Hikayeler

Nükte Yüklü Fıkralar-10 (91 - 100)
Okunma: 75
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


91) TEPETAKLAK

Yerden yukarı doğru oluşmuş uzunluktaki bedende, baş, ileriyi görüyor, ayaklar, yürüyordu. Bir tepeyi aştıklarında hendekle karşılaştılar. Baş, ''dönelim'' diye söylendi. Ayaklar ise, muhalefet etti; ''İleri!'' diye diretti. Baş, ayakları üzmedi. Onlara, 'haydi o zaman, sıçrayın' komutu verdi.

Ayaklar, sıçramak için iki adım attılar; üçüncü adımda tökezleyip hendeğin içine yuvarlandılar.

''Baş sordu:

''Ne oldu bize ya? Bir yerlere filan mı yuvarlandık?''

Ayaklar, doğruldular. Başa;

''Seni tepetaklak ettik, haberin yok mu?'' dediler. ''Baş, ayakların her isteğine boyun eğerse, ya batağa düşer, ya hendeğe!''


92) GAYE KURTULMAK

Ayaklar, ayak gibi olmaya bir türlü alışamıyorlardı. Elbette ki baş olamıyorlar, nereden öğrenmişlerse, başa muhalefet etmekten de geri kalmıyorlardı. Birgün başa dediler:

''Şu gün şu meydanda bulunmak istiyoruz!''

Baş dedi:

''Meydanda bulunmak, gezinmek hakkınız var. Ama, şu meydanda değil de bu meydanda olsun!''

Ayaklar, bastılar itirazı. Yeri dövercesine;

''İlle de şu meydanda bulunacağız!'' diye yaygarayı kopardılar. Hatta, adım bile attılar hani. İstedikleri gün için, istedikleri meydanda bulunmanın provasını yaptılar.

Başın canı sıkılmıştı. Baş idi baş olmasına ama, ayaklara söz dinletemiyordu ki. Eğilip onlara dedi:

''Usul gereği orada olmamaklığınızı siz de biliyorsunuz!.. Tavrınızla, gidişatınızla kıyamet mi koparmak istiyorsunuz?''

Ayaklar;

''Üzme kendini; kıyamet kopmaz!'' diyerek cevap verdiler başa. ''Sana rakip olanları sezdiğimizden, kolaylaştırma yapıyoruz!


93) HEYKEL

Temel ile Dursun, heykeltraş olmuşlardı. Ortaklaşa heykel yapmaya karar verdiler. Temel dedi ki:

''Ula Dursun. Ha bu donmuş malzemenun ayaklarundan başlayacağuz işlemeye; başuna varup bitireceğuz!''

Dursun kabul etti. Beraberce aletleri ellerine alıp işleme başladılar.

Ayaklar kısmı bitmişti. Temel;

''Ha bu ayak benum ayağumdur da!'' deyince Dursun Karşılık verdi:

''Ha bu ayak da benum ayağumdur da!''

Biraz sonra bacaklar da hazır olmuş, bel kısmında birbiri içinde kaybolmuştu.

Temel, yine;

''Ha bu bacak benum bacağumdur da!'' deyince, Dursun yine karşılık verdi:

''Ha bu bacak da benum bacağumdur da!''

Sonra gövdeyi oluşturdular; kollarını da kendilerine uygun biçimlendirdiler. Sıra başa gelince, Temel; ''Bırak başu ben yapayum da, baş bağa benzesun!'' dedi. Dursun ise, ''Hayır. Ben yapayum başu da, baş bağa benzesun!'' diye karşılık verdi. Başladılar kavgaya.

Oradan geçen heykeltraş durumu gördü. Yanlarına yaklaştı. Onlara;

''Bu durumda siz baş maş hazırlayamazsınız arkadaşlar!'' dedi. ''İzin verin, o başı sizin için ben hazırlayayım!''

Temel ile dursun, izin verdiler. Heykeltraşın, heykelin başını hazırlayıp bitirmesini beklediler.

Baş, gövdenin üzerinde belirginleşmişti. Heykeltraş, Temel ile Dursun'a heykelin üst kısmını işaret edip;

''Buyrun size başınız!'' dedi. ''İster ardında durun; ister, sarıp sarmalayıp müzeye koyun!''

Temel ile Dursun baktıkları helkelde, kendilerine benzer baş göremediler. O başı, bildiklerinden birine de benzetemediler. Heykeltraş'a;

''Ula Hemşerum. Bu baş, bizum bilduk başlara benzemeyi, heykelle uyumu da gözükmeyi da!'' deyip çıkıştılar.

Heykeltraş;

''Ayakların, gövdenin, kolların birbirine uyumlu olduğu yere, herzaman uyumlu baş bulunur!'' diyerek karşılık verdi. ''Herkesin kendine banzeteceği yere ise, işte, bu tip baş konulur!''


94) ORTALAMA TÜRK NEDİR?

Piyasaya 'ortalama Türk' diye bir terim çıkmıştı . Başlangıçta önem verilmese de, sonra sonra terim, kendiyle ilgilenilecek duruma geldi. Bu terimi sık duyup anlamına erişmek isteyen Öğrenci, Öğretmeni'ne sordu:

''Ortalama Türk, ne demektir Hocam?''

Öğretmen, kafasını kaşıdı. O'na;

''Yeni bilgidir, henüz müfredata girmedi, Çocuğum!'' dedi. ''Çalışkan öğrenci ile tembel öğrenci arasındaki biridir herhalde!''


95) ORTALAMA BEBEK

Adamla kadın evlenmişlerdi. Aradan bir sene geçti, bir bebekleri dünyaya geldi. Bebek ne kıza benziyordu ne de erkeğe. Bu bebek, kız bebek mi, erkek bebek mi?.. diye aralarında tartışma çıktı. Karara varamadılar. Mahallenin nenesine gidip;

''Bizim bebeğimiz, erkek bebek mi, yoksa kız bebek mi?'' diye sordular.

Nene, bebeğe baktı. Duruma o da şaşırıp;

''Ortalama bebek galiba!'' diyerek cevap verdi. ''Belli ki siz, kız olsun erkek olsun diye aranızda didişmişsiniz!''


96) ORTALAMA İNSAN

Sosyal bilgiler dersine girildiğinde öğretmen, iyi insan kötü insan tanımlarını öğrencilere anlatmak istemişti. Öğretmenlerinin bir şey söylemek istediğini sezinleyen öğrenciler, dikkatlerini ona verdiklerinde, Öğretmen;

''Bakın çocuklar!'' diye söze başladı. ''Bir toplumun içinde iyi insan da vardır kötü insan da!.. Doğru sözlü, doğru hareketli insan iyi insandır; yalana başvuran, hile düşünen insan ise kötü insandır!''

Zeki, parmak kaldırdı. 'Söyle' işareti alınca da;

''Biraz doğrucu, biraz hileci olan insan nasıl insandır Öğretmenim?'' diye sordu.

''Öğretmen, bir anda duraladı. 'Amma zekice bir soru' diye mırıldandı. Sonra;

''İşte onu konuşmak kolay değil Çocuğum!'' diyerek cevap verdi. ''Ortalama insan diyesim geliyor ama, ıstılahta onun, başka tanımlaması var!''


97) ORTALAMA VATANDAŞ

Türk vatandaşlarının nasıl olduğunu merak eden insanlar vardı Dünya'da. Bunlardan bir grup Türkiye'ye geldi. Kendilerine refakat için görevlendirilen Mihmandar'a;

''Bize, Türk vatandaşlarından bazılarını tanıtır mısın?'' dedi.''

Mihmandar, 'hay hay' etti. Misafirleri peşine takıp Sultanahmet Meydanı'na getirdi. Bankta, sakin, efendi hâliyle oturan vatandaşı gösterip;

''Bu vatandaşımız, dindar olma özelliğini taşır!'' dedi. Şu anda, minareden okunacak ezanı bekliyor. Duyunca, camiye girecek; namazını eda edip, çıkıp işine gidecek!''

Biraz ilerlediler, bank üzerine cenaze gibi yatan bir başka vatandaşla karşılaştılar. Mihmandar;

''Bu vatandaşımız, hayata boşvermiş olma özelliğini taşır!'' dedi. Derdi-kederi giderecek diye akşamdan kafayı çektiğinden, gece biter, gün başlar; vakit geçer oğle olur, ayakta dik durma fırsatını bir türlü bulamaz!''

Misafirler, 'yazıııık!' der gibi bir tavır takındılar. Biraz daha ilerlediler. Çimenler üzerinde oturmayı da, yatmayı da beceremeyen, ama zaman zaman, doksan derecelik açı içinde gövdesini hareket ettiren birini gördüklerinde sordular:

''Ya bu, nasıl vatandaşınız?''

Mihmandar, ifade zorluğu çekercesine;

''Bu kişi, camiye gidene de, meyhaneye gidene de uyum göstermeye çalışan vatandaşımızdır!'' diyerek cevap verdi. ''Özelliğini tam bilemediğimizden, ortalama vatandaş deyip geçiyoruz!''


98) ORTALAMA POLİTİKACI

Bazı politikacılar 'ortalama Türk' teriminden çok hoşlanmışlardı. O kadar çok hoşlanmışlardı ki, kendi partilerini 'ortalama Türk'ün partisi diye tanımlıyorlardı. Bu politikacı grubu, tanımlamaları kalıcı olsun diye usta marangoza geldiler. O'na;

''Usta! Bize öyle bir oyuncak yap ki, ortalama Türklüğümüz, üzerinde belli olsun!'' dediler.

Marangoz Ustası; ''Olur!'' dedi. Bir hafta süre isteyip onları uğurladı.

Bir hafta sonra politikacılar geldiğinde, Usta;

''Buyrun beyler. Oyuncağınız hazır!'' dedi.

Marangoz ustası, büyük bir tahteravalliyi koymuştu önlerine. Politikacılar yaklaştılar. 'bizim ortalamalılığımız bunun üzerinde nasıl belli oluyormuş' deyip tahtarevalliye bakmaya başladılar.

Tahtarevallinin iki tarafında iki şişman insan, tam ortasında ise zayıf ince insan figürü görünüyordu. Politikacılar sordular:

''Bu sağdaki ve soldaki tipler neyi işaret ediyorlar Usta?''

Marangoz ustası;

''Sağdaki Amerika'dır, soldaki Avrupa!.. Biri ağır basarken öbürü hafifleyiveriyor!'' dedi.

Politikacılar, birbirlerine baktılar. 'Doğru yaa!' deyip kafalarını salladılar. ''Şu sıralar, Amerika, yaptığı hatalar yüzünden epey hafiflemiş durumdaydı ya!''

Sonra, ortadaki ince uzun figürü gösterdi politikacılar.

''Ya bu neyi işaret ediyor Usta?''

Marangoz ustası, yan gözle onları süzdü. Neşeli ifadeyle çenesini sıvazlarken;

''Ortalama Türk'ü tabi ki!'' diyerek cevap verdi. '' Gördüğünüz gibi. Tahtarevallinin hangi yanı ağır basarsa, oraya eğiliyor!''


99) KALEMLİGİLLER ÜLKESİ

Kalemligiller ülkesi diye bir yer ve bir de onun hakanı varmış. Buranın insanları, kalın, ince, uzun ve renkli çok çeşit kalem kullandıklarından, kılıca, kalkana, mızrağa gerek duymazlarmış. Dış ülkelerden tehdit almazlarmış ki, yüzlerini o tarafa döndürsünler. Bu yüzden kendi kendilerine bakar, canları sıkıldı mı kalemlerini birbirlerine batırırlarmış.

Kalemi yeşil renkli olan biri, epey yaşlandığından olacak, ülke insanlarının çoğunu üzmüş. Ülke insanları, 'tuu!' edecek olmuşlar ona. Ama, kalemi çok da koyu yeşil olanlar, ülkeyi üzenin önüne geçmişler, ''Kutsal bilinen davamızın bir ferdinde bu kadarcık hata olabilir canım'' deyip onu savunmak istemişler.

Kalemligiller Ülkesinin Hakanı kalemini yontmuş. Yeşil kalemlilerin her birine teker teker batırıp;

''Yazıklar olsun sizin aranızda olmaklığıma!'' demiş. Yüzünü ters tarafa dönmüş, onlardan uzaklaşmaya başlamış.

Canı yananlar sormuşlar:

''Sen de bizim kalemden kullanıyordun. Hakan oldun diye bize fırça atman mı gerek?''

Kalemligiller Ülkesinin Hakanı;

''Kalemligillere kalemi renkli tutmak değil, doğru tutmak yaraşır!'' diyerek cevap vermiş. ''Hakan olana da o kalemleri doğru tutturmak..!''


100) DİLLİ ŞEYTAN VAR

Kalemligiller Ülkesinin Hakanı, elinde kalem tutan çok kişiyi yanlışı doğru sanıp, haksızlığa sessiz kalırken görüyordu. Birgün onlara dedi: ''Haksızlığa karşı sessiz kalmayın; haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır''

Yeşil kalemli kalemligiller;

''O söz bizim flamamız Hakanım!'' dediler. ''Bizim bayrak yaptığımız sözü niçin bize satıyorsun?!''

Kalemligiller Hakanı;

''Anlayamadınız mı!..'' diyerek cevap verdi. ''Dillisi, ara sıra, aranıza girip çıktığı için!''

İbrahim Faik Bayav
(12.02.2008) 



İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6331
2 Firari Fırtına 4392
3 Mustafa Ermişcan 3777
4 Hasan Tabak 3483
5 Nermin Gömleksizoğlu 3146
6 Uğur Kesim 3016
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2885
8 Sibel Kaya 2863
9 Enes Evci 2573
10 Turgut Çakır 2269

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:770 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com