Denemeler

Takvanın Ne Olduğu Anlatılmalı (Makale)
Okunma: 35
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


Takvanın Ne Olduğu Anlatılmalı

Takva, yaşantımızı düzene koymamızı gerektiren usuldür. Kur'an'da, Rab, madem ki işaret ediyor veya emrediyor; o zaman takva denen usulün anlaşılır olması lazımdır. Uyulursa 'cennet bahçesi' benzeri yere girme kolaylaşır. Kur'an'ı meallendirdiğini bildiğim arkadaşımız açıklama yapmaya yanaşmadı. O zaman ben açıklamaya çaba sarfedeceğim.

Bakara Suresi'nin başındaki ayetler, takvayı değil ittikaa edenleri yani müttakıileri tarif ediyor. Al-i İmran 133 ve devamı da öyle. Arkadaşımız bunu farketmemiş. Zariyat Suresi'in 15'nci ayeti de muttakilerin ittika etmelerinin neticelerini cennete girme şeklinde alacaklarını bildiriyor.

Takva, arkadaşımızın kabul ettiği gibi Allah'ın emrettiklerinin yerine getirilmesi olarak tarif edilebilir elbette. Ama bu, emrin geldiği zamana münhasır kalır. Mesela ayette geçen ''mallarında isteyen-istemeyen yoksullar için bir pay vardı'' ifadesine göre ittika edenler pay verecektir takva gerçekleşecektir. Ama, 'pay' şartlara göre değişkenlik arzeder. Hâliyle o günün şartlarıyla bugünün şartları arasında da değişme gözlenecektir. O gün bunun bir ölçüsü olmuştur mutlaka. Aynı ölçü bu güne uygulanırsa ortaya istismar çıkar. Öyleyse yeni bir ölçü bulunması gerekir. O günün takva biçimini günümüzde de Allah'ın emri bilirsek, takva uygulaması aynı ölçüde olacak emri Allah'tan gelmiş midir, diye sorulur.

Al-i İmran 134'te Allah'ın güzel davrananları seveceğinden bahsediliyor. Takva eşittir güzel davranma denebilir o zaman. Ama, şartlar değiştikçe güzel davranma şeklinin değişeceğinin de kabul edilmesi gerekir.

Bakara Suresi'nin 194'ncü ayetinde hürmete karşılık hürmet ilkesi var. Karşılıklı yasaklanan devrede düşman bilinene ittika gereği saldırma olmayacaktır. Saldırıya uğranılırsa, ittika karşılık vermeyi gerektirir. Ama unutulmasın; bu, herhangi bir savaştan barışa gidileceği aşamadadır. O zaman teçhizatı ok, kılıç, mızrak kullanmak da takva çerçevesindedir. Bugün, aynı teçhizatı kullanmak takva olmayacağı gibi, gelişmiş teknolojik araçlarla mutlaka karşılık verme de takva olmayacaktır. İsrail zulmüne karşılık veren filistin'e bakılsın. Benzer silahlarla karşılık verilmesi yüzünden Filistinliler'e 50 yıldır cennet gözükmediği gibi cennet için bir küçük belirti de oluşmamakta.

Geçmişte ata veya deveye binilip seyahat edilebilirdi. Çünkü Kur'an onların insanlar için yaratıldığını belirtiyor. Bugün aynı şeyin yapılması güzel davranış olamaz. (Farkında mıyız, günümüzde; ''Onlar otoyolda ata, deveye binip gitmezler'' gibisinden uyarı Allah'tan gelmedi. Otobüslerde koltuklara yaslanıp rahat gidiyor herkes)

Bir şöförün 10 km limitli yerde otosuna 50 km hız yaptırması güzel davranış değildir. (Allah'tan öyle yerde 10 km gidilecek emri de gelmedi. Hız limiti 10 ise 10 yapacaksın takvayı oluşturacaksın)

Parası olanın hendese ilmine aykırı bina dikmesi güzel değil çirkin davranıştır. İstanbul Belediye Başkanlığı tehlikeli gördüğü için öyle binalara yıkım emri getiriyor. Allah'a inandım diyenlerin gözünün yaşına bakmadan... (Allah'tan buna dair de emir gelmedi)

Herhangi bir belediyenin açtığı çukuru açık bırakıp gitmesi de güzel değil çirkin davranıştır. ''Takva sahibi çalışanlar açtıkları çukuru kapatıp öyle gitsinler'' şeklinde Allah'tan gelen bir emir yok. Ama öyle yapılması ittika gereği. (Bazı belediyelerin elemanları Allah'tan emir gelmediğinden olacak, açtıkları çukuru açık bırakıp gitmekten, ölüme sebep olmaktan utanmıyorlar)

Bir şey daha söyleyeyim: Dindar diye güvenip seçtiğimiz vekiller, önümüzdeki ay Meclis'i terkedip tatil yapacaklar. Tam üç ay gözükmeyecekler Ankara'da. Çıkması gereken kanunları dosyaların içinde kapalı tutup kaybolacaklar. Paralarını da trınk peşin alacaklar; ceremesini fukara halkın üstüne bırakacaklar. Takvalı olmaktan bahsedenlerin hiç birinden itiraz sesi yükselmeyecek. Acaba üç ay vekillerin tatil yapması Allah'tan gelen emir bilinip güzel davranış olarak mı karşılanacak? Yoksa emir gelmemiş, mubahtır canım mı denilecek?

Takvanın ne olduğu açıklanmalıdır derim ben; hem arkadaşımıza hem Kur'an meallendirmeye heveslilerin hepsine. Yoksa ''Kur'an'a inandım'' diyenlerin ehl-i necat olma şansı bulunmayacak.

İbrahim Faik Bayav
(21.06.2012 tarihinde yazıldı) 



İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6356
2 Firari Fırtına 4415
3 Mustafa Ermişcan 3813
4 Hasan Tabak 3524
5 Nermin Gömleksizoğlu 3171
6 Uğur Kesim 3034
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2934
8 Sibel Kaya 2883
9 Enes Evci 2594
10 Turgut Çakır 2287

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1103 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com