Denemeler

Tecavüzcüler Usul Bilmezler (Makale)
Okunma: 38
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


Tecavüzcüler Usul Bilmezler

Said Nursi'nin zulüm ehlinden şikayetini anlatan yazısına biraz değişik yorum getirmeye çalışacağım. Belki yadırganacaktır ama, ne yapayım?!

''Siz hangi usûlle bu acip tecavüzü yapıyorsunuz? Kanununuzu ibraz ediniz. Yoksa bazı alçak memurların keyiflerini kanun mu kabul ediyorsunuz?
İstikbalde gelecek nefret ve tahkirden sakınmak için, şu mahrem zeyil yazılmıştır. Yani, “Tuh o asrın gayretsiz adamlarına!” denildiği zaman yüzümüze tükürükleri gelmemek için veyahut silmek için yazılmıştır.
Avrupa’nın insaniyetperver maskesi altında vahşî reislerinin sağır kulakları çınlasın! Ve bu vicdansız gaddarları bize musallat eden o insafsız zalimlerin görmeyen gözlerine sokulsun! Ve bu asırda, yüz bin cihette “Yaşasın Cehennem” dedirten “mimsiz medeniyet”perestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhâldir.
“O bize yollarımızı dos doğru gösterdiği halde, bize ne oluyor ki Allah’a tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız ezâlara sabredeceğiz. Tevekkül etmek isteyenler Allah’a güvensinler.” (İbrahim Sûresi, 14:12.)''


Burada Said Nursi'nin belirtmeye çalıştığı;

a) Bulunduğu zamanın niteliği;

b) İleriki zamanın o zaman kadar kötü olmayacağı;

c) Dünya'nın insafsız ve vahşi hakimlerinin icraatıyla yeryüzünde cehennemin oluştuğu;

d) Zulmün, Said Nursi'nin bulunduğu ülkenin görünen yöneticilerinden değil, Avrupa'nın perde ardında gizlenmiş fesat ehlinden geldiği.

Said Nursi, zulüm ehlinden şikayet ederken, İbrahim Suresi'nın 12'nci ayetindeki 'tevekkül' ve 'sabr' usulünü kendine şiar yapması önemli.

13'cü ayetin sonundaki ''lenühlikennezzâlimîn'' ifadesindeki 'zâlimîn' kelimesinin ebceden 1932 etiğini bilip hatırda tutalım. Bunun anlamına ulaşabilmemiz için ise, ondan önceki 7'nci ayetten itibaren zihnimize gelecek anlamlara nazar edelim.

İbrahim Suresi Ayet 7: ''Rabbiniz size şunu bildirmişti: Eğer şükrederseniz size nimetimi arttıracağım; yok eğer ni'metime nankörlükte bulunarsanız, azabım şiddetlidir''.

Said Nursi'nin bahsettiği zamanda, zalimin etkisinden bir şekilde kurtulmuş olanlar, bunu nimet bilip şükre yanaşsaydılar, bütün insanlık için hayırlı olacaktı. Ama, şükretme konumuna gelmediler. Kavuştukları nimetle şımardılar. Bütün herkes için nimetlerin artma imkanı ortaya çıkmışken, şükürsüzlük günahıyla cümle insanları felaketin içine attılar.

''Kim onlar?'' diye sorulmasın. Kur'an ışığını kendisine rehber edenler onları tanıyacaklardır. Said Nursi, onları, ''insaniyetperver maskeliler'' olarak tanımlıyor.

Said Nursi'nin aynı dönemde İktisat ve Şükür risalelerini insanlığa sunması, demek ki, durup dururken değilmiş.

Ayet 8: ''Musa dedi: Siz ve yeryüzündekiler nankörlük etseniz de, sadece Allah zengindir ve sadece O övülmeye layıktır''.

Nimetle şımarmışların şükürsüzlüğü hengamında, Rabbin kusursuz ve benzersiz olduğunu belirgin bir şekilde bildiren bir kişi vardı ve O, O'nun rahmet hazinesinden rızıklanmaktan, O'nu hamdetmekten başka bir şey düşünmüyordu. İşte o, Bediüzzaman ünvanını almış Said Nursi'ydi

Ayet 9: ''Nuh, Âd ve Semud toplumlarının haberi size gelmedi mi? Elçiler o toplumlara delillerle geldiler; onlar ise, çağırıldıkları Rab'den kuşkulu olduklarını belirtip delilleri red ettiler''.

Belirtilen zamanda Said Nursi'nin ortaya koyduğu deliller bütün kuşkuları bertaraf edecek nitelikteydi. Ayet-ül Kübra'ya bakılsaydı kuşkudan bahsedilemeyecekti bile. Ama, o zalimler, Nuh, Âd ve Semud yaşantısının cazibesinde kaldıklarından, delillerin her birini red etmenin bir yolunu buldular. Daha doğrusu delillerin görünemeyeceği ortamı oluşturdular.

Ayet 13: ''Elçileri red edenler dediler: Sizi yurdumuzdan çıkaracağız; ya da, milletimize boyun eğeceksiniz. İşte o zaman, Rabbleri olan Allah onlara vahyetti: Zalimleri mutlaka yok edeceğiz''.

Said Nursi'yi, Allah'a tevekkül etmeye yaklaştıran, baskı ve tarassuta karşı sabr silahını kullanmaya iten sebep bu ayet idi. Yani, zalimlerin Allah tarafından mutlaka yok edileceği inancı.

'Ezzâlimîn' kelimesinin ebceden 1932'yi gösterdiğini belirtmiştik. İşaret edilen tarihten yedi yıl onra meydana gelen 2'ci Dünya Savaşı, şükürsüz o zalimler yüzünden olduğu gibi, aynı savaş, onların oluşturduğu mimsiz medeniyetinin de sonunu getirdi. Ondan sonra insanlık rahatlamaya, Rabbimizin Allah olduğunu beyan eden delilleri merak etmeye başladı.

Son söz: Burdan ötesini herkes biliyor. Sanırım ''Yaşasın cehennem'' demeye ara verildi. Bu ortamın uzun olması dileğiyle...

İbrahim Faik Bayav
(17.02.2010 tarihinde yazıldı) 



İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6319
2 Firari Fırtına 4380
3 Mustafa Ermişcan 3757
4 Hasan Tabak 3467
5 Nermin Gömleksizoğlu 3135
6 Uğur Kesim 3006
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2860
8 Sibel Kaya 2853
9 Enes Evci 2562
10 Turgut Çakır 2262

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1414 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com