Romanlar

MANKURT 21(tatilden önce son paylaşım)
Okunma: 35
Mustafa Eser - Mesaj Gönder


25 EKİM 2024
   Mankurt sabah saat 6 da cep telefonunun alarmıyla uyandı.Lavaboya geçip elini yüzünü yıkadı.Kendine ayrılan yatak odasında spor için mevsimlik eşofmanlarını giydi. Dolaptaki sırt çantalarından birine başka bir eşofman yerleştirdi.Kılıfı içindeki silahı,bir avuç şarjörü çantaya koydu.Mutfağa geçti.Eva uyanmış mutfağa gelmişti.Buzdolabının kapağını açtı.2
yumurta bal kavanozu ve süt çıkardı.Çekmecenin içinden çıkardığı büyük bardağa yumurtaları kırdı üstüne bal ve süt döktü.Tatlı kaşığıyla karıştırdı.Zorlanarak ta olsa
bardaktaki karışımı içti.Bunu yıllar önce bir filmde görmüştü.”Denemenin tam zamanı bakalım işe yarıyor mu?”
-N’apıyorsun Mankurt?
-Biraz koşacağım.20 gündür yata yata hamladım.
-Bekle bende geliyorum.
   Ağzının içinden mırıldandı Mankurt.
“Gelmesen şaşardım”
-Ne dedin? Duyamadım?
-Diyorum ki Eva her yere benimle gelmek zorunda mısın?
   Eva sırıttı. Muzipçe göz kırptı.
-Evet,kocacığım. Zorundayım. 5 dakikaya hazır olurum.
   10 dakika sonra birlikte koşmaya başladılar.Başkentin sokaklarında kendileri gibi tek tük koşanlar,işe gitmek için erkenden yola çıkanlar,kahvaltı için ekmek almaya gidenler vardı. Mankurt başına kenarları çenesine kadar inen örme bir şapka giymiş gözüne de bir gün önceki güneş gözlüğünü takmıştı.Eva ise başına taktığı siyah peruk düşmesin diye eşofmanının kapüşonunu iplerini çekerek sıkıştırmıştı.İki saat hafif tempolu koştular.İki kere depar attılar.İlkinde Mankurt öne geçti ikincisinde Eva.Saat sekizi on geçe Mankurt koşmayı bırakıp hızlı tempo yürümeye başladı.Eva da ona ayak uydurdu.7500 adım attıktan sonra Mankurt bir kafeteryanın önünde durdu. 
-Kahvaltı yapalım mı?
-Sen bilirsin Mankurt benim için fark etmez.
   Kafeteryanın önündeki masalardan birine oturmalarını izleyen garsonlardan biri  dudaklarında gülümseme yaklaştı.
-Hoş geldiniz efendim. Hazır kahvaltı tabağımız, börek ve poğaçamız var. Ne emredersiniz?
   Mankurt ayağa kalktı.
-İçerde lavabo var mı?
-Evet,efendim hemen sağ tarafta.
   Kapıya doğru ilerlerken Eva’ya seslendi.
-Eva sen sipariş ver. Lavaboya gidip geliyorum. Bana çay söyle.
   Eva garsona baktı.
-Ben yağlı peynirli börek istiyorum. Yanında limonata veya portakal suyu. Eşime karışık poğaça.Peynirli,sucuklu.3 tane ve limonata.Çaylarımızı sonra içeriz.
-Emredersiniz hemen getiriyorum.
   Kahvaltılarını sessizce yaptılar.Güzel demlenmiş çay hoşlarına gitti.Üçer bardak içtiler. Hesabı ödeyip kalktılar.Müşterilerin kapıdan çıkışını gözleriyle takip eden garson oyalanmadan lavaboya geçti.
   25 EKİM 2024 Öğleden sonra
   Mankurt’u çay bahçesinin havuz kenarındaki masada üç kişi bekliyordu.Admin Korsan ve tanımadığı hırpani kılıklı uzun saçlı bir adam.
-Merhaba Admin.
   Admin tanımadığı sesin sahibine baktı.Mankurt dördüncü sandalyeyi oturmak için geri çekti.
-Tanıyamadın mı Admin?
   Admin’in duyacağı kadar sessiz konuşmuştu.
-Seninle kaç kişi Uygurca yazışıyor?
   Başındaki şapkayı gözlüğü çıkardı.Mankurt’u tanıyamamıştı Admin,mendil cebindeki armayı görünce gülerek ayağa kalktı elini uzattı.Kucaklaştılar.
-Hoş geldin dostum.
-Bana hayatımın en kötü günlerini yaşattın Mankurt. Gerçekten kurşuna dizildiğini zannettim. Senden mesaj alınca ne kadar sevindiğimi anlatamam sana.
-Teşekkür ederim Admin.
-Sizi tanıştırayım.
   Eliyle karşısındaki Korsan’ı işaret etti.
-Korsanı tanıyorsun.
-Evet.
-Ben nonoşlar gibi makyaj yapanları tanımam Admin. 
   Yan sandalyede oturan hırpani kılıklı kıkırdadı. Korsana aynı soğuklukta cevap verdi.
-6 sene önce Yalnız Adam’ın bürosunda bıçak çektiğin adamı unutmuş olamazsın Korsan.
   Bir süre karşılıklı bakışan Mankurt ve Korsan ciddiyetlerini bozmadan ayağa kalkıp kucaklaştılar.Kucaklaşmaları samimiyetten değil mecburiyettendi.
-Seni istesem de unutmam mümkün değil Mankurt.
   Admin ve Hırpani kılıklı,Korsan ve Mankurt’un sarılmalarıyla rahat bir nefes aldılar. Admin arkasına dönüp ortada gezen garsona eliyle işaret etti.
-Beyefendi mesaj gönderdi Mankurt.Görevinde sana yardımcı olmamızı emretti.Konu nedir?
-Asayişten birkaç adam ve en iyisinden hacker’ler lazım. Rozetli'lerden olmalı.
-İş nedir?
-IFSASO ve Koordinasyon Merkezi’nin bilgisayarlarını hack’ lememiz gerekebilir.
-İstediğin şey neredeyse imkânsız Mankurt.
-Biliyorum bunun için sizden yardım istiyorum zaten.
   Garson’un ayak seslerini duyunca sustular.Çay servisi bitene kadar konuşmadılar.
Çayından bir yudum içen Korsan o ana kadar konuşmadan dinleyen Hırpani kılıklı adama döndü.
-Ne dersin Hırpani?
-Halledebiliriz ama çok masraflı olur.
-Parayı düşünmeyin halledebileceğinizden emin misin?
   Hırpani kaşığı bardağın içinde sinir bozucu şekilde çevirip duruyordu.Henüz bardağa şeker bile atmamıştı.Çayı karıştırırken hiç ses çıkarmaması dikkatini çekti Mankurt’un.Hırpani cebinden çıkardığı yarısı içilmiş sigarayı yaktı.Bakışlarını Mankurt’a çevirdi.
-Biz en iyisiyiz Mankurt.Bizden başkası bu işi yapamaz.Bana tam olarak ne istediğini söyle.
   Önce Korsan ardından Admin’den onay alan Mankurt muhatabını cevapladı.
-Bütün dosyaları bilgisayarımda görmek istiyorum.
-Görevin ne olduğunu söylemeyecek misin Mankurt?
-Sir Aleksander’ın ofisinden çalınan bir DVD’yi bulmam karşılığında Yalnız Adam bir liste alacak.IFSASO’ YA çalışan iş birlikçilerin isminin olduğu bir liste.
   Ceketinin iç cebinden çıkardığı zarfı Hırpani’ye uzattı.
-Kalacağım evde benim için araştırma yapacak birine ihtiyacım olacak.
-Birini gönderirim evin nerde?
-IFSASO’nun misafir evini biliyor musun?
   Hırpani cebine koyduğu içi para dolu zarfı çıkarıp Mankurt’un önüne doğru itti.
-Kafamdaki soruların cevabını almadan olmaz Mankurt dedi. IFSASO’ nun misafir evinde kalan birinin hacker’e ihtiyacı olmaz.Boş yere ekibimin hayatını tehlikeye atamam.
   Masada oluşan sessizliği Korsan’ın sesi bozdu.
-İçeriye geçelim mi? Daha rahat konuşuruz.
   Kalkıp hep birlikte çay bahçesinin idare binasındaki asma ofise girdiler.Misafir koltuklarına oturdular.Korsan perdeleri kapattı.Çay bahçesi Direnişçiler’in Başkentteki bağlantı noktalarından birisiydi.Korsan dikdörtgen yüzünde duygusal hiçbir ifade olmadan
konuşmaya başladı;
-Hırpani haklı Mankurt.IFSASO’nun misafir evinde ne işin var?Görevin tam içeriğinden bahsetmeden ve gerekli açıklamaları yapmadan kabul edilecek bir görev herkesin hayatının tehlikeye atar.Kimseyi böyle bir işe sokamam.
-Kurşuna dizilmem şov’un parçasıydı Korsan.İskender bana bir teklif yaptı.Şerefimi iade etmek ve Yalnız Adam’a vereceği liste karşılığında ofisinden çalınan DVD’yi bulmamı istedi.
-DVD’de ne var?
-Dediğine göre sıradan fotoğraflar. Bu fotoğraflardan bir kısmı montajlanıp internete yüklenmiş.İskender fotoğrafların Ana kıta’da kimse görmeden elinde olmasını istiyor.Bunun için bana yeni bir yüz ve kimlik ayarladı.Ana kıta’dan karısı Lady Eva ile IFSASO’yu teftişe gelen Sir Adam olarak çalışacağım.Devamlı göz önünde bulunacağım.Bu yüzden araştırma yapacak adamlara ihtiyacım var.Koordinasyon Merkezi, IFSASO ve Asayiş’in dosyalarına ihtiyacım var.Bütün dosyalara.
-Bu işin ücreti ne kadar?
   Soruyu soran Hırpani’ydi.
-İşin içinde İskender olmasa karşılıksız bile yaparım Hırpani.İstediğiniz ücreti ödeyeceğim merak etme.
-İskender için niye kendimizi riske atalım?On yıldır Direniş’in en büyük düşmanı İskender değil mi?
-Haklısın Hırpani ben de bu işe İskender’in şerefini düşündüğüm için girmedim.
-Yıllar önce İskender’in yanında çalışmak için kendini hain ilan ettin.Şimdi İskender’in şerefini kurtarmak için hem kendi hem bizim hayatımızı tehlikeye atacak bir göreve katılmamızı istiyorsun Mankurt.Bu sence de mantıksız değil mi?
   Mankurt cebinden çıkardığı çikolatalı sigaralardan yaktı. Küçük büroya nefis bir çikolata kokusu yayıldı.Doğrudan Hırpani’ye hitap etti;
-Hırpani hakkımda neler biliyorsun?
-Mankurt hakkında ne bilmem gerekiyor?Hakkındaki her şeyi biliyorum.
   Admin lafa karıştı. Morali bozulmuştu duyduklarıyla.
-Mankurt hakkında her şeyi bilmiyorsun Hırpani.
-Mesela…
-Mesela Mankurt’un kaç işbirlikçiyi ortadan kaldırdığını bilmiyorsun.
Mesela Mankurt’un Direniş’in en büyük finansörlerinden olduğunu bilmiyorsun.
Mesela Ülkenin her yerinde işbirlikçilere operasyon düzenlediğini bilmiyorsun.
Mesela yetkilerini kullanarak ihaleleri Direniş’e bağlı iş adamlarına verdiğini bilmiyorsun.
Mesela banka şifrelerini Direniş için bana verdiğini bilmiyorsun.
   Admin’in kırgın sözleri odadakileri etkilemişti. Hırpani duymak istediklerini duyduğu için yüzünü kaplayan memnuniyet ifadesi daha da arttı.
-Tamam Admin.Duymak istediklerim bunlardı.Evine adam gönderemem,kuracağım  bilgisayar sistemiyle istediğin bilgiye ulaşmanı sağlarım.
-Önemli olan bilgiye ulaşmak Hırpani. Öyle değil mi Mankurt?
-Evet,Admin dediğiniz gibi olsun.
-Hırpani ikna oldu ama ben olmadım Admin. Bu adamın Mankurt olup olmadığı hakkında hala şüphe var kafamda.
   Korsan’ın sözleri odada buz gibi bir hava estirdi birden bire.
-Kafandaki şüpheleri dillendirirsen seni de ikna ederim Korsan.
   Korsan’ın delici bakışları Mankurt’un üzerindeydi şimdi.Admin ve Hırpani sus pus olmuş önlerine bakıyorlardı.Korsan ikna olmadan hiçbir şey olamazdı. Başkent’teki tüm operasyonlarda Korsan’ın yetkisi vardı çünkü.
-Sen Mankurt’a benzemiyorsun bayım. Hakkımızda pek çok şey bildiğin belli.Ancak bildiklerin herkesin bileceği şeyler.Mankurt’un yüzünde büyük bir yara izi vardı.Altı uzun kesik.Sende yara izi bile yok.Mankurt çok az konuşurdu.Sen çok konuşuyorsun.Birde
nonoşlar gibi makyaj yapmışsın.Sesin, yüzün.Mankurt olmadığına inanmam için bir sürü sebep var.
-Yara izi var Korsan.Yüzüme sürdüğüm krem kapattı.Tıp Merkezindekiler çok başarılı bir ameliyat yaptılar.Yüzüme sağlam deri nakli yapıldı.Ses tellerimle oynandı. Çok konuşmama
gelince…
-…
   Sessizlik uzadıkça tedirginlik artıyordu. Mankurt’un içtiği sigaradan odaya yayılan çikolata kokusunu içlerine çektiler. 
-İstemediğin sürece seni ikna edemem Korsan.Bu işe karşı çıkacağını tahmin etmeliydim. Senin ne kadar kindar olduğunu unutmuşum.Tahminlerimde yanıldım.Ben kendi işimi
hallederim.Sizleri buraya kadar yorduğum için hepinizden özür dilerim.
   Konuşmasını bitiren Mankurt oturduğu koltuktan kalkamadı.Çünkü tam karşısındaki Korsan belinden çıkardığı kocaman bir silahı kendisine çevirmişti.
-O kadar basit değil adamım.Geldin bizi deşifre ettin gittin.Yok,öyle üç kuruşa beş köfte. Buradan canlı çıkmak için de beni ikna etmelisin.
   Yüzüne silah doğrultulan birine göre Mankurt gereğinden fazla sakindi.
-Sen ikna olmazsın Korsan dedi sakinliğini bozmadan.Benden duyacağın hiç bir şey seni ikna etmez.8 sene önce en iyi arkadaşını öldürdüğüm zaman ikna olmamıştın. Şimdi niye ikna olasın ki?
   Admin ve Hırpani’nin tedirginliği iyiden iyiye artmıştı. Korsan buluşmaya gönülsüz gelmişti zaten.Mankurt’ ta kopsun diye dananın kuyruğunu çekiyordu.
-Emirle yapılan iş bir yere kadar yürekle yapılan iş ölene kadar.
-Ne dedin sen?
-Dedim ki Korsan: Emirle yapılan iş bir yere kadar yürekle yapılan iş ölene kadar.10 sene önce Yalnız Adam söylemişti. Belki bu seni ikna eder.
   Mankurt ceketinin mendil cebinden çıkardığı şövalye yüzüğü Korsan’a fırlattı. Yüzüğü yakalayan Korsan içindeki yazıyı okudu:Korsan.Sağ yüzük parmağındaki yüzüğü çıkarıp yerine diğerini taktı.Çıkardığı yüzüğü Mankurt’a fırlattı.
-Tamam Mankurt.Sana yardım edeceğiz.Yalnız Adam istediği için.İsteklerini malum yollardan bize ulaştırırsın. Başka söyleyecek bir şeyin yoksa…
   Ayağa kalkan Korsan elini Mankurt’a uzattı. Tokalaştılar.
-Bu iş bittikten sonra beni görmeyeceksin Korsan.
-Umarım dediğin gibi olur Mankurt. Seninle aynı şehirde yaşamak istemiyorum.
   Mankurt yeni telefon numarasını yazdığı kâğıtları Admin ve Korsan’a uzattı.
-Bana bu numaradan ulaşabilirsiniz. Görüşürüz.
   Eve gelen Mankurt’un yüzünü gören Eva bir şey soramadı.Koltuğa oturan Mankurt saatlerce amaçsızca internette gezdi.Eva’nın servis ettiği çayları içti,yemeği yedi. Sessizce yatıp uyudu.
25 EKİM 2024 Akşam
 
   Mankurt salondaki yemek masasının üstüne bir sürü ıvır zıvır yığmıştı.Saat 21;30 da Tosun ikisini sivil bir araçla alıp misafirhaneye getirmiş,Sir Aleksander’ın gönderdiği Ofis kredi
kartını vererek evden ayrılmıştı.Ayrılırken 29 EKİM günü sabah kahvaltıya Sir Aleksander’a davetli olduklarını saat 08,00 de almaya geleceğini,Sir Aleksander’ın kahvaltıya resmi
üniformalarıyla katılmalarını istediğini bir solukta söylemiş cevap beklemeden uzaklaşmıştı. Eva dubleks evin ikinci katındaki kendisine ayrılmış yatak odasında duş alıp üstünü  değiştirdikten sonra salona inince şaşırdı.Mankurt çekmecedeki bütün ıvır zıvır ne kadar eşya varsa hepsini yemek masasının üstüne dökmüş dalgın dalgın eşyalarla oynuyordu.Ağzında
haznesinde tütün olmayan pipoyu geveleyip duruyordu.
-Bir sorun mu var Mankurt?
-Evet Eva. Kendi adıma ciddi bir sorun var.
-Anlatmak ister misin?
   Mankurt Eva’ya baktı. Üzerindeki askılı atlet ve boxer’la baştan çıkarıcıydı.
-İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyor Eva.Kabul ettiğim görevin haklılığını savunacak bir sebep bulamıyorum.10 yıldır yaptıklarını düşününce alakasız insanların hayatlarını tehlikeye atarak İskender’in kıçını kurtarmaya çalışmak…Beni rahatsız ediyor.
-İşin sonunda alacağın parayı düşün Mankurt.Şerefini kazandın.Sir Aleksander neler yaptı bilemem ama inisiyatif sende.Yaptıklarını düşünsene.Sana muhtaç bence bu duygunun tadını çıkar.  
   Kulağına gelen fokurtularla mutfağa yönelen Eva birkaç dakika sonra iki kupa çayla gelip Mankurt’un karşısına oturdu.
-Bir plan yaptın mı?
-Henüz bir plan oluşturamadım Eva.Kafamda bir sürü eksik nokta varken plan yapamıyorum. Çok fazla karanlık nokta var. Satranç bilir misin?
-A little.Eğitim kampında öğretmek için çok uğraştılar zamanında,ben onlardan inatçı çıktım.
   Mankurt eşyaların arasından aldığı parlak renkli çakmağı masanın ortasına koydu.
-Bu Şah.1 numara.Lord KillRose Koordinasyon Merkezi Başkanı.Şahların hepsi gibi korunmaya muhtaç.Teknikle değil Temsille ilgilenir.Görevle ilgili bildiği önemli bir şey olduğunu sanmıyorum. Araştırmaya değmez.
   Çakmağın altına eşyaların arasından çıkardığı tabakayı koydu.
-Bu Vezir.İskender.Her şeyin sorumlusu.Temsil umurunda değildir.Teknikle ilgilenir.Gizli bir numara. Bildikleri çok önemli.
   İlk çakmağın yanına 4 tane çakmak sıraladı.
-Koordinasyon Merkezi’ndeki diğer Protokol.
   Çakmağın birini diğerlerinden ayırdı yanına bir tabaka yerleştirdi.
-Çakmak General Evan.Yeni Şah.Tabaka Moşe diğer Vezir.Oyunun en tehlikelisi.İskender güzel plan yapar.Moşe’ nin hem pratiği hem teorisi iyidir.Emrinde iki gizli servis var. Birincisi dünyanın en tehlikelisi,diğeri en üst düzey teknolojiye sahip.İskender ofisindeki kimseye güvenmez,güvenseydi biz burada olmazdık.Daha önce söylediğim gibi İskender şüphelenmekte haklı;Sadece Moşe İskender’in ofisinden DVD’yi alabilir.
   Masadaki ıvır zıvırın içindeki paketlerden birinden çıkardığı sigarayı yaktı. Eva tüm dikkatiyle dinliyordu.
-Şu sorunun cevabı çok önemli.Ofisteki köstebek kim?Köstebeği bulabilirsek işi çözeriz. Köstebek olmadan IFSASO katına girilemez.DVD hala ülkede olduğuna göre fotoğrafları ilk bakışta kabul edilebilir hale getirmek için uzman bilgisayarcı,albüm haline getirmek için matbaa lazım.Temiz bir matbaa böyle yüksek riskli bir işe girmez.Koordinasyon Merkezi bu iş için uygun olmaz.
-Niçin? 
-Riskli olur. Koordinasyon Merkezi’nde kimse bilgisayarına onaysız program kuramaz. Yakalanma ihtimali yüksektir. Moşe böyle bir riske girmez. Sonra…
-Sonra? 
-Fotoğrafları dönüştürecek uzman tüm dünyadaki adult siteleri taramak zorunda.Fotoğrafları kabul edilebilir şekilde montajlamak için.Adult sitelerin virüs kaynağı olduğunu herkes bilir.    Merkez çalışanları istedikleri her siteye giremezler.Çok fazla risk içeriyor.Büyük plan yapan biri böylesi büyük bir operasyonu tehlikeye atmaz.
-Bence köstebek birden fazla Mankurt.
-Haklı olabilirsin Eva. Bu sonuca nasıl vardın?
-Önce birkaç soruma cevap ver. IFSASO binası yani Altın Kule elektriğini nerden sağlıyor?
-Şehir dışında bir elektrik santralleri var.
-DVD’nin çalındığı gece programsız bir kesinti olmalı.En fazla bir saat.Binada jeneratör var değil mi? 
-Var.Kule’ye iş gününde 8 saat yetecek jeneratörler var.Niye merak ettin?
-Araştırmaya bir yerden başlamak lazım Mankurt.Düşünsene;Santralden Altın Kule’ye gelen elektrik kesiliyor.Jeneratörler devreye giriyor.Bir saat sonra arıza yapılıp elektrikler gelince jeneratörlerin ısındığı için devreden çıkması biraz zaman alır. On beş dakika diyelim. Elektrik kesintisiyle ilgili bilgi alabilir miyiz?
-Alamayız.
-Niçin?
-Kesinti şehrin tamamında olmuşsa bir şeyler öğrenebiliriz. Sadece binaya gelen elektrik kesilmişse bina yönetimi bunu ört bas etmiştir.
-?
-Kule’de ülkenin en büyük holdinglerinin irtibat ofisleri var. Elektrik kesintisi imaj kaygısıyla kimseye duyurulmamıştır.
-Yine de bulabiliriz Mankurt.O gece binanın bilgisayarları için teknik servis gelmiştir. Kesinti sebebiyle veri kaybı olup olmadığını kontrol etmiş olmalılar.Bu durumda köstebek sayısı umduğumuzdan fazla olur.Düşündüğümüz doğruysa elektrik santralinde,güvenlikte ve içerde köstebek olmalı.Ben böyle bir operasyonu bir kişiyle yapmam.IFSASO katına elini kolunu sallaya sallaya girecek kadar yetkili bir köstebeğim varsa ne ala.
   Eva kupadaki çaydan bir yudum içti.
-Benim asıl merak ettiğim Sir Aleksander’ın ofisinde tehlikeli bir DVD olduğunu kim nasıl biliyor?Aksi takdirde Sir Aleksander’ın evine de girilmiş olmalı.Asayiş bilir mi?
-İskender’in evine Asayiş giremez Eva. Diplomatik personel statüsünde.Böyle bir girişim olduysa bile İskender Asayiş’e haber vermez.
   Mankurt hızla masadan kalkıp mutfağa geçti.Cep telefonundan numara araması yaparken buzdolabının kapağını açıp içini kontrol etti.Kendisini merakla takip eden Eva’ya;
-Acıktım,dedi.
-Alo Çöpçü neredesin?
-Nerede olacağım Mankurt evimdeyim.
-Dinle 4 ay önce Altın Kule’de elektrik kesintisi olup olmadığını
öğrenip beni ara.
   Çöpçü birkaç saniye cevap vermedi.
-Araştırmaya gerek yok Mankurt.Dediğin gibi bir kesinti oldu.Elektrik santralinden gelen kablolarda problem olmuş.Açıklama yapılmadı.Başka öğrenmek istediğin bir şey yoksa…
-Sen bunu nerden biliyorsun?
-Kulenin çöplerini ben alıyorum.
-Kule’nin teknik servisini kim yapıyor? Hem bilgisayar, hem elektrik.
-Onu bilmiyorum.
-Öğren o zaman Çöpçü. Öğrenince beni ara.
   Telefonu kapatıp Eva’ya döndü.
-Ben ekmek alıp geleceğim Eva.Bir tabağa peynir ve birkaç tane domates rendeler misin? Yumurta’da kır. Çay demle.5 10 dakika içinde gelirim.
   Yaklaşık 750 metre ileride bir mini market olduğunu hatırlıyordu.Yürürken telefonundan Admin’in numarasını bulup aradı. 
-Alo. 
-Admin ben Mankurt.Sana bir şey soracağım.Altın Kule’nin bilgisayar servisi kimde biliyor musun?
-Kule’nin kendi Teknik Servisi var Mankurt.Dışarıdan hizmet almıyorlar.Referanssız adam almazlar.
-Referansı kim veriyor?
-Üniversite veriyor.Komisyon başkanı Moşe’nin adamıdır.İstediğin malzemeler yarın sabaha hazır olur.Diğerini gönderdim.Büfede.
-İçerden bilgi alabileceğimiz biri var mı?
-Daha önce de araştırdık ama yok Mankurt.
Tamam,Admin sağ ol.
   Apartmanın altındaki markete girdiğinde kısa bir şaşkınlık geçirdi.Rozetli kasanın yanında çay içiyordu.Yanında beyaz saçlı bir adam vardı.Bakkalın sahibi olmalıydı.
-Dilimlenmiş kepekli ekmek var mı?
-Var efendim kaç tane?
-İki tane lütfen.
   Uzatılan poşeti aldı.
-Bana bir paket bırakacaklardı.
   Rozetli yanında yerde duran koli bandıyla sarıp sarmalanmış paketi uzattı.Mankurt konuşmadan çıkarken Rozetli’ye göz kırptı.5 10 adım atıp bekledi. Rozetli peşinden gelmişti.
-Sen burada ne arıyorsun Rozetli?
-Burda oturuyorum.
-Onu sormadım Rozetli! Çöpçünün güvenliğinden sen sorumlusun dememiş miydim sana?
-Dedin.Çöpçü kalmamı istemedi.
-…
-…
Moşe’nin yanına gidersen seni öldürür mü?
-Öldürmez.
-Öldürürse.
-Öldürmez.
-Ne yapar?
-Takoz’un işlerini bana verir.
-Nerden biliyorsun?
-Gözüne girersem yükseleceğimi söylemişti.
-Yeni görevin şu Rozetli.Şimdi Moşe’ye gidip Takoz’u öldürdüğümü işlerini senin devralmanı istediğimi söyle.Beni sorarsa Mankurt’un kardeşi olduğumu söylersin.Adresimi bilmiyorsun.Çağırınca istediğim yere geliyorsun.Ölmezsen gidip Takoz’un işlerini devral. Senden istediğim Moşe hakkında bilgi toplaman.Misafirleri,geleni gideni hakkındaki dedikodular bulabildiğin her şeyi bana ulaştır.
-Senin adamın olduğum için öldürürse.
-Öldürmez beni ele geçirene kadar öldürmez.
-Nerden biliyorsun?
-Ben öldürmezdim.
-…
-Korsan’ı tanıyor musun?
-Tanımıyorum.
-Admin’i.
-Tanıyorum.
-İhtiyacın olursa ararsın.
-Seni bulurlar.
-Kısa konuş o zaman bulamasınlar.
-…
-Yarın ararım.
   Eva yemek için her şeyi hazırlamış çayı demlemiş elinde sigarayla Mankurt’u bekliyordu.Mankurt fırının tepsisini çıkarıp hafifçe yağladı.Rendelenmiş peyniri domates suyunu ve yumurtayı çırptı.Çatalla karışımı dilimlenmiş ekmeklerin üzerine sürüp tepsiye yerleştirdi.Tepsiyi fırına yerleştirip saati ayarladı.
-Fuck!
! !
   Mankurt hızla döndü. Yüzü bir anda allak bullak olmuştu.
-Sen mi küfrettin?
-Evet.DVD’nin binadan çıktığına emin miyiz?Hala orda olabilir.Bilgisayarların birinden rahatlıkla veri transferi yapabilirsin.Sir Aleksander bu konuda bize hiç bilgi vermedi. Hırsızlıkla ilgili Sir’in söylediklerinin dışında ne biliyoruz?Hiçbir şey.Hep Moşe’nin
faili olduğu hırsızlık üzerine plan yapıyoruz.Ortada DVD yoksa?Bütün bunlar Sir Aleksander’ın başka bir planının parçasıysa?
-DVD veya CD var Eva.
-Nerden biliyorsun? Aleksander’a güvenmediğini söylemiştin.
-Güvenmiyorum Eva. Ama DVD veya CD hangisiyse var olma ihtimalinin çok yüksek
olduğunu biliyorum.
-Nerden biliyorsun Mankurt?
-İskender’in sözlerini hatırlıyor musun?Karısını fotoğraf çekmeye teşvik eden İskender’in kendisi.Lady Elenora çektiği fotoğraflarla Ana kıta’da sergi açmayı planlıyordu. Montaj fotoğraflarla İskender’e şantaj yapma işi ilk değil Eva.7 sene önce bir kere daha olmuştu. İskender’in özel aile fotoğraflarının kayıtlı olduğu bir DVD olduğunu biliyorum.Biri eski dosyaları açmaya mı çalışıyor?
   Birden bire ağız dolusu küfretti. Eva ne dediğini anlamadı.
-O adamları öldürmeliydim. Kahretsin!
-Kimlerden bahsediyorsun Mankurt?
   Balkonda sessizce karınlarını doyurdular.
-Öldürmediğin için pişman olduğun adamlar kimler?
-7 sene önce Asayiştekilerden biri bir CD hazırlamıştı.Niyeti bu CD’deki fotoğraflarla İskender’e şantaj yapmaktı.
-…
-N’oldu?
-Ortadan kaldırdığım adamın arkadaşları beni işkenceye aldılar.Yüzümü o sorguda çizdiler!
   Lafı değiştirdi Mankurt.
-İskender’in hazırladığı dosyayı inceledin mi?
-Evet Mankurt. Çok detaylı bir öz geçmiş hazırlamış.
-Yoldan çıkmaya,ihanet etmeye hazır karı kocanın öz geçmişi çok dikkat çekici olacak.İşe başlarken 1-0 mağlup sayılırız.İhanet teklif etmek için çok ayrıntılı bir araştırma yapacaklar.
Gerçeği öğrenince fişimizi çekerler.
-O biraz zor.
-Moşe ülkemde yıllardır babasının çiftliği gibi operasyon yapıyor Eva.İstediği her bilgiye ulaşır.
-Onu demiyorum Mankurt.Gerçek kimliğimizi öğrenmesi o kadar kolay değil.Dosyalarımızı Lord Williams hazırlattı.
-Lord Williams kim?
-Lord Williams B.Krallığın en derin adamıdır.Adını ES-AY-ES’te herkes bilir ama gerçek kimliğini kimse bilmez.Bir kişi midir,bir ekip midir bilinmez.B.Krallıktaki bütün bürokratlara nüfuz ettiğini biliyorum.Kodeste’yken beni Lord Williams adıyla dört farklı kişi ziyaret etti. Kodes’ten çıkmamı buraya gönderilmemi ona borçluyum.Moşe’nin Lord Williams’a ulaşıp gerçekleri öğrenmesi imkânsız.Bildiğim kadarıyla kilisenin fanatik bağlılarındandır ve Moşe’nin temsil ettiği güçten nefret eder.
   Eva’nın anlatacak çok şeyi vardı ama devam etmedi. Yerdeki pakete baktı.
-Pakette ne var?
   Biraz önce bakkaldan getirdiği paketi işaret ediyordu.
-Koordinasyon Merkezi ve IFSASO çalışanları hakkında bulabildiğim bilgiler.İskender ve Moşe’nin ellerindeki bilgiler.Detaylarını bilmiyorum eski tanıdıkların benim için buldukları bilgilerin bulunduğu harici hard disk var pakette.
-Sizinkiler bayağı iyiler demek ki.
-Evet,bilgi toplama konusunda iyidirler.Biz 5’li çetenin istediği gibi şeffaf bir toplum olduk. Gizli saklı hiçbir şeyimiz kalmadı zaten.
-Sana bir şey sormak istiyorum Mankurt istemezsen cevap verme.Benim ki sadece merak.
   Mankurt bir taraftan konuşuyor bir taraftan çekmeceleri karıştırıyordu.
-Sor Eva. Bildiğim bir konuysa…
   Elindeki tornavidayla masa üstü bilgisayarın kasasını sökmeye başladı.
-Eva bana büyük kupada çay getirebilir misin?
   Bakkaldan aldığı paketi açtı.
-Bir şey soracaktın Eva.
-Bu duruma nasıl düştünüz Mankurt?
-Hangi duruma?
-Teoride değilse bile pratikte fiili işgal altındasınız.Resmi kurumlarınızı, ticaret hayatınızı Koordinasyon Merkezi kontrol ediyor.Kukla bir hükümet ve neredeyse hiçbir inisiyatifi olmayan bir meclisiniz var.B. Krallık’ta bile bu durma şaşıran akademisyenler var biliyor musun?Tarihi kaynaklara göre 3-4 bin yıllık bir tarih ve kültür geçmişiniz var.Eğitim sisteminizi,tarihinizi “Özgürlük” üzerine yapılandırmışsınız. On yıllar hatta yüz yıllar boyunca asla özgürlüğümüzü yitirmedik diye propaganda yapıyorsunuz.Dünyanın en büyük
ordularından birine sahip olduğunuz halde bu şekilde fiili işgali kabullenmek bana ilginç geldi.
   Mankurt harici hard diski dışarıdan bakıldığında gözükmeyecek şekilde bilgisayar kasasının içine yerleştirmeye çalışıyordu.Hard diskin USB girişini kasanın arkasındaki delikleri genişleterek çıkartıp arkadaki USB girişine taktı.
-Biz de öyle sanıyorduk Eva. Ülkeyi koruyacak gizli bir güç var zannediyorduk.Dünyanın en büyük ve güçlü ordusu,meclisimiz,hükümetimiz vardı ülkeyi koruyacak.Yokmuş meğer.
Hükümetler üstü bir derin devletimiz var zannediyorduk.Yokmuş.Ülkenin tüm bilinen bilinmeyen kurumları kâğıttan kaplanmış.Yıllarca bize Demokrasi havariliği yaptınız.
-Biz mi?
-Evet Eva.B.Krallık demokrasinin beşiği değil mi?Avrupa topluluğu demokrasinin ve insan haklarının mabedi değil mi?
-Bu safsatalara cidden inandınız mı?
   Mankurt Eva’ya bakıp gülümsedi.
-Evet,Eva cidden inandık ve uyguladık.Ülke bölünmenin eşiğine geldi.Büyük şehirlerin hepsi bağımsız eyalet gibi davranmaya başladı.Etnisite ve dine dayalı düşmanlık Avrupalı dostlarımız tarafından körüklendi.Ekonomi batağa saplandı. Sık sık çıkarılan suni krizler yüzünden Hazine fahiş oranlarda faizle borç almak zorunda kalınca borç ödemeleri kilitlendi. Borçlar ödenemez hale gelince 80 milyonluk devasa pazarı kaybetmeyi göze alamayan Uluslar arası 5 li çete bizi kurtarmak için ülkeyi fiili olarak işgal etti. Bu anlattıklarım en az 100-150 yıllık bir planın son aşaması.
-Örgüt bir şey yapmadı mı bu süreçte?
-Örgüt mü hangi örgüt?
-ÜÇ AY örgütü.Senin içinde bulunduğun örgüt.Sana yardım eden arkadaşların,Yalnız Adam, işe aldığın adam.
-Ortada profesyonel bir örgüt falan yok.Direnişteki herkes kendi başına bir örgüt gibi çalışır.Bölgesel bir birinden bağımsız ve küçük örgüt yapılanmaları var.Hepsi bu.Resmi kurumlarda %40 oranında tenkisat yapılınca işten atılan asker, polis ve bürokratlar kendi aralarında örgüt benzeri oluşumlar gerçekleştirdiler.Bağımsız ve birbirlerine düşman
oluşumlar.Yalnız Adam bu oluşumlardan başvuranlara imkânları ölçüsünde yardım eder.
-Yani ÜÇ AY örgütü hakkında hiçbir bilgin olmadığını mı söylüyorsun?Buna kimseyi inandıramazsın Mankurt.
-İsteyen inanır isteyen inanmaz Eva.Eskiden beri ÜÇ AY örgütünden hep bahsedilir.Ben böyle bir örgütün varlığına her zaman şüpheyle baktığım için hiç araştırmadım.
-IFSASO Örgüt adına çalıştığına kesinlikle emin.
-Örgüt adına çalışmakla örgüt hakkında bilgi sahibi olmak farklı şeyler Eva.Örgütü araştırmaya kalktığım anda örgütü deşifre etmiş olurdum.Bu yüzden hiçbir araştırma yapmadım.Buna rağmen İskender benimle bağlantılı herkesi takibe almış.
-Herkes ülkenizde çok güçlü bir derin devlet yapılanması var zannediyordu.Hizmet içi eğitimlerde böyle anlattılar bize.
-Geleneği olan devletlerin Derin’i olur Eva.Bizim devletimizin geleneği kalmamıştı ki kendisini koruyacak Derin yapılanması olsun.Sana öğrettikleri derin devlet menfaat için bir araya gelenlerin 5 li çetenin yardımlarıyla kurdukları bir yapı.Kendilerini ve 7 sülalelerini kurtarmak için ülkeyi sattılar.
-Senden başka kimse söylediğin gibi düşünmüyor.
-Sen nerden biliyorsun Eva?
-ES-AY-ES’te çalışıyorsan tarih bilgin iyi olmak zorundadır.Provoke edeceğin insanların tarihlerini,kültürlerini tüm duygusal zaaflarını çok iyi bilmek zorundasın.Gizli Arşiv’de ülkenizde faal durumda ÜÇ AY isimli birbirinden bağımsız parçalı yapısı olan bir
örgütten bahsediliyor.Eldeki bilgilere göre örgüt Koordinasyon Merkezi’ni ülkeden kovmak, Koordinasyon Merkezi’ne çalışan yerli bürokratları ortadan kaldırmak için çalışıyor.
Ülkenizle ilgili projeksiyon yapan akademisyenlerin yazdıklarını okudum.Bu akademisyenler toplumunuzda örgüt kurmak için özel bir çaba harcamaya gerek olmadığını düşünüyorlar.
-Yaa! İlginç bir yaklaşım. Sebep?
-Toplumsal hafızanızın bu tür yapılanmalara son derece uygun olduğunu örgütlenmenin çok kolay olacağını iddia ediyorlar.Geçmişte bundan daha kötü durumlardan kurtulmayı başarmışsınız.Silahlı işgallere karşı olağan üstü bir direnç geliştiriyorsunuz ama
hiçbir zaman tam bağımsız olamamışsınız.
-Dediğin gibi geçmişte olmuş öyle şeyler Eva.O zamanlar insanları asaletiyle bilgisiyle peşinden sürükleyecek insanlar vardı.Artık yok. Yıllarca milyonları peşinden sürükleyen insanlar ya hain çıktılar ya korkak.Mücadele için inanç lazım, güven lazım.O da bizde yok. Koordinasyon Merkezi’ni ülkeden kovmak çok kolaydı.Ülkenin yarısı işgal altında olduğuna inanmıyor.Kim için mücadele edeceksin?Direnişçiler’e Terörist olarak bakan milyonlarca insan var ve ikna edilemiyor,bu milyonları öldüremeyeceğine göre yapacak bir şey yok.Elle gelen düğün bayram demekten başka çare yok.
   Mankurt’un kin dolu sesi Eva’yı ikna etti.
-Din adamlarınız Direnişe niçin katılmadı?
-Bizdeki Din Kültürü batının din kültüründen farklıdır Eva.İslam dünyasında din hiçbir zaman sömürü amaçlı kullanılmadı.Din tam olarak devlet kontrolünde olmadı.Din adamlarıyla Devlet hiçbir zaman dost olmadılar ama asla çatışmadılar.Ülke bize göre işgal edilince Direnişçiler halkı ikna etmeye çalıştılar ama kimseyi ikna edemediler.Çünkü Memur tenkisatından dolayı işsiz kalan sivil ve askeri bürokratların kurduğu bölgesel  örgütlenmelerin samimiyeti sorgulandı.Örgütlerinin propagandasında dini argümanları kullanan bürokratların yaşam tarzlarının dine uygun olmaması halk içinde tepkiye yol açtı.
Halkımız bu bakımdan çok duygusaldır.Peşinden ölüme gitmeyi göze alacağı kişilerin samimiyetini sorgular.Direnişçiler bu sorgulamada tabiri caizse sınıfta kaldılar.Halk “ Şahsi
menfaatleri zarar gördüğü için Direniş’e katıldıklarını” düşündü.Ben hala öyle düşünüyorum. Bu yüzden geniş halk kitlelerinden destek bulamadılar.Bazı yerlerde direnişçilerle halk çatışması oldu.Direnişçilerin çoğunun din ile bir bağı yok ama dini argümanları kullanarak kulaktan dolma bilgilerle insanları ikna etmeye çalışıyorlar. Başarmaları imkânsız.Dini
gruplar da ikiye ayrılmış durumda;Yüzlerce yıllık manevi bir geleneğe sahip Dini Gruplar silahlı bir işgal olmadığı için kararsız kaldılar ve mensuplarını serbest bıraktılar.Gelenekçi
olmayan siyasi ve ticari konularda aktif Dini Grupların bir kısmı işgal altında olduğumuza inanmadıkları için tutumlarını değiştirmeyip ticari ve siyasi faaliyetlerine devam ettiler.İşgal
edildiğimize inanan Dini Gruplar ise Direnişe lojistik ve ekonomik destek verdiler.İşgal altında olduğumuza inanan ve direnişe destek verenler olduğu gibi,işgal edilmediğimizi Koordinasyon Merkezi’nin gerçekten bizi kurtarmak için burada olduğunu düşünenler de var.Bu durumda top yekûn silahlı bir mücadeleye girmek ülkeyi iç savaşa sürükler.Bu kolay verilecek bir karar değil.
-İşgal konusunda senin düşüncen nedir? Düşüncen belli ama sen den duymak istiyorum.
-Benim düşüncem Eva.İşgalcilere tam olarak kızamıyorum.Altın tepside sunulanı herkes kabul eder.Kızdığım işbirlikçiler menfaatleri için ülkeyi bilerek 5 li Çeteye teslim edenler. Hainler işgalcilerden daha kötüler Eva.Bu yüzden en kötü cezaları hak ediyorlar.
-IFSASO haklıymış.
-Hangi konuda?
-Dini ve siyasi grupların aralarındaki bölünmüşlüğü desteklemek gerektiğini belirten bir raporlarını ES-AY-ES arşivinde gördüm.Dosyanda seninle ilgili Psikiyatr raporları vardı. İçinde dizginlenemez bir kin ve öfke olduğu yazılıydı.Sir Aleksander’da senin için:”Belli etmek istemese de içindeki kin ve öfkeden dolayı kendisini acımasız bir katile dönüştürmüş” diye yazmış.Bu yüzden pek çok faili meçhul bürokrat ve iş birlikçi cinayetlerinin ilk şüphelisi sensin.
   Eva bir an durakladı ağzından çıkan cümleyi düşündü. Dehşete düşmüştü.
-Tanrım gerçekten onları sen öldürdün!
   He who cooks poison, shall he eat.
Zehiri hazırlayan yer.
   Mankurt cevap vermedi. Bilgisayar kasasıyla işi bitmişti.Kupayı ve tornavidayı mutfağa koyup geldikten sonra bilgisayarın başına geçip çalışmaya başladı.Yaptığı tam olarak çalışmak değildi.İnternette amaçsız dolaşıyordu.Odasına çıkana kadar da hiç konuşmadı.Ne düşündüğü belli değildi ancak yüz ifadesinden acı çektiği belli oluyordu.
   Eva Mankurt’la yeniden iletişime geçme umudunu kaybedince bir süre kendi laptop’ıyla sörf yapıp odasına çıktı.



Mustafa Eser



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6331
2 Firari Fırtına 4392
3 Mustafa Ermişcan 3777
4 Hasan Tabak 3482
5 Nermin Gömleksizoğlu 3146
6 Uğur Kesim 3016
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2884
8 Sibel Kaya 2863
9 Enes Evci 2573
10 Turgut Çakır 2269

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:2850 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com