Hikayeler

Nükte Yüklü Fıkralar-15 (141 - 150)
Okunma: 42
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


141) FARK

İki öğrenci konuşuyordu. Biri;

''Politikacı ile papağan arasında ne fark var?'' diye sordu.

Diğeri cevap verdi:

''Biri insandır biri kuştur''

Birinci öğrenci başını iki yana sallayıp;

''Yanlış!'' dedi. ''Papağan duyduğunu konuşur. Politikacı ise, duyulmak isteneni!..''


142) KİMLİKLER

Temel İsrail'e misafir gitmişti. Kaldığı süre içinde, komşularına karşı 'kimlik korunması' diye bir söz duydu. Merak edip israil beldelerini gezmeye başladı. Komşu ülkelerle burası arasına duvarlar çekildiğini gördüğünde, İsrailli'ye sordu:

''Bu duvarları niçin çekeysunuz da!''

İsrailli baktı ki soruyu soran Temel, -İsrailce konuşsam beni kötü beller, bari Türkçe konuşayım- dedi. Cebinden kimliğini çıkardı. Duvarın ön tarafına koyup;

''Bu duvarları ha bu kimlik bozulmasın diye çekiyoruz Temel!'' dedi.

Temel, 'Allah Allah' dedi İsrailli'ye bakıp. Sonra O'na;

'Sizin ha bu kimliğuniz de pek değersizmiş canım!'' dedi.

İsrailli kızdı:

''Sizin kimliğiniz pek mi değerlidir Temel?''

Temel, önce çantasını açtı. Güzelce sarılmış nesneyi açıp kimliğini çıkardı. Sonra cebinden yarım A4 boyutunda buruşmuş kimlik fotopisini çıkardı. İsrailli'nin gözlerine yaklaştırıp;

''Bakasın ha hemşerum!'' dedi. Benim kimliğum duvarun, kapinun, surun önüne bırakılmayacak kadar değerlidur. Hırsızımız var, arsızımız var, dolandırıcımız var... Ha bu fotokopilerle iş yürütüyoruz da!''


143) ÇOCUK VE BALYOZ

Memleketi bir 'balyoz' sözüdür sarmış, o söz siyaset cephesinin endişesi olmuştu. Çocuk, inşaat işçisi babasının elinde epey zamandır görmediği balyozu görünce merak etti:

'Baba! O balyozla ne yapacaksın?''

''İnşaat işleri açılmak üzereymiş galiba oğlum. Yıkmak için eski binaların duvarına kolonuna vuracağım!''

Çocuk, ''oohhh!'' çekti:

''Ben de hükümet devirmeye gideceksin sandım, Baba!''


144) ÖĞRETMEN VE BALYOZ

Meslek öğretmeni, sınıfa kocaman bir balyoz getirmiş, masasının üstüne koymuştu. Öğrencilerin gözleri uzun müddet onun üzerinde kalınca Hoca sordu:

''Bu balyoz ne işe yarar bilir misiniz çocuklar?''

Öğrenciler, kafalarını oynattılar 'bilmiyoruz' dercesine.

Öğretmen;

''Eski yapıları yıkmak, işe yaramaz betonlar kırılmak istendiğinde, ustası bu balyozu kullanır.''

Öğrenci sordu:

''Ustası hükümet yıkmak istediğinde ne kullanır öğretmenim?''

Öğretmen;

''Sus bakiim yaramaz çocuk'' dedi. ''Ben, bina yıkım yapım işini anlatıyorum. Onun yıkım yapım işini de gazeteciler anlatsın!''


145) ANLAYAN ANLAYANA

Ülkenin insanlarının bir konuda anlayışları ölçülüyordu. Bir asker, bir gazeteci, bir de vekil masabaşlarına oturtuldu. Kocaman bir balyoz getirilip masanın üzerine kondu. Uzman, askere işaret edip sordu:

''Bu balyoz senin eline geçse ne yaparsın?''

Asker cevap verdi:

''Benim elimde şimdi tüfek var. Balyozu götürür inşaatçıya veririm!''

Gazeteciye işaret etti Uzman:

''Yolda giderken bu balyoza rastlasan ne yaparsın?''

Gazeteci, bayoza dikkatli bakıp cevap verdi:

''Şeklinde değişiklik varsa, okuyucuların dikkatini çekmek için gazetede manşet ederim!''

Uzman, Vekile işaret etti bu sefer:

''Bu balyoz, karşına çıkarılsa ne yaparsın?''

Vekil, dudağını büzüp;

''Hiç!'' diyerek cevap verdi. ''Gazeteci nasıl haber yapacak, ustası nasıl kullanacak diye merakla beklerim!''


146) DEMOKRATİK REKABET

Amerikan, İngiliz ve Fransız üç ajan, Afrika'da demokrasi oluşturmak için rekabet halindeydiler. Bir gün bir araya gelip masabaşına kuruldular. Demokrasi oluşan ülkede aykırılık görürlerse ne yapacaklarını konuşmaya başladılar.

Amerikalı;

''Demokrasi oluşan yerde yönetimin bana uygun olmasını isterim!'' dedi. ''Orada beğenmediğim şey oluşursa, güzel bir kafes hazırlarım''

İngiliz, elini ağzına götürüp güldü; 'aslanlarla kaplanlar yöneticileri yemeğe mi hazırlanıyor acaba' diye mırıldandı.

İngiliz, konuşması istendiğinde;

''Asıl ben, demokrasi giden yerde yönetimin bana uygun olmasını beklerim!'' dedi. ''Orada benim hoşuma gitmeyen bir şey olursa, balyozu kapar üzerine giderim!'

Fransız elini ağzına götürüp güldü bu sefer. 'Belli belli... yöneticilerin mekanı ağaçtan derme çatma yapılmıştır mutlaka' diye mırıldandı.

Fransız'ın konuşması istendiğinde ise Fransız;

''Belli ki çok eğlencelikli bir demokrasi gitmiş oraya ekselanslar!'' diyerek karşılık verdi. ''El becerim sizin kadar iyi olmadığından ben, -kafes hazırlanıyor-, -balyoz geliyor- diye yaygara koparırım!''


147) TEMEL, DURSUN VE BALYOZ

Tekne işletmekte ortaklık kuran Temel ile Dursun'un devamlı arası açılıyor, düzeliyordu. Birgün tekne arızalandı. Bir türlü de tamir edemediler. Suçu birbirlerinin üzerine atan Dursun bir tarafa, Temel bir tarafa gitti.

Biraz zaman geçince Dursun elinde koca balyozla çıkageldi. Temel, korktu. İçinden, 'şimdi tekneyu parcalayacağdu da' demeye başladı. Gördü ki yanına kadar gelen Dursun neşeli... O'na;

''Sen ha bu balyozla tekneyu parçalamaya celmedun mu da?'' diye sordu.

Dursun, ''cık!'' etti.

Temel sordu:

''Ha bu balyozu sen ne yapacasun da?''

Dursun;

''Sakla balyozu, gelur zamanu demişlerdi galiba!'' diyerek cevap verdi. ''Politikacı olursan... Meclis'e girersan... hükümeti de kurarsan... o zaman işe yarar deyu kaldıracağum da!''


148) KENDİNİ NE SANMALI?

İngiltere'de normal olmayan şey göze çarpıyordu. Bir adam, kendini köpeğe benzetti, köpek kulübesine benzer kulübede köpeklere has usulle yaşamayı denedi. Dikkatleri üstüne çektiği anda zabıta görevlisi önünde dikildi. Ona;

''Kendini köpek mi sanıyorsun?'' diye sordu.

Adam cevap verdi:

''Evet!''

Zabıta görevisi kaşlarını çattı:

''Kendini köpek sanmak iyiye elamet değildir Arkadaş!''

Adam, kendini köpeğe benzetircesine 'hırrrr' etti:

''Kendini insan sanmak iyiye elamet oluyor mu ki?!'' (1997)


149) İNGİLİZ'İN SEVDİĞİ...

Bir İngiliz politikacıyla bir Türk politikacı, konuşuyordu. İngiliz sizi çok beğeniyoruz, deyince Türk sordu:

''Bizim en çok neyimizi beğeniyorsunuz Ekselans?''

İngiliz Politikacı, cevap verdi:

''Krizlerinizi!.. Bakıyoruz, bize ne kadar getirisi olacağını bulmaya çalışıyoruz!'' (1997)


150) MAFYA ÜYESİ VE KEDİSİ

Mafya üyesi kendisine biçilen sekiz yıllık hapis cezası sebebiyle aranıyordu. Üye, hapishane müdürüne haber gönderdi: ''Benim bir kedim var. Kedimi de kabul edersen gelirim, teslim olurum''. Hapishane müdürü, önce karşı çıktı bu teklife. Ama teklifi ilginç buldu; o şekilde de hapishaneye kabul edileceğini bir şekilde kendisine duyurdu. Mafya üyesi bir kaç gün sonra hapishane müdürünün odasındaydı. Kucağındaki kedinin başını okşarken;

''Geldim Müdürüm. Cezamı çekmeye hazırım!'' dedi.

Müdür, meraklanmıştı. Sordu:

''Niçin o kedinin de seninle beraber kalmasını istiyorsun?''

Üye, bakışlarını kedisine çevirip cevap verdi:

''Yer altından biriyle kurulan dostluğun, yer üstünde, nerede devam edeceğini öğrensin, diye!'' (1997)

İbrahim Faik Bayav
(1997 yılında yazıldı) 



İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6328
2 Firari Fırtına 4390
3 Mustafa Ermişcan 3773
4 Hasan Tabak 3480
5 Nermin Gömleksizoğlu 3145
6 Uğur Kesim 3014
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2880
8 Sibel Kaya 2861
9 Enes Evci 2570
10 Turgut Çakır 2268

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1022 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com