Hikayeler

Bilgiç Dayı'dan Nükteler-8 (71 - 80)
Okunma: 47
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


71) AYIP REKLAM

Amerika'nın, en pahalı ilanlarının asıldığı meydan panosuna, bir klozet firmasının afişleri asılmıştı. Afişte taharet konusu işleniyor, uygulama şekilleri safha safha anlatılıyordu.

Bir Türk vatandaş bunu gördü. Edeple edepsizlik arasındaki çizgiyi bulmakta zorlandığından Bilgiç Dayı'ya telefon etti.

Vatandaş, ahize elinde;

''Alo Bilgiç Dayı!'' dedi. ''Buradaki bir panoda, şu şekil bir reklam afişi gördüğümü söylersem, ne dersin?''

Bilgiç Dayı, telefon hattının karşı tarafından;

''Çüşşş, derim elbette!'' diyerek cevap verdi. ''İnsan ile insan olmayan arasındaki fark kapatılmaya mı çalışılıyor, ne?''


72) YARGIÇ, YARGILAYAMADI

Amerika'nın meydan panosuna asılan klozet reklam afişinden, oranın kilise mensupları rahatsız olmuş, mahkemeye gidip suç duyurusunda bulunmuşlardı.

Yargıç, Kilise mensuplarına ''50 bin dolar güvence bedeli yatırın, panodaki reklam yayınını durdurayım; bahse konu afişte suç unsuru bulunup bulunmadığını da araştırayım'' dedi.

Bunu öğrenen Türk vatandaşı, telefona yapıştı. Ta oradan burayı arayıp;

''Bilgiç Dayı!'' dedi. ''Buradaki yargıç, şöyle bir olay için karar veremedi. Acaba, kanun kitabı, yargıcın yanında veya yakınında değil miydi?''

Bilgiç Dayı, biraz duraklayıp;

''Yanında veya yakınında bir yerdeydi elbette!'' diyerek cevap verdi. ''Amma ve lâkin, kanuna yön verenler, yanında veya yakınında değildi!''


73) MERKEZDE TOPLANILIYOR

Politika arenasının sağ yanı ile sol yanının mensupları, konumlarından memnun olmamışlar, merkeze yanaşmaya başlamışlardı. Öyle hızlı yanaşıyorlardı ki, arena oyuncularının taraftarları bile şaşırıyor, 'sağ mı olacağız, sol mu olacağız' diye birbirlerine soruyorlardı.

Cevabı Bilgiç Dayı'dadır diyen vatandaşlar, geldiler. O'na;

''Politikacılar ve destekleyenleri durmadan merkeze gelirlerse sonuç ne olur?'' diye sordular.

Bilgiç Dayı, bitiştirdiği iki elini yavaşça açıp;

''Merkez, gittikçe genişler tabi ki!'' diyerek cevap verdi. ''Ama hiç merak etmeyin. Karşınızda durduğu müddetçe, bir tarafı sağ olur, diğer yanı sol!'' (8 Haziran 2007)


74) CHP'YE GÖZ DİKENLER VAR

22 Temmuz 2007 seçimlerinde, CHP, istediği neticeyi elde edememiş, sorumlu olarak da Genelbaşkan Deniz Baykal görülmüştü. Partinin bir çok teşkilatında protestolarla Baykal'ı uzaklaştırma hareketi başladığında, Halkın Yükselişi Partisi'nin ilahiyatçı başkanı, hemen devreye girdi: ''Ben iyi başkan olurum; CHP'yi bana teslim edin!'' dedi.

O partinin yüzde bir bile oy alamadığını bilen vatandaşlar, kafalarını kaşıya kaşıya Bilgiç Dayı'ya geldiler. O'na;

''Söylesene Bilgiç Dayı!'' dediler. CHP, ilahiyatçı başkana teslim edilsin mi?''

Bilgiç Dayı, kaşlarını kaldırıp;

''Yok! Edilmesin!'' dedi. ''Çünkü ilahiyatçı başkan, politika arenasına düştüğünden beri, bir partiye, baş olursa değil süs olursa yakışır!''


75) POLİTİKA HERKESE YARAMIYOR

İlahiyatçılardan çıkma politikacı olan HYP Genel Başkanı, bir televizyon programında, konuşuyordu. Bir ara, Ana Muhalefet Partisi Lideri için, ''Küçük ayak oyunları yapan adam!'' dedi. sonra, onun tembelliğinden, menfaatperestliğinden, vefasızlığından bahsedip sözünü tamamladı.

Vatandaşlar, seçimlerde o partiyi tercih etmemiş olsalar bile, utandılar. Bilgiç Dayı'ya varıp;

''Söylesene Bilgiç Dayı!..'' dediler. ''İlahiyatçı politikacının sözleri neyin işareti?''

Bilgiç Dayı, ''Ah ah!'' edip;

''Politikanın bilgeliğe galip geldiğinin işareti!'' diyerek cevap verdi. ''Demek ki, kişiye 'hubb-u cah' misafir geldiğinde, 'tavr-ı hilm' istirahate çekiliyormuş. (31/07/2007)


76) BAŞKA DÜNYALAR

Epey ün yapmış bir manken, uğruna silahlı dövüşe giren kişiler yüzünden polis nezarethanesine alınmış, baygınlık geçirdiğinde de kendisine, peynir-zeytin-ayran ve ekmektan oluşan bir tepsi ikram edilmişti.

Manken, tepsiyi eliyle itti; ''Yiyemiyeceğim, karnım tok!'' dedi.

Kendilerine böyle bir menü ikram edilse bayram sanacak olan vatandaşlar, Bilgiç Dayı'ya sordular:

''Ünlü manken, ikram edileni niçin yemedi Bilgiç Dayı?''

Bilgiç Dayı;

''Heyecandan... açlığını hissedemediğinden herhâlde!'' diyerek cevap verdi. ''Ya da, halkın dışındaki dünyadan, halkın dünyasına gelişi kabul edemediğinden!''



77) KONUT VURGUNU OLUYORMUŞ!

Konut ihtiyacının arttığı dönemde, birileri, vatandaşlara umut vermiş, hazırladıkları maketler üzerinden konut satmaya başlamışlardı.

Aradan bir zaman geçti. Bir konutun bir kaç kişiye satıldığı anlaşılınca, 'Konut vurgunu var' yaygarası başladı.

Tüketiciler Birliği, bu vurgunu, yasalarda bulunan boşluklara bağladı hemen.

Vatandaşlar da merak edip, Bilgiç Dayı'ya geldiler. O'na;

''Umutlar yıkılıyor Bilgiç Dayı!'' diyerek dertlendiler. ''Bu tip vurgun işleri yasa boşluğundan mı oluşur?''

Bilgiç Dayı, kafasını iki yana sallayıp;

''Hayır!'' dedi. ''Yasa, ya vardır, ya da yoktur. Vurgun, insanlık hasletinin boşluğundan oluşur!''


78) İNGİLİZCE İYİ BİLİNMELİ

Cumhurbaşkanlığı seçimine yaklaşılırken, Abdullah Gül'ün adaylığı da kesinlik kazanmıştı. CHP'li yetkililer itirazı bastılar, ''Biz, cumhurbaşkanını seçmeye Meclis'e girmeyeceğiz!'' dediler. Yahut, gireceklermiş de, salonun dışında kalıp, oylamaya katılmayacaklarmış!

Vatandaşlar da Bilgiç Dayı'ya geldiler. O'na;

''CHP'liler, Meclis'e niçin girmiyeceklermiş... yahut oylamaya katılmayacaklarmış?!'' diye sordular:

Bilgiç Dayı, yüzüne bilmezlik ifadesi kondurdu. Çenesini kaşırken;

''Seçilecek kişi kendilerinden değilmiş de ondan!'' diyerek cevap verdi. ''Ya da, İngilizceyi iyi bilmediğini anladıklarından!''


79) YAPICILAR-YAPMAYICILAR

Abdullah Gül Cumhurbaşkanı adayı oldu diye feveran edip 'Meclis salonuna girmeyeceğiz' diyen CHP'liler, Milliyetçi Hareket Partililer'e de baskı yapıyorlardı.

Milliyetçi Hareket Partililer bozuğu attılar; ''Oylamaya katılıp katılmamayı size mi soracaktık?!'' deyiverdiler.

''Ne cavap ama!'' diye söylenen vatandaşlar, Bilgiç Dayı'ya gelip;

''Bu ne iştir Bilgiç Dayı?'' diye sordular. ''Meclis solonuna girip-girmeme kavgasının sebebi ne?''

Bilgiç Dayı;

''Demokrasi cilvesi arkadaşlar... demokrasi cilvesi!..'' diyerek cevap verdi. ''Yapıcılarla yapmayıcılar, böyle böyle anlaşılacak!''


80) BİR LİSAN BİR İNSAN ...

Emniyet güçleri, 'anakonda' adı verdikleri operasyonla İran ve Afganistan'dan getirilen 51 kilo eroini İspanya'ya doğru yönlendirilirken yakalamışlardı. Çete başını sorguya çektiklerinde, onun, sekiz dil bilen birisi olduğunu öğrendiler.

Vatandaşlar, uyuşturucu nakil işine içerlemişlerdi. Bilgiç Dayı'ya geldiler. O'na;

''Bu adamın cezası ne kadar olmalı Bilgiç Dayı?'' diye sordular.

Bilgiç Dayı, başını sert sallayıp;

''Sekiz insan cezası kadar olmalı!'' diyerek cevap verdi. ''Hani, bir lisan bir insan, iki lisan iki insan ediyordu ya!..''

İbrahim Faik Bayav
(16.08.2007) 



İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6328
2 Firari Fırtına 4390
3 Mustafa Ermişcan 3773
4 Hasan Tabak 3480
5 Nermin Gömleksizoğlu 3145
6 Uğur Kesim 3014
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2880
8 Sibel Kaya 2861
9 Enes Evci 2570
10 Turgut Çakır 2268

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:988 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com