Hikayeler

Nükte Yüklü Fıkralar-14 (131 - 140)
Okunma: 62
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


131) İKİ ÇEŞİT ASKERLİK

Askerliğe, 'bedelli' diye yeni bir çeşit getirmeye çalışıyorlardı. Buna göre, bir şekilde para edinenler, belirlenen parayı devletin veznesine yatıracaklar, kapısından girdikleri askeriyeden, kısa bir zaman sonra dışarı çıkacaklarmış.

Askeriyenin en üst komutanı kaşlarını çatıp ''olmaaz!'' dedi. Sonra, canı sıkıldı. nöbetçi kulübesine gidip;

''Sana bir soru soracağım evladım!'' dedi.

Silahı omuzunda asılı asker, tüfekten, mermiden, kasaturadan imtihan edileceğini sanıp başını dik etti:

''Buyur komutanım!''

Komutan sordu:

''Askerlik bu güne kadar senin kışlada emek verdiğin gibiydi. Şimdi bunun bir de kışlaya gelmeden para verdiği şekilde olanı çıkacakmış. Sence biz bu iki çeşidi nasıl tanımlayalım?''

Asker cevap verdi:

''Vatandaşların askerliği, kaçandaşların askerliği!''


132) SÜRESİ BİTMİŞ

Bir hoca, vatandaşlara ilmihal bilgisi veriyordu. Bir kadın, problemine çözüm bulmak için karşısına geldi. O'na;

''Onbeş yıldır evliyim Hocam!'' dedi. ''Huysuz ve problemli eşim beş yıl önce hacca gitmiş, huysuzluğunu problemini orada bırakıp melek gibi olup geri dönmüştü. Allah'a şükür yaşantımız mutlu sürüyor deken bir de gördüm ki eşim problem oluşturmaya başlamış. Şimdi ben, eşimi bu problemden nasıl kurturabilirim Hocam?''

Hoca, güldü;

''Onu tekrar hacca gönderesin Hanımefendi!'' diyerek cevap verdi. ''Hac yerinde bırakılan problem erimemiş ama, hacdan kazandığı melekliğin süresi sona ermiş!''


133) KAP-KAÇÇILIK NASIL AZALDI?

Bir ülkede, kap-kaç olayları epey artmış, halkı sokakta yürüyemez duruma getirmişti. Kap-kaç önleme birimleri bir türlü bunun önüne geçemiyorlardı. Son yılın dosyaları kontrol edildiğinde, kap-kaç olayının evvelki yıla göre yüzde yirmi beş azaldığı tesbit edildi.

Kap-kaç önleme Komiseri, 'vay be!' etti göğsünü kabartıp. ''Önleyebiliyormuşuz demek ki'' deyip kendi kendine sevindi. Sonra şehri gezmeye çıktı. Kap-kaççı olduğunu anladığı delikanlıya yaklaşıp;

''Söyle bakalım delikanlı. Şu sıralar kap-kaççılık ne âlemde?'' diye sordu.

Delikanlı;

''Bu aralar fazla yorulmuyoruz Komiserim!'' diyerek cevap verdi. ''Kriz vurdu her yanı; kapılacak çantaların varlığında azalma oldu!''


134) KISKANANLAR VAR

Temel ile Dursun akıntıya kapılmışlar, yönetimdekileri tenkid edip demokrasiden konuşur olmuşlardı. Birgün şansları döndü; ikisi de politikacılar safında yürüyüp yönetici oldular.

Bu sefer demokrasi akıntısına kapılanlarca tenkide uğramaya başladı Temel ile Dursun.

İşte o zaman Dursun;

''Ula Temel!'' dedi. ''Ha bu uşaklar bizi niye tenkid ediyler ki?''

Temel göğsünü gerip cevap verdi:

''Bizi kıskanıylar da!''


135) UĞRAŞ ÇEŞİTLERİ

Amerikalı, Fransız, Japon ve Türk bir araya gelmişti. Amerikalı, uğraşıyla öğündü:

''Biz, kendimizi petrolün cazibesine o kadar çok kaptırmışız ki, Dünya'nın neresinde petrol olduğunu anlasak onu oradan çıkarıp dağıtma uğraşı veririz''

Fransız, gülümsedi:

''Petrolün stok ömrünün yetmiş yıl olduğunu unutmuşsun Ekselans! Biz de nükleer enerjiden faydalanılsın diye uğraş veririz!''

Japon, Dünya ile feza arasında gezinir gibiydi. Eli şakağında;

''Güneş, ekselanslar. Güneş...'' diyerek atıldı. ''Biz, güneşin enerjisini kendimize çekebilmek için uğraş veririz!''

'Ah canını sevdiğimin uğraşı' der gibiydi Türk. Eli çenesinde boynu bükük;

''Hele siz enerjiyi bulup çıkarın ekselanslar!'' diyerek karşılık verdi. ''Kullanmak, faydalanmak için elimizden gelen uğraşı emin olun ki veririz!''


136) TEMEL'İ DE DİNLERLER

Ülkede telefon dinleme olayı her kesimde tedirginlik oluşturmuştu. Askerlerin, bürokratların hatta Başbakan'ın ve bakanların telefon kayıtları ortaya döküldüğünde her kesimden insan, dostlarıyla ahbaplarıyla konuşurken telefonunu gizlemek zorunda kalıyordu.

Temel, gazeteci arkadaşıyle ofisinde buluşunca gazeteci cep telefonunu gazeteye sarıp buzdolabına koydu.

Temel sordu:

''Ha bu telifonu neyçun buzdolabina koyaysun da?''

Gazeteci cevap verdi:

''Dinlenme ihtimalim var. Ben konuşunca sırlarımı bilmesinler diye!''

Temel de cebinden telefonunu çıkardı. Gazeteye sarıp aynen arkadaşı gibi buzdolabına koydu.

Bu seder Gazeteci sordu:

''Sen telefonunu niçin buzdolabına koydun Temel?''

Temel cevap verdi:

''Benum senden daha çok dinlenme ihtimalum vardur da. Ben konişunca gülmesinler diye!''


137) AKIL VE FELSEFECİ

''Hayatta en hakiki mürşit ilimdir'' sözü, ülkenin bütün kurumlarında benimsenmişti. Bir gün felsefeci bir hoca çıktı. Öğrencilerine;

''Hayatta en hakiki mürşit ilim değil akıldır'' deyiverdi.

Öğrenciler, felsefe öğreniyorlardı nitekim. Açılmış kulaklarıyla Hoca'yı dinlediler.

Sonra biri yerinden kalktı. Hoca'ya;

''İlim olmadan akıl ne yapar Hocam?'' diye sordu.

Hoca, durup düşünmeye başladı. Sonra;

''Akıl mürşittir dedik ya. Mürşidin yaptığını yapar tabi ki!'' diyerek cevap verdi.

Öğrenciler güldüler:

''İlimsiz mürşit modası mı başlıyor Hocam!''

Hoca, şaşkınlıktan gözlerini açtı. Konuşursa kekeleyeceğini anlayıp;

''O zaman sen söyle bakiim Delikanlı. Akıl ilim olmadan ne yapar?'' dedi.

Öğrenci, cevap verdi:

''Kendini sahiplenen kişinin felsefeci olmasını bekler Hocam!..''


138) FELSEFE DERSİNDE DENEY

Felsefe dersi hocası, 'rasyonalizasyon çerçevesi içinde öğrencilerine bilgi veriyor, bunu yaparken de deneyi önemsiyordu. Yine bir derse girdi. Masasına geçip iskemleye oturdu. Sınıfı bir müddet süzdükten sonra ön taraftan öğrenciyi yanına çağırıp su doldurduğu iki bardaktan birini kendi alıp diğerini öğrenciye verdi.

Hoca;

''Bardağı düşür bakiim çocuğum!'' dedi.

Öğrenci denileni yaptı. Elini gevşetip, bardağı yere düşürdü.

''Bak şimdi çocuğum!'' dedi hoca. ''Sana soru soracağım ama vereceğin cevabın yerçekimi kanunuyla ilgisi olmasın! Sen elindeki bardağı niçin düşürdün?''

Öğrenci cevap verdi:

''Sen düşür dediğin için Hocam!''

Hoca, 'bravoo!' deyip tekrar sordu:

''Bardağı ben niye düşürmedim peki çocuğum?''

Öğrenci cevap verdi:

''Düşürseydin, görürdün pantolonunun ön tarafının ne kadar ıslandığını!''


139) TEMEL VE CEP TELEFONU

Cep telefonlarının kullanıcılarına verdiği zararlar basında ard arda çıkıyordu. Son zarar haberi 'Trafikte cep telefonu alkolden de tehlikeli' şeklinde çıkınca, Trafik Polisi olan temel'i yeni uygulama yapmaya yöneltti.

İşlek caddede trafik konrolu görevine başlayan Temel, araçları tek tek süzüyor, direksiyon tutan şöförlerin davranışlarını görmeye çalışıyordu.

Araçlar bir biri ardınca geçti... geçti... geçti. Bir sağa bir sola yalpalayan aracı gördüğünde elini kaşlarının hizasına getirip dikkatli baktı. Şöförün bir elini direksiyonda diğer elini kulağına götürdüğü cep telefonunda olduğunu görünce İleri atılıp 'çek kenara' işareti yaptı.

Şöför aracı kenara çekti. Yanına yaklaşan Trafik Polisi'ne;

''N'oldu Memur Bey?'' diye sordu.

Temel, bir sağına yamuldu, bir soluna yamuldu. Sonra alkolmetreyi onun kulağına sokmaya çalışıp işaretine bakmaya başladı.

Şöför bağırdı:

''Ne yapıyorsun be adam?''

Temel, burnunu çekti. Görevini yapıyor olmanın verdiği rahatlıkla;

''Ha bu arabanun yamulduğuni gördüm Arkadaş!'' dedi. ''Anlayalum bakalum, cep telefoninun zararu ne kadar olmuş?''


140) DANGALAK POLİS

Darbelerden çok çektiği söylenen bir ülkede, bir anda ''ona suikast yapıldı'', ''şuna suikast yapıldı'', ''buna da suikat yapılacaktı'' söylentileri almış başını gidiyordu. Bir gün o ülkenin polisi, şüpheli gördüğü bir kişiyi yakaladı. Komiserin karşısına getirip;

''Komserim! Bu kişiyi, saygın-aygın-baygın değerli büyüğümüze suikast yapacakken yakaladım!'' dedi.

Komiser, ''Ne!'' edip o kişiye baktı. Boynu bükük, garip vatandaş tipinde olduğunu anladığında da Polis'e;

''Bre dangalak!'' dedi. ''Suikast yapacak kişi, kuzu kuzu sana teslim mi olurmuş?''

Polis;

''Ama Komserim!..'' deyip devam etti. ''Bu kişi, -yakaladım seni suikastçi- dediğimde neden hiç itiraz etmedi?''

Komiser, bu sefer Polis'e baktı. Yukarıdan aşağı tipini bir güzel süzüp;

''İtiraz ettiğinde anlamayacağını anlamıştır da ondan!'' dedi. ''Avrupalı olacağız hevesindeyken Afrikalı tipimizi göstermen şartmıydı be Adam?!''

İbrahim Faik Bayav
(23.12.2009) 



İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6328
2 Firari Fırtına 4390
3 Mustafa Ermişcan 3773
4 Hasan Tabak 3480
5 Nermin Gömleksizoğlu 3145
6 Uğur Kesim 3014
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2880
8 Sibel Kaya 2861
9 Enes Evci 2570
10 Turgut Çakır 2268

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1113 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com