Romanlar

Teori
Okunma: 43
Serap Baysal - Mesaj Gönder


Kalabalıktan sıyrılmak çok zordu. Ne zaman bu kadar insan yaşamaya başlamıştı ve ne hızla
çoğalıyorlardı? Şu an bile istenmeyenden uzaklaşamıyorsa bunun ilerisinde ne
olacaktı? Sadece buharlaşıp çaba sarf etmeden bir yerlere gidebilse, buna ışınlanmak
da diyorlardı eskiden, daha iyi olmaz mıydı?
Kafasındaki sorularla uğraşırken hayat daha kolay akıyormuş gibi geliyordu ona. Zaman
göreceliydi, sevdiğin şeylerle uğraştığında daha hızlı geçiyormuş gibi
geliyordu. Zaten yapmaya çalıştığı buydu. Yürümek sıkıcıydı, düşünmekse onun
hayal gücüne bakıldığında çok heyecan vericiydi.
Göz ucuyla bir hareket sezdi. Karmakarışık olmuş topluluğun içinde kim bilir kimin eşyası
çalınmış, çocuğu tekmelenmiş ya da kendisi tacize uğramıştı? Belki bunların
hepsi olmuştu. Mirage buna şaşırmazdı. Her yer çok kalabalıktı, sıkılıyordu.
Sorularına geri dönerken omzuna bir el dokundu. Döndüğünde, ki bu çok zor
olmuştu akışkanlar gibi akması için itiliyordu, kimseyi göremedi. Paralel
evrenler varsa hayat bu noktada en az iki parçaya bölünmüştü.
Neden biri ona dokunmuştu? Taciz değildi, çantası yoktu, itme gibi de gelmemişti. Tamamen
döndü ve parmak uçlarına çıkarak, insanların küfürlerine ve bağırmalarına
aldırmadan etrafına bakındı. Alışılmışın dışında olan tek hareket herkesin
gittiğinin ters yönüne gitmeye çalışan bir adamın sebep olduğuydu. Güldü.
Önünde iki seçenek vardı. Dönüp baktığında hayatının burada bambaşka bir çizgiye gittiğini
düşünecekti. Tüm paralel evrenleri bu noktada oluşmuştu. Ama sadece iki ihtimal
kaç paralel evren oluşturabilirdi ki?
İlk seçenek,eskiden gittiği yere, gittiği yoldan, düz bir şekilde gitmekti. Annesi evde onu
bekliyordu, gerçi gitse de gitmese de yiyecekleri yoktu, aç kalacaklardı.
Diğeriyse bu adamın peşine, kim olduğunu bilmeyerek, iyi biri olduğunu umarak takılmaktı.
Kaybedecek hem çok şeyi vardı hem de hiçbir şeyi yoktu. Bakış açısına göre
değişirdi. Hangi açıdan bakacaktı?
Tekrar güldü ve ters yöne girdi. Ona dokunanın kim olduğunu bilmediği halde, hatta isteyerek dokunulduğundan emin olmadan peşine takıldı. Gözden kaybolmuştu ama yine de
döndüğü yolu küfreden insanlara bakarak tahmin edebiliyordu. Önüne çıkanları
iterek ilerledi. Zaten sinirli olan kalabalık iyice coşmuştu. Ama Mirage için
sorun yoktu. 19 seneden beri ilk defa kurallara karşı geliyor, istediğini
yapıyordu. Buna hakkı vardı, olmalıydı.
Aradaki mesafe azalınca onu gördü. Daha çok hızlandı, adamsa hiçbir şeyden haberi
yokmuş gibi, arkasına bakmadan ilerliyordu. Normalde vazgeçip dönmesi lazımdı.
Bir hiç uğruna bu kadar yürüyüp, hele de jetonu hiç kalmamışken, yorulmasına
gerek yoktu. Adam bir köşeyi daha dönünce kendine bir söz verdi. Ulaşabildiği
kadar hızlıca köşeyi dönecek ve eğer adam yoksa evin yolunu tutacaktı. Ama
saçının bir telini bile görürse devam edecekti.
Düşünmesine gerek kalmadı. Döndüğü anda birileri onu sardı. Bu oydu. Peki ne hakla ona
sarılıyordu, tanıyor muydu? Sorular beyninin içinde patlarken, bacağını
dizinden bükerek arkaya doğru hızlıca tekme attı. Acı bir inleme ve ardından
bir ses duydu.
“Bunu yapacağını biliyordum.”



Serap Baysal



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6348
2 Firari Fırtına 4409
3 Mustafa Ermişcan 3802
4 Hasan Tabak 3517
5 Nermin Gömleksizoğlu 3166
6 Uğur Kesim 3029
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2921
8 Sibel Kaya 2878
9 Enes Evci 2589
10 Turgut Çakır 2283

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1566 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com