Romanlar

KUM TANELERİ 14 Kocamın kolları
Okunma: 46
derin gezmiş - Mesaj Gönder


     Kocamın kolları…
    Otelin küçük barında içkisini yudumladı
bir süre. Neden gitmesine izin vermişti kızın? Bunu soruyordu kendine, makul
bir cevap bulamıyordu ama sorusuna. O incecik vücudu kollarının arasına alıp ta
öpücüklere boğduğunda teslim olması uzun sürmeyecekti kızın, biliyordu… Neden öylece
gitmesine izin vermişti?     “Suat…” diye
düşündü ve hayatında ilk kez tanıştı kıskançlık denilen duyguyla.
    Lal’in oda numarasını öğrenmesi zor
olmadı. Saat üçü geçiyordu ve el ayak çekilmişti iyice. On yedi numaralı odanın
kapısında buldu kendini. Kapıyı vurdu iki kez hiçbir ses yoktu içeride.
Uyumuştu belki de çoktan, kapı tokmağını kavrayıp çevirdi, kilitliydi. Belki de
gelmemişti henüz odasına, otelde de görmemişti onu.      “Suat…” diye düşündü bir kez daha. Birkaç
bar vardı yakınlarda gidebilecekleri, içki içip samimi bir şekilde dans
edebilecekleri yerler…  Ya da daha tenha,
romantik köşeler vardı, dolunayın parlak ışıklarının coşturduğu duygularla baş
başa kalabilecekleri… Kalbini sıkıştırdı bu düşünce, bir kez daha zorladı kapı
tokmağını.     “Kapımı mı
zorluyorsunuz?”     Ses alçak ama sertti,
döndü Hira. Karşısında duruyordu Lal, ince kaşları çatıktı, güldü genç adam.     “Sanırım bir yanlışlık oldu. Burası benim
odam değil mi?”     “Hiç vaz
geçmiyorsunuz değil mi?”     Bu numara
çok çocukça gelmişti açıkçası genç kıza, odasının kapısını açıp girdi içeri.
Hira davet edilmeden ve davet beklemeden takip etti kızı, kapıyı kapadı,
sırtını dayadı kapadığı kapıya. Odanın ortasında sırtı ona dönük duruyordu Lal.
Çift kişilik yatağın hemen ayak ucunda…
Kıyafetlerinin açıkta bıraktığı teni gece lambasının beyaz ışığı altında
parlıyor ve çok fazla baştan çıkarıcı duruyordu. Bu sessizliği düşünüyordu
Hira, apaçık bir davetten başka ne olabilirdi?
    Sokuldu iyice kıza, yana sarkmış duran sol
elinin üstüne dokundu parmak uçlarıyla. Belli belirsiz okşayarak, koluna oradan
omuzuna doğru tırmandı. Lal vücudunda engel olamadığı güçlü bir ürpertiyle
kapadı gözlerini. Genç kızın en ince tüylerini bile ayağa kaldıran ürperişi hissetti
erkek. Ellerinin arasındaki vücut döndü, gözlerine baktı genç kız. Kırmızı
dudakları acımasızca parlıyor kanına işliyordu erkeğin. Şimdi, burada doyasıya
öpmek için alev, alev yanıyordu Hira.    
“Siz polissiniz değil mi?”    
Cevap vermedi adam devam etti kız, “Yakışıyor mu bu yaptığınız
şey?”     Güldü Hira, bembeyaz düzgün
dişleri parıldıyordu, en az gülüşü kadar can alıcıydı…    “Seni rahatsız ettiğimi mi
söylüyorsun?”     “Evet.”     “Odana zorla mı girdim?”     “Seni davet etmedim.”    Durmadı, kızın suratını avucunun içine alıp
okşadı sert parmaklarıyla. Kendinden emin can alıcı gülüşünde hiçbir azalma
yoktu.
    Yüzünde hissettiği güçlü parmakların
dokunuşları, sıcaklığı hiç bilmediği duygular uyandırıyordu Lal’in yüreğinde,
bedeninde. Güçlü görünmeye çalışıyordu ama erkek şu anda sarılsa ve öpse hiç
şüphesiz baştan çıkarmayı çok iyi bildiği biçimli dudaklarıyla, karşı koyacak
gücü yoktu Lal’in. O nefesini tutmuşken erkeğin rahat bir şekilde alıp verdiği
soluklardan yayılan hoş koku ve sıcaklık daha önce aşkı tatmamış vücudunda hiç
bilmediği duygular uyandırıyordu.
    Eğildi Hira sokuldu kızın dudaklarına,
öptü usulca.  Göğüs kafesini parçalayıp
çıkacakmış gibi çarpan kalbinin sesini duyabiliyordu, kızın ve nefes dahi
almayı unuttuğunu hissediyordu. Ve titredi genç kız, ellerinin arasında, ‘Bu
kadar…’ diye düşündü erkek, teslim almıştı işte istediğini.  Şimdi incecik vücudu bütün gücüyle kendi
bedenine bastırıp damarlarındaki kan tutuşturan ihtirasla öpmeye hazırdı… Hiç
beklemediği bir şey oldu. Geriye çekti kendini Lal, sıyrıldı erkeğin
ellerinden. Uzaklaştı önce sonra nefes aldı sessizce. Zühal’in sesi
kulaklarında çınlıyordu.     “Kocamın
kolları…”    Olamazdı… Bir başka kadına
ait olan erkek… Bir başka kadının kocası… Asla olamazdı…    “Büyük bir rezalet çıkmadan gidin lütfen.”
   Pek seyrek içmesine rağmen bir sigara yakıp
uzandı yatağına sırt üstü. Daha fazla ısrarcı davranmamış bırakmıştı
Lal’i.     “İyi geceler…” deyip çıkmıştı
odadan. Ne kadar savunmasızdı genç kız ne kadar masum görünüyordu ona karşı
güçlü durmaya çalışırken. Deli gibi arzuladığı halde her seferinde ellerinin
arasından kayıp gitmesine izin vermesi, bu saf, masum halinden miydi? Çok
gençti Lal ve daha öncesinde bu denli genç bir kız ilgisini çekmemişti. Kaç
yaşında vardı? Yirmi iki, yirmi üç belki…
Ne fark ederdi ki? Üniversite tahsili yapmış meslek sahibi genç bir
kadındı. Başını çevirip bakır bir tepsi gibi parıldamaya devam eden aya baktı
camından. Neden sürekli beyninin bir köşesindeydi Lal?    “Lal…”  
Neden bu kadar çok seviyordu gözlerini kapatıp bu ismi tekrarlamayı?
Peki bu duyduğu güçlü arzu, kanını aniden alevlendiren kalbinin farklı
çarpmasına sebep olan bu yabancı arzu…
    Oysa dünya hayatının sunduğu bütün
zevklerden faydalanmıştı fazlasıyla. Yaşamayı arzu edebileceği bir haz yoktu
artık, isteği de yoktu açıkçası. Büyük bir bıkkınlık hissinin vermiş olduğu
stresi hissediyordu vücudunda ki her bir sinir ucunda, başkaca bir şey yoktu
yaşamsal duygulara dair.


   Hikayeme zaman ayıran değerli arkadaşlar, birer kelimede olsa düşüncelerinizi yazar mısınız?   Teşekkürler.
derin gezmiş



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6319
2 Firari Fırtına 4380
3 Mustafa Ermişcan 3757
4 Hasan Tabak 3467
5 Nermin Gömleksizoğlu 3135
6 Uğur Kesim 3006
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2860
8 Sibel Kaya 2853
9 Enes Evci 2562
10 Turgut Çakır 2262

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1315 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com