Denemeler

Kemalizm nedir?.. Var mıdır? (Siyasi Makale)
Okunma: 49
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


Kemalizm nedir?.. Var mıdır?

Kazım Güleçyüz'ün 'Müflis Proje: Kemalizm' yazı dizisi ''Tükenen Kemalizm'in ömrünü kimler uzattı?'' sorusuyla başlıyor. Can çekişirken suni tenefüs verdirildi galiba! Peki, ayağa kalkabildi mi? Yazı dizisinden anladığımıza göre, kaldırılmaya çalışılmış. Güleçyüz'ün yazısı Ergenekon operasyonlarını, Kemalist sistemin safralarından temizlenip arındırılması şeklinde gösteriyor.

'Kemalizm' denen şey ölüdür.

Kemalizm, Emre Kongar'ın yazdıklarından öğrendiğime göre, 12 Eylül 1980'de yediği darbeyle tahrip edilmiş. Yani bitirilmiş. Bkz: http://www.kongar.org/makaleler/mak_ke.php

12 Eylül darbecilerinin, Anayasa'ya, Atatürk'ün ilke ve inkılaplarının korunmasına yönelik madde koymalarını Kemalizm'i yaşatma olarak anlamamak gerekir. Güleçyüz'ün yazısında, (Taha Akyol'dan yapılan alıntıda), Atatürkçü bilinenlerin, ''Atatürk ilke ve inkılapları'' ve ''Atatürk milliyetçiliği'' terimlerini kullanmaktan kaçınmaları bilgisi, 'Kemalizm' denen şeyin olmadığının, ona benzer bir şeyin oluşturulmak istenmesinin işaretidir.

Kemalizm, 12 Eylül 1980'de bitmişti. Bütün Atatürkçü görünümler birer maskeden ibaretti. Geniş bir ufuk açılmış, İslami hakikatlerin anlaşılmasına imkan verilmişti. İslam'a cephe almış çok kimselerde, Kur'an sayfalarına girme, Hz. Muhammed'i tanıma gayretleri arttı. Ama ne olduysa oldu, faili meçhul cinayetler, doğuda halka zulüm yapmalar, İslam'a yönelik dikkatleri birden bire şer cephesine çevirdi. İşin en kötü ve berbat tarafı, ''Kur'an bizim kitabımız. Atatürk ve CHP Kur'an'ı yasakladı'' diye bağıranların, Kur'anî hakikatlere yanaşmamakta inat etmesiydi. Bir zerdüşt, Kur'an'ı okuyordu, ayetleri tevil ediyordu ama, Kur'an ilmine vakıf olanlar ayetlerin açıklanmasına yanaşmıyordu.

Ergenekon operasyonlarıyla ortaya çıkan gerçeği hatırlatmış Kazım Güleçyüz. Bu gerçeği, Kemalizm bekçiliğinin devrinin tamamlandığı şeklinde yorumlamış. Öyleyse, bugün, AK Parti tarafından neo-Atatürkçülük hareketinin başlatılması, Kemalizmin devam ettirilmek istendiği şeklinde değil, Kemalizm'le kendini hissettiren güce yanaşmak şeklinde anlaşılmalıdır.

Kemalizm'i 12 Eylül 1980'de taprip eden darbeciler, bunu yaparken -Atatürkçü- adlı birer maske takmışlardı yüzlerine. Hiç bir Atatürkçüyü inandıramadılar. AKP'liler ise, ikişer maske takıyorlar suratlarına. Bir Atatürkçülere, bir dindarlara görünüp, onları aynı pota içinde tutmaya çalışıyorlar. Çünkü dünyayı saran ekonomik krize karşı Türkiye'yi inisiyatifinde tutmak isteyen gücün buna ihtiyacı var.

AK Partililer, ''Hedefimiz Atatürk ilke ve inkılaplarını toplumun ortak paydası haline getirmek'' diyerek -En hakiki Atatürkçülük- mesajı veriyorlarmış! Kazım Güleçyüz buna ''neo Atatürkçüler'' diyor.

Neo- Atatürkçü olan AK Parti, Atatürk ilke ve inkılaplarını toplumun ortak paydası haline getirmeyi hedef yapsa da, altı ilkeden 'devletçiliği' tepmesi, İngilizlerin, Hindistan'da saygı duyulup dokunulmayan inekleri süsleyip kesime götürmesinden farksızdır. Hem sonra, Kemalizm'in bir şubesi olan Harf İnkılabının en koyu Atatürk muhaliflerinin bile ruhuna yerleştiğinin kabul edilmesi gerekir. Bugün, kullanılmayan 'x', 'w', 'q' harflerini alfabeye dahil ettirmek isteyenler, bu şekilde Atatürk'e olan muhalefeti canlı tutmaya çalışıyorlar. Bunun da arkasında, Kemalizm'e reddiye değil, Kemalistlerin dayandığı güce reddiye yatıyor.

6 Ekim İstanbul'un kurtuluşu ile ilgili bir yazıda, yazar soruyordu: ''İstanbul kimden kurtulmuştu?'' İşte Kemalizm'i devam ettirme sanılan olay, bu soruya verilecek cevabın kendisidir.

Güleçyüz'ün, sosyal gidişatla siyasi gidişatın merhalelerini birbirine karıştırması, zihinlere Kemalizmin hâlâ devam ettiriliyor zannını veriyor.

Kemalizm bitmiştir. Atatürkçü görünümler... Atatürk'e yapılan iltifatlar... Atatürk yolunu göstermeler... ve benzerleri, yalan söyleme, Atatürk perdesi gerisinde saltanatta kalma, saltanat kapma, dünyalık devşirmeden başka hiç bir şey değildir.

Kazım Güleçyüz, Yrd. Doç. Dr. Ertan Aydın'ın ''Atatürk'le başlayan demokrasi projesinin tamamlayıcısı olma misyonunu bugün Erdoğan hareketi üstlenniş gözüküyor'' cümlesini alıntılamış. Güleçyüz, Mustafa Kemal'in hayatta iken giriştiği Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ile Serbest fırka denemelerini hatırlatıp, Ertan Aydın'ın görüşünü çürütmeye çalışmış.

Eğer Atatürkçülük bu olayla anlatılmak istenirse, Osmanlı'nın son devrinden başlayıp günümüze kadar gelen her iktidar devrindeki değişik partilere gösterilen reddiyeyi Atatürkçülük bellemek gerekir. Halbuki Ertan Aydın, o cümlesiyle, meselenin altındaki gizli bir sırrı ima ediyor gibi. Güleçyüz, o sırrın üzerine basmış. Basmış ama, bastığı yerin altında ne olduğunu bilmeden, ''Haddizatında, demokrasiye de, AB sürecine de Atatürkçülük adına karşı çıkanlar doğru yapıyor. Çünkü -öz Kemalizm- bunu gerektiriyor'' doğru değerlendirmesinde bulunmuş.

Devletlerin siyasi ilişkilerine vatandaşların aklı ermez. Bir devlet, hayatiyetini korumak için, yeri gelir belirli oluşumlarla anlaşma yapar; oluşumların isteğini yerine getirir. Yeri gelir anlaşmayı tek taraflı bozar; çünkü rizki göze almıştır. Yeri gelir bazı oluşumları anlaşmaya zorlar. Bu, devletin başındaki Atatürk ve İnönü için böyleydi; Menderes ve Demirel için de böyleydi; Erdoğan için de böyledir. Bizim, ''Bitti'' dediğimiz Kemalizm, bu değil.

1930 - 1938 yılları arasında bir takım sosyal uygulamalarla başlatılmış Kemalizm dediğimiz şey.

Atatürk'ün ilke ve inkılaplarının, baskı ve zulümle benimsetilmesi hali, Kemalizm'den anladığımızdır.

Kazım Güleçyüz, Erdoğan'ın, Atatürk ilke ve inkılaplarının koruyucusu olduğunu iddia ettiği Meclis konuşmasına verdiği cevapta Kemalizm, Kur'an'ın ve İslam harfli eserlerin yakıldığı, okuyanların takip edildiği, din derslerinin okullardan kaldırıldığı, ezanın Türkçeleştiği, camilerin ot deposu yapıldığı, şapkaların kafalara zorla konduğu, Bediüzzaman'ın talebelerinin tazyik gördüğü, Atatürk'ün rejimine muhalif diye bir beldenin bombardımana tutulduğu şeklinde anlaşılıyor. Atatürk'ün rejimine muhalif bilinen beldenin bombalanması, dikta uygulamasıdır. O uygulama, sadece Atatürk rejimine münhasır olmayıp, yeryüzündeki bütün dikta rejimlerinin ortak paydasıdır.

Diğerleri ise: Epey zamandır, Kur'an başta olmak üzere İslam harfli eserlerin basım ve yayımı o kadar rahat ki, istense bile, ''Halka mı soruldu da kabul edildi'' diye infial duyulan harf inkılabına uymaktan vazgeçilemez. İslami ve imani hakikatler, insanlara, islam harfli yazılarla değil M. Kemal'in baskıyla kabul ettirdiği Latin harfleriyle ulaştırılıyor. Camiler pıtırak gibi her beldede bitiveriyor; 'ot deposu' değil 'süs deposu' oluyor mübarekler! Camilerin tavanları ve iç duvarları, desen desen, ışıl ışıl olduğundan gözleri alıyor. Radyo ve televizyonların belirli saatlerdeki Kur'an tilavetleri kulaklarımızdan uzak olmuyor ki.

Risale-i Nur'un bazı kitaplarını 1975 yılında Bayrampaşa'daki bir caminin kütüphanesine koyduğumda, görevli tir tir titreyip kütüphaneden kaldırmıştı. 1980 darbesi sonrası, Said Nursi'nin kitaplarına ilişilmeyecek haberini gittiğim dershanede duydum. Nurcular, rahattı.

Demek ki, Kemalizm bitmişti.

Kazım Güleçyüz'ün ''Sivil Kemalizm'' dediği AK Parti uygulamasının gerçeğe bakan yönüne ışık tutarsak, bilmemiz gereken, ama kolay anlayamayacağımız bilgi karşımıza çıkar. O, Türkiye üzerinde inisiyatif kazanmak isteyen İngiltere'yi hoş tutma hareketidir. Mustafa Kemal'in dayandığı güç İngiltere idi. 1938 yılında, İsmet İnönü sayesinde, İngiltere olarak bilinen güç Amerika Birleşik Devletleri olarak değişti; 1947 12 Temmuz anlaşmasıyla perçinlendi. Önceden CHP delegesi olan Adnan Menderes'in Demokrat Parti hareketi, Türkiye'yi tekrar İngiltere güdümüne sokma hareketidir. 1947 anlaşması gereği 1960'da Amerika tarafından işi bitirildi Menderes'in ve DP'nin. Bugün AKP ile aynı şey tekrar edilmek isteniyor, fakat başarılamıyor. AK Partililere, Atatürkçülerin baskıları karşısında, yalancıktan Atatürk sevgisi göstermekten başka hareket kalmıyor.

Kemalizm'in ne olduğunu, var olup olmadığını anlayabildik mi acaba?

İbrahim Faik Bayav
(26.10.2011 tarihinde yazıldı) 



İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6348
2 Firari Fırtına 4409
3 Mustafa Ermişcan 3802
4 Hasan Tabak 3516
5 Nermin Gömleksizoğlu 3165
6 Uğur Kesim 3029
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2920
8 Sibel Kaya 2878
9 Enes Evci 2588
10 Turgut Çakır 2282

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:93 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com