Romanlar

GİZEMLİ YOLCULUK/KAPILAR 6. BÖLÜM
Okunma: 76
MURAT CANPOLAT - Mesaj Gönder


Hasan, evi görünce ayağa kalkarak kendi
kendine: ‘Bu ışık da nereden çıktı, ne oluyor burada’ diye söylenip eve doğru
yaklaştı. Evin önüne gelince kapının tokmağını kaldırarak kapıya vurdu ve
beklemeye başladı. Biraz beklemesine rağmen kapı açılmayınca, kimse yok diye
geri döneceği sırada, kapı gıcırtıyla açılarak evden, beli iki büklüm olmuş ve
başı kelleşmiş olan, kulakları sivrice, üzerinde sade bir elbise olan, yaşlı
bir adam çıkarak, ona dikkatli bir şekilde bakıp baştan aşağıya doğru süzer.
Karşısında ihtiyar adamın dikkatli bir şekilde bakarak kendisini süzmesi
karşısında oldukça tedirgin olur ve şaşırmış bir şekilde ona doğru bakar.
İhtiyar adam, Hasan’ın şaşkın şaşkın kendisine doğru öylece baktığını görünce:
     
  - Niye öyle şaşkın şaşkın bakıyorsun evlat? Diye hitap eder.
     
Hasan, şaşkınlığı geçince:
     
  -  Kusura bakma beybaba, çölde kaybolduğumdan beri yolumu
arıyorum. Buraya gelinceye kadar da garip şeylerle karşılaştım. Sizin evinizin
birden karşıma çıkması ve sizi de iki büklüm olmuş bir şekilde görünce iyice
şaştım kaldım.
     
  -   Ne kusuru oğul. Buraya kaç kişi geldiyse hepsi aynı
şeylerle karşılaştılar. Aynen, senin bana söylediğin sözleri söylediler. Onun
için yadırgamıyorum artık hiç kimseyi.
     
  -   Peki beybaba! Yolumu nasıl bulabilirim onu söyler
misiniz?
     
  - Bak oğul! Şu ilerideki çiçekli yolu görebiliyor musun?
     
  -  Evet, görüyorum.
     
  -  İşte, oraya git ve o yoldan düz devam et, yolunu o şekilde
bulursun.
     
  - Teşekkür ederim beybaba, yolu tarif ettiğin için, diyerek
ihtiyarla vedalaşarak o yola doğru gitti. Çiçekli yoldan içeri girerek yürümeye
başladı. Çiçekler o kadar rengârenk ve güzeldiler ki onlara baka baka yolun
bittiğini göremedi. Ta ki bir kuşun gelip başına konmasına kadar. Başına konan
kuş dile gelerek:
     
  - Ne hayran hayran etrafına bakınıyorsun, biraz da önüne baksana?
Diyerek tekrar uçup gitti. Kuşun uçup gitmesinden sonra, tam önüne bakacakken
kuş tekrar geriye gelip başının üstüne kondu ve tekrar dile gelerek:
  - Bundan sonra gideceğin
bütün yollarda, şaşkınlığa düşersen ve yoluna gitmeni sağlamak için seni ikaz
edeceğim, dedi ve uçarak uzaklaştı.  Kuşun, ikinci kez gelip ikaz
etmesinden sonra önüne bakınca yolun bittiğini ve karşısında üzerinde anahtarı
olan siyah bir kapı olduğunu gördü. Kapı kapalıydı ve üzerinde: ‘Dikkatli bir
şekilde giriniz. Eğer dikkatli şekilde girmezseniz,  başınıza çok iş
gelebilir.’ şeklinde yazı vardı.
     
Kapıya iyice yaklaşıp bakınca üzerinde anahtarının olmadığını gördü. Kapının
üzerinde anahtar olmadığı için, kapıyı nasıl açacağını düşünürken gök
gürlemesine benzer bir uğultu koptu ve ardından siyah beyaz,  Sibirya
kurduna benzer bir kurt çıktı. Bu kurt tıpkı, kendi köpeği olan Sibirya kurduna
benziyordu ve kurdun ağzında bir anahtar vardı. Kurt yanlarına yaklaşarak
ağzındaki anahtarı yere bırakıp dile geldi ve kapıyı nasıl açabileceklerini
göstererek:
 - Bundan sonra gideceğin bütün
yollarda karşına kapılar çıkacak. O kapıların üzerinde de anahtarlarının
olmadığını göreceksin. O kapıları zorlayıp açamazsan eğer, bana üç defa ‘Kurt
neredesin, gel de açılmaz olan bu kapıdan kurtar beni’ dersin. İşte o zaman,
ağzımda anahtarla ben ortaya çıkarım, dedi ve geldiği gibi ortadan kayboldu.
Hasan, kurdun kaybolmasından sonra yerdeki anahtarı alarak, kapıyı açıp içeriye
girdi. Kapıyı açınca aşağıya doğru inen bir merdiven vardı ve içeriden çok
güzel kokular geliyordu. Bu kokular o kadar hoştu ki, adeta büyüleyici bir
etkisi vardı. Hasan, bu kokuların cazibesine daha fazla dayanamayarak
merdivenlerden aşağıya inmeye başladı. Merdivenler o kadar uzundu ki, indikçe
iniyor bir türlü sonunu getiremiyordu.
     
Aşağıya doğru indikçe güzel kokuların cazibesinden nereye bastığının farkına varamamış,
merdivenin ortasında duran çukur bir alana basmıştı. İşte ne olduysa o andan
sonra oldu. Birden merdivenin her tarafından ateşler çıkmaya başladı.
Merdivenden aşağıya inerken hissettiği güzel kokular da gitmiş pis kokular
yayılmaya başlamıştı ve aşağı taraftan, aynanın içine çekilip çölün ortasında
kalmasına sebep olan karabulut kendisine doğru geliyordu. Ona doğru bakınca
bulutun ortasında tanıdık bir insan yüzü vardı ve gözleri de ateş gibi
parlıyordu.



MURAT CANPOLAT



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6350
2 Firari Fırtına 4410
3 Mustafa Ermişcan 3803
4 Hasan Tabak 3517
5 Nermin Gömleksizoğlu 3166
6 Uğur Kesim 3030
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2921
8 Sibel Kaya 2878
9 Enes Evci 2589
10 Turgut Çakır 2283

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:362 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com