizin yarısına inanacaksınız.''

Konuşmasının sonunda, dinleyenlere umutla baktı politikacı. Onlara;

''Beni nasıl bilirsiniz ey benim vatandaşlarım?!'' diye sordu.

Dinleyenlerde gülüşme başladı. Kimi ağzını eliyle tutuyor, kimi, kafasını gizlemeye çalışıyordu.

Bir vatandaş;

''Aynen bize öğrettiğiniz gibi Beyefendi!'' diyerek cevap verdi. ''Duyduğumuzun hiç birine, gördüğümüzün de yarısına inanılmaz biçimde!'' (26.06.1995)


76) HAKİMİN HÜKMÜ

Kadın, misafirlerin olduğu ortamda kocasına kızmış, ayağından çıkardığı terliği ona fırlatmıştı. Adam, mahkemeye gitti. Derdini Hakim'e anlattı; Sonra da;

''Ne olur buna bir çözüm bul Sayın Hakim'' dedi.

Hakim, 'hımmm!' etti. Çekicini eline aldı. Vurulması gereken yere 'tık' diye vurup;

''Gereği düşünülmüştür Efendi. Seni, karından boşuyorum'' diyerek hükmünü bildirdi.

Konu, diğer hakimlerle konuşulduğnda, bir hakim;

''Karısından bir terlik yedi diye adamı boşadın. Ya oklava yeseydi ne yapardın?'' diye sordu.

''Hakim, gülümsedi. O'na;

''O zaman anlaştırırdım!'' diyerek cevap verdi. ''Terlik, hakarete uğramayı gösterse de, oklava, rızkı ve beslenmeyi işaret eder!'' (13.02.2008)


77) İLK VATAN TERCİHİ

Bir uçak Pakistan'dan havalanmıştı. Önce Fransa'ya uğrayacak, oradan Amerika'ya yollanacaktı. Türkiye üzerinde seyrederken, Hostes, kokpite girdi. Pilot'a;

''Aşağıya inmemiz için baskıya uğruyoruz efendim!'' dedi.

Pilot, 'ne!' diye bağırdı. Başını Hostes'e döndürüp;

''Uçağımıza bir terörist mi binmiş yoksa?'' diye sordu.

Hostes, gülümsedi. Başını iki yana sallarken;

''Hayır Efendim, hayır!..'' dedi. ''Annesinin karnında, 'ilk vatanım Türkiye olsun' diye direnen bir bebek binmiş!'' (10.09.1995)


78) TEMEL, FADİME VE AT

Temel, ata binmeyi öğrenmiş, karısına da öğretmeye çalışıyordu. Ona yardım edip atın sırtına bindirdi. Atın dizgininden tutup, genişçe bir dairede iki tur attırdı. Sonra onu kendi hâline bıraktı.

Fadime'nin hoşuna gitmişti atın sırtında olmak. Temel'e;

''Ata binmede başarılı sayılırım diil mi Temelciğum?'' diye sordu.

Temel, bir Fadime'ye, bir ata baktı;

''Atı götürmek önemlidir Hanımciğum, atı götürmek!..'' diyerek cevap verdi. ''Atın üzerine kuklayı da koysak rahat rahat durur!''

Karısı bakışlarını ona çevirdi. Çatılmış kaşlarıyla;

''Yalı kazığı gibi niye duruyorsun Temelciğum!'' diyerek çıkıştı. ''Poposuna değnek vurup dehleyiversene!'' (11.03.1995)


79) SİMİTLE HESAP YAPMA

Öğretmen, birinci sınıfta aritmetik toplama işlemini öğretmeye çalışıyordu. Can'ı ayağa kaldırdı. O'na;

''Problemi iyi dinle Can!'' dedi. Annen eve üç tane simit almış. Baban da, eve gelirken çıtır çıtır dört tane simit getirmiş, hepsi kaç tane olmuş?''

Can, başı önünde beklemeye başlamıştı ki, Öğretmen sordu:

''Ne yapacaksın Can?''

Can, kafasını kaldırıp cevap verdi:

''Koparıp koparıp yiyeceğim Öğretmenim!'' (11.06.1995)


80) ON BİRİNCİ PARMAK YOK

İlkokul birinci sınıfın öğretmeni, çocuklara çıkarma işlemini öğretiyordu. Önce;

''Ondan dört çıkarsa kaç kalır çocuklar?'' diye sordu. Sonra;

''Evvela on tane parmağımızı karşımıza alırız.'' dedi. ''Dört tanesini şöylece kapatırız. Geriye kalan parmakları saydığımızda altı kalır.''

Öğretmen. şimdi sıra sizde deyip Can'ı ayağa kaldırdı. O'na;

''Söyle bakayım çocuğum; onbirden beş çıkarsa kaç kalır?'' diye sordu.

Can, ellerini kaldırıp parmaklarına baktı. Sonra Öğretmeni'ne dönüp;

''Hayret bişi Öğretmenim!'' dedi. ''Benim, neden onbir tane parmağım olmamış?''

İbrahim Faik Bayav
(13.02.2008) 



İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6328
2 Firari Fırtına 4390
3 Mustafa Ermişcan 3773
4 Hasan Tabak 3480
5 Nermin Gömleksizoğlu 3145
6 Uğur Kesim 3014
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2880
8 Sibel Kaya 2861
9 Enes Evci 2570
10 Turgut Çakır 2268

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1127 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com