Denemeler

Resul'e Gelen Emir Bize de mi Emir? ((Makale)
Okunma: 36
İbrahim Faik Bayav - Mesaj Gönder


Resul'e Gelen Emir Bize de mi Emir?

''Ey örtüsüne bürünen!.. Kalk da uyar. Rabbini de büyükle. Giydiğin çamaşırları da temiz tut. Ruczu da terk et.'' (Müddessir Suresi: 1-5)

Binlerce hayranı bulunan Arkadaşımız, bu ayetleri nakletti. Peygamberimize verilen bu emirlere biz de muhatabız, dedi. Ben de dedim ki; peygamber derecesine geldiğimizi mi söylemek istiyorsun?

Arkadaşımız benim bu soruma cevap vermedi. Onun hayranlarından bazıları, Peygambere gelmiş emirler bize de gelmiş sayılır, dediler.

Soru: Kur'an-ı Kerim'in her hangi bir ayetinde, Hz. Muhammed'e verilen emirlerin aynını O'na tabi olanlar da uygulayacaklar diye bir işaret veya ima var mı?

İlim ehli bu soruya cevap bulmaya çalışsın. Ben şunu söyleyeyim: Hz. Muhammed'e tabi olanlar, O'nun emir ve tavsiyelerine göre hareket ettiklerinde ehl-i necat olmuşlar. İnsanlar arasında hak-hukuk bilinir olmuş; toplum yapısı güzelleşmiş.

Şimdi Müddessir Suresi'nin Hz. Muhammed'e emir içeren beş ayetini tahlil edelim. Ayetteki bu emirler bizim için de geçerli oluyor muymuş anlamaya çalışalım:

''Ey örtüsüne bürünen...''

Vahyin geldiği o anda örtüsüne bürünmüş olan Hz. Muhammed. Hz. Muhammed kırk yaşına geldiğinde, çıktığı Hira Dağı'nda tefekkür ederken 'ikra' hitabıyla karşılaşmış, bitkin vaziyette evine gelip dinlenmeye başlamış. İşte o zaman yukarıdaki emirleri ard ardına almaya başlamış.

Hz. Muhammed'e gelen emirleri kendilerine gelmiş sayanlar, tefekkür etme melekesine sahip iseler, mesele yok. Kendilerini örtü içine sokup sokmadıkları bilinmek istenir. Yoksa, bu emirleri kendilerine de gelmiş sayanlar, uygulamaya kalktıklarında toplumda kargaşa yaratırlar.

''Kalk da uyar...''

Hz. Muhammed, kalkmış ve en yakınlarından başlararak en önemli doğruyu söylemeye başlamış: Allah birdir, O'ndan başka ilah yoktur. Anlaşılıyor ki, toplum, Allah'ın var olduğunu biliyor, ama O'nun zatına karşı yanlış inanç yürütüyor. Gücü elinde tutan şer şebekesi tarafından taştan, tahtadan veya metalden geçmişteki bazı şahısların hatırlanması için yapılan figürler, Allah'ın zatına ortak ediliyor.

Bu emir bize de gelmiş diyenler, bugün, geçmişteki bazı şahsiyetleri hatırlatmak için yapılan semboller önünde tazime duranlara uyarı yapma gücünü kendilerinde bulabilirler mi acaba?

''Rabbini de büyükle...''

O zat, büyüklemiş. Vahiyle aldığı emirlere uymaktan başka hiç bir şey düşünmemiş. Allahüekber demiş. Kendilerini O'nun yolunda gösterenler 'Allahüekber' diyorlar tabi ki. Ama bu deyiş, Hz. Muhammed'e verilen 'rabbini büyükle' emri kendilerine de verilmiş olduğu için değil, Hz. Muhammed'in deyişi taklid edildiği içindir.

''Giydiğin çamaşırları da temiz tut...''

Hz. Muhammed, vahy alma şartlarını zatında taşıdığı için vahye muhatap olmuş. Çamaşırı temiz tutma derecesini biz bilmiyoruz. Bugün toplum içinde bir kimsenin değer kazanması, çamaşırının temizliği kadar, düzgünlüğüyle de oluyor. Evlerin içine kadar ulaştırılan şehir şebeke suyuyla, kokulu sabunuyla, bedenler yıkanıp mis gibi kokar duruma geliyor. Çamaşırlar bir giyim sonrası makinada sıcağıyla deterjanıyla yıkanıp tertemiz oluyor. Ütülenmiş vaziyette giyildiğinde nezafet kendini gösteriyor. Ama bu parayı kolay kazananlarda, keyifleri yerinde olanlarda görülüyor. Böyle kimselere ''çamaşırını temiz tut'' emrinin gelmesine gerek kalmıyor ki. Böyle kimseler vahye de muhatap olmuyorlar.

Peygambere gelen bu emri kendilerine de gelmiş belleyenler, şebeke suyundan ve elektrikten mahrum fukaranın yaşadığı varoşda ya da çölde hayal etsinler kendilerini. Ne kadar temiz ve düzgün çamaşır giyebileceklerinin hesabını yapsınlar.

''Ruczu da terk et. -ve'rrucze fehcür-''

Hz. Muhammed, yirmi yıl boyunca vahy aldığına göre, demek ki ruczu terketmiş. Yani rucz ortamından çekmiş kendini, uzaklaşmış. Uzaklaşmasıyla da kendisine tepkiler oluşmuş.

Rucz sözcüğünün anlamı şu: Günah. Putlara tapma hâli. Şirk. İğrenç şey. Şeytan vesvesesi. Yani hakyeyicilerin, kadın satıcılarının, özgürlük gaspçılarının, kölecilerin etkin olduğu ortam.

Ruczu terk et emrini kendilerine de verilmiş emir belleyenleri görelim hele. Ruczdan uzak kalmayı mı benimserler yoksa dünyalık elden gitmesin diye rucz içinde olanlara 'aman karışmayalım' demeği mi?

Örtüsüne bürünmüş halde iken iki emir daha verilmiş Hz. Muhammed'e:

''Ve lâ temnün, testeksir''.

Bu emrin mahiyetini anlayamıyoruz. Bütün mealciler, bu emir kelimesini, ''Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma'' olarak anlamlandırmışlar. Vahye muhatap olandan başkası, bu emre uymada zorlanır. Şu olur mesela: Kendilerini Hz. Muhammed'in yolunda bilenler, toplumda iyilik yapmayı deneyebilir, başa kakma haletine girip girmediklerini test edebilirler.

''Rabbin için de sabret''.

Sabretme emri, Hz. Muhammed'in uyarma görevine başladığında sonuca ulaşması içindir. Sonuç; toplumun ya düzene girmesi, ya da ortadan kalkmasıdır. Sonuca doğru gidilecek yolda sıkıntıların içinde kalınacağı peşinen bildirilmektedir. Evet, öyle olmuştur; sıkıntılar sonrası, Mekke, düzene girmiştir.

Hz. Muhammed'in yolundakiler, ''O Resul, emre uymuş sabretmiş, öyleyse biz de zorluğa karşı sabredelim'' diyebilirler. Ama O'na gelmiş olan emir bize de gelmiş sayılır diyemezler.

Son söz: ''Resul size ne verdiyse onu alın; neyi de yasakladıysa ondan kaçının. Allah'tan korkun'' (Haşr Suresi: 7)

İbrahim Faik Bayav
(11.01.2014 tarihinde yazıldı) 



İbrahim Faik Bayav



Yorumlar (0)

İçeriği Paylaş

Arkadaşını davet et
Adınız Soyadınız:
Arkadaşınızın e-mail adresi:

Popüler Yazarlar
   YazarPuan
1 .. .. 6409
2 Firari Fırtına 4464
3 Mustafa Ermişcan 3894
4 Hasan Tabak 3580
5 Nermin Gömleksizoğlu 3216
6 Uğur Kesim 3068
7 Ömer Faruk Hüsmüllü 3029
8 Sibel Kaya 2927
9 Enes Evci 2635
10 Turgut Çakır 2316

Bu Nedir? - En Popüler 100 Yazar




Özgür Roman

Romanlar- Hikayeler - Denemeler - Senaryolar - Çocuk Kitapları - Şiirler - Günlükler - Yazarken - Röportajlar - Forum - Biz Kimiz? - RSS

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı:3702 
 Özgür Roman üyelik sözleşmesi için tıklayınız 

© Özgürroman 2008 - 2011 - info@ozgurroman.com