Romanlar

GİZEMLİ YOLCULUK/KAPILAR 8. BÖLÜM
Okunma: 80
MURAT CANPOLAT - Mesaj Gönder


        Ayağında ayakkabı olmadığı için mağaranın tabanı yürüdükçe ayaklarına
batıyordu. Bir müddet daha öylece yürüdü. Yorgunluktan ve ayakları şiştiğinden
yürüyemez hale geldiği sırada ayağıyla bir şeye çarptı. Ayağıyla bir şeye
çarpınca heyecanla ‘Eyvah! Yine başıma bir iş gelecek’ diye söylenerek, hangi
taraftan ne geleceğini görmek için etrafına beş on dakika kadar bakınmaya
başladı. Mağaranın içi karanlık olduğundan, etrafını görememiş ve tedirgin
olmuştu. İçinde bulunduğu bu tedirginlik, etrafında kendisini sıkıntıya sokacak
bir tehlike gelmeyince geçti.  İçindeki tedirginlik geçince, ayağını
çarptığının ne olduğunu görmek için yere eğilerek eliyle sağı solu kontrol
etti. Biraz daha aradıktan sonra eline bir şey çarptı. Eline çarptığının ne
olduğunu anlamak için, onu alarak eliyle kontrol etti ve onun bir kutu olduğunu
anladı. Kutunun ağzını açtı. Kutunun ağzını açar açmaz kutudan etrafı
aydınlatan renkli ışık zümresi tekrar belirdi ve kendi etrafında dönmeye
başladı ve yavaş yavaş ortadan kayboldu.
     
Hayret içerisinde ışığın kaybolmasını seyreden Hasan, daha sonra elindeki
kutunun içinde ne olduğunu anlamak için elini kutunun içine daldırdı. Elini
kutunun içine daldırmasıyla havalara zıplaması bir oldu. Çünkü kutunun içinde
bir çift ayakkabı vardı. Ayakkabıları görünce sevindi, fakat ayakları şiştiği
için giymesi mümkün değildi. Ayakkabıları görünce sevinmiş, ama ayakları
şiştiği için onları giyemediğinden dolayı hevesi kursağında kalmıştı.
Ayaklarının şişlerinin inmesi için tekrar yere oturdu ve beklemeye başladı. Tam
o sırada beyaz tavşan yine ortaya çıkarak ayaklarının şişkinliği inene kadar
yalamaya başladı. Ayaklarının şişi inince dile gelerek:
     
- Bundan sonraki yolculuğunda, her ne zaman başı derde girerse o zaman ortaya
çıkar, sıkıntını gideririm, dedi ve geldiği gibi ortadan kayboldu.
     
Hasan, ayaklarındaki şişlerin dinmesinin ardından oturduğu yerden tekrar ayağa
kalkarak ayakkabıları giydi. Ayakkabılar ayağına tam oturmuştu. Sevinçten ne
yapacağını şaşıran Hasan, yorgunluğunu unutarak havalara tekrardan zıplamaya
başladı.  Ne olduysa o anda oldu ve ayakkabılar etrafı aydınlatacak
şekilde parıldamaya başladı. Ayakkabılarını giyip havaya zıpladıktan sonra
mağaranın içi aydınlanınca, mağaranın içlerinde ne var diye merak içerisinde
yürümeye başladı, yürüdükçe de hayreti daha da fazlalaşıyordu. Çünkü mağaranın
içi adeta maden yatağı gibiydi. Neler yoktu ki içinde: Elmaslar, altınlar,
gümüşler…
     
Mağaranın içindeki elmaslara, altınlara hayran olmuş ve büyülenmişti. Acaba
başka neler var mağaranın içinde diyerek ilerlemeye başladı. Öyle bir yere
geldi ki her tarafta insan büyüklüğünde elmaslarla doluydu ve o kadar
parlıyorlardı ki her taraf aydınlık içerisindeydi. Ayrıca her birinden ayrı
ayrı renkler saçılıyordu.
     
Hasan, adımını atıp elmasların olduğu yere gitmek isterken, adım attığı yerde,
sanki deprem oluyormuş gibi önce sarsıntı meydana geldi ve yer çatlayarak
içinden dev aynalar çıktı. Bu aynalar o kadar farklıydı ki her birine baktıkça
kendisini farklı farklı şekilde görmekteydi. Bazı aynalar kendisini şişman,
kimi aynalar zayıf, kimi aynalar kulaklarını uzun kimi aynalar da bacaklarını
uzun gösteriyordu.
     
Aynaların karşısına geçip, aynalara baktıkça gülmekten kendini alamıyor,
güldükçe gülüyordu. Çölün ortasında kaybolup siyah kapıdan içeri girdiğinden
beri bu kadar çok gülmemişti. Gülmesi geçince, ileride hepsinden daha büyük bir
aynanın olduğunu gördü. Büyük aynanın olduğu yere giderek ona baktı. Bu ayna,
diğer aynalara hiç benzemiyordu. Normal aynalar gibiydi, ne var ki bunda da bir
tuhaflık vardı. Ona baktıkça adeta büyülenmiş gibi hissediyordu. Ne kadar da
ona bakmaktan çekinse de, bir türlü buna muvaffak olamıyordu. Bir müddet sonra
birde baktı ki ayna içinde dönüyor. Onu o şekilde görüce önce şaşırdı daha
sonra da aklı dönmeye başladığını hissetti ve olduğu yere yıkıldı kaldı.
Kendine geldiği zaman ucu bucağı olmayan yem yeşil ve düz bir ovanın içinde,
beyaz bir taşın üstünde otururken buldu.



MURAT CANPOLAT



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6348
2 Firari Fırtına 4409
3 Mustafa Ermişcan 3802
4 Hasan Tabak 3516
5 Nermin Gömleksizoğlu 3165
6 Uğur Kesim 3029
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2920
8 Sibel Kaya 2878
9 Enes Evci 2589
10 Turgut Çakır 2283

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:660 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com