Denemeler

Hikmet, Felsefe ve Bir Müslüman (Makale)
Okunma: 45
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


Hikmet, Felsefe ve Bir Müslüman

Bir sitede 'Hikmet ve felsefe' başlığını görünce sayfayı açıp okudum. Okuyunca da, yazan kişinin, yazıyı, ezbere yazdığını anladım. O zaman bana, bu konuyu irdeleme gerekliliği düştü.

Hikmet sözcüğünün tarifini yaparken o kişi gibi mübalağa etmeye gerek yok. Hikmet; ilim-hilim-adalet anlamına geldiği gibi felsefe anlamına da geliyor. Edebi anlamda, veciz söz; inanç anlamında, Kur'an, İncil ve Peygamberliği de kapsayabiliyor. (Arapça-Türkçe Lügat. Mevlut Sarı)

O kişi, hikmeti, ''her şeyde ince ve hassas noktayı araştırma'' olarak bellemiş. Takvayı, hadisi, ayeti görüşüne referans yapmış. Sonra felsefeye dokunmuş, onu da, hikmetin aksine sanıp, ''eşyanın zahirinde kalan, hakikati bulamayan'' unsur olarak vasıflandırmış.

Felsefe; maddeyi ve hayatı, maddenin ve hayatın belirtilerini, sebep ve sonuçlarını inceleyen zihnî ve fikrî faaliyettir. Bu alanda iş olsun kabilinden bulunanlardan hayır gelmezken, bu alanın zevkine varıp fikir tabakalarında yükselenler, insanları şaşırtacak, hayret uyandıracak vasıflar kazanmaktadır.

Hikmeti ve felsefeyi konu edinecek kişi, lagara-lugara lafları değil, tefekkür zamanında zihnine gelen sözleri yansıtmalıdır.

O kişi, bir ayetin mealini koymuş araya: ''Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayr verilmiş demektir. Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar''.

Vallahi de öyle!

İyi ama, Allah'ın, hikmet vermek için dilediği kişi kim? Yedi milyar insan içinden kur'a çekilip isimleri belirlenen kimseler mi olacak bunlar? Yoksa, Allah'ın, yeryüzü meleklerine, ''seçin işte beğendiğinizi'' dediği kimseler mi?

Bakara Suresi'nin 269'cu ayetinde işaret edilen hikmet verilecek kimseler, hikmetin değerini bilip hikmet isteyen kimselerdir. Cehd, hikmet isteyişlerinin elametidir. O zaman ayetten şu anlam da çıkarılır: Hikmeti isteyen kimseye hikmet verilir.

Felsefe hakkında kötü anlayışa varan kişi diyor ki; ''Felsefe, hakikati bulduğu an felsefe yapamayacağını düşünür''.

Ben de derim ki; felsefe ehli, hakikati bulduğu an, toplumdan itelenir. İtelenmezse politikacılar tarafından itelettirilir. O zaman onun önüne iki yol açılır: Ya zihnî faaliyetini devam ettirip bulduklarını halka anlatıp eziyet çekmeyi göze alacak; ya da politikacıların hışmını çekmemek için 'felsefeci' etiketiyle toplumu istismar edecektir. Ne de olsa aklî meleke felsefecilerde en üst seviyededir.

Lise öğretmeni olduğu anlaşılan kişi, felsefeye bir sürü berbat haslet yükledikten sonra, Bediüzzaman'ın ifadesini hatırlamış. Demiş ki Bediüzzaman; ''Vicdanın ziyası ulum-ü diniyedir. Aklın nuru fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder''

Demek ki, Bediüzzaman mükemmel bir uyarı yapmış. Mutaassıp, anlayışsız, dalevereci ve hileci toplum yerine, hakikat çemberinde kalan bir toplum oluşsun istemiş. Seksen senelik ömrünü bu uğurda harcamış.

Bediüzzaman, bahsettiğimiz sözü ile, felsefeye mutlak reddiye vermiyor ki. Belki onun 'serseri', 'şeytanlaşmış', 'firavunlaşmış', 'tuğyan etmiş' kısmına şiş batırıyor. Felsefe, kendinden bu sıfatları itelediğinde, topluma yön verici vasfını belli edecektir.

İbrahim Faik Bayav
(30.06.2010 tarihinde yazıldı) 



İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6328
2 Firari Fırtına 4390
3 Mustafa Ermişcan 3773
4 Hasan Tabak 3480
5 Nermin Gömleksizoğlu 3145
6 Uğur Kesim 3014
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2880
8 Sibel Kaya 2861
9 Enes Evci 2570
10 Turgut Çakır 2268

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1099 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com