Hikayeler

Rüyam
Okunma: 1070
cyrancis quarollo - Mesaj Gönder


         Uyuyabildiğimde rüyamın arka bahçesindeydim. Her yer, çocuklar tarafından pastel boyalarla öylesine  boyanmış gibiydi. Net olmayan görüntüler içinde görebildiğim kadarıyla bahçe dağınıktı. Yerler çürümüş yapraklarla doluydu. Bahçeyi dolaştım. Üzerine basılırken kuru yaprakların çıkardığı ses hep hoşuma giderdi. Bu yüzden ağır ağır ve yaprakların üstüne basmaya dikkat ederek yürüdüm. Yüzümü o büyük eve döndüm. İki  katlıydı. Bütün pencereleri kapalıydı. İçeride birileri olduğunu hissettim. Bulanık görüntüler içinde evin kapısını bulmaya çabaladım. O sırada gökyüzü dikkatimi çekti. Gök, inanılmayacak derecede kızıldı. Ve havada bir ağırlık varmış gibiydi. Yürümeye devam ettim. Evin iki tarafını geçmiştim. Kapı hala yoktu. Üçüncü köşeyi döndüm. Ve kocaman bir boşluk gördüm. Etraf bomboştu. Sanki birileri çevreyi iyice silip süpürmüş, hiçbir şey kalmasın diye de yerleri tümüyle kazımıştı. Gerçekten bir boşluğun içindeydim. Bastığım yer bile görünmüyordu. Havada duruyordum sanki. Çok şaşırdım. Çünkü şimdiye kadar hiç boş bir yer görmemiştim. Boş dediğim yerlerde bile çalı, çırpı  ve toprak olurdu. En azından bastığım yeri görürdüm. Oysa burada hiçbir şey yoktu. Bu dünya sanki sadece arkamda duran büyük ev ve arka bahçesinden ibaret gibiydi. Benliğimi şaşkınlıktan zorlukla sıyırdım ve arkamı döndüm. Oh, nihayet gözlerim alıştığı görüntülere kavuşmuştu. Evet kapı tam önümdeydi. Fakat bu görkemli eve göre çok küçük bir kapıydı. İçeriye, iyice eğilerek girebildim. Ve gözlerim yine şaşkınlıkla açıldı. İçerisi her şeyle bezenmişti. Duvarlara yüzlerce resim çizilmişti. Tavan da o haldeydi. Bütün objeler, hareket halindeyken resmedilmişti. Tavanın ortasından devasa bir avize sarkıyordu. Kökleri tavanın içlerine girmiş, yaprak yerine özenle kesilmiş cam parçaları taşıyan bir ağaca benziyordu. Yerler tamamen halıyla kaplıydı. Halının tüyleri o kadar uzundu ki, bastıkça ayaklarım içinde kayboluyordu. Bu ortamda da boşluk kavramı yoktu. Ben, hiç böylesine her şeyle kaplı bir yer de görmemiştim. Benim gördüğüm evlerde duvarlarda bir-iki tablo, bakırdan bir tepsi olurdu. Geri kalan kısımda ise duvar boyasının rengi görünürdü sadece. Yerler tamamen halı kaplı olmazdı. Daha önce gördüklerim de şimdi tüylerini hissettiğim halı kadar zengin dokunmamışlardı. Bu görüntü zengini odadaki yürüyüşüm bir merdivenin önünde son buldu. Merdiven de bir garipti. Kıvrıla, kıvrıla sanki gökyüzüne kadar uzanıyordu. Bu merdiveni görünce buranın bir gökdelen olduğunu sanırdınız. Ama on dokuzuncu basamakta bunun bir göz yanılgısı olduğunu anladım.

Önümdeki uzun koridorun sonunda bir kapı vardı. Koridor, alıştığım şekilde dizayn edilmişti. Açık sarı renge boyanmış iki duvardı gördüğüm. Bana deminki iki şaşkınlığı yaşatan görüntülerden eser yoktu. Rüyanın garipliğinden birazcık sıyrılabilmem içindi galiba. Yürüdükçe içimde kapının ardında biri olduğu hissi gittikçe büyüyordu. Sonunda kolu çevirip kapıyı açtığımda bu his yerini gerçeğe bıraktı. Ve bir kez daha şaşkınlık bir girdap gibi beni içine çekti. Bu girdaptan hiç çıkamayacakmışım gibi geldi. Ama öyle olmadı. Yüzerek bu şaşkınlık girdabının yüzeyine kadar çıktım. (Koridordaki beni rahatlatan yürüyüştü sanırım bunun nedeni).  Fakat tamamıyla kurtulamadım. Çünkü odanın sol tarafı her şeydi, sağ tarafı hiçbir şey. Vücudumun çoğunluğu sağ tarafta duruyordu. Birden gözüm üzerime takıldı. Sol elim ve sol bacağım dışında her yerim şeffaflaşmıştı. Daha doğrusu yok gibiydi. İçimi müthiş bir dehşet sardı ve kendimi sol tarafa attım. Oh, şimdi vücudum yerindeydi. Fakat bir değişim oldu ve her yanım sonsuz renklerle kaplandı. Donup kalmıştım. Her tarafımda renkler oynaşıyordu. Fokur fokur kaynayan su gibi sürekli hareket ediyorlardı. Sonra “korkma, alışırsın” diyen bir ses duydum. Gerçekten de öyle oldu. Renkler durulmuştu şimdi. Odanın ortasında, geniş bir koltukta oturan yaşlıca bir adamla buluştu gözlerim. Kollarını, koltuğun dayanaklarına koymuş rahat bir şekilde oturuyor ve beni izliyordu. Yüzünde hiç merak izi yoktu. Sanki yıllardır beni tanıyormuş gibiydi. Koltuk, her şey ve hiçbir şey taraflarının tam ortasındaydı. İki tarafı ayıran keskin çizgi koltuğun tam ortasından geçiyordu. Keskin çizgi, adamı da tam ortadan ikiye ayırıyordu. Adamın sağ tarafı, renklerin sonsuz evreniydi; sol tarafı boşluğun okyanusu. Ve adam halinden hiç de şikayetçi görünmüyordu. Ben ağır ağır kalktım. “Siz kimsiniz” demek üzere ağzımı açtım ama sesim çıkmadı. Kendimi zorladım ama yine olmadı. Sanki sesim dipsiz bir kuyudaydı ve oradan çıkmaya çabalıyordu. Adam, “kendini zorlama. Seni duyuyorum” dedi. Fakat bunu söylerken ağzını açmamıştı. “Nasıl oluyor bu” diye içimden sordum. “Rüyalarda zihinden konuşulur. Çünkü rüyalar zihindedir” dedi. “Peki siz kimsiniz" diye tekrar sordum, adamın, maviliği boşluğun içinden belli belirsiz ışıldayan sol gözüne bakarak. “Ben, rüyalarını kullanıp hayatına yön verecek olan kişiyim” diye karşılık verdi. “Öncelikle dış kapı için özür dilerim. Tahminimden önce derin uykuya geçtin. Kapıyı büyütecek vakti bulamadım. Şimdi asıl konuya gelelim. Bir süredir gelecek kaygısı yaşıyorsun. Kararsızlık içindesin. Her geçen gün kaygın artıyor” dedi. “Siz nereden biliyorsunuz” diye aslında cevabını bildiğim bir soru sordum. “Rüyalarına bunu yansıtıyorsun. Ve ben de izliyorum. Apaçık bir şekilde görüyorum hem de”. “Peki hayatıma nasıl yön vereceksiniz?”. “Aslında bunu ben değil sen yapacaksın. Ben kaygılarını, kararsızlıklarını yok edip sana yardımcı olacağım." Eliyle işaret ederek sözlerini sürdürdü: “Hayat böyle iki yönlüdür. Burada gördüğün gibi. Aslında sonsuz sayıda yön vardır ama senin anlayabilmen için şimdilik iki yönden bahsetmem yeterli olacak. Yaşam içinde deneyimlerin arttığında diğer yönlerin farkına varacaksın. Neyse... Bazıları, belki de böylesi kolaylarına geldiğinden,  hayatlarını tek bir yönde sürdürür. Diğer yönü hiç düşünmez. Hayatlarını devam ettirirlerken sadece yaşadıkları yönün fırsat kapılarını açarlar. Ama bazen bu kapıların biri açılmaz. Ve o açılmayan kapıyı açmadan diğerine geçmeleri mümkün değildir. O anda tüm kötü şeyler hayatlarını doldurur ve onlara ölümü istemekten başka bir şey kalmaz. Bazıları da bu iki yönün kesiştiği çizgiden yürürler. Yaşadıkları hayat diğerlerine göre daha rahattır.  Çünkü onlar her iki yönün fırsat kapılarını kullanırlar. Bir yönün fırsat kapısı açılmadığında diğer yönün kapısı mutlaka açılır. Ve bu insanlar hayatta yapabilecekleri her şeyi yaptıktan sonra ölüm onları alır. Fakat onlar huzurludur. Hayatta hiç kuşkuları, keşkeleri ve kaygıları olmamıştır. Sen de bu insanlardan olmalısın. Bu iki yönün kesiştiği çizgiden yürümelisin. Her ayağın bir yöne basmalı. Fırsat kapılarını, diğerlerinden daha fazla kullanacağını ve hiç açılmayan bir kapıyla karşılaşmayacağını unutmamalısın. Böylece kaygıların, kararsızlıkların yok olur. Gitmek istediğin yere kolayca varırsın. Şimdi şuraya gel ve ayaklarını çizginin iki yanına koy. Çizgiyi takip etmeye buradan başlayacaksın. Uyandığında bu rüyayı çok iyi anımsamanı sağlayacağım. Sana burada gösterdiklerimi ve öğrettiklerimi, hayatta uygulayabilmen için. Şimdilik hoşça kal. Hep rüyalarında olacağım. İhtiyacın olduğunda görüşürüz yine.” dedi ve aniden yok oldu. Beraberinde evi de götürmüştü. Şu anda önümde karayolu çizgisi gibi bir çizgi uzanıyordu, göremediğim yerlere doğru. Ve her iki yanında sıra sıra kapılar vardı. Ayaklarımın çizginin iki yanında olmasına dikkat ederek yürümeye başladım. İçimi,  hayatın çaresizlikle kaplanamayacak kadar basit olmadığını anlamanın verdiği bir ferahlık doldurmuştu. Ferahlık, içimden ışık olarak yansıdı dışarıya. Neler göreceğimi çok merak ederek ama kendimden emin bir şekilde sol yandaki ilk kapıyı açtım.        

 




cyrancis quarollo



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6356
2 Firari Fırtına 4416
3 Mustafa Ermişcan 3815
4 Hasan Tabak 3524
5 Nermin Gömleksizoğlu 3172
6 Uğur Kesim 3034
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2936
8 Sibel Kaya 2884
9 Enes Evci 2595
10 Turgut Çakır 2287

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:81 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com