Hikayeler

Bilgiç Dayı'dan Nükteler-11 (101 - 110)
Okunma: 61
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


101) SEVİNÇ Mİ, ÜZÜNTÜ MÜ?

Solcu bilinen meşhur yazar, son seçimi kazanıp iktidar olana, 'Dinci İktidar' diyordu. Bu iktidarın meziyetlerini sayıyor, ''Kim olursan ol, ne olursan ol, hangi milletten olursan ol, paranı faize yatırdın mı, en yüksek orandan tefecilik piyasasında değerlendirilir, canın istediği zaman istediğin ülkeye transfer edebilirsin!..'' diye de bilgi veriyordu.

Vatandaşlar, merak ettiler. Bilgiç Dayı'ya;

''Solcu Yazar, sevincini mi yoksa üzüntüsünü mü belirtiyor, Bilgiç Dayı?'' diye sordular.

Bilgiç Dayı;

''Kazandığına ya da kaybettiğine bakmalı!'' diyerek cevap verdi. ''Yatırdığı paradan iyi 'nema' alıyorsa, seviniyordur; faize yatıracak parayı bulamıyorsa, üzülüyordur!''


102) GECİKEN REFORM

Türkiye'yi sosyal güvenliğe kavuşturacak çalışmalar devam ediyordu. Bakanımız, basının önüne çıktı. Sosyal çalışmaların nasıl yürüdüğünü anlatmaya başladı. Dedi ki: ''Türkiye hukuk devletidir! Biz düzenlemeyi yaparız; düzenlemenin mahkemece iptal sürecini yaşar mıyız, yaşamaz mıyız bilemeyiz!''

Vatandaşlar, anlamadılar. Bilgiç Dayı'ya;

''Bakanımız ne anlatmak istedi Bilgiç Dayı?'' diye sordular.

''Bilgiç Dayı, iç çekip;

''Şunu anlatmak istedi arkadaşlar!..'' diyerek cevap vermeye çalıştı. ''Düzenlemeyi, hepten de millet için beklemeyin; milletin de üzerinde millet olan birileri var!''


103) ÜÇ CİNSELLİ DEMOKRASİ

İstanbul'da ileri düzeydeki işadamları toplantı düzenlemişti. Konu her ne kadar iş olsa da, demokrasi hakkında konuşmaktan vazgeçilemiyordu. Daniel Cohn Bendit isimli misafir, devletin idaresine eşi türbanlı birinin gelmesinin normal olduğunu söyledi. Biraz durduktan sonra, ''Cinselliği normal olmayan birinin de İstanbul'a başkan olacağı günü bekleyin'' dedi.

Vatandaşlar, ''Bu da ne demek'' diye mırıldandılar. o mırıldanmalar eşliğinde Bilgiç Dayı'ya varıp;

''Bir garip laf duyduk da anlayamadık Bilgiç Dayı!'' dediler. ''Cinselliği normal olmayanın İstanbul'a başkan olması ne demek?''

Bilgiç Dayı, eliyle çenesini kavrayıp; ''Nane yeme günümüz yaklaşıyor'' diye mırıldandı. Sonra vatandaşlara bakıp;

''Demokrasi, yalnız kadınlara ve erkeklere özgü değilmiş demek!'' diyerek cevap verdi. ''Üçüncü cinsten olanların da başınıza geleceği günler yakın, demek.''


104) SEVMEK-SEVİLMEK

Türkiye Büyüjk Millet Meclisi'nde, biri başkanlık yapmış iki vekil tartışıyordu. Başkanlık yapmış vekil, diğer vekili meclisin ciddiyetini bozucu söz ve davranışlarından dolayı kınıyor, ''İşte bu yüzden o beni sevmez; ben ise onu hiç sevmem'' diyordu.

Vatandaşlar, Bilgiç Dayı'ya sordular:

''Hani birlik-beraberlik insanları sevmekle mümkündü! Neden bu vekillerimiz birbirlerini sevmiyorlar?''

Bilgiç Dayı;

''O sözü söyleyenler bir daha düşünsün diye, herhâlde!'' diyerek cevap verdi. ''Ya da, sevmek-sevilmek, kurallara uymakla oluşur, bilinsin diye!''


105) BUYRUN, İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ!

Meslis'te Kamer Genç isimli vekil, usule muhalefet ediyor, konuşmalarında Cumhurbaşkanı'nı ve Başbakan'ı adlarıyla anıyordu. Bülent Arınç itiraz etti, O'ndan, o kişilerin sıfatlarıyla birlikte anmalarını istedi.

Vatandaşlar, Bülent Arınç'ı onaylıyorlardı. Ama, yine de merak ettiler. Bilgiç Dayı'ya gelip;

''Kamer Genç'in davranışının anlamı ne?'' diye sordular.

Bilgiç Dayı;

''İnancını özgür yapma provası!'' diyerek cevap verdi. ''Kişi, inandığını söylemeyecek ve yapmayacaksa inanç özgürlüğüne ne gerek var?''


106) ZAMLI ŞARAP AYIK ÇOĞALTMAZ

Meclis, devletin bütçesini hazırlıyordu. Hazırlarken de giderleri karşılayacak bazı tedbirleri üyelerin onayına sunuyordu. İktidara mensup üye, şaraptan verginin fazla alınmasını istedi. Muhalefet sebebini sorunca da dedi ki, ''İnsanların ayık gezmesini istiyorum. Vergiyi arttırınca, şarap pahalanır... pahalanınca onu alacak azalır... alacaklı azalınca da, memlekette ayık gezenler çoğalır!''

Şarap ve benzerinden uzak duran vatandaşlar, biraz sevinir gibi oldular, ama, ''Hele Bilgiç Dayı'ya danışalım'' deyip mekanına geldiler. O'na;

''Şarap, üstüne konan vergiyle pahalanınca, ne olacak bilgiç Dayı?'' diye sordular.

Bilgiç Dayı;

''Eğlenceli olacak arkadaşlar, eğlenceli!..'' diyerek cevap verdi. ''İçenler, cepten para çıkarmaya çalıştıkça yayık gezecekler!''


107) ÖZGÜRLÜK MERAKLILARI!

İsveç'te bazı kadınlar, havuzlara canlarının istediği gibi girmek istiyorlardı. Birgün, bir işletmedeki havuza geldiler. Bedenlerindeki iki parça bezden üst kısmındakini atıp suya dalış yaptılar.

Bunu gören Türk vatandaşı Bilgiç Dayı'ya telefon açtı. O'na;

''Burada gördüğüme şaşırıp kaldım Bilgiç Dayı!'' dedi. ''Kadınlar bedenlerindekileri niçin atı atıveriyorlar?''

Bilgiç Dayı, gözlerini bir noktaya dikip;

''Ormadakilerle şehirdekiler arasındaki farkı anlayamadıklarından herhâlde!'' diyerek cevap verdi. ''Ya da, ruhlarındaki değeri tutamadıklarından!''


108) ÖZGÜRLÜĞÜN SINIRI VARDIR

İsveç'te yerel idare, havuzlara üstsüz giren kadınlara kızmıştı. Emir verdi. O kadınlar kollarından tutulup dışarı atıldı. O kadınlar gibi olan bir sürü başka kadın da, bütün havuzlara dağıldılar. Evvelki kadınların vaziyetini alıp kendilerini sulara bıraktılar. Sorulduğunda dediler ki: ''Özgürlüğümüz kısıtlanamaz!''

İdareye karşı gelinir mi diye merak eden Türk vatandaşı;

''Söylesene Bilgiç Dayı!..'' diyerek sızlandı. ''İsveçli bu kadınlar, idareye nasıl posta koyabiliyorlar?''

Bilgiç Dayı;

''Her önüne gelene seçme hakkı verildiği için Kardeşim!'' diyerek cevap verdi. ''Ya da idarede, böylelerini kışkırtan bulunduğu için!''


109) ÜNİVERSİTE AYIBI

Hatay'da, üniversiteye de giden bazı kızlar, sıkıntıya düşmüşler. Sıkıntıya düştüklerinde akıl danıştıkları biri onlara, ''Sizin sıkıntınız büyüden; bir hoca var bildiğim'' demiş. ''Sıkıntılarınızı giderse giderse o giderir!'' Kızlar da adresi almışlar, 'Hoca' lakaplı kişinin kapısına dayanmışlar. Kapıdan içeriye sıkıntılı girmişler amma, kapıdan dışarıya bozulmuş hâlde çıkmışlar.

Vatandaşlar, bu olayı duyduklarında isyan ettiler. Bilgiç Dayı'ya gelip;

''Bu saçmalığın sebebi ne Bilgiç Dayı?'' diye sordular.

Bilgiç Dayı;

''İnançlara özgürlük yaygarası tabiki!'' diyerek cevap verdi. ''Hem de 'Hak inanç'ın yaygara kabul etmediğini bilmeden. Onlar öyle inanmış Hoca'ya gitmişler. Hoca da öyle inanmış, onlara, gereğini yapıvermiş!!!''


110) İTTİKASIZ OLMAK

Yağan yağmurlarla, Silivri ve Küçükçekmece denize dönmüştü. Sebebini araştıranlar, Mimar Sinan'ı hatırlıyorlar, yapılaşmada onun örnek alınmadığını söylüyorlardı. Şimdikiler, gözlerini ranta dikmiş olduklarından, 'Sinan'ın aptal torunları' etiketini almışlarmış meğer.

Vatandaşlar, birinci katları bile su içinde kalan binaları gördüklerinde Bilgiç Dayı'ya geldiler. O'na;

''Haydi buna da cevap ver Bilgiç Dayı!'' dediler. ''Şehri denize çevirecek kadar ranta düşkünlüğün sebebi ne?''

Bilgiç Dayı, hiç beklemedi bile. Onlara;

''İttikasız olmaktır!'' diyerek cevap verdi. ''Allah'ın verdiği kadarını istemekle, Allahın verdiğinden fazlasını istemek arasındaki farkı anlamamaktır!''

İbrahim Faik Bayav
(27.11.2007) 



İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6328
2 Firari Fırtına 4390
3 Mustafa Ermişcan 3773
4 Hasan Tabak 3480
5 Nermin Gömleksizoğlu 3145
6 Uğur Kesim 3014
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2881
8 Sibel Kaya 2861
9 Enes Evci 2571
10 Turgut Çakır 2268

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2254 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com