Hikayeler

Bilgiç Dayı'dan Nükteler-12 (111 - 120)
Okunma: 74
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


111) AKILLI OTOMOBİL

Vatandaşlar, okudukları gazetedeki yazıyı gördüklerinde şaşırdılar. Yazıda, Japon firmasının bir otomobil geliştirdiği, o otomobilin sürücüsü olsa bile, kırmızı ışıkta duracağı yazıyordu.

''Vay be!'' dediler önce. Sonra, yan tarafta oturan Bilgiç Dayı'ya sordular:

''Bu otolar bizim memlekete de geldiğinde ne olur Bilgiç Dayı?''

Bilgiç Dayı, gülümseyek;

''Çok iyi olur!'' diyerek cevap verdi: ''Kural bilmez kişilerinin ayıbı kapanır, adamdan sayılırlar!''


112) HAYAL ETMEK SERBEST

Bekir Coşkun, kırmızı ışıkta duran otomobil yapılmasından etkilenmiş, onu, Türkiye için yararlı buluşlar sınıfına koymuştu. Gönlü daha ötelere gitti. ''Ah keşke, kendi kendine çalışan kafayı da yapsalar şu Japonlar!'' dedi.

Okumamışlıktan, görmemişlikten, düşünmemişlikten şikayetçiydi Coşkun.

Böyle konu olur da vatandaşlar durur mu? Konuyu aldılar. Bilgiç Dayı'nın önüne koyup;

''Söyle bakalım Bilgiç Dayı!..'' dediler. ''Kendi kendine çalışan kafaları da gördüğümüzde ne yapmalı?''

Bilgiç Dayı;

''Hemen Bekir Coşkun'u hatırlamalı!'' diyerek cevap verdi. ''Çünkü kafa, kendi kendine çalışacaktır ama, okumayı, düşünmeyi ve namuslu olmayı mutlaka biri öğretecektir!''


113) BEBEK NEDEN ÖZÜRLÜ OLUYOR?

Özürlülüler günü sebebiyle, anne karnındaki çocuğun durumu konuşuluyordu. Ünlü bir jinekoloğun, ''Bebek sakat doğacaksa ölsün'' sözleri hafızalarda olduğundan, devletin sorumlu bakanına bu konu soruldu. O da, kadere inancın gereği olarak, ''Anne karnındaki özürlü bebeğin bile dünyaya gelip yaşamaya hakkı vardır'' dedi.

Vatandaşlar, ''Eyvallaaah'' dediler. Fakat, merak ettikleri başka şey olduğundan, Bilgiç Dayı'ya geldiler. O'na;

''Söyle bize bilgiç Dayı!'' dediler. ''Anne karnı, sağlam yapılı fabrika gibi iken, bebek nasıl özürlü oluyor?''

Bilgiç Dayı;

''İçeriye bir biçimde etki edildiğinden tabi ki!'' diyerek cevap verdi. ''Unutulmasın: Fabrikanın usta ve kalfası, görevdeyken, uygunsuz söz ve davranışla rencide olmamak ister!''


114) GEÇMİŞİN DARBIMESELİ

Büyük bilinen bir gazetenin, dinden anlayan yazarı da varmış. Bu yazar, birgün, yüksek makama çıkan yengesini, yanlış sözler ederek üzmüş. Yengesi de bunu mahkemeye vermiş. Mahkemede haklı çıkıp, sözleriyle kendisini üzen yazara ceza kestirmiş. O yazar, bütün ülkeye ilan etmiş durumu. ''Mademki mahkemenin kararı böyle, cezamı çekeceğim; çünkü şeriatın kestiği parmak acımaz'' demiş.

Masal bu ya, bu masalı dinleyip duydukları şeriat sözünden şeriatın geldiğini sanan vatandaşlar, Bilgiç Dayı'ya;

''Pek anlayamadık Bilgiç Dayı!'' dediler. ''Edindiğimiz masalda, şeriat ne kadar gelmiş?''

Bilgiç Dayı;

''Masal kahramanının parmağına bakın arkadaşlar, parmağına!'' diyerek cevap verdi. ''Az kesilmişse az gelmiştir; çok kesilmişse çok gelmiştir.''


115) İSA'NIN YOLUNDAN ÇIKMIŞLAR

Avrupa ülkelerinde, nikahsız çocuklar oluştuğundan bahsediliyordu. Bu konuda ilk sırayı İsveç alıyormuş! Bu bilgi, 'İsveç'te evlilik tarihe karıştı' başlığıyla gazetede yer alınca, Vatandaşlar Bilgiç Dayı'ya sordular:

''Bu... bu... ne demektir bu Bilgiç Dayı?''

Bilgiç Dayı;

''İsa'nın gösterdiği yolu çoktaaan kaybetmişler demektir!'' diyerek cevap verdi. ''Yol ıssız kaldığından yan taraflar hareketlenecek demektir!''


116) BOL YALANLI İNSAN HAKKI

Adalet Bakanı Cemil Çiçek, 'İnsan Hakları Günü' nedeniyle konuşuyordu. Terörün, dünya gündemindeki yerinden, uluslararası belgelerde yer almasına rağmen işbirliğine yanaşılmadığından bahsetti. Sonra, insan hakları konusunun, yalanın en bol konu olduğunu belirtip konuşmasını bitirdi.

Vatandaşlar, Adalet Bakanı'nın bilgilendirmesini duyarlar da merak etmezler mi? Ettiler. O merakla Bilgiç Dayı'ya gelip;

''İnsan hakları konusuna niye bol yalan giriyor Bilgiç Dayı?'' diye sordular.

Bilgiç Dayı, çenesini kaşıyıp;

''İnsanlık ayak altına düştüğünden herhâlde!'' diyerek cevap verdi. ''Ya da, tencerede, iblis yemeği piştiğinden!''


117) LAYIK MIYIZ?

İstanbul'da garip bir olay olmuştu. Biri veya birileri, tenha bir yerdeki otoyu yakmış, karşısına geçip ısınmıştı. Basın, 'Neron Olayı' dedi buna. Aradan onyedi gün geçti, neronluk denen olay kırkbeşe yükseldi. Basında, cayır cayır yanan otoların resimleri gözüküyordu.

Vatandaşlar Bilgiç Dayı'ya gelip;

''Nereden çıktı bu neronlar, Bilgiç Dayı?'' diye sordular.

Bilgiç Dayı,

''Herkesin çıktığı yerden!'' diyerek cevap verdi. ''Ama, özgürlüğün dozajı fazla geldiğinden bozuluvermişler!''


118) TÜRKİYE UÇACAK!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, vali ve kaymakamlara çağrı yapıyor, evinde soba olmayana soba, kömürü olmayana kömür verilmesini istiyordu. Ve diyordu ki: ''Devletin görevlileri bu şekilde davranırsa Türkiye uçar!''

Kendilerini uçakta kalmış yolcu gibi hisseden vatandaşlar, Bilgiç Dayı'ya sordular:

''Türkiye, uçar uçar da nereye konar?''

Bilgiç Dayı;

''Muhalefet tepesine herhâlde!'' diyerek cevap verdi. ''O tepe, ağırlığı kaldıramıyacağından eriyip bitiverir!''


119) ŞİFRELİ MASAL

Bu aralar, masala pek merak sardı vatandaşlar. Bugün yine bir masal okuyorlardı. Doğu taraflarında yangını bol ülkeden, güzel ülkeye birisi girmiş. Elinde de patlayıcı dolu çanta varmış. Oradan yola koyulmuş; gülerek oynayarak ülkenin en büyük şehrinin göbeğine kadar gelivermiş. Devletli birileri adamdan şüphelenip takip etmişler ama, ''Çantanda ne var. Aç bakayım'' dememişler. Ne zaman ki şüpheleri endişeye dönüşmüş; o zaman o kişinin tepesine çullanıp çantayı alıvermişler. Sonra da, ''Ohh!'' çekip ''Patlatamadan yakaladık'' demişler.

Vatandaşlar, masalı okuduklarında, Bilgiç Dayı'ya geldiler. Ona;

''Bu masal bize, şifreli gibi geldi Bilgiç Dayı!'' dediler. ''Ülkede elini-kolunu sallayarak giden o kişi, nasıl oldu da çantasındakini patlatamadan yakalandı?''

Bilgiç Dayı, masalı biliyordu. Masalın içindeymiş gibi çantadakinin patlatılamadığına sevindi. O dahi bir ''oh!'' çekip;

''Belki de o kişi, fünyenin yerini bilmediğinden!'' diyerek cevap verdi. ''Ya da, yukarıdaki katlarda işler yolunda gittiğinden!''


120) AKİF VE FANATİKLERİ

Doğan Hızlan Hoca, İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'u, ölümünün 71. yılı sebebiyle konu edinmişti. O'nun Edirnekapı kabrindeki anılmasından bahsetti; Ankara'ya heykelinin dikileceği haberini verdi. Ve dedi ki Hızlan Hoca: ''Büyük şairlerin fanatikleri oluyor. O fanatikler, kendi dünya görüşleri doğrultusunda onu tanıyor ve tanıtıyorlar''

Vatandaşlar, Hızlan Hoca'nın yazısında 'fanatikler' sözcüğünü okuyunca şaşırdılar. Bilgiç Dayı'ya varıp;

''Akif'in de fanatiği mi olurmuş Bilgiç Dayı?'' diye sordular.

Bilgiç Dayı;

''Demek ki olurmuş arkadaşlar!'' diyerek cevap verdi. ''Onlar onun işaret ettiği Kur'an'a bakmayı zor görürmüş, heykellerini dikmeyi uygun bulurmuş!''

İbrahim Faik Bayav
(28.12.2007) 



İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6352
2 Firari Fırtına 4412
3 Mustafa Ermişcan 3806
4 Hasan Tabak 3519
5 Nermin Gömleksizoğlu 3168
6 Uğur Kesim 3031
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2924
8 Sibel Kaya 2879
9 Enes Evci 2591
10 Turgut Çakır 2284

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1240 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com