Hikayeler

Nükte Yüklü Fıkralar-16 (151 - 160)
Okunma: 42
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


151) TEMEL VE FALCI

Temel politikacı olmuş, iktidar nimetiden faydalanmak için beklemeye başlamıştı. İktidarın düşmesi lazımdı önce. Ama düşmüyordu ki!. Başta, iktidardaki partiye ve mensuplarına verdi veriştirdi. Baktı ki işe yaramıyor, falcıya gitti:

''De bana bakayum Hoca! Bu hükümetin ömrü ne zaman bitiyor?''

Ramazan bayramı yaklaştığından her kes bayram hazırlığındaydı. Falcı küresine baktı. Temel'e;

''İki bayram arası!..'' diyerek cevap verdi.

Cevap Temel'in hoşuna gitmişti. Falcının yanından ayrıldı.

Ramazan bayramı geçmişti. Temel, Kurban bayramına kadar geçecek sürede, iktidar hayalini kuruyor, hükümetin düşeceği günü bekliyordu. Kurban bayramının da geçtiğini ama iktidardaki partinin düşmediğini gören Temel, tekrar falcıya gitti. Üzgün haliyle;;

''Hani ya Hoca, bu hükümetin ömrü iki bayram arası bitecekti!'' diye dert yandı.

Falcı, çatılmış kaşlarıyla Temel'e baktı:

''Bitecek dediysem, bitecek. İki bayram, Ramazan ve Kurban bayramından ibaret değil ki Temel!'' (1997)


152) KOLAY MI DEĞİŞEBİLMEK?..

Anayasa 1982 yılında darbeci komutanlar tarafından yaptırılmıştı . Aradan yıllar geçti, üstü örtülmüş problemler bir bir ortaya çıkmaya başladı. O zaman, kiminin Alman, kiminin Fransız anayasasından örnekler vermesiyle değiştirilme safhasına girdi Anayasa. Ama, Meclis çalışıp ter dökmesine rağmen istenilen netice alınamıyordu.

Örnek verildikleri için durumu Avrupa içinden gözleyen Fransız Anayasası, Alman Anayasası ile elele verip Türk Anayasası'nı ziyarete geldi.

Faransız Anayasası, Türk Anayasası'na;

''Sen nasıl anayasasın Kardeş?'' diye laf attı. ''Üç sene oldu. Tipinde değişikliği bir türlü gösteremiyorsun!''

Türk Anayasası;

''Kolay mı değişebilmek Kardeş?'' diyerek cevap verdi Fransız Anayasası'na. ''Tipim 'ana' olmasına ana lakin, tipimi oluşturanlar baba! Bazı maddelerime evlatların geleceği konmuş; bazı maddelerime ise evlatlara yan bakanların göreceği!.. Yaa!'' (1995)


153) ÇALIŞAN MECLİS!

Darbe yapılıp demokrasi denen şeyin askıya alındığı ülkede, bir zaman sonra seçimler yapılmış, parlamento oluşmuştu. O parlamentonun üyeleri, bir daha darbe olmasın deyü yavaş davranıyor, ülkeye yararlı hizmet çıkarmada zorlanıyordu.

Meclis çalışmıyor tepkisi duyuldu birdenbire. Duyulunca, parlamentonun öncüleri çıktılar gazetecilerin karşısına.

Öncülerin en öncüsü;

''Meclisin çalışmadığı doğru değil efendiler!'' dedi. ''ABD'nin Çekiç Gücü ülkemizde kalsın kararını az önce aldık!'' (1993)


154) TEST

Avrupa'da politikacı biri, çok sık ''Önemli olan arkadan ne geleceğidir'' sözünü söylüyordu. Duyanlar da, hoşlarına gidiyor olacak ki gülümsüyorlardı. Bir zaman sonra Başbakan oldu poltikacı kişi.

Bir gün, kağıt imalatçısı işveren, elinde bir koli tuvalet kağıdıyla başbakan olan Politikacı'nın huzuruna çıktı. ''Hediyemdir. Kullanırsınız'' dedi.

Başbakan bile olan Politikacı, bir bobini yaprak yaprak açtı. Yaprakların üzerinde resmini ve dilinden düşürmediği ''Önemli olan arakadan ne geleceğidir'' sözünün basılı olduğunu görünce;

''Bu nedir efendi ya?!'' deyip narayı bastı.

Kağıt imalatçısı işveren;

''Test başbakanım, test!'' diyerek cevap verdi Politikacı'ya. ''Vecizenizin doğruluğu sadece demenizle anlaşılmıyor!'' (1992)


155) COP

İngiltere'de, bir kadın polis, Noel gecesi devriyesinde, kalbine vurulan bıçak darbesiyle ölmüştü. Hem emniyet yetkilisi, hem de bakanlık yetkilisi cesedin yanında buluştular. Emniyet Yetkilisi, Bakanlık Yetkilisi'ne, ''Ekibimize, 60 santimlik uzun coplar alınıp dağıtılmalı'' diye ricacı olunca, Bakanlık Yetkilisi, ''Olmaz! Haybeden masrafa mı girelim?'' çıkışıyla karşılık verdi. Ve bir anda cesedin yanında tartışma başladı.

Bakanlık Yetkilisi, Amerikan malı copların alınması için hükümete tavsiye edildiğini biliyordu. Emniyet yetkilisi'ne;

''Şu memur, dirilse de, ona o copların işe yarayıp yaramayacağını sorsak, ne der?'' diye sordu.

Emniyet Yetkilisi;

''Çok haklısınız Beyefendi!'' diyerek karşılık verdi. ''Dirildiğinde sorsak der ki; Kesin şamatayı da copları almaya bakın. Çünkü, yerleşeceğim mekanın genişleyeceği emaresi var!'' (1993)


156) ADAM OLACAK ÇOCUK

12 yaşında ama 60 santim boyundaki çocuk ilgi çeken biri olmuştu çevresinde. Devletin yetkilisi, incelemesi sırasında bunu farkedince, çocuğu makamına çağırdı.

Çocuğu koltuklarından kavradılar; hoooop devlet yetkilisinin makamına getirip karşısına oturttular.

Tanışma faslından ve ilgi oluşturan meseleden sonra Devlet Yetkilisi sordu:

''Büyüyünce ne olacaksın?''

Çocuk cevap verdi:

''İnşallah büyük adam olacağım, Efendim!''

Devlet Yetkilisi latıfe yaptı:

''Seni görenler, -cüce büyük adam- demezler mi?''

Çocuk, başını iki yana sallarken;

''Demezleeer!..'' diyerek cevap verdi. ''Cüce kalmış büyük adamlardan millete gına geldi Efendim. Bana, deseler deseler, -büyük adam olmuş cüce- derler!'' (1993)


157) KASET YA GÜLDÜRÜR, YA SÜRÜNDÜRÜR

Becerisi olanlar, becerileri kaset yapıldığında meşhurluğa adım atıyorlardı. Meşhurluğa adım atmış bazı kişiler birgün bir araya geldiler. Kasetlerinin etkisini konuşmaya başladıklarında, Türkücü;

''Bir kasetim çıktı. Sazım sesimle uyumlu duyuluyordu. Alakayı gördüm sevindim!'' dedi.

Artist, söz aldı. Poz verircesine;

''Benim de kasetim çıktı. Rolüm senaryoya uygun görülüyordu. İzlenildiğimi farkettim, kendime güvendim'' dedi.

Sırayla herkes anlattı. Son kişiye sıra geldiğinde, O;

''Benim de bir kasetim çıktı ama, bedenim yabancı kadınla sedir üzerinde görülüyordu. İzlendiğim andan itibaren naneyi yedim!'' dedi.

Becerisi olanlar, ''yok ya!'' deyip şaşkınlıklarını belli ettiler:

''Siz nesiniz Beyefendi?''

O kişi cevap verdi:

''Politikacı!''


158) KASET ÇIKINCA ANLAŞILIYOR

Seçim günü yaklaşıyordu. Vekil adayları listelere girmişler onay bekliyorlardı. Bir partinin ön sırasında yer alan birinin ahlaka yakışmayan görüntüsü internete düştü. Parti Başkanı, ''Aramızda yerin yok'' deyip onu adaylıktan düşürdü.

Bir kaç gün sonra ön sıralardan birinin daha görüntüsü internete düştü. Parti Başkanı ona da ''aramızda yerin yok'' deyip adaylıktan düşürdü.

Bir kaç gün sonra al bir tane daha! Ondan bir kaç gün sonrası bir tane daha!..

Gazeteciler olayı haber yapmak için Başkan'ın karşısına geçtiklerinde, Başkan, ''Madem ki etmişler bir halt; gizli kalsaydı ya! Kendilerini Okyanus ötesine kadar belli etmişler ahlaksızlar!'' diye söyleniyordu.

Gazeteci,

''Yerinde kalanlar ahlaklı mıdırlar?'' diye sordu. Parti Başkanı;

''Herhalde yani!..'' diyerek cevap verdi. ''Herkes, kaseti çıkıncaya kadar ahlaklı sayılır!''


159) TEMEL KASETTE YOK!

Demokrasi gereği, her vatandaşın vekil olmayı isteme hakkı vardı. Daha önceki seçimlerde ahlaki zaafları olanların meclisi yıprattığı bilindiğinden, yaklaşan yeni seçim için adayların ince elenmesine karar verildi.

Adaylar için haftalar süren test işlemi başladı. Adayların onanma aşamasına gelindiğinde, birinci adayın kaseti incelendi; görünen sahne yüz buruşturucuydu. İkinci adayın kaseti incelendi; görünen sahne, inceleyenlere 'eyvah eyvah' sesi çıkarttırdı. Üçüncü adayın kaseti incelendi; beliren görüntüye bakmaktan utanıldı. Derken sıra aday olan Temel'in kasetinin incelenmesine geldi. Kaseti incelediler. İnceleyenler; ''Maşallaah!'' deyip birbirlerine bakıştılar. Kasette ahlaka namusa aykırı hiç bir şey görünmüyordu.

Temel'i çağırdı inceleme ekibi. Başkan;

''Seni, milletimize vekil adayı olarak seçiyoruz. Çünkü sen ahlaksız görünmeyenlerdensin'' dedi.

Temel'de bir gurur... Karşılık verdi:

''Sağolasinuz Efendum!''

İnceleme heyetinin başkanı;

''Ya, Temel. Merak ettim!..'' dedi. ''Senin kasetinde yabancı kadın veya kadınlar yok; aşna fişna yok... Nasıl oldu da ahlaklı kalmayı başardın?''

Temel, parmağınla gözünün birini açıp;

''Pişşuuuk!'' etti. ''Söyleyeyum da kasede almaya başlayasinuz değil mi?''


160) YANARSIN

Bazı politikacıların, tam saltanat sofrasına yakınlaştığı sırada, alaşağı edildiğinden haberi olan Acemi Politikacı, aynı akıbete düşmemek için Usta Politikacı'ya sordu:

''Politika sahnesinden düşmemek için ne yapayım Efendim?''

Usta Politikacı, güldü. O'na;

''Bir odada yabancı kadınla görünme de ne yaparsan yap!'' dedi. ''Rüşvete bulaşsan, sağdan kayarsın; uyuşturucu işine girsen çabuk yırtarsın; vergiyi kaçırsan affa uğrarsın... Ammaaa ki, yabancı kadınla beraberken kasete düştün mü, yanarsın Arkadaşım, yanarsın!''

İbrahim Faik Bayav
(16.05.2011) 



İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6328
2 Firari Fırtına 4390
3 Mustafa Ermişcan 3773
4 Hasan Tabak 3480
5 Nermin Gömleksizoğlu 3145
6 Uğur Kesim 3014
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2880
8 Sibel Kaya 2861
9 Enes Evci 2570
10 Turgut Çakır 2268

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1154 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com