Denemeler

Irkçılık ve İslam (Makale)
Okunma: 38
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


Irkçılık ve İslam

Dünyanın bazı bölgelerinde, finans ağalarının birbiriyle çekişmesi, devletlerin siyasi yapılarında kırılmalar oluşturuyor; saltanatı ele geçirme teşebbüsleri beliriyor. Bu teşebbüsler beraberinde bazı meşreplerin kullanılma safhasını getiriyor. En önemlileri: Irkçılık ve mezhepçilik.

Türkiye'de bir zihniyetin hakimiyetine son vermek isteyenler, emek sahiplerini kullanmayı denediler epey zaman. Mezhep mensuplarını dürtmekten de geri durmadılar. Gele gele geldiler ırkçılığa!.. Detayı televizyon ve gazetelerde geniş şekilde yer aldığından, ben, sözü, din bilgini bilinenlerin, bir hekim edasıyla gelişen olaylara hastalık teşhisi koymalarına, o hastalığa kendilerince birer reçete yazmalarına getireceğim.

'Din adamı' denen kişi, din veya dinler hakkında bilgilendirecektir ferdi veya toplumu. Tıp adamı ise, fertte veya toplumda beliren olumsuzlıukların sebebini araştırıp teşhis koyacak, sonra teşhis çerçevesinde reçete düzenleyecektir. O kimselerin uyduruk değil ehil olmaları şarttır ama. Uygulama, aksini gerektirmedikçe ferdin veya toplumun inisiyatifindedir.

Şimdi 'din adamı' bilinen bir zatın şu cümlesini beraber okuyalım: ''Yüce Allah, dedemizi topraktan yarattı. Sonra Havva anamızı yarattı. Sonra nesilleri oradan yaydı. Bir erkek ve bir dişi, kainatın temeli oldu. Gerekçe belli idi: Rabbı tanımak ve insanlarla tanışmak''.

Demek ki, kendine din edinenlerden bir grubun edindiği dinin ana hattı bu imiş. Yaratılmayı böyle bilecek, gerekçesini de Rabb'ı tanımak olarak anlayacakmış. Peki ''insanlarla tanışmak'' dediği ne ola?.. O da, tanınan Rabb'in emirlerinden biridir herhalde!.. Eğer öyle ise, bunun gerçekleşmesini, fertte veya toplumda ferahlığın, mutluluğun ve düzenin hakim olduğu şeklinde anlayabiliriz.

Hoca, o cümlesinden sonra gelen ''Bizler insanoğulları ve müslümanlar olarak Rabbımızı tanımayı becerdik, ama insanlarla tanışmayı beceremedik'' cümlesiyle, tıp adamlığına özenmeyi belli edince, ''Asrımız ihtisas asrıdır'' özdeyişine zıtlığı oluşturuvermiş.

Fikir: İnsanoğulları Rabb'lerini tanımış idiyseler, 'müslüman' sıfatını alırlardı elbette. Ama, insanlarla tanışmayı becerememe iddiası komediye dönüşürdü. Melaike taifesinin Rabb'i tanıdıktan sonra insanlarla tanışma mecburiyeti yok. İnsanların ise, Rabb'den bir tanıtıcı gelmeden Rabb'i tanımalarının imkanı yok. İstisnası Rabb'in seçtikleriyle sınırlıdır.

Ferdin bedenindeki olumsuzluğu, tıp adamı, biyolojik yapıya nazar ederek veya temas ederek teşhis aşamasına getirebilir. Toplumun bünyesindeki olumsuzlukların sebebini ise, sosyoloji uzmanı teşhiş edip tedavi etmeye çalışabilir. Hoca'nın günümüzün ırkçılık illetine karşı söylediği ''insanlarla tanışamadık'' yakınması, sosyal hekimlerin koyması gereken teşhistir. Aslında bu, Rabb'in tanınmadığının da işaretidir. Soru şu: İnsanları tanıyamamakla oluşan ırkçılık illeti, Rabb'in tanınmadığının da işareti ise, din adamı bilinenlerin varlığının sebebi ne?

Hoca'nın yazısının içinde sunulan bilgilere itiraz etmiyorum. Bilgi bilgidir... Günü gelince çok işe yarar!.. Bugün, ülkemizin bünyesinde herkesçe şikayet edilecek olumsuzlukların gözükmesi, sosyal bilimcilerin dışındakilerce konulacak teşhis yüzünden tedavisinin de acı olmasını gerektirecektir.

Hoca'nın şu cümlesini de beraberce okuyalım: ''Irkçılık fitnesinin, düşmanlığın, her türlü azgınlığın, terörün, bölücülüğün panzehiri İslam kardeşliğidir''.

Reçete oluşturmaya başlamış bile Hoca!!!

İslam kardeşliğinin oluşabilmesi için İslam'ın topluma detaylarıyla sunulması gerekmiyor mu?.. Burada ilk görevli, İslam bilgisinin verildiği okuldan geçen yöneticidir. O, saltanat pekiştirme yolunda çok konuşmayı, rakiplerini veya geçmişteki yönetimleri kötülemeyi bırakacak, yalan kelam etmenin ırkçıklık belasını doğuracağını kendi ikrar edemese bile, din adamı bilinenlerce tebliğ edilmesi talimatını verecektir. Buna mecburdur. Yoksa, Hoca'nın ''Kur'an uyarıyor, hem apaçık ayetlerle uyarıyor'' bilgisi, okuyanlarca 'bilgi edinme' ameliyesinden öteye gitmez.

Beklentim: İslam önce üst kattakilere, oradan alt tabakalara detaylarıyla tebliğ edilsin. Edilsin ki, İslam'ı, dindar bilinenler mi yoksa dindarlara uzak görünenler mi benimseyecek, güzelce bir anlaşılsın!

İbrahim Faik Bayav
(22.07.2011 tarihinde yazıldı) 



İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6341
2 Firari Fırtına 4402
3 Mustafa Ermişcan 3790
4 Hasan Tabak 3507
5 Nermin Gömleksizoğlu 3157
6 Uğur Kesim 3024
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2901
8 Sibel Kaya 2871
9 Enes Evci 2581
10 Turgut Çakır 2277

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:918 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com