Denemeler

İslam Hırpalanmaz (Makale)
Okunma: 64
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


İslam Hırpalanmaz
 
Kur'an'da kadının düşük gösterildiğine dair söylentiler çıkıyor. Ehli ilim içinden bazı zatlar da alınıyorlar, Kur'an'daki bahse konu ayetlerin öyle anlaşılmaması gerektiği yönünde düşüncelerini yazıyorlar. Ama sadece ''öyle anlaşılmaması gerektiği''ni yazıyorlar.

Bu zatlardan biri yazısına şu başlığı koymuş: Kadın üzerinden İslam'ı hırpalamak. (Hürriyet: 26.11.2010)

Ne demek bu ''İslam'ı hırpalamak'' sözü?

Hoca zat, aceleye gelmiş, birazcık çevre üslubunun etkisinde kalıp bu başlığı koymuş olmalı. Çünkü İslam; hırpalanmaz, darbelenmez, yamultulmaz, parçalanmaz, bozulmaz.

İslam; ferdin veya toplumun karşısına gelir veya getirilir. Onunla karşılaşan fert veya toplum, ona ya uyar veya uymaz. Uymama, ferdin veya toplumun bedbaht olması için yeterlidir. Bedbaht; mal, para ve saltanat edinme sevgisini içinde taşıdığından, bunları engeleyecek sandığı her hareketi önlemeye çalışacaktır. Bunlardan gelen 'hırpalama' ameliyesi, İslam'a değil İslam'a uyan ya da uymaya çalışan kişilere yapılmış olacaktır.

Hoca zat, yazısında, ''Kur'an-ı Kerim Yüce Allah'ın vahyidir'' bilgisini sunup ''Allah'ın, kitabında, kadını aşağılaması, horlaması düşünülemez'' kesin hükmünü vermiş. Keşke Hoca zat, Kur'an'daki hükmün günümüze yansıma biçimini de gösterseydi.

Kur'an'a itiraz olduğu zamanlarda kelam ilminin üstadları bu itirazları sindirecek delilleri kamuoyuna sunmuşlardır. Bugün Kur'an'a itiraz edenler, laf olsun kabilinden itiraz ediyorlar. Kur'an'a inandım diyenlerin Kur'an'a ayna olmaması, ondaki cümle ve terimleri anlamaması ya da anlamaya yanaşmaması, Kur'an'ı kabul etmek istemeyenlere eğlence çıkarıyor; hepsi o kadar.

Kur'an'ın kadını düşük göstermesi elbette ki mümkün değil. Hoca zat, kadının düşük gösterilmesine delil diye ileri sürdükleri Bakara Suresi'nin 282'nci ayetinin borçlanma ve mali haklarla ilgili olduğuna vurgu yapmış. Öyleyse biz de bu ayetin itiraz edilen kelimeleri de dahil bir bölümüne bakmaya çalışalım:

Birinci cümle: ''Ey iman etmiş kimseler! Birbirinize belirli süre için borçlandığınızda onu yazın. İçinizden bir yazıcı bunu doğru olarak yazsın. Hiç bir yazıcı onu Allah'ın öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın; yazsın. Üzerine borç oluşan da yazdırsın. Rabbi olan Allah'a ittika etsin; onun herhangi bir tarafını eksik göstermesin.''

Neymiş?..

a) Toplum içinde, fertler, gerek duyduklarında birbirlerine borçlandığında imiş;

b) Borcun taraftarlarca kayıt altına alınması gerekiyor imiş;

c) kayıt altına alma, -öğretildiği gibi- ihmalkarlık etmeden yazılmalı imiş;

d) Emir ya da tavsiye, gelen hükme inandığını söyleyen topluma imiş.

Burada ''Allah'ın öğrettiği gibi'' ifadesine şaşırmamalı. İslam Dini'ni kabul etmiş toplum içinde ihtisas yok ise ve 'yazma' işleminin anlamı kavranılamıyorsa, inanılan gücün tavsiyesi elbette ki önem kazanacaktır. 'İttika' kelimesi, bir işlemin belirlenmiş usul ve esaslar içinde yapılmasını anlatır.

Günümüzde, İstanbul gibi bir şehirde yaşıyorsak, bütün borçlanma işlemlerinin senet kontrolünde olduğunu hatırlayalım. Senet, uyarıya gerek kalmaksızın, miktarını ve ödeme gününü belli eder şekilde yazılmasıdır. Denilebilir ki, Kur'anî hüküm yaşamımızda tam makes bulmuştur. -çete zihniyetliler bahis dışıdır-

Eğer, şehirlerden uzaktaki kırsal bölgeler hatırlatılırsa... Devlet, bir uyarıcıyı oraya göndermek, borçlanma durumlarını taraflara zarar oluşturmayacak biçimde yapılmasını sağlamak zorundadır.

İkinci cümle: ''Eğer borçlanması gereken kişi anlayamaz, zayıf ya da yazmaya güç getiremeyen biri ise, borçlanma işlemini velisi yapsın. İki erkek şahit tutulsun. İki erkek olmazsa, bir erkek, -biri unutursa diğeri hatırlayacak- iki kadın bunun için yeter. Şahitler çağırıldıklarında geri durmasınlar.''

Devlet yasayı koymuş: İhtiyaç sahibi çocuk ise, borç verecek kimse çocuğun anne veya babasının onayı olmadan... ya da çocuk değil ama ödeme şüphesi var ise kefili olmadan işlem yapılmıyor. Kefilin erkek veya kadın olması farketmiyor. Bir erkek iki kadın olması da fark etmiyor. İşlem usulüyle yürüyorsa, taraflarda sıkıntı oluşturmuyorsa, tamam. Bazen kefilin bile anlamadığı oluyor sözleşmeden. Bazı kurumlarda, yetkili kişi, gereksiz bir formu normal evrakın arasına koyuveriyor. Hem de bunu yapan bir kadın olabiliyor. O zaman, karşı tarafın kadın veya erkek olduğuna bakılmaksızın uzun zaman sürecek çilesine kapı aralanıyor. Örnek: Kredi kartlarıdır. Çok şükür ki geçtiğimiz yıl, hükümetin aldığı bir kararla bunun önüne geçildi, cümle vatandaşlar, durduk yerde kadın işbilenlerin hileli sözleşmelerle kart edindirme zorlamasından kurtulmuş oldu.

Çalışma hayatında ise... İşe alınan elemanlara iş akdi yapılırken, sözleşme evrakı arasında iş feshi kağıdının imzalatılmasına devam ediliyor. Bu şekilde çalışanın hakkettiği senelik izinlerin, sosyal haklarının üzerine oturuluyor. Yani, anlamayan, anlamaya da güç getiremeyen vatandaşlar, parası ve gücü olanlarca, Kur'an reddedilircesine istismar ediliyor.

Hatırlatma: Kur'an eğitimi verilen okuldan mezun olan hükümet üyelerinin bunu önleme görevleri vardır. İlim ehlinin de hükümet üyelerini uyarma görevi... Hükümet üyelerinin bu tip olaylara lakayt oluşu, ilim ehlinin ise hükümet üyelerinin lakaytlığına sessiz kalışı, Kur'an'ı kabul etmeyenlerin Kur'an'a laf etmesine imkan verecektir.

Bugün borçlanma durumlarında sorumluluğu yerine getirmeyenler için şahit aranmasına gerek kalıyor mu? Hayır. Senet altına atılmış imza, başlıbaşına şahit oluyor. Eğer zamanda geri gidip o ayetin indiği topluma girseydik, borçlar konusunda ihtilaf oluşmaması için ya o çeşit tavsiyeyle karşılaşacaktık, ya da kendi zamanımızın tecrübesiyle aynı emir ve tavsiyeyi topluma biz yapacaktık.

Günümüzün medeni yaşantısı o ayete ayna olmuştur. Herşeyin sahtesini yapmaya alışmış olanlar bahsimizin dışında. 'Müslüman' etiketi taşıyanlar usul ve esasa riayet ederlerse, eğlence babından İslam'a itiraz edenlere cevap verme gereği kalmayacaktır. Çünkü itiraz edemeyeceklerdir.

İbrahim Faik Bayav
(30.11.2010 tarihinde yazıldı) 




İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6356
2 Firari Fırtına 4416
3 Mustafa Ermişcan 3814
4 Hasan Tabak 3524
5 Nermin Gömleksizoğlu 3171
6 Uğur Kesim 3034
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2935
8 Sibel Kaya 2883
9 Enes Evci 2595
10 Turgut Çakır 2287

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:376 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com