Romanlar

KUM TANELERi 4 _155
Okunma: 70
derin gezmiş - Mesaj Gönder



Çalan telefonunun sesiyle uyandı Lal. Yol
yardımındandı arayan kişi. Aracın deposunu doldurmuşlar, otele teslim
ettiklerini bildiriyordu.“İstanbul’a
dönünce servise bırakın.” diye ekliyordu karşı taraftaki erkek sesi.Görüşmesi bittiğinde yine yatağına bıraktı
kendini, yastığına sarıldı. Yorgun hissediyordu, hiç uyumamış gibi. Bütün gece
tuhaf rüyalar eşlik etmişti kesik, kesik uyuyabildiği uykusuna.
Hatırlayamıyordu şimdi bu rüyaları ama adının Hira Demir olduğunu öğrendiği
polise ait rüyalardı bunlar, hissediyordu.
Hira Demir resepsiyonda odaları
alırken, “Paran var mı?” diye sormuştu, gayet kibar bir şekilde.Lal dergiye ait olan masraf kartını
çıkarınca, “İyi geceler,” diyerek ayrılmak için yürümüştü adam. Lal koşup,
yaptığı yardımdan dolayı yemek ısmarlamak istediğini söyledi çekinerek. İki
saniye önce centilmen bir beyefendi gibi davrana adam, rahatsız edici hatta
kabul edilemez bir fikir duymuşçasına kaşlarını çatmış, yalnız yemek yiyeceğini
söylemişti. Anlayamadı adamın bu tepkisini, baştan beri de biraz garip
davranıyordu zaten. Aniden sert tepkiler verdiği gibi sakinleşmesi de yine
aniden oluyordu. Daha sonra yemek için odasından indiğinde gördü Lal erkeği.
Restoranın bar bölümünde içki içiyordu. Hoş bir kadın oturuyordu hemen yanında.
Keyifli bir şeyler anlatıyordu belli ki kadın, gözlerinin içine bakarak
dinliyordu Hira Demir. Üzerinde acık mavi bir kot pantolon ve etekleri
pantolonun dışında bırakılmış siyah gömlek vardı. Dalgalı sacları gözlerine
dökülüyordu zaman zaman.
Babasına söz verdiği gibi dikkatli
kullanıyordu arabayı. Yola çıkmadan önce konuşmuşlar, sıkı, sıkı tembihlemişti
yaşlı adam.“Aman kızım dikkat et…”
demişti.“Geç olsun, güç olmasın…” da
demişti.“Yazını çok beğendim, Allaha
emanet ol.” Hep böyleydi babası. Motive etmeyi ihmal etmezdi asla. Kimilerine
göre kızını, kendi hayallerini gerçekleştirmeye zorladığı için hatalıydı ama
pişman değildi izlediği yolda Lal. Babası en güzel gençlik yıllarını, onu
büyütmek için çalışarak geçirmişti. Değerdi babası için yaptığı her şeye.
Kar yağışı akşamki gibi şiddetli olmasa da
ara ara devam ediyordu. Yollar acıktı buna rağmen. Pek kimseler yola
koyulmamıştı bu erken saatte.“İyi ki
erkenden çıktım…” diyordu kendi kendine ve ondan daha erken saatte yola çıkan
diğer kişiyi düşünmeden edemiyordu.Resepsiyona sormuştu Hira Demir’i.“Bir saat önce ayrıldılar…” diye cevaplamıştı görevli.
Yol kenarında bekleyen trafik polisinin
işaretiyle çekti kenara.“İyi
yolculuklar Hanımefendi…” diyordu, genç bir polis memuru.“Ehliyet, ruhsat lütfen.”Teşekkür etti Lal, istenilen belgeleri
oyalanmadan uzatırken.“Bir hata mı
yaptım?”“Rutin bir kontrol
efendim.”Genç polis belgeleri alıp
aracına, arkadaşının yanına gidip birkaç dakika süren işlemlerden sonra geri
döndü. Belgeleri iade edip teşekkür etti, “Bir km ileride kaygan zemin
başlıyor, dikkatli olun lütfen.”Güler yüzüyle, içten gülümseyişiyle, İyi görevler, dileğini ihmal
etmeyen genç kızın peşinden bakarken yarım saat önce durdurduğu araçlardan
birini düşünüyordu delikanlı. Bu genç kızın anlayış dolu davranışlarının aksine
sıkı bir fırça yemişti, Başkomiserden.
Polis uyarısından sonra daha dikkatli
gitmeye başladı Lal. Oto yolun iki tarafında uzayıp giden düzlük arazi beyaz
kar örtüsüyle kaplıydı. Gökyüzünden düşmeye devam eden kar taneleri bu beyaz
örtünün üstüne düşen pamuk öbekleri gibi görünüyordu. Anlamadı ilk önce beyaz
kar örtüsünün göbeğinde ki karaltıyı, aklına gelen ihtimalin gerçekliğini gördü
biraz daha yaklaşınca.Bir otomobildi bu
yoldan çıkmış, karlar içine savrulmuş belli ki birkaç takla atmış, ön tarafı
ağır hasar almış, bütün kapıları açılmış siyah bir otomobil. Kendine panik
olmaması gerektiğini telkin ederek arabasını kenara çekti. 155 i aradı, kaza hakkında bilgi verirken
siyah arabayı düşünüyordu. Üç yüz metre kadar uzaktaydı, bir Mercedes’ti.
Tanıdık geliyordu. Tanıdıktı…
Oto yolun son derece temiz olmasına karşın
arazide en az otuz cm kar vardı. Yine de bata çıka ulaşmaya çalışıyordu kaza
yerine.Aramasını cevaplayan memur
yardımın en kısa zamanda ulaşacağını söylemişti. Beklemeli miydi? İçinde
büyüyen, büyüdükçe yüreğinin sıkışmasına sebep olan korku izin vermiyordu
beklemesine. Yeteri kadar yaklaştığında gördü onu. Emniyet kemeri koltukta
tutmayı başarmıştı adamı. Saclarının arasından yüzüne doğru ince çizgi halinde
kan akmış, belki soğuğun etkisiyle donmuştu yüzünde kan çizgisi. Muhtemelen
kırılan ön camdan fırlayan parçaların sebep olduğu birkaç yara daha görünüyordu
yüzünde.
***



derin gezmiş



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6331
2 Firari Fırtına 4392
3 Mustafa Ermişcan 3777
4 Hasan Tabak 3483
5 Nermin Gömleksizoğlu 3146
6 Uğur Kesim 3016
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2885
8 Sibel Kaya 2863
9 Enes Evci 2573
10 Turgut Çakır 2269

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:535 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com