Hikayeler

Bilgiç Dayı'dan Nükteler-27 (261 - 270)
Okunma: 54
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


261) AKLAMA MERKEZİ

Ergenekon davasına devam ediliyordu. Sanıklar izin verildikçe söz alıyordu. Söz alan biri, Doğu Perinçek'e sözünü dokundurdu. Dokundurunca Perinçek, izin mizin dinlemedi. Yerinden fırlayıp, ''Cezaevinden aklanarak aslan gibi çıkacağım'' dedi.

Vatandaşlar Bilgiç Dayı'ya sordular:

''Cezaevi nasıl bir yerdir Bilgiç Dayı?''

Bilgiç Dayı cevap verdi:

''Aklayıp paklayıp aslanlığa özendiren AKlama merkezi!''


262) SAMİMİYET BEKLENİR

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Meclis'teki konuşmasında, muhalefete laf atarken iktidarının niyetinin ne olduğunu da açıklamaya çalıştı. Dedi ki; ''Türkiye'nin geleceği için büyük umutlar taşıyoruz. Onun için inadına demokrasi, inadına milli birlik, ve inadına kardeşlik diyoruz''

''Umut taşımak güzel şey olsa gerek diyen vatandaşlar Bilgiç Dayı'ya sordular:

''İnadına demokrasi, inadına milli birlik, inadına kardeşlik neyi gerektirir Bilgiç Dayı?''

Bilgiç Dayı, yumruğunu sıkıp ileri uzattı:

''İnadına anlaşılırlık, inadına benimsenirlik, inadına saminiyet gerektirir elbette!'' diyerek cevap verdi. ''Tabi, demokrasiyi, kardeşliği ve de birlik beraberliği sahiden isteyenler bulunduğunda!''


263) KARŞI KARŞIYA GELMEK

AK Parti'li bir vekil, kendi partisinin icraatına canı sıkıldı. Biraz da, eğlence olsun kabilinden, ''Hükümeti askerle karşı karşıya getirecekler'' dedi.

O öyle deyince vatandaşlar Bilgiç Dayı'ya sordular:

''Hükümeti askerle karşı karşıya getirirlerse ne olur Bilgiç Dayı?''

Bilgiç Dayı cevap verdi:

''Enteresan bir şey olur herhâlde! Asker, -yerine bırakacağı şapkası var mı- diye bakar hükümetin başındakine. Hükümetin başındaki de, -şimdi şapka kanununu hatırlatacak bana- diye endişe eder!''


264) İLGİNÇ BENZETME

Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdullatif Şener, teşkilatıyla ilgilenmek için Denizli'ye gittiğinde politikacı üslubuyla konuşmaya başladı. İktidar mensuplarının mantığını, duyarlılığını, iş yapma biçimini sorguladı. Sonra, ''İktidardakilerine baktığımda aklıma Daltonlar geliyor'' dedi.

Güldüler tabi vatandaşlar. Ama iktidara 'Daltonlar' benzetmesinin sırrını anlayamadılar. Anlayamadıkları için de Bilgiç Dayı'ya sordular:

''Abdullatif Şener hükümet üyelerini niçin Daltonlar'a benzetti Bilgiç Dayı?''

Bilgiç Dayı cevap verdi:

''Macera, o karakterlerle sürdüğünde etkili olduğu için herhâlde! Ya da, maceranın uyum yerini, bir şekilde hatırlatmak için!''


265) HUKUK VE AYKIRILAR

Ülkedeki olumsuz gelişmeleri değerlendiren Dengir Mir Mehmet Fırat, hukuk devleti teriminin tarifini yaptı. Hiç bir kurum veya kuruluşun hukukun dışında kalamayacağını belirtip; ''Kim ne olursa olsun, rütbesi ne olursa olsun, hangi makamda olursa olsun, hukuka aykırı davrandığı zaman, hukuk bir gün mutlaka yakasına yapışır'' dedi.

Vatandaş Bilgiç Dayı'ya sordu:

''Hukuk birgün aykırının yakasına yapışınca ne olur Bilgiç Dayı?''

Bilgiç Dayı çenesini kaşırken;

''Onun gücünü kuvvetini tartar herhâlde!'' dedi ''Alteder miyim, yoksa altedilir miyim diyerek!''


266) YASA YASAYA KARŞI

Devletin bir meclisi varmış... Bir ordusu varmış... Bir yargısı varmış... Ve bir de, kozmik odası varmış! Bir olay olmuş bir gün. Yargı'nın bazı mensupları, olayın delilini bulmak için kozmik odaya girmek isteyince, Yargı'nın başka mensupları, ''Devlet sırlarının bulunduğu yerdir. Giremezsiniz'' diye önlerine dikilmiş.

Girmek isteyenler ''Şu yasanın şu maddesi'' gereğince demişlerse de, önlerine dikilenler ''Bu yasanın bu maddesine göre olmaz'' diyorlarmış.

Bu rivayeti gazetelerden okuduklarında kafaları karıştı vatandaşların. O karışık kafalarla Bilgiç Dayı'ya geldiler. O'na;

''Yasalarla yasalar ne diye karşı karşıya getiriliyor Bilgiç Dayı?'' diye sordular.

Bilgiç Dayı, hikmetini bilmezdi ki devletin böyle garip işleyişinin. Bakışlarını şaşkınca bir noktaya dikti. Kafasını kaşırken;

''Yasa yapanlar karşı karşıya gelmesin diyedir herhâlde!'' dedi. ''Ya da yasalar birbiriyle tokuşsun, yıkılsın, yasa yapanlara yeni yasa yapma görevi çıksın diye!''


267) HAYDUTLUK DİNİ

Kurban kesmek dinin gereği diye empoze edilmişti. Çok vatandaş, dindarlığı, kurbanlığın parasını muhtaca vererek yapmak istidiğinde, ''olmaaaazz!'' tepkisiyle larşılaşıyor, dindar sayılmama korkusuna düşüyordu. Bazı vatandaşlar bu korkuyla kurbanlık paralarını, koyun ve sığır kesme örgütlerine yatırdılar.

Kurban bayramı geldi geçti. Birgün televizyon ekranında parası alınan koyunların ve sığırların kesilmediği, kesilmiş numarası yapıldığı duyulduğunda, vatandaşlar dizlerini dövmeye başladılar.

Bilgiç Dayı'ya gelen vatandaş;

''Benim param neden fakire-muhtaca gitmedi de kurban haydutlarına gitti Bilgiç Dayı?'' diye sordu.

Bilgiç Dayı;

''Hükümet icraatıyla haydutların da düşünme ve düşünceyi yaşama özgürlüğü oluştu da ondan!'' diyerek cevap verdi. ''Baskın yapılıp yakalanmasaydılar, haydutluk dini de oluşacaktı; oluşamadı!''


268) TRANSBELLEKTÜEL

Toplumda, bilmediği şeyleri bilirmiş gibi yapanların varlığı seziliyordu. Bu sezgiye kapılan vatandaş, Bilgiç Dayı'ya sordu:

''Bilmediği halde bilirmiş gibi yapanlara ne ad verilir Bilgiç Dayı?''

Bilgiç Dayı cevap verdi:

''Transentellektüel deniyormuş galiba. Ve bunlar, ''mış'' gibi yapmayı yaşantı hâline getirmişlermiş!''

Vatandaş, gözleri dalgın 'yaa!' dedi. Sonra merakı olduğundan yine sordu:

''Peki bildiği şeyi bilmezmiş gibi yapanlara ne denir Bilgiç Dayı?''

Bilgiç Dayı, vatandaşa;

''Transbellektüel denir herhâlde!'' diyerek cevap verdi. ''Ve bunlar, ''mış'' gibi yapmayı yaşantı haline getirmenin ortamını hazırlarlarmış!''


269) İSLAM'I ANLAYAMAYAN ZAVALLI

Gösterilmeyen, belletilmeyen zamanlar çok geride kalmış, İslam pınarı açık seçik görünür olmuştu. Bu pınara, karşıtlar, beğenmeyip geri dursalar da, yandaşlarının, benimsediği pınardan istifade edememesi, düşünce ehli bir zata ''zavallı islam'' dedirtiyordu.

Vatandaşlar bu denileni duydular. Bilgiç Dayı'ya;

''İslam ne zamandan beri zavallı'' diye sordular.

Bilgiç Dayı;

''Göze gözlük yanlış takıldığından beri!'' diyerek cevap verdi. ''Her şey ters çevrildi; zavallılıktan kurtaracak olan İslam, zavallılarca zavallı görünür oldu.''


270) KARARSIZLIK

İçişleri Bakanı, Meclis'e geleceği söylenen demokratik açılım hakkında bilgi veriyordu. 'İnsan hakları alanındaki çalışma' bölümünde, 18 yaş altındaki tüm çocukların çocuk mahkemelerinde yargılanmasına yönelik kanun tasarısının Meclis'e gönderildiğini, gündeme alınmayı beklediğini bildirdi.

O bildirdi, vatandaş da Bilgiç Dayı'ya sordu:

''18 yaş altı çocuklarla ilgili tasarı kanunlaşmak için neden bekliyormuş Bilgiç Dayı?''

Bilgiç Dayı cevap verdi:

''Çocukların 18 yaş altı olup olmadıklarına karar verilememiş de ondan!''

İbrahim Faik Bayav
(09.01.2010) 



İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6348
2 Firari Fırtına 4409
3 Mustafa Ermişcan 3802
4 Hasan Tabak 3516
5 Nermin Gömleksizoğlu 3165
6 Uğur Kesim 3029
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2920
8 Sibel Kaya 2878
9 Enes Evci 2589
10 Turgut Çakır 2283

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:127 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com