Denemeler

FAŞİZMİN PEMBE PANJURLARI
Okunma: 112
Kerem TEĞİN - Mesaj Gönder


Şalgamı çok severim. Bazıları sevmez ama ben bayılırım. Zaten Akdenizli olmanın bir özelliği de şırdan, şalgam, tantuni, künefe sevmek. Sevmeyenlere saygı duymakla birlikte neden sevmediklerini anlamam. Oh mis gibi, ekşi ekşi. Her neyse, Şalgamcı Şerafettin hikayeme ilham olan şalgamcı abiden şalgam aldıktan sonra mideme giren enteresan bir ağrı beni zorla bir dönerci dükkanına soktu. Enteresan bir metabolizmam var. Günde iki veya üç saat uyurum, çok hareket ederim ve en önemlisi nerem ağrırsa ağrısın yemek yerim. Tuhaf ama gerçek bu. İşte bu sebepten mütevellit girdim dönerci dükkanına. Dürümü oldum olası sevmem. Pilav üstü döner söyledim. Masaya oturmuş kendi halime gülüyordum. Zira iş arkadaşlarımla konuşurken –çalıştığım kurumda yeniyim- memleket, hemşehri muhabbeti dönerken ağzımdan “Ben aslen Ermeniyim.” cümlesi çıktı. Irk ve memleket muhabbetlerini oldum olası sevmem. İnsanım işte kardeşim daha ne olsun. Dünyada iyiler ve kötüler vardır benim için. Diğer bütün kategoriler tırt bana göre. Ha olmasın demiyorum olsun ama taraftarlık veya holiganlık seviyesinde olmasın. Niye öyle söyledim bilmiyorum. Galiba espri yapmak istedim. Gerçi bir millet adını espri yapmak doğru mu onu da bilmiyorum. Halt etmişsem özür dilerim. Arkadaşlar da gerçek sanmış. Ara ara yanıma sokulup Ermenice biliyor musun, Erivan’dan mı geldin –ki bence sadece bu şehri biliyorlar- soyadının sonu neden “yan” la bitmiyor, kendinizi gizlediniz mi gibisinden sorular soruyorlar. Yav baktım bunlar ciddi ciddi inanmış ben de bozmadım. Ama konunun bu kadar derinleşeceğini cidden fark etmemiştim. İşte bunları düşünürken bana döner servisi yapan genç garson şalgamı masaya koyduktan sonra ustasının yanına sokulup “Usta otuz saniyeliğine tuvalete gidebilir miyim?” diye sormasın mı? Ustası elindeki telefondan başını kaldırmadan beş on saniye bekledikten sonra sadece “Hızlı” diye cevap verdi. Tek bir kelime. O da donuk ve soğuk bir yüz ifadesiyle. Samimi söylüyorum kusmamak için zor tuttum kendimi. Belki şalgamdan dolayı böyle oldum ama başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Ulan zaten dükkan neredeyse boş ki dolu olsa ne olur? Çocuk çişini yapmak için izin istiyor. On yedi on sekiz yaşlarında birinin tuvalete gitmek için izin istemesi ve ustasının faşizan tavrını neyle açıklarsın? Hayal dünyasında yaşamıyorum. Bundan besbeter şeylerin olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Hepsine kabul ama gözlerinin önünde bu kadar bayağılık seni tiksindiriyor. Yıllar öncesinde bir berber dükkanında tıraş olurken ustanın sırf bana yağcılık olsun diye çırağına bağırıp “ Ulan hayvan! Abin içeri girdiğinde kapıyı açacaksın, abi ne içersin diye soracaksın.” dediğini hatırladım. Usta çırak ilişkisi sert olabilir. Ben de çıraklık yaptım. Ama müşterinin yanında birinin gururuyla oynanması zannediyorum kimsenin kabul edeceği bir şey değil. Gitmedim bir daha o berbere. Bu dönerciye de gitmeyecektim, orda o an o kararı beynim vermişti. Aslında çocuk pantolonunu indirip oraya koyverse midemin ağrısını unutum katıla katıla güler sevinirdim ama korkak bakışlı bu çocuk bunu yapabilecek biri değildi. Yemedim yemeği, kalktım masadan. Ustaya hesabı ona bakmadan istedim. Masaya bakış attı neler verildiğini görmek için. Yemeğin yenilmeyip şalgamın içilmediğini görünce “Abi yememişsin, beğenmedin mi ?” diye sordu.
-Sen ne utanmaz bir adamsın! Çocuk çişe gitmek için senden izin istiyor. Ulan çişi gelen adam tuvalete gider. Bunun izni mi olur? Çocuğa at boku kadar saygın yok, yüzüne bile bakmıyorsun. Vereceğin üç kuruş para için bu sıcakta it gibi çalışıyor. Senin Hitler’den ne farkın var, faşist herif!
diyesim geldi. Ama demedim. “Midem bulanıyor.” diyip yüzüne bile bakmadan çıktım dükkandan. Evimi çok seviyorum. Duvarlarım çok iyi. Yatağım zaten yok, hep kanepede yatarım. Çok mutluyum evimde. Benim mabedim gibi bu külüstür ev. Çünkü bu evde kimse kimseyi kırmıyor, üzmüyor, ağlatmıyor. Ne söylesem beni dinliyor evim. Bir tane kürem var. İçine led ışık koydum. Geceleri lambayı söndürüp onu açıyorum. İsmini bilmediğim ülkelere, okyanustaki adalara bakıyorum. Oralarla ilgili hayaller kuruyorum. Dışarı çıkmayı sevmiyorum. Ne zaman dışarı çıksam beni üzecek bir şey buluyorum. Ya birinin sokak köpeklerini tekmelediğini ya serserilerin kızları rahatsız ettiğini ya ekmek bulamayan yoksullar ya da hastalıktan muzdarip yaşlılar. Dışarısı bir cehennem benim için. Eve erzak stoklamak için ve işe gitme zarureti dışında çıkmıyorum dışarı. Tuvalet gidecek olsam mesanesi şişmiş, yüzü ekşimiş o çocuk geliyor aklıma veya acıkınca Adana Otogarında açlıktan poşet yalayan Suriyeli kız çocukları. Faşizm mi bu yoksa başka bir şey mi bilmiyorum. Artık çoğu şeyin tanımını unuttum. Sanırım kusacağım.



Kerem TEĞİN



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6465
2 Firari Fırtına 4508
3 Mustafa Ermişcan 3979
4 Hasan Tabak 3636
5 Nermin Gömleksizoğlu 3263
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3134
7 Uğur Kesim 3107
8 Sibel Kaya 2974
9 Enes Evci 2674
10 Turgut Çakır 2349

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1715 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com