Romanlar

MANKURT 14
Okunma: 52
Mustafa Eser - Mesaj Gönder


   Çayını içip etrafıyla ilgilenmeden üçüncü kata çıktı.Kapıyı çalıp Baş Yönetici’nin odasına girdi.Girer girmez de Asayiş Komutanının laubali sesi kulaklarını tırmaladı.
-Nerdesin Mankurt? Bir saattir seni bekliyoruz.
   Asayiş Komutanı’nın laubali sözlerini verdiği cevapla ağzına tıktı.
-Bana sadece Baş Yönetici Mankurt diyebilir Komutan. Haddinizi bilin.
   Komutanın gülmesi yüzünde dondu kaldı. Cevap veremedi.Çiçek bozuğu sarışın yüzlü Baş Yönetici ortamı yumuşatmak için lafa girdi.
-Sakin sakin. Otursana Mankurt. Bizde seni bekliyorduk. Sekreter Eğitim Birimi’ne indiğini hemen geleceğini söyledi. Gecikince merak ettik.
-İhale için görüşmeye inmiştim Baş Yöneticim.Görevlendirme yapmaları gerekiyordu.Bir an önce çalışmaya başlamazsak ihale yetişmeyecek.Sıkıntı olacak.Sendika temsilcisi Tigin’in
görevlendirilmesi konusunda Koordinatörle fikir birliğine vardık.Ardından Hesap İşleri Birim Koordinatörüyle görüştüm.Çalışma planı yapmadan önce Tigin ile bugün
görüşmem gerekiyor.Birazdan…
-Şimdi olmaz Mankurt.İhale Komisyon başkanı olarak bana bilgi verdikten sonra konuşursun.
   Admin’den aldığı mesaj doğruydu. Başkent’ten gelenler arayıp haber vermiş olmalıydılar. Normal şartlarda Baş Yönetici kendisinin binada olup olmadığıyla ilgilenmezdi. Şimdi binadan çıkartmamaya çabalıyordu.Teklif beklemeden Komutan’ın karşısındaki koltuğa
oturdu.
-Buyurun Baş Yöneticim. İhale hakkında neyi merak ediyorsunuz?
-İhalelerle ilgili yıllardır bana şikâyet edildiğini biliyorsun Mankurt.Herkes ihale prosedürünü şikâyet ediyor.İhaleye katılmak için çok fazla bilgi ve belge istediğin söyleniyor.Ve aynı kişilerin ihalede görevlendirildiği iddiaları devamlı olarak şikayet konusu.Bütün ihalelerde sen Tigin Hesap İşleri Koordinatörü görevlisiniz. Ne diyeceksin?
   Sekreter’in gözü duvardaki saate kaydı.10;45 “Birazdan gelirler bende kurtulurum “ diye düşündü.
-Baş Yöneticim şunu kesin olarak söyleyebilirim ki; şikâyetler doğru.İhaleye katılanlardan çok bilgi ve belge istiyorum.5 yıldır yaptığım ihalelerin hepsine hemen hemen aynı firmalar
katılıyor.Hepsinin de sahiplerini tanıyorum.Yıllarca bedava para kazanmaya alışmış adamlar. Yükümlülüklerini yerine getirmeden para kazanma peşindeler.Buna engel olmak için ihale şartnamesine yükümlülüklerini yerine getirmedikleri takdirde ağır tazminat maddesini koydurdum.Sözleşme şartlarını yerine getireceklerine tam kanaat getirmek için belge istiyorum.Görevlilere gelince;İhale sırasında görevlilerin etkilenmemesi gerekiyor. Sağlık ve
asayişten zaten görevlendirme yapılmıyor.Eğitimin teklifi her zaman Tigin oluyor.Ben Merkezi temsilen,Mali İşler Koordinatörü parayı ödediği için,Tigin’de hem eğitim birimini hem çalışanları temsilen Sendika temsilcisi olarak katılıyor ihalelere.Şu ana kadar ihalelerde bir sıkıntı yaşamadık.Ne ödemelerimizde ne de aldığımız hizmette problem çıkmadı.Hatta
Başkent’ten takdir belgesi aldık biliyorsunuz.Büyükşehir’in bizim dışımızdaki ilçelerinin çoğu şu anda soruşturma geçiriyor.
-Biliyorum Mankurt. Zaten bu yüzden yaptığın işlere şimdiye kadar karışmadım.İş adamlarının tek derdi daha çok kazanmak.Minimum masraf maksimum kazanç mantığıyla iş almaya geliyorlar.
-Durumu iyi analiz etmişsiniz Baş Yöneticim.Koordinasyon Merkezi’ni masrafsız para kazanma yeri gibi gördükleri için ihale prosedürü zor geliyor.Büyükşehir’den ihaleye katılan firmalarda bu tür bir sorun yaşamıyoruz.Ama bütün ihaleleri Büyükşehir’in Web sitesinden ilan edemiyoruz.Etsek bile ihale tutarı küçük olunca sadece ilçedeki firmalar katılıyor ihaleye.İlçe Sekreter’i olarak çalıştığım süre içinde ilçedeki iş adamları beni sevemediler. Eksik malzemeyle ihaleye girdiler kabul etmedim, yeterli araçları alet ve ekipmanları tamamlamadan hazırladıkları dosyaları geri çevirdim.Ücretlerini fazla değil bir veya iki gün
geciktirdik diye az kalsın icralık oluyorduk.Taahhütlerini yerine getirmedikleri zaman hep bir mazeretleri var.8 yılda 20 kere Başkent’e ve Büyükşehir’e şikâyet edildim.Teftişe tabi
tutuldum.Haklılığım 20 kere tescil edildi.Bu seneki ihalelerde kurallara uygun dosyalar gelmeye başladı.Baş Yöneticim 5 yılda ilçede çalışanların neredeyse tamamını tanıdığımı
düşünüyorum.Bu tür baskılara direnen birkaç kişi var.Biri Tigin,Biri Mali İşler Koordinatörü.
-Biri de sen misin Sekreter? Kendini çok fazla övüyorsun.
   Sekreter ukalaca sözünü kesen Komutan’a ters ters baktı.
-Kendimi övmüyorum Komutan.İlçedeki iş adamlarının hiç birisiyle her hangi bir ekonomik ilişkim yok.Kimseye borcum yok.Bana Tigin’e ve Koordinatör’e baskı kuramıyorlar.Siz Komutan,evinizi bedava döşettiğiniz insanlara kural uygulayabilir misiniz?
   Komutan’ın yüzü duyduklarıyla bozuldu. Sarardı. Cevap veremedi.Baş Yönetici sırıtarak Komutan’a baktı.
-Senin Merkez Fonu’nda ve ihalelerde tek yetkili olman sıkıntılı olmaya başladı Mankurt. Buna bir çözüm bulmak lazım. 
-Yetkilerimi Tigin’e devrettim Baş Yöneticim.
-?
-Evet,Baş Yöneticim bir ay önce Başkent’e bir teklifte bulundum.Özel işlerim sebebiyle sık sık ilçe dışına çıkmam gerektiğinden dolayı Merkez Fon yetkilerimi Tigin’in kullanması için.
Başkent’tekiler kabul etmişler.Biraz önce Koordinatör haber verdi.
-Yetki devrini Komutan’a yapmanı isteyecektim senden.
-Ben sivil bir yöneticiyim yetkilerimi de sivil yöneticilere devrederim Baş Yöneticim.
   Baş Yönetici ısrar etmenin gereksizliğini bildiği için cevap vermedi.Mankurt’un ne kadar inatçı olduğunu biliyordu.İnatçı,kararlı ve prensipli.Yine son anda yapacağını yapmış Tigin’i başlarına musallat etmişti.Önündeki telefon çalınca kısa bir an duraklayıp kaldırdı.
-Tamam,içeri al.
   Uzun yüzlü Sekreter’in açtığı kapıdan içeriye iri kıyım biri girdi. Mevsimlik askeri bir kıyafet giymişti.Başıyla Baş Yönetici’ye selam verdi. Hiçbir ifade olmayan yuvarlak yüzünü
Sekreter’e çevirdi.
-Adım Tosun. IFSASO Başkanı Sir Aleksander’in emriyle sizi tutuklu olarak Başkent’e götürmek için geldim.
   Mankurt yüzünde hiçbir değişiklik olmadan ayağa kalktı.
-Suçumu öğrenebilir miyim bayım?
-Bana verilen emre göre ihanet, suç örgütü kurmak, suça azmettirmek,görevi suiistimal.
   Mankurt aynı tepkisiz ifadeyle ellerini uzattı.
-Buyurun görevinizi yapın bayım.
   Tosun arkasında bekleyen adamlarının verdiği kelepçeyi Sekreter’in bileklerine taktı. Koluna girerek birlikte merdivenlerden aşağıya indiler.Koordinasyon Merkezi’nin giriş kapısında bekleyen çalışanların arasından geçerek siyah uzun minibüse bindiler.Sekreter araca binerken Vaiz Haşim takıldı gözüne. Gülümsüyordu.Yanında Tigin vardı. Asık suratla bakıyordu.Gözkırptı.Gülümsedi.
   Araç hareket etti. Tosun şoför mahalliyle aralarındaki camı kumandayla kapattı. İlçeden çıkmaları 15 dakikalarını almıştı.Ana yola çıkınca Tosun bileklerine uzanıp kelepçeleri çıkarttı.
-Rahat edin Sekreter. Sir Aleksander’ın emriyle evinizdeki özel eşyalarınızı aldık. Daha sonra iade edeceğiz.
   Eliyle kenardaki dolabı işaret etti.
-Dolapta soğuk içecek var. İzin verirseniz biraz dinlenmek istiyorum. Başkent’e girerken kelepçelerinizi tekrar takmam gerekiyor.İhtiyacınız olursa uygun bir istasyonda durabiliriz.
   Sekreter cevap vermedi.Yolculuk sırasında başka bir konuşma olmadı aralarında. Tosun kafasını cama dayayıp uyuklar numarasına yattı. Sekreter ise oturduğu koltuktan kımıldamadı bile.Siyah minibüs hiç mola vermeden Başkent’e giriş yaptığında aradan
3 saat geçmişti.Araç Saat 16 da IFSASO binasının önünde durduğunda Tosun yeniden kelepçeleri taktı.Bina girişindeki park yerinde bir sürü gazeteci bekliyordu onları.Fotoğraf
makinelerinin flaşları patladı.Nerden çıktığı belli olmayan korumalar gazetecilerle üç kişilik grubun arasına adeta etten duvar örüp yolu açtılar.Kameralar minibüsün kapısına çevrildi. Muhabirler ellerinde mikrofon konuşmaya başladılar.Şoför mahallinden inen iki adamın kollarına girdiği Sekreter önde Tosun arkada merdivenleri çıkarak binaya girdiler.Onlar
merdivenlere yöneldiklerinde Sir Aleksander fil gibi iri cüssesiyle üç kişilik grubu yarıp balkona çıktı.Korumaların merdivenlere yaklaştırmadığı gazetecilere açıklama yapmak için
merdivenlerden aşağıya indi.Suratına uzatılan mikrofonlara konuştu:
-Sayın basın mensupları şu anda kısa bir açıklama yapabilirim ancak.İlçe Sekreter’i istihbarat birimimiz tarafından yıllardır takip altında tutuluyordu.Hakkındaki şikâyetler ispatlandığı
için tutuklandı.İhanet,Suç örgütü kurmak ve yönetmek,cinayet,Koordinasyon Merkezi’nin imkânlarıyla haksız kazanç elde etmek,kendisine Direnişçiler” diyen illegal muhalif guruba destek vermek suçlamasıyla sorgulanacak.Bir iki gün içinde ayrıntılı açıklama yapılacak.İyi günler. Basın açıklamasını işyerlerinize faks ettik.Ayrıntılı açıklama daha sonra.
   Kelepçeleri çıkartılıp Sir Aleksander’ın büyük ofisine alınan Sekreter devasa neredeyse ofisin yarısını kaplayan masadaki kutudan bir puro yakıp oturdu.Bunu özellikle yapmıştı.Sir Aleksander’ın purolarının ne kadar değerli olduğunu biliyordu.Bu odaya yıllarca girip çıkmıştı.Purodan iki veya üç nefes çekmişti ki Sir Aleksander içeri girdi.İlk gözüne çarpan Sekreter’in elindeki puro oldu.Hoşnutsuz yüzünü buruşturdu.
-Fırsatları değerlendiriyorsun Mankurt.
   Sekreter cevap vermeden puroyu içmeye devam etti.
-Geçen yıllar seni pek değiştirmemiş Mankurt.
-Seni bayağı değiştirmiş İskender. Fil gibi olmuşsun.
-Yemekleriniz çok lezzetli ve yağlı Mankurt n’apalım?
   Sir Aleksander’ın sıkıntılı olduğu belliydi. Değerli purolarından birini yakıp koltuğunda geriye yaslandı.Parmaklarıyla çenesine kadar inen kalın favorilerini kaşıdı.
-Bana niçin ihanet ettin Mankurt?
-İhanet mi ne ihanetinden bahsediyorsun İskender? Ben görevimi yaptım her zaman yaptığım gibi. 
-Görev mi? Güldürme beni Mankurt.Ben sana işbirlikçilerimi öldürme,Merkez Fonu’nu direnişçilere peşkeş çekme görevi vermedim.
-Öldürdüklerim senin işbirlikçilerin İskender benim değil.Yanına iş birlikçileri öldürmek için girdim.10 yıldır zevk alarak yaptığım tek iş bu.Ülkeyi altın tepside 5’li çeteye teslim
eden hainleri ortadan kaldırmak.
   Sir Aleksander homurdandı.
-İş birlikçiler umurumda değil Mankurt.İstersen sana isimlerini vereyim hepsini ortadan kaldır.Neyse.Hain olduğunu, sana verdiğim imkânları adamlarımı öldürmek için kullandığını, kendisine direnişçi diyen faşistlere her türlü desteği verdiğini biliyorum.
-Madem biliyorsun niçin buradayım?
   Sir Aleksander’ın yüzü değişti birden bire. Sinirlendi.
-Yüce Tanrı bu yargıçların cezasını versin!
   Bu ana kadar asık suratla oturan Mankurt sinir bozucu biçimde güldü.
-Elinde hiçbir delil yok İskender. Beni hapse bile attıramazsın. Mahkûm olmam senin başarısızlığını ispatlar. Beni sen yetiştirdin unutma.
-Tanrı seni de kahretsin Mankurt. Lanet olsun sana! Sana bir fırsat vermeye şerefini iade etmeye karar verdim.
   Sekreter hırıltılı hırıltılı güldü.
-Vicdanının sesini dinlemeye mi karar verdin?
-Vicdan mı dedin Mankurt? Vicdan sizin sefil politikacılarınızın insanları aldatmak için kullandıkları soyut bir kavram.Büyük işler yapmak isteyenler vicdanlarının sesini dinlemezler.Ben somut şeylerle uğraşırım.
   Mankurt bitmek üzere olan puroyu Sir Aleksander’ın önündeki tablaya basıp söndürdü. Oturduğu koltukta geriye yaslanıp gözlerini muhatabının gözlerine dikti.
-Benden ne istiyorsun İskender?
-Yapmanı istediğim bir görev var Mankurt. Ama önce senin için hazırlattığım itiraf belgesini imzalayacaksın.
-Sebep?
-Bu itiraf belgesiyle üç gün sonra kurşuna dizilme videonu internet’te herkes seyredecek.10 yıldır seni hain bilen herkes hain olmadığını anlayacak.Yeni bir yüz ve yeni kimlikle benim
için son bir iş yapacaksın.
   Mankurt’un yüzünde kas kımıldamıyordu.Ne sevinç ne üzüntü. Ne düşündüğünü anlamak mümkün değildi.
-Açık konuşur musun İskender lafı geveleyip durma.
-Pekâlâ,Mankurt.Lord KillRose ve benim geleceğimiz için çok önemli olabilecek bir DVD bu ofisten çalındı.İnanabiliyor musun?Bu DVD’yi bulmanı çalanı ve kullanmak isteyenleri ortadan kaldırmanı istiyorum.
   Mankurt rahatlamış bir yüz ifadesine bürünmüştü.
-Bu şekilde daha iyi. Bu DVD’yi önemli kılan nedir?
-Hiçbir özelliği yok. İçindeki resimlerin fotomontajla farklı amaçlar için kullanılacağını düşünüyorum.
-Teklifin nedir?
-Teklif mi? Ne teklifinden bahsediyorsun?
-Güldürme beni İskender. Bu özel bir iş.
   Sir Aleksander sinirle koltuğundan kalkıp set altı buzdolabından kendisine içki doldurdu. O’nu sinirlendiren Mankurt’un haklı olmasıydı.Eskiden olduğu gibi yine haklıydı. Elinde bardak ve şişeyle masasına oturdu.Bardağı bir dikişte bitirdi.Boğazından akıp giden alkol hem boğazını hem midesini yakınca yüzünü buruşturdu.Öksürdü.
-Öhö. öhöö. Pekâlâ Mankurt. Seninle pazarlık yapmayacağım. 1 milyon vereceğim. Masraflardan sonra kalanı ortağınla paylaşırsınız.
   Mankurt itiraz etti.
-Ortak falan istemem, ben yalnız çalışırım.
-Bana itiraz etme Mankurt.Yanına birini vereceğim.İş bitince Yalnız Adam’a da bir liste vereceğim.
-Yalnız Adam’mı? O da kim? Yeni ekip mi kurdun?
   Sir Aleksander gevrek gevrek güldü.
-Bu ülkedeki her şeyi bilirim Mankurt.Benim işim bu.Unuttun mu?Ne diyordum?Bu görevi sana parasız bile yaptıracağımı biliyorsun Isn’t it?Yalnız Adam’a vereceğim liste ve şerefinin iadesi karşılığında bu görevi gönüllü yaparsın.Ama ben hakperest biriyim.İnsanların emeklerinin karşılığını almalarını isterim.Dediğin gibi bu özel bir iş. Karşılığını ödeyeceğim.
Nasıl olsa parayı ülkenden kazandım.
   Arsız arsız göz kırptı muhatabına. İnsiyatifi eline geçirdiği için mutluydu.
-Sana bu gece izin veriyorum.Yalnız Adam’la görüş. Kararını verince gelirsin. Saat 22 ye kadar burada olacağım.Ayrıntıları hallederiz.
***



Mustafa Eser



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6348
2 Firari Fırtına 4409
3 Mustafa Ermişcan 3802
4 Hasan Tabak 3517
5 Nermin Gömleksizoğlu 3166
6 Uğur Kesim 3029
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2921
8 Sibel Kaya 2878
9 Enes Evci 2589
10 Turgut Çakır 2283

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1584 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com