Romanlar

beni son halimle hatırla / ölüm döşeği
Okunma: 1391
Firari Fırtına - Mesaj Gönder


Beni Son Halimle Hatırla / Ölüm Döşeği

Hafif
bir uyanışım olmuştu o an, gözlerimi kısarak açabiliyordum ve belli
belirsiz konuşmaları anlayamadan insanların suretlerini seyrediyordum.
Kimlerdi ve ne konuşuyorlardı bilemiyordum ağrım çok her yanım acıyordu.
Öyle gözlerimi kısarak sessiz yastığımı biraz düzelterek yorganıma
sarıldım.

Evimiz iki odalı yaz aylarında bir sorun yaşamıyoruz
havalar bizim buralarda serin gibi ama kış aylarında ısınmak ve sıcacık
bir sobanın önünde kıvrılarak o demli çayı zevkle içebilmek ne mümkün.
İki odanın birinde zaten çocuklar, yataklar ve ıvır zıvır eşyalar var,
diğerin de ise şuan ben yatıyorum haliyle geçmiş olsuna gelenler
gidenler vs.. Oda pek soğuk değildi, belkide benim yorganın azizliğiydi o
anlayamıyordum kalkıp pencereden dışarıya bile bakamıyordum. Ama
insanların giyim şekillerine bakarak anlayabiliyordum bazı şeyleri hava
buz gibiydi ve diğer oda'da çocuklarım biliyordum ki üşüyorlardı,
donuyorlardı. Çünkü orda ne bir soba ne de bir ısınma ile ilgili hiç bir
nesne yoktu.

Ben bunları düşünürken uzandığım yer bana diken
oldu, gözlerim doldu gözlerimi açmadan ağlamayı tercih ettim, ağladım.
İçimden dualar ederek her defasında 'benim ömrümden al çocuklarıma ver'
diyen ben, şimdi ise 'Allahım onları bensiz koyma, beni onlarsız hiç
koyma' diye dualar ediyordum. Bensiz onların gidebilecek,
sığınabilecekleri bir yer yoktu. Hanım deseniz o hepten benden kötü
durumda. Garibim geldiği günden beri benimle birlikte çilesini hep
çekiyor. Ağlıyor ağladığını belli etmiyor, biliyorum ki birşey yemedi aç
o...ama o tokum dercesine üzerime titriyor. Yemiyor yediriyor ve bu
arada gün güne kendisi bitiyor. Bunlarında farkında olduğu halde
kaderine sitem etmeyip 'şükür yarabbim bu gününe' diyebiliyor. Onu ne
çok sevmiştim, severek almıştım, gülerek ve oynayarak ama işte
gülemedik, oynayamadım. Bir tek şeyi yapabildik sadece...Biz birbirimizi
gerçekten sevdik.

Ağrılarıma çare bulamadılar. Akrabalar
arasında en insafsızı bile beni bir o yere bir bu yere aman bir derman
bulalım düşüncesiyle doktorlara götürdüler. Götürdüler ama ne çare.
Ankaralar, İstanbullar vs... Yok efendim şurda bir yer varmış hadi babam
oraya, hadi anam şuraya derken ümitler kesildi ben hakkında. Herkes
biliyordu ben haricinde. Fazla yaşayamıyacaktım, çocuklarıma doyamadan,
sevdiğim hanımıma bakamadan o iki odalı evimin bile zevkine varamadan
ölecektim. Geçmiş olsun dileklerini sunan sağolsun tüm dostane
kardeşlerim, akrabalarım, komşularım bir bir bana hayat vermeye
çalıştılar. Moral, moral, moral. Fena da olmadı aslında, onlar iyi
yaptılar arada bir beynime giren sancılar ve gırtlağımdaki su içmeme
engel olan yaralar bir nebze de olsa hayat buldu onlarla. Tabi keşke bu
sahiplenmeler öncesinde bu kadar olsaydı belki de durum şuan çok ama çok
farklı olabilirdi. Canları sağolsun hayat işte, kader işte. En kızdığım
şey ise ben hafif uykuya dalar gibi olduğumda yapılan ağlamalardı. Buna
çok üzülüyordum...çocuklarım bunu görmesin yaşamasın diyordum ama
kalkıp onlara bunları söyleyecek halim yoktu. Susun....!Allah aşkına
susun! diyemedim, edemedim, söyleyemedim. İçin için ben erirken
çocuklarım o buz gibi oda'da beş kuruşsuz bir yaşamın pençesiyle
başbaşalardı. Allahım, Allahım....Allahım bu ne acıdır....

İyileşme
umudları bir tek bende vardı, çünkü gerçek olanı bilmiyordum. Ben
sanıyordum ki zaman ile geçer bu yaralar. Yok aslanım yok geçmezmiş, çok
sonra öğrendim. Tek dileğim ise 'çocuklarım beni son halimle
hatırlasınlar' oldu. O yiğit babaları o cengaver babaları ayakta dimdik
ve her zaman arkalarında olan babaları gibi. Şuan ki halim çok acılar
içindeyim ve eridim ve bittim. Son altı ayda verdiğim kilo otuzu geçti
erimek ne demek bildim.

Ağrıların ve acıların artık
dayanılmayacak derecede olduğu o son geceyi bilin istiyorum. Artık
kısıkta olsa gözlerimi aralıyamıyordum. Çocuklarımın sesini duyup onlara
'YAVRUM' diyemiyordum. Bedenimde kıpırdayan hiç bir yerimi ellerimi,
gözlerimi, ayaklarımı hissedemiyordum. Dudaklarımı azcık ama azcık
açacak oluyor beceremiyordum. 'Çok susadım, su verin bana' demek için
bile takad kalmamıştı bu bedende. Başımda birşeyler okunuyordu huzur
dolu ve sanki ninni gibi ve sanki susuzluğumu alıp götürürcesine güzel
birşey. Çok sonra anlayabildim ki başımda okunan o güzel ve sır şey
'Yasin Suresi'ydi. Rahatlıyordum, acılarım dem dem kesiliyordu sanki ama
o köşeler....

Gözlerimi tavana dikmiştim, orda birşeyler var ben
bakıyordum ama sadece ben görebiliyordum. ''Bismillahirrahmanirrahim''
diyorum içimden ve orda gördüklerim huzur gibi, acı gibi karmakarışık
şeyler. Anlayamıyordum, bilemiyordum ve sessizce öyle bakıyordum. Bir
ara sırtıma ağrılar girdi soluma döndüm, tüm insanlar sağımdaydı ve ben
artık duvara doğru azcık bakabiliyordum. Sonra, ya sonra?

Yataktan
gayet iyi bir şekilde kalktım ayağa. Uzattım elimi tuttular beni. O an
aşağıya yatağıma baktım.... Ben orda hala yatıyordum ve insanlar
ağlamaya başlamışlardı. Yavrularım dedim ama duyan olmadı. Sen anlamadın
beni, o anlamadı beni, dostlar anlamadı beni, annem babam kardeşler
dedem ninem anlamadılar beni.

Ya ben?

Ben mi...Ben ölmüştüm artık. Anlayamazdım.

Sevg...

Yazan: Firari Fırtına

.



Firari Fırtına



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6281
2 Firari Fırtına 4345
3 Mustafa Ermişcan 3708
4 Hasan Tabak 3431
5 Nermin Gömleksizoğlu 3106
6 Uğur Kesim 2983
7 Sibel Kaya 2825
8 Ömer Faruk Hüsmüllü 2798
9 Enes Evci 2532
10 E.J.D.E.R *tY 2245

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:1283 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com