Denemeler

Hakikatseviciliği
Okunma: 89
Karga Kara - Mesaj Gönder


Felsefe’yi “bilgeliği, hakikati sevmek, arzulamak” diye çevirirler Türkçe’ye. Kasıtlı olarak yanlış yapılan bir çeviridir bu. Çünkü philosophia’nın bire bir çevirisi hakikat seviciliktir aslında. Sophia, antik Yunancada hakikat anlamına geliyorsa philia ise ‘sevicilik’ anlamındadır ki bir çok psikolojik sıkıntının isimlendirilmesinde de bu anlamıyla kullanılmıştır: Necrophilia (ölüsevicilik) ve Zoophilia (hayvansevilik) gibi. Yani felsefe de bütün diğer sevicilikler gibi patolojik, sapkın bir davranıştır esasında. Gerçekliğe duyulan sapkınca bir bilme isteği… Neden sapkıncadır, çünkü gerçekliği bilmenin hiç yolu yoktur. Hep söylenegeldiği gibi felsefi soruların kesin cevapları yoktur. Olsa olsa sanılara vardıran sapkın bir eğilimdir bu. Hakikate ulaşmak için yola çıkanların yolun sonunda ona varabileceğinin de vardıkları yerin hakikat olduğuna emin olmalarının da hiç yolu yoktur. Sonunda bir sanıya aldanıp avunacaktır filozof en fazla ya da kendi arzu, hayal ve kurgularını dayatmaya çalışacaktır varlığa. Ama Platon’un dediği gibi olsa olsa bir sanıdır bu. Hem ne demeye hakikati aramak için yola çıkılmıştır ki? Nihayet önceden olduğumuz yerle hakikate ulaştığımızı sandığımız yer arasında esasında hakikate yakınlık bakımından hiçbir fark olamayacaksa. Sonunda yolculuktan yine bir inançla dönecektir filozof, sadece kendine ait ‘sapkın’ bir inançla. Peki, gerçekten bilgeliğe veya hakikate ulaşmak mümkün olsaydı da bundan pişman olsaydık. O aydınlanma anında aslında insanlığın bir köpeği kemiren kurtçuklardan farksız değersiz bir yaratık türü olduğu ispatlansaydı, o zaman ne olacaktı? Hangi bilgece öğüdü verebilirdi bir kurtçuk bir diğerine. Bu yüzden “ Alas... how terrible is wisdom when it brings no profit to the wise, Johnny”* der ya Louis Cyphre.
 
Ya da diyelim o kutsal hakikate ulaşıp huşuya eren filozofun durumu ne olurdu? Huşu içinde hakikati bize açan görkemli metinler yazardı. Ve fakat bu hakikat karşısında kendinden geçiş sonsuz varlık karşısında ölümlü bir bilinç olmanın derdine deva olabilir miydi? Varlıkla ilgili o üstün, o gizemli bilgeliğe varan kişi nihayet sonsuz zamanda bir nokta bile olamayacak ömrü sona erdiğinde varlığa dair bütün bilgeliği de kendi zayıf bedeniyle beraber toprağa karışıp çürüyecekti, geride belki kiminin ikna olup kiminin olmayacağı bir kitap bırakarak. Hem o yazdıkları ne kadar anlatabilecekti diğerlerine hakikati? Bir peygamber mesellerle ne kadar anlatabilirse işte o kadar… Hem bir filozof çoğu zaman bir şair bile değildir, sözü varlığa göre eğip bükmesini de beceremez. Geride kupkuru metinler bırakır çoğu zaman söylemek istediğinin pek azını dile getirebilen.
 
Ama ne dersek diyelim bütün saplantılar gibi bir saplantıdır felsefe de ve sevginin doğasında vardır imkansız olduğunu bile bile sonsuza kadar sürme isteği. Bu yüzden son merhalede sevdiğine sonsuza kadar sahip olmanın yolu olduğundan “herkes öldürür sevdiğini.” Filozoflar da öyle yaparlar, kendi varlığa dair tasarımlarına hakikat adını verip kalplerinde öldürürler o varılamaz ama orada duraduran hakikati.
 
Ne var ki işte şu yazdığım düşüncelere varmanın da yolu yine felsefeden geçmektedir.
Sonuçta dedikleri gibi felsefeden vazgeçmek için de felsefeden geçmek gerekmektedir. 
 
*Yazık... Bilgelik eğer bilgeye faydası yoksa çok korkunç bir şeydir, Johnny" 
Angel Heart (1987), Alan Parker 



Karga Kara



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6489
2 Firari Fırtına 4528
3 Mustafa Ermişcan 4009
4 Hasan Tabak 3659
5 Nermin Gömleksizoğlu 3282
6 Ömer Faruk Hüsmüllü 3165
7 Uğur Kesim 3123
8 Sibel Kaya 2994
9 Enes Evci 2692
10 Turgut Çakır 2363

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:3080 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com