Romanlar

GİZEMLİ YOLCULUK/KAPILAR 10. BÖLÜM
Okunma: 74
MURAT CANPOLAT - Mesaj Gönder


Etrafında gördüğü yaratıklar o kadar
gariptiler ki, kimisi uzun, kimisi kısa, baştan aşağıya kadar kıllı, kulakları
tavşankulağı gibi, ayakları keçi ayağı gibi, kolları da maymun koluna
benziyordu. Burunları sanki yok gibiydi, gözleri bile kocaman ve kırmızıydı.
Ağızları kurtağzına, kuyrukları ise inek kuyruğuna benziyordu. Kısacası her
türlü hayvana benziyorlardı. Onları seyre dalmışken, kendi aralarında
anlaşılmaz bir dille konuşarak elleriyle kendisini işaret ettiklerini gördü. Acaba
ne diyorlardı ve kendisine ne yapacaklardı, diye düşünürken onlar hep bir
ağızdan, adeta kulakları tırmalarcasına tiz bir şarkı söyleyip etrafında
dönmeye başladılar. Söyledikleri şarkıdan etkilenmemek için kulaklarını
kapatmaya çalışırken, onlar az sonra şarkılarını bitirip durdular ve Hasan’ın
hapsedildiği demir kafesi yerinden kaldırarak kayalıklardan aşağıya doğru
inmeye başladılar.
     
Kayalıklardan aşağıya inip, demir kafesi tıpkı öküz arabasına benzeyen bir
arabanın üstüne bıraktılar. Arabayı çeken hayvanda aynı eski devirlerde yaşamış
olan mamuta benziyordu. Bir müddet sonra ellerindeki kamçılarla hayvana vurup
tozu toprağı birbirine katarak ilerlemeye başladılar. Yolda giderlerken bir şey
hissetmiş olmalılar ki, aniden durdular ve etrafı gözetlemeye başladılar. Bir
süre daha öylece etrafı gözetledikten sonra, yönlerini değiştirerek tekrar
yürümeye başladılar.
     
Gittikleri yol o kadar sıcaktı ki etrafı kasıp kavuruyordu. Görünürlerde ne bir
ağaç vardı ne de bir canlı, her şey sanki yok olmuş gibiydi. Aşırı sıcaklıktan
dolayı susanmış, boğazı kurumaya başlamıştı. Susuzluktan boğazı kurumasına
kurumuştu ama yaratıklardan nasıl su isteyebilirdi ki, onların dilini bile
bilmiyordu. Susuzluktan kavrulduğu sırada, yaratıkların aralarında bir şeyler
konuşarak kendisine doğru baktıklarını daha sonra da ağızlarından salyalar
akarak ellerindeki kırbaları kafesin içine doğru attıklarını gördü. Bir anda
kafesin içi yüzlerce su kırbasıyla dolmuştu. Artık susuzluğunu giderebilecekti.
O heyecan içerisinde su bulma umuduyla, su kırbalarından birini açıp içine
baktı; ama umudu kısa sürdü. Çünkü kırbaların içinde, su yerine çamurlu,
akışkan jöleye benzer bir şey vardı. Çok susadığı için, mecburen kırbanın
ağzını açıp içine parmağını daldırarak tadına baktı. Görünüşü tuhaftı ama tadı
mükemmeldi. Başta, kırbayı açtığı zaman görünüşüne aldanarak beğenmemişti. Ama
parmağını daldırarak tadına bakınca, tadının çok güzel olduğunu fark etti.
Susuzluğu had safhada olduğundan dolayı kırbaların hepsini açarak teker teker
içindekileri yedi. Bu sayede hem susuzluğunu gidermiş, hem de açlığını
gidermişti.
     
Çölün ortasında olan kapıdan geçtikten sonra, başına o kadar çok şey gelmiş ve
sarsılmıştı ki artık daha fazla dayanamamış, susuzluğunu giderdikten sonra da
kafesin içinde uykuya dalmıştı. Kafesin içinde uykuya dalıp, rüyalar görmeye
başladığı sırada sanki bomba patlamış gibi bir ses duydu. Heyecan içerisinde
ayağa fırlayıp etrafa baktı. Gördüğü manzara çok korkunçtu. Her taraf duman
olmuş ve yaratıkların birçoğu kanlar içerisinde yerde yatıyorlardı, kimisi de
korkudan etrafa dağılıp kaçışıyorlardı. O manzarayı görünce dayanamadı, kafesin
demirlerinden tutarak ağlamaya başladı.
     
Hüzünlü bir şekilde ağlamaya başladığı sırada havada kulakları sağır edercesine
bir sesle, üçgen şeklinde yelkenli gemiye benzer bir geminin havada uçarak
yaklaştığını gördü. Az sonra o uzay aracı kendisine doğru yaklaşıp yere indi.
Geminin kapısı yere indikten sonra sisler içerisinde açıldı.  İçerisinden
başları kel olan, kulakları sivrice, üzerleri üniformalı, elleri silahlı ten
renkleri mavi olan, tıpkı insana benzer kişiler aşağıya inmeye başladı. Ayrıca
bunlar, mağaranın içine girmeden evvel karşılaştığı, beli iki büklüm olmuş
yaşlı adama benziyorlardı. Hepsi indikten sonra arkalarından kafasında tacı
üzerinde hırkası altınlarla kaplı olan bir kişi indi. Üzerindeki kıyafetlere
bakılırsa bu kişi diğerlerinin kralıydı. Hepsine emirler vererek, her birini
ayrı ayrı yönlere gönderdikten sonra Hasan’a doğru yaklaşarak kafesin kapısını açtı.
Eliyle işaret ederek dışarı çıkmasını söyledi. Hasan korku içerisinde dışarı
çıkınca kralları:



MURAT CANPOLAT



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6359
2 Firari Fırtına 4418
3 Mustafa Ermişcan 3818
4 Hasan Tabak 3527
5 Nermin Gömleksizoğlu 3173
6 Uğur Kesim 3036
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2941
8 Sibel Kaya 2887
9 Enes Evci 2597
10 Turgut Çakır 2287

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1958 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com