Romanlar

GİZEMLİ YOLCULUK/KAPILAR 7. BÖLÜM
Okunma: 47
MURAT CANPOLAT - Mesaj Gönder


        Pis kokulardan ve karabuluttan kurtulmak için geriye döndüğünde bir de ne
görsün, merdivenler kaybolmuş onların yerinde de koskocaman bir boşluk
oluşmuştu. Yapacak bir şey yoktu artık, yukarıya çıkamayacağına göre mecburen
aşağıya inmesi gerekiyordu.        Aşağıya
indikçe pis kokular daha da çoğalmış ve rahatsız edici bir duruma gelmişti,
ayrıca çok yorulmuş ve adım atacak hali kalmamıştı. Buna rağmen pis kokudan
kurtulmak için adımlarını daha da hızlandırdı. Bu merdivenin sonu gelmeyecek
diye düşündüğü sırada merdivenler ortadan kayboldu ve bir anda yanardağın
ağzında olduğunu gördü. Ayrıca bastığı taş bile yavaş yavaş çatlamaya
başlamıştı. Neredeyse yanardağın içine düşmek üzereydi. Az sonra bastığı taşta
kırıldı ve aşağıya kraterin içine doğru düşmeye başladı. Tam içine düşeceği
sırada hafif bir rüzgâr çıkarak yavaşlamasını sağladı. Rüzgâr yavaşlatınca,
içinden bir el çıkarak hırkasının arkasından tuttu ve büyükçe bir taşın üzerine
bıraktı. Kraterin içine düşmekten kurtulan Hasan, bu seferde kraterin içindeki
lavların içten içe fokurdadığını gördü.  O anda lavların dehşet verici
görüntüsünden korkarak geriye doğru yaslandı. Yaslandığı anda, arkasındaki taş
çığlık sesi çıkartır gibi ses çıkararak geriye doğru gitmeye başladı.
Üzerindeki bulunduğu taşta, arkasına yaslandığı taşla birlikte yavaş yavaş
geriye gitmeye başladı. Taş tamamen geriye gidince aşağılara doğru tekrar
düşmeye başladı. Aşağıya düştükçe de kraterin içinden, ağlar bir şekilde insan
sesi ile karışık su sesi gelmeye başlamıştı. İnsan sesi ile karışık su sesini
duyunca kendi kendine: ‘Bu da ne böyle, nereden geliyor bu ağlamalar.’ demekten
kendini alamıyordu.
     
Hasan, aşağılara düştükçe korkuları artmaya başlamıştı ve kalbi adeta yerinden
fırlayacak gibi atıyordu. Acaba lavların içine düşecek miyim? Sonum ne olacak
benim diye düşünürken birden bire aniden havada duruverdi. Hiç kımıldayamıyor,
ne de elini kolunu hareket ettirebiliyordu. Adeta yerinde çakılı kalmıştı.
Sadece başını sağa sola, aşağıya yukarıya hareket ettirebiliyordu. Üstüne
üstelik terlemeye başlamış, üzerindeki elbiselerden bile buhar çıkmaya
başlamıştı. Bunun nedenini bulmak için başını aşağıya doğru eğince birde baktı
ki lavlara iyice yaklaşmış ve o karabulutta lavlarla birlikte yaklaşıyordu.
     
 Lavlarla beraber karabulutun yaklaştığını görünce ne yapacağını iyice
şaşırdı. Yerinden kıpırdayamadığından bir şey de yapamıyordu ve bu da kendini
içten içe yiyordu. Lavlar iyice yaklaşıp, ayakkabılarını yakmaya başlayınca
kendi kendine: ‘İşte şimdi mahvoldum.’ Diye düşünmeye başladı. Ayakları yanmaya
başlayınca canı yanmaya başladı. Canı yanmayı başlayınca ‘İmdat! Kurtaran yok
mu?’ diye bağırıp, kendisine yardım elini uzatacak bir kimse aradı. Bağırıp
yardım istemeye devam ederken, kraterin ağzında hafif bir rüzgâr çıktı ve o
meçhul el tekrar belirerek hırkasının arkasından tutup yukarıya doğru çekmeye
başladı. Aşağıdaki lavlardan kurtulmasına kurtulmuştu, ama bu seferde yukarıya
doğru o kadar hızlı bir şekilde çıkıyordu ki, içi dışına çıkmış, midesi
bulanmaya başlamıştı.
     
Kendisini çeken o el birden bire durdu ve yanardağın ağzında bulunan küçük bir
mağaranın içerisine bıraktı. Mağaranın içerisine girince, mağaranın ağzı kalın
cam muhafazayla kapandı. Lavlar yukarıya doğru çıktıkça cam muhafazaya vuruyor,
vurdukça da çatırtılar geliyordu.  Lavların camı parçalamasından endişe
eden Hasan, o korku içerisinde bekleşirken, kendisini kovalayan kara bulut da
gelip camın önünde durarak:
     
  -  Şimdi elimden kurtuldun ama bundan sonra devamlı
peşindeyim ve artık benden asla kurtulamazsın, diyerek korkutmaya başlaması
üzerine iyice halsiz düştü kendinden geçerek olduğu yere yığıldı kaldı.
     Kendine geldiği zaman akşam olmuş ve mağaranın
içi karanlıklaşmıştı. Lavların cama bir şey yapamadığını ve karabulutun da
çekip gittiğini görünce derin bir oh çekti.   Heyecanı ve korkusu da
gidince, yanan ayakkabıları aklına geldi. Yere oturarak ayakkabılarını
ayağından çıkardı. Mağaranın ağzı kapalı olduğundan dolayı,  mağaranın
içine doğru gitmesi ve bir yol bulması gerekiyordu. Bunun için mecburen ayağa
kalkarak yürümeye başladı.



MURAT CANPOLAT



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6331
2 Firari Fırtına 4392
3 Mustafa Ermişcan 3777
4 Hasan Tabak 3482
5 Nermin Gömleksizoğlu 3146
6 Uğur Kesim 3016
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2884
8 Sibel Kaya 2863
9 Enes Evci 2573
10 Turgut Çakır 2269

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2968 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com