Romanlar

GİZEMLİ YOLCULUK/KAPILAR 11. BÖLÜM
Okunma: 65
MURAT CANPOLAT - Mesaj Gönder


- Geçmiş olsun, kurtuldun onların
ellerinden, diyerek elini Hasan’ın omzuna attı. Onların şefkatle yaklaşmasını
görünce, heyecanı ve korkusu geçti ve gözyaşlarını silerek, kızmış bir şekilde:
     
  -   Onları siz mi öldürdünüz?
     
  -   Evet!
     
  -   Ama neden, onlar size ne yaptı?
     
  - Bize kızmakta haklı olabilirsin, ama gerçeği bilmiyorsun. Eğer
gerçeği bilsen o şekilde konuşmazsın.
     
  -  Gerçekleri bilmiyorum öyle mi, bu yaptıklarınız hangi
insanlığa sığar söyler misiniz?
     
Kral, uzay aracına gelmesini söyleyerek ancak orada neler olduğunu
anlatabileceğini söyleyip uzay aracına yöneldi. Bunun üzerine Hasan’da kralın
arkasından yürüdü ve içeri girdiler. Kral, önce uzay aracını gezdirdi daha
sonra da gülümser bir tarzda:
     
  - Benim adım Kartal, burada gördüğün askerlerin hepsinin kralıyım.
O gördüğün yaratıklar çok vahşidirler. Avlarına ilk önce tuzak kurarlar, daha
sonra seninde kapatıldığın gibi kafesin içine hapsederler. Kurbanlarının
hapsedildiğini görünce de kurbanlarının susaması için, kızgın çölde yürütürler.
Çölde, kurbanlarının susayacağı kadar yol aldıktan sonra durarak kurbanlarına
bakarlar. Kurbanları eğer susamışsa, ağızlarından salyalar akıtarak, hep
beraber ellerindeki kırbaları kafesin içine atarak kurbanlarının su içmesini
sağlarlar. Fakat bu su bildiğimiz su değildir. Bu su kurbanlarının hem
susuzluğunu giderir, hem de şişmanlamasını sağlarlar. Bu şekilde de kurbanları
şişmanladıktan sonra da yaşadıkları yerlere götürüp hep beraber canlı canlı
kurbanlarını yerler. Ayrıca şunu da belirteyim. Biz onlarla yıllardır
savaşıyoruz. Onlardan birçok esir almamıza ve öldürmemize rağmen, köklerini bir
türlü kurutamadık. Ne yaptıysak yapalım, onlar sürekli çoğaldılar ve sürekli
yer değiştiriyorlar. En son ki yerleri seninde hapsedildiğin kayalıklardı.
     
Hasan, kraldan yaratıkların vahşiliğini hayretle dinledikten sonra:
     
  -   Ama siz bunları nereden biliyorsunuz?
     
Kral, Hasan’ın sorusu üzerine,  yüz hatları geriledikten sonra iç
geçirerek:
     
  - Çünkü ben de onların tutsağıydım, dedi ve şöyle devam etti. Ben
ve yardımcım bir gün, o garip yaratıkların yerini bulmak için gemimizle yola
çıkmıştık. Tam keşiften dönmüş ve kayalıklardan geçiyorduk ki, onlar arkamızdan
bize doğru yüzlerce ok attılar. Böyle bir şey beklemediğimiz için hamle
yapamadık ve gemimiz isabet alarak düşürüldü. Beni ve yardımcımı da geminin
içine girerek yakaladılar. Aynen sana anlattığım şeyleri bize de yaptılar.
Verdikleri şeylerle de o kadar şişmanladık ki yerimizden kıpırdayamaz hale
geldik. Bu halde bizi şehirlerine götürdüler. Orada yardımcımı gözlerimin
önünde bağırta bağırta yediler.
     
  -   Peki! Siz nasıl kurtuldunuz?
     
  -   Askerlerim, bizim üsse dönmediğimizi görünce bizi
aramaya çıkmışlar.  Gemimizin düşürüldüğünü görünce de yaratıkların
şehrini arayıp bularak beni kurtardılar.
     
Hasan, kralı dinlerken birden şişmanladığını hissetti.  O kadar şişmanladı
ki, tıpkı kralın anlattığı gibiydi. Kral, Hasan’ı o şekilde görünce sözünü
keserek, geminin ecza deposundan bir şişe çıkartarak:
     
- Belli ki, bize verilen o su gibi olan şeyden sana da içirmişler, dedikten
sonra elindeki şişeyi Hasan’a doğru uzatarak:
     
-  Elimde gördüğün şişe panzehirdir. O yaratıkların verdiği suya
karşı birebirdir. Onun için al şu şişedeki panzehiri iç, dedi ve elindeki
şişeyi Hasan’a uzattı.
     
Hasan, Kralın elinden şişeyi alarak sonuna kadar içti. İçtikçe düzeldiğini
hissediyordu. Tamamen düzeldikten sonra, komutana sitemli bir şekilde:
     
  - Size çok teşekkür ederim, ama onları o şekilde öldürmeniz
gerekmezdi, deyince kral, garip hayvanların vahşiliğini bildiğinden dolayı
şaşırarak:
  - O garip yaratıkların
vahşiliğini anlattığım halde, onların o şekilde öldürülmelerine karşı
çıktığınızı anlayamadım.
Hasan, vahşi hayvanların hunharca
katledilmesine gönlü razı olmadığından ve hayvanlara olan sevgisinden dolayı
krala o şekilde söylemişti. Kendisinde, hayvanlara olan sevgisini anlatmak
zorunluluğunu hissetti. Bunun için krala ‘Bakınız kralım’ diyerek:
 -  Çünkü, onlarda bizim gibi
can taşıyorlar. Onun için ister vahşi olsun ister evcil olsun hiçbir hayvanın
vahşice öldürülmesini doğru bulmuyorum, diyip buradan nasıl kurtulabileceğini
sordu.  Kral, biraz düşündükten sonra, buralardan nasıl kurtulabileceğini
bilmediğini, eğer isterse garip yaratıkların tuzak kurup avlarını yakaladıkları
kayalıkların ilerisinde olan yolun oraya kadar götürebileceğini, ondan sonra
yolu kendinin bulması ve yolu bulmaya çalışırken de dikkatli olması gerektiğini
söyledi.



MURAT CANPOLAT



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6359
2 Firari Fırtına 4418
3 Mustafa Ermişcan 3818
4 Hasan Tabak 3527
5 Nermin Gömleksizoğlu 3173
6 Uğur Kesim 3036
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2941
8 Sibel Kaya 2887
9 Enes Evci 2597
10 Turgut Çakır 2287

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1964 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com