Romanlar

harcanıp gidiyor tüm ömrüm, ölüm beni neylesin
Okunma: 1787
Firari Fırtına - Mesaj Gönder


Harcanıp Gidiyor Tüm Ömrüm, Ölüm Beni Neylesin

Bir
adam düşünün, öyle bir adam düşünün ki o adam babanız olsun, amcanız ya
da ne bileyim abiniz olsun. Olmadı sevgiliniz, sevdiğiniz ve uğruna
canınızı seve seve vereceğiniz bir adam olsun. İyi düşünün ki iyi
anlayasınız beni.

Bu adam öyle sıradan bir adam değil, bu adam
entresan düşünen ve her düşündüğü şeyi bir sonraki gelecekte nasıl
cereyan edeceğini sezen ve iyi hisseden bir adam. Yani anlayacağınız
yakın geleceği iyi bilen, tahminlerinde bugüne kadar yanılmayan ve yine
bugüne kadar ne dediyse hep doğru çıkan bir adam. Bir kusuru var fazla
konuşamıyor. Bir kusuru daha var...çok yazıyor. Fakat öyle bir kusuru
daha daha var ki, gerçek olan diline geleni tam
yazamıyor-kitleniyor-sıkılıyor-eriyor-bitiyor ve kalemi elinden hemencik
bırakıyor. Çünkü korkuyor.

Korkuları nedir biliyor musunuz?

Korkuları
kendisinin tüm bu yakın geleceği görmesiyle ilgilidir. Biliyor ama
susuyor, inliyor ama ses bile çıkarmıyor. 'Yarın' nedir? Ne
getirecektir? Olaylar nasıl gelişecektir? Bunları tek tek biliyor. Evet
evet gülmeyin bana, abartmıyorum ve gerçekten bildiğini gördüğüm çok
zamanlarım oldu; En azından ben şahidim diyebiliyorum. İşte bu yüzden de
kaleme alıyorum. Tabi bir not'u es geçmekte istemiyorum. Yakın gelecek
derken bu adam sadece çevresindeki insanların yarınlarını görebiliyor.
Öyle tüm dünya-tüm yaşam dersek yalan olur. Belki de bu bir altıncı his
yada bir yetenek ne bilim yada bir tahmin gücünün iyi olması
hissedebilmek gibi. 'Saygı duymak ve onu okumak ve onu sevmek iyidir'
dedim okudum, saygı duydum ve sevdim.

Bir gece bu adamı karşıma
almak için plan yaptım. Onu yemeğe götürdüm sonrada iki bardak çay
içelim bahanesiyle bir çay bahçesine. Ordan burdan şurdan derken onun o
koca yüreğine bir daldım, adam bin perişan oldu. Susuyordu, hemde
gözlerime bakarak ve sessizliğini bozmadan gözleriyle bana şunu anlattı.

'Harcanıp gidiyor tüm ömrüm, ölüm beni neylesin.'

Anlamış
gibi kafa salladım ama anladığımı söylesem vallahi yalan olur. Çünkü
karışmıştım o an ve 'ne demek istedi bu adam' bana diye hala için için
düşünüyordum.

Sonra hafifte olsa dili açıldı başladı konuşmaya;

Dostum sen bilir misin ben kim'im?
Dostum sen bilir misin sen kimsin?
Dostum sen bilme ben bir hiç'im.
Dostum sen bunu bil, sen bir insan'sın.

''Ömür
dediğin bir yaprak misalidir dalından kopana kadar be evladım. Dalından
koptuğun o an ölüm ile başbaşasın. Lakin harcanıp giden ömrümde ölüm
beni neylesin ki. Sonumu biliyorum, yarınımı biliyorum ve bildiklerimi
de biliyorum. Öyle susmak iyidir çok konuştuğumda şom ağızlı demesinler
bana diye çoğu zaman susuyorum. Gelecek vardır evet doğrudur ama gelecek
her daim yarınlarda saklı değildir. Ölüm de vardır, o'da doğrudur ama
ölüm öyle anlatıldığı gibi değildir. Sakindir ve ben gibi sessizdir.
Vakitli vakitsiz gelen tüm ölümlere akıl ermemiştir. Oysa o ölümlerin
vadesi değişmeyecek olduğu bellidir di mi? Öyle ise durum neden hala
konuşuyoruz, neden susuyoruz ve neden kavgalar ediyoruz? Olsun olsun
yarın güzel, yarın kötü yaşayıp görmek hepten kader.''

Bu adama
son iki yıldır soru bile sormaya korkuyorlar. Gerçekten onun da dediği
gibi olumsuz beyanları 'şom ağızlık' yapma dercesine büyük. Bazen öyle
bir ortam da öyle manyak durumlarla karşılaştığında suskunluğunu bozup
'etmeyin-yapmayın' dediği şeyler...zamanı geldiğinde 'ahh keşke onu
dinleseydik'lerle sonuçlanıyor. O ise 'ben demiştim' diye bir cümle hiç
kullanmamıştı. Çünkü bunu demesine gerek yoktu, o biliyordu ve o an
bildiğini anlatıverdi. Ama onu dinleyen yoktu ne çare.

Böyle bir
adamı düşünürken aklıma binbir türlü şeyler geliyor. 'Bu adam kendi ölüm
zamanını bilmese böyle konuşmaz' diyorum. Hatta eminim bundan ona
sordum tüm bunları ve o bana kaçamak cevaplar vermesine rağmen ben bu
sefer anlamıştım neyin ne olduğunu. Haklısın, anlıyorum seni, evett evet
diyerek esiştirdim anladığımı da gizledim ondan.

Şimdi son
olarak sizlere onun kaleminden sizlere olan seslenişini burada paylaşmak
istiyorum. Lütfen yabana atmayın bu adamı ve kulak verin bakın bakalım
neler diyor neler.....

'Harcanıp gidiyor tüm ömrüm, ölüm beni neylesin.'

Rüyalar
gördüm gençler, hülyalar. Bazen de kendim olmayan bir ben ile ben gibi
savaşa durdum. O bana vurdu ben ona vurdum. Uyandım, güneş nerde diye
etrafa bakakaldım ama uyandığımın belirtileri beni hepten kendimden
etti. Güneş yok, sabah yok korktum.

Ömrüm bi çare halde iken ölüm geldi aklıma. 'Sırası mı yavv ölümün' demedim. Sırası ise 'hoşgelsin, hoşgitsin dedim.'

Eyy
Azrail efendi, öyle usul usul yaklaşma bana. Hançerin var ise vur
sırtıma sırtıma. Ben senden korkmuyorum ki Allah'ımın güzel elçisi. Öyle
normale sanma beni, sonra ruhumu okşayarak kandırma beni. Zaman bu
zaman ise hoşgeldin. Ben hazırım fakat ya sen? Hadi yolcu yolunda gerek
gecikmeyelim gidelim.

Bakın gençler, bakın beyler, bakın bayanlar...

Her
daim yüreğinizi serin tutunuz. Bu dünya bir sınavdır bir oyun gibidir
aldanmayınız. Nefis en büyük düşmandır nefsinize yenilmeyiniz. Hak ne
ise öyle yaşayınız. Yarınlar her zaman mutluluk getirmez, yarınlara bel
bağlayıp kendinizi kandırmayınız. Evet biliyorum içiniz kanrevan iken
yüzünüz hep tebessüm ama mecburiyettendir biliyorum. Gülmek güzeldir
neşelenmek güzeldir ama unutmayın ki bu bedenin ağlamaya da ihtiyacı çok
ama çok vardır. Arada bir ağlayın utanmayın gizlemeyin ağlayın.
Doğruluğun peşini bırakmadan yanlışlara kukla olmadan yaşarsanız ölüm
güzeldir. Ölüm bir son değil bir başlangıçtır. Bakınız buraya dikkat
ediniz.

Bu dünyanın tüm güzelliklerini görüyoruz değil mi? Ne
kadar güzel bir dünya, yaşam bir o kadar mükemmel. Peki şöyle düşünün
biraz da...Bu dünya bu kadar mükemmel ise ya diğer taraf? Offf off
tahmin edemiyeceğiniz kadar mükemmel oluşlar hep orda değil midir? Bu
dünya bu kadar güzel ise, diğer taraf emin olun on kat daha güzeldir.
Yaradan yaratmış ya, işte bundan emin olunuz. Bu dünyada onundur diğer
tarafta onundur. Onun olan herşey güzeldir. Hatta mükemmeldir.

Ben?

Benim
ömrüm harcanıyor işte, ölüm bu aralar benden uzak gibi. Neylesin beni
ki zaten harcanıyorum. Yine de harcanıyorum diye yıkılmıyorum dim dim
zamanımı bekliyorum. Beklerken de bir insan'a daha yardım edebilmenin
mutluluğunu yaşıyorum. Ne güzel.

Başınızı daha fazla ağrıtmadan
sizlere olan sevgilerimi ve saygılarımı kucak dolusu sizlere
gönderiyorum. Yukarıdaki bahsedilen o adam benim işte. Ben kardeşiniz,
amcanız, sevdiğiniz hatta herşeyiniz olan o adam'ım. Bilmekle bilememek
arasında kalmayınız. Bilmiyorsanız bilmiyorum deyip çıkın işin
içerisinden ve hemen öğretiye verin kendinizi. Yoksa bu hayat hiç
çekilmez.

Sevgili Fırtına, sen ile sen arasında git geller
yaşadın; Beni de ben ile karıştırarak yazdın. Allah aşkına sen kimsin?
Pardon pardon...Yahuu sen ben değil misin? Kendini sen gibi değil de ben
gibi tarifleyeni de hiç görmedim.

Yakındır huzurun fırtına, sıkma canını.

Sevg...

Yazan: Firari Fırtına



Firari Fırtına



Yorumlar (2)
ahmet I...Lİ 30.12.2010 19:46
Başlığı bile beni anımsatan bir cümle gibi...Etkileyici firari hemde çok etkileyici

Firari Fırtına 4.01.2011 12:10
Ahhh ahhh diyesi geliyor insanın di mi kardeş?

Teşekkürler Ahmet.

Sevg...


İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6331
2 Firari Fırtına 4392
3 Mustafa Ermişcan 3777
4 Hasan Tabak 3482
5 Nermin Gömleksizoğlu 3146
6 Uğur Kesim 3016
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 2885
8 Sibel Kaya 2863
9 Enes Evci 2573
10 Turgut Çakır 2269

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:3161 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com