Romanlar

MANKURT 24
Okunma: 34
Mustafa Eser - Mesaj Gönder


4 AĞUSTOS 2024 IFSASO binası saat 09 15
   IFSASO bilgi işlem sorumlusu Kurmay Yüzbaşı Winston kapıyı çalmadan odaya girince Sir Aleksander çay içerken rahatsız edilmekten dolayı asık suratla Kurmay Yüzbaşı Winston’a baktı.
-Bu ne terbiyesizlik Yüzbaşı? Sizi terbiyesizliğe itecek kadar önemli bir sebebiniz vardır umarım. 
   Kurmay Yüzbaşı Winston böyle bir tepkiyi beklediği için hazırlıklıydı.
-Özür dilerim efendim. Ancak fotoğraflar…
-Ne fotoğrafı ne diyorsun sen?
-Efendim internette yayınlanan fotoğraflar…
-What!
   Sir Aleksander ağzındaki çayı püskürttü. Fincanı fırlatıp attı.
-Yine mi? diye inledi adeta.
-Maalesef efendim.
   Kurmay Yüzbaşı Winston önde Sir Aleksander arkada koşarak koridorun sonunda tüm koridoru kaplayan operasyon odasına girdiklerinde çalışanlar tedirgin birbirlerine bakıştılar. Odada karşılıklı yerleştirilen masalardaki bilgisayarlarda dünyadaki bütün siteler  taranıyordu.Köşedeki yazıcı günün 20 saati çalışır elde edilen bilgileri kâğıda dökerdi.En baştaki bilgisayarın kapalı olan monitörünü açan Yüzbaşı bilgisayarın başına oturdu.
-Yayın nerden yapıldı?
-Güney Asya’dan efendim.
-Ne yaptınız?
-Blog sayfasını kararttık efendim. Server’ı çökerttik.
-Bir şeyler bulabildiniz mi?
-Maalesef efendim. Büyük elçiliğimize bağlı tim adrese bir kaç dakika önce baskın yaptı. Kendi kendine çalışan bir bilgisayardan başka bir şey bulamadılar. İsim, adres bilgileri sahte. Her şey Güney Afrika’daki paravan şirket üzerine kayıtlı.
-Dosya hazır mı?
-Evet Sir.
-Fotoğrafları odamdaki yazıcıya yönlendir.
-Emredersiniz Sir.
   Sir Aleksander Kurmay Yüzbaşı Winston’ın uzattığı dosyayı alıp sinirle operasyon odasından çıktı.Koridorda bekleyen Tosun’a canhıraş haykırıp odasına girdi.
-Arabayı hazırla hemen Lord KillRose’a gidiyoruz.
   Yarım saat sonra Koordinasyon Merkezi’nin 5. katındaki devasa büroda,Lord KillRose’un karşısında süklüm püklüm ayakta bekliyordu.Lord KillRose sapsarı bir yüzle önündeki dosyadaki sayfaları bir bir çevirdi.Son sayfadaki fotoğrafı gördüğünde yüzü bembeyaz olmuştu.Ağlamaklı bir ifadeyle karşısında ayakta süklüm püklüm bekleyen Sir Aleksander’a baktı.Önündeki küçük klasörü hırsla kapatıp önüne fırlattı.
-Bu rezalet için mantıklı bir açıklamanız var mı Aleksander?
-Fotoğraflar montaj Lordum.
   Lord KillRose içinde biriken öfkeyi muhatabının yüzüne kustu.
-Onu biliyorum be adam! Bu iğrençliklerin sahteliği hakkında en ufak bir şüphem olsaydı karşımda böyle durabilir miydin?
-Haklısınız efendim.
-O zaman anlat Aleksander.
-Lordum fotoğraflar Lady KillRose ve Lady Elenora’nın çeşitli yerlerde çektikleri sıradan fotoğraflar. Fotoğrafların bulunduğu DVD ofisimdeki kasadan çalınmış maalesef.
-Kadınların çektikleri fotoğrafların ofisinde ne işi vardı Aleksander?
-Geçmiştekine benzer bir felaket yaşamamak için kasada saklıyordum Lordum.
   Lord KillRose bir an geçmişi düşündü. Ama çabucak içinde bulunduğu ana döndü. Felaket! Armageddon!Gözlerini kısıp yılan gibi tısladı.
-Bu rezaleti hallet Aleksander. Merak ediyorum böyle bir rezilliği kim düşünebilir?
-Bilmiyorum efendim ama…
-…
-Moşe’den şüpheleniyorum.
-Moşe?Evan’ın adamı Moşe’mi?
-Evet,efendim yalnız Moşe Evan’ın değil Evan Moşe’nin adamı.
-Her neyse Aleksander. Bu rezilliği sonlandırmak için ne gerekiyorsa yap.
-Anladım efendim bunun için özel bir ekip…
-Detaylarla beni meşgul etme Aleksander.Ana kıta’ya gitmeden bu DVD’yi bul ve yok et.
The first blow is half the battle.
İlk vuruş savaşın yarısıdır.
   Uzun kemikli parmaklarını gözüne sokacakmış gibi uzattı.
-Yoksa ben seni yok ederim bilmiş ol.Eğer bu fotoğraflar Kral’a ulaşırsa o koca kıçını gazabımdan kurtaramazsın.Küllerini şişe içinde Ana kıta’ya gönderirim.
-Lordum bu iş için özel bir bütçeye ihtiyacım olacak.
-Ne bütçesi Aleksander?Emrinde kos koca ofis var ya!
-Ofisi bunun dışında tutmamız gerekiyor Lordum.DVD işi dallanıp budaklanmadan gizlice halletmeliyiz.
-Ok.Ok. Hesabına beş yüz bin aktarırım.
   Eliyle köpek kovalar gibi Sir Aleksander’a çıkmasını işaret etti.Kapıya doğru ilerleyen Sir Aleksander Lord KillRose’un sesiyle durakladı.
-Aleksander.
-Buyurun Lordum.
-Bu iş bittiğinde Moşe sağ kalmasın.
-Emrinizi yerine getirmekten büyük memnuniyet duyacağımdan emin olabilirsiniz Lordum.
   Yediği fırçayla morali sıfıra inen Sir Aleksander içinden küfür ede ede binadan çıktı.” Demek koca kıçımı kurtaramam Lord KillRose.8 yıldır kıçını kurtaracağım diye canım çıksın. Bu iş bitsin sana göstereceğim koca kıçı! Aleksander’la oyun oynamak,tehdit etmek neymiş gösteririm ben size.”
   Asık suratla bindiği aracın içinde küfretmeye devam etti.Küfürlerinden Lord KillRose ve Moşe’nin bütün sülalesi nasiplerini aldılar.Kimseyi mahrum bırakmadı.Her gün olduğu gibi bu sabah kahvaltıda içtiği sütten gaz dolan karnını boşalttı arabada.
*
   Sir Aleksander yüzü bir karış homurdanarak odasına girdikten sonra IFSASO çalışanlarının hiç birisi peşinden gidemedi.Böyle zamanlarda Sir Aleksander’ın odasına sadece Tosun girebilirdi.
   Lord KillRose’un odasından çıktıktan sonra küfür ede ede arabaya binen efendisine Tosun bile bir şey soramamıştı. Tosun neler olduğunu bilmiyordu ancak Sir Aleksander’ın böylesine moralinin bozuk olması onun da canını sıkıyordu. Detaylarını bilmediği bu işin dışında tutulmak canını gereğinden çok sıkmıştı Tosun’un. Yüzbaşı Winston’la araları devamlı limoni olduğundan ona da soramıyordu meseleyi.Masadaki telefon çalınca hemen kaldırdı. Arayan iç hattan Sir Aleksander’dı; 
-Buyurun efendim?
-Tosun bana büyük kupada nane getir çabuk.
-Emredersiniz efendim.
   Telaşla salondaki su ısıtıcıdan sıcak su doldurduğu büyük kupaya iki poşet nane attı. Koşar adımlarla efendisinin önüne bırakıp çıktı. Karnı ve midesi aynı anda ağrıyordu Sir Aleksander’ın.Kupadaki yeşil sıvıyı ağzını yakmamak için küçük yudumlarla içti. Birazdan rahatlardı.Başındaki beladan kurtulmak için kafasının en iyi çalıştığı yere geçmeliydi. Plan
yapması için beynine kan gitmeliydi.Hem de bolca kan gitmeliydi.Bunun en ideal yolu eski usül taşlı alaturka tuvaletti. Oturunca ıkınmaktan insanın beynine gereğinden fazla kan
gidiyordu.Klozette bu iş biraz zor oluyordu ama olsun. Ağzına purosunu alıp bütün büyük planlarını yaptığı sığınağına geçmeliydi. Tam koltuğundan kalkmaya niyetlenmişti ki masadaki telefon çalmaya başladı. “Hass… r.
-Ne var?
-Efendim güvenlikten aradılar. Hazine’den bir bürokrat sizinle görüşmek istiyormuş.
-Bana niye haber veriyorsun Tosun? Aşağıya in ne istiyorsa öğren.
-Şu anda girişteyim efendim. Sizden başkasıyla görüşmeyeceğini söylüyor.
-Tamam,al getir.”Yüce İsa böyle salaklarla ne yapacağım ben?”
   Nane etkisini hemen göstermiş karnındaki gurultular artmıştı.Kapı çalındı kapıyı açan Tosun’un eliyle içeri girmesini işaret ettiği kısa saçlı kısa boylu elmacık kemikleri çıkık takım elbiseli bürokrat içeriye girdi.Ellerini önünde bağlayıp karşısında beklemeye başladı. Sir Aleksander karşısındaki adamı bir an önce def edip rahatlama derdindeydi. Azarlar gibi
bürokrata baktı.
-Sadece bana söyleyeceğiniz önemli şey nedir bayım?
-Sir Aleksander taşradaki koordinatörlerimizin birinden bir talep yazısı ulaştı elimize. Merkez Fonu’nun harcama yetkilisiyle ilgili. 
-Bundan bana ne bayım? Hazine bana bağlı değil. Bunun için Lord KillRose’la görüşmeniz gerekmiyor mu?
-Efendim Harcama yetkilisi sizin yakından tanıdığınız biri olunca haberiniz olması gerektiğini düşündüm.
-Benim tanıdığım mı? Ne saçmalıyorsun be adam! Ne tanıdığı kimmiş bu yetkili?
   Bürokrat yutkundu.Böyle bir tepki beklemiyordu.Dudakları büzüldü bir an.Sesi titrek çıktı ağzından.
-Mankurt diye bilinen tanıdığınız Sir.
-Mankurt mu? Konuyu baştan anlatsana bayım.
   Bürokrat Sir Aleksander’ın dikkatini çektiği için rahatladı.Konuşmasına devam etti.
-Yes Sir. Mankurt ismiyle tanınan İlçe Sekreter’i Hesap İşleri Koordinatörü vasıtasıyla Harcama Yetkilerini devretmek istediğini bize bildirdi. Mankurt’un Harcama Yetkilisi olmasını siz istemiştiniz. Bu yüzden…
-Tamam,tamam anladım.Siz uygun görüyorsanız isteğini yerine getirin.Telefonunuzu Tosun’a verin gerekirse ben size ulaşırım.
   Eliyle adama çıkmasının işaret etti.Bürokrat süklüm püklüm çıktı.Taltif beklerken azarlanmak adamın zoruna gitmişti.İçinden küfrederek asık suratla binayı terk etti. 
-Bu adama ikramiye vermeliyim.Beni nasıl bir dertten kurtardığını bilseydi eğer..Verdiği bilgi karşılığı servet isterdi.
   Karnından gelen gurultulara kulak verdi. Purosunu yakıp tuvalete geçti.Yarım saat sonra hem karnındaki fazlalıklardan hem kafasındaki sıkıntıdan kurtulmuş halde tuvaletten çıkan Sir Aleksander suratı mutluluktan yamulmuş şekilde masasına oturdu.Çene kemiğine kadar inen kalın favorilerini mutluluk içinde kaşıyan Sir Aleksander,yıllardır her başı sıkıştığında yaptığı işi yaptı.Kriptolu cep telefonundan Ana kıta’dan bir numara çevirdi.Üç kere çaldırıp kapattı. İkinci çağrı için 5 dakikası vardı. Çekmecesinden laptop’ını çıkarttı. Pover  düğmesini basıp çalıştırdı.Laptop vızıldayarak çalışmaya başladı.Ekranda açılış için şifre isteği gelince işaret parmağını touch pad’ deki dikkatli birinin fark edebileceği parmak işaretinin üstüne bastırdı. Laptop’ın açılması iki saniye sürmemişti.Başlat menüsünden “Login “penceresine tıkladı.Gelen ekrana şifresini yazarak server’a bağlandı.
Search butonuna Mankurt yazıp enter’ladı.Ekrana gelen metin belgesine öylesine göz gezdirdi. Metindeki kişi ve yer isimleri karartılmıştı.Beş dakika önce aradığı numarayı
yeniden aradı.Aynı şekilde bu sefer beş kere çaldırıp kapattı.Çalıntı DVD operasyonu için kurgulamaya başladığı plan netleşmeye başlamıştı kafasında. Mutlu olduğu ve kontrolünü kaybedecek kadar sinirli olduğu zamanlarda kendisiyle konuşurdu.Yine öyle yaptı.
-“Sevgili dostum Mankurt.Yok,yok dostum değil çalışanım.En iyi öğrencim, Hayatının baharını benim için harcadın.Hayatını beni kurtarmak için harcayacaksın ama ne yapalım?Kadere karşı gelinmez.”
   Gevrek gevrek güldü.Saatine baktı.17 olmuştu. Daha önce beş kere çaldırdığı numarayı yeniden çaldırdı. Yedi kere çaldıktan sonra aradığı telefon açıldı.Kibar bir ses cevap
verdi telefona;
-Aloo.
-Alo ben Sir Azrael. Yuvarlak Masa’nın sahibiyle görüşmek istiyorum.
-Bir dakika kadar bekleteceğim.
   Sir Aleksander’ın kulağına cızırtılar geldi. Efendi telefonunu kriptoya almıştı. İçinden saymaya başladı.60’a geldiğinde,
-Alo dedi biraz önceki kibar ses. Sir Azrael siz misiniz?
   Anlamamış gibi cevaplandırdı Sir:
-Lord Arthur benim efendim.
-Uzunca bir zamandır görüşemedik Sir Azrael. Beni unuttuğunuzu düşünmeye başlamıştım.
-Olur,mu öyle şey Lordum?Yuvarlak Masa’nın sahibini kim unutabilir? Aramamam unuttuğum için değil yoğunluktan.Yüce İsa’nın izniyle yılbaşından sonra bol bol görüşeceğiz Lordum.Ana kıta’ya dönüyorum.
-Buna sevindim Sir Azrael.Sesiniz bana mı kötü geliyor? Umarım bir sıkıntınız yoktur.
“ İhtiyar Tilki paranın kokusunu aldı hemen” diye düşündü Sir Aleksander.
-Doğrusunu isterseniz Lordum,çok ciddi bir sıkıntım var. Çözemezsem benim,Lord KillRose’un kilisemizin itibarına ciddi darbe vuracak bir sıkıntı.
-Kimse Yüce Kilisemizin itibarını tehlikeye atamaz Sir Azrael. Nasıl yardımcı olabilirim?
-Lord Williams efendim. Lord Williams’a benimle temasa geçmesini rica ederseniz… Daha sonra Lord Williams’ın size göndereceği dosyayı saklamak lütfunda bulunursanız yeterli olacak.
-Sir Azrael Yüce Kilisemizin itibarına darbe vuracak bu sıkıntıdan bahsedin bana. Lord Williams’ı tanırsınız ve bilirsiniz ki ikna olması zor biridir.
-Biliyorum Aziz efendim biliyorum. Bir komployla karşı karşıyayız.Komplo önlenemezse Yüce Kralımız tarafından kilisemize olan bağlılığımız sorgulanacaktır.Kralımız değilse bile
yanındaki danışmanları. Ohh My God! Yüce İsa Efendimiz bizi onların iftiralarından korusun. 
   Lord Arthur’un sesi titredi bir an.”
-Danışmanlar’mı dediniz Sir Azrael?
-Evet Lordum.O lanet sekülarist danışmanlar.İkimizi buraya göndermemek için neler yaptıklarını hatırlıyorsunuz değil mi? 
   Kısa bir sessizlik oldu.“Ohh Lord Arthur ikna olduysa iş tamam demektir.”
-Tamam,Sir Azrael Lord Williams ile ben konuşurum.
-Teşekkür ederim sevgili Lordum.Kilisemiz hizmetlerine küçük bir katkı olarak 250 000 aktarıyorum hesabınıza.
-Kilisemiz senin gibi fedakâr evlatlarına minnettardır Sir Azrael.Yüce İsa bizleri korusun
   Bu kadar stresin sonunda mükâfatı hak etmişti.Üniversiteli metresinin kollarında biraz vakit geçirmek kendisine gelmesini sağlardı.Lord Williams’ın en olmadık zamanda mesela tam yatmak üzereyken arayacağından emindi.Aranana kadar kafasındaki planın eksiklerini tamamlamalıydı. Bunun çok kolay bir yolu vardı.”Aç kollarını bebeğim, küçük fahişem ben geliyorum.”
*
   Sir Aleksander’ın düşündüğü gibi oldu.Genç metresinin kollarında rahatlayan Sir Aleksander saat 23;45 te yatmaya hazırlanırken Lord Williams tarafından arandı.Çalışma odasında iki puro ve yarım şişeye yakın Whisky eşliğinde ve bir saatlik bir konuşmanın ardından yatak odasına geçtiğinde mutluluktan Lady Elenora gözüne melek gibi göründü. Odaya girdiğinde tek gözünü açıp kendisini takip eden karısına;
-Lady’m yarın kahvaltıda omlet istiyorum.İşe geç gideceğim dedi.Yatar yatmaz horlamaya başladı. Rüyasında kendisini Kral’dan takdirname alırken gördü.Sir Aleksander’ın Lord Williams’la telefon trafiği düzenli aralıklarla 15 gün sürdü.Zavallı Sir Aleksander tuvalette daha uzun süre vakit geçirmek ,her gün en az yarım saat.15 gün boyunca litrelerce süt ve nane içmek zorunda kaldı. Hazırladığı plan ve beklediği sonuçlarla Lord Williams’ı bile şaşırtmaktan son derece mutluydu.15 gün sonra karşılıklı olarak düğmeye bastılar.Artık operasyon başlayabilirdi. 



Mustafa Eser



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6341
2 Firari Fırtına 4402
3 Mustafa Ermişcan 3790
4 Hasan Tabak 3507
5 Nermin Gömleksizoğlu 3157
6 Uğur Kesim 3024
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2901
8 Sibel Kaya 2871
9 Enes Evci 2581
10 Turgut Çakır 2277

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:911 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com