Denemeler

Kur'an'ı doğru mu anlıyoruz? - 1 (Makale)
Okunma: 41
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


Kur'an'ı doğru mu anlıyoruz? - 1

İstanbul'da, İslami ilimlerle ilgili bir vakıf, Gazze'ye yardım bahanesiyle İsrail'e kafa tutan sonra da uğradığı baskınla Türkiye'yi zora sokan Marmara gemisine 'uydum akıntıya' anlayışıyla yaklaşıyor. Bunu yaparken Kur'an ayetlerine bakıyor, orada gördüğü olumlu ve olumsuz sıfatlardan olumlusunu İHH'ya saklayıp olumsuzları ha bire israil'in ve Yahudiler'in üzerine sıvamaya çalışıyor. Facebook sitesindeki sayfasına koyduğu 'Kur'an'da İsrailoğulları'na Verilen Cezalar' başlıklı yazı, bu anlayışla yazılmış.

Bu vakfın baktığı ayetlere ben de bakıp, anladığımı ortaya koymaya çalışacağım. Ama önce belirtelim: Kur'an tarih kitabı değildir. Ayetler tarih kitabı anlayışıyla okunursa, Allah'ın insanlara göderdiği mesajın algılanması imkansız olur.

Maide Suresi 18: ''Yehûd ve Nasârâ, 'Biz Allah'ın oğullarıyız ve O'nun sevgilileriyiz' dedi. De ki: Öyleyse Allah, size, niçin 'zünûbünüz' yüzünden azab ediyor?''

Vakıf, bu ayetten;

a) Nasârâ'yı kayırıp, görünürlülüğü sadece İsrailoğulları'na vermiş.

b) Onların o zamanki davranışlarını günümüze kadar getirip Yahudiler'in soyunu-sopunu şımarık saymış.

c) Bir kavmin veya topluluğun bir zaman diliminde işlediği günahlardan soyunun sorumlu tutulamayacağını unutmuş.

Vakfın bu ayete dayanarak, İsrailoğulları için, ''Ölçüsüz davranışlar sergilemişler, ortalığı fesada vermişler, bunun sonucu olarak da sürekli cezalandırılmışlar'' şeklinde yorum getirmesi, görmek istediğini görmeye çalışmaktan başka bir şey değildir. Halbuki görmek istemediğini görmesi gerekirdi.

Açalım. Ama önce, Maide 17'ye Bakalım: ''Allah Meryemoğlu Mesih'tir diyenler küfre düştüler. De ki: Allah; Mesih'i, annesini ve yeryüzündekileri helak etmek isteseydi kim engel olabilirdi? Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hepsi Allah'ındır''.

Maide 18'deki 'günahlar' olarak mana verilen 'zünûb', yukarıda belirtilen Meryemoğlu Mesih'in Allah'ın oğlu sözünün söylenmesine devam edilmesidir. Bu söz söylenirken söyleyenlerin şeytanın verdiği vesveseyle kendilerini Allah'ın sevgilileri sanmaları azaba düşmelerine sebep olmaktadır. Bu söylem terkedilirse, azab da ortadan kalkacaktır. Acaba, o zaman, Yehûd ve Nasârâ dışında benzer lafları söyleyen başka topluluk veya insanlar yok muydu?

Ondan önceki Maide 15'inci ayete de bakmak gerekir: ''Ey ehl-el kitap! Size resulümüz gelmiş. Kitaptan gizlediğinizin çoğunu size beyan eder; çoğundan da vazgeçirir. Size Allah'tan bir nur ve açık bir kitap gelmiştir''.

'Ehle'l-kitap' tanımı, o günkü Yahudi ve Hristiyanlar olarak anlaşılsa da, Kur'an'ın çağlara hükmetme gücünü hatırlarsak bugünkü müslümanlar olarak da anlayabiliriz. O zaman mesajın bize bakan yönü şöyle olur: Elinde, cebinde, rahlesinde, kütüphanesinde Kur'an bulunan ey ehli kitap! Kitaptan bazı şeyleri gizlemekten vazgeçin. Biri gelir gizlediğiniz şeyleri size açıklayıverir. Yoksa, zünübünüzden (kitaptakini gizlemekten) dolayı azabı hakedersiniz. Allah'tan size bir nur gelmişse değerini bilin; gelmemişse, en azından karanlıkta kaldığınızı kabul edip Allah'tan yardım dileyin.

Ama denecektir ki, ''Azabın ne olduğunu kavrayamadık ki ayette anlatılanı anlayalım?''

Azab: Hayatı kolaylaştırıcı unsurlardan mahrum kalma hali.

Soru: Vakıf, sonraki ayetleri meal olarak verdiği halde, Maide 18'i niçin yorum olarak aktarmış?

Tahmin: İsrail'e kafa tutarak Gazze'ye doğru yol alan Mavi Marmara gemisinde, veya onun öncülüğündeki filoda, Avrupa'dan katılan Hristiyanlar da vardı. Ve onlar, müslümanlarla yan yana oturup huşû içinde Kur'an ve İncil kitaplarını okuyorlardı. Yahudiler'e karşı onları dost tutup geniş bir güç oluşturmak istediler. Vakıf, onların hesabına ayetteki bir unsuru ortadan kaldırmak istedi.

Mavi Marmara gemisindeki Hıristiyanlar, Allahın sevgilisi olma iddiasını terketmişler miydi? ''Meryemoğlu Mesih Allah'ın oğludur'' deme inadından vazgeçmişler miydi? Yoksa, bugüne kadar, Hristiyanlar'ın elindeki İncil'e 'muharref' ya da 'mensuh' gözüyle bakanlar mı, bu inançtan uzaklaşmaya başlamışlardı? Sanıyorum ki, bu sorularla karşılaşma ihtimali Vakfın hocalarını korkuttu.

İbrahim Faik Bayav
(10.06.2010 tarihinde yazıldı) 



İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6328
2 Firari Fırtına 4390
3 Mustafa Ermişcan 3773
4 Hasan Tabak 3480
5 Nermin Gömleksizoğlu 3145
6 Uğur Kesim 3014
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2881
8 Sibel Kaya 2861
9 Enes Evci 2571
10 Turgut Çakır 2268

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2053 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com